ilgili güçlü maddi karineler ortaya çıkacaktır. Tatminkar ve ikna edici bir açıklama getirme
yükümlülüğünün yetkililere ait olduğu söylenebilir (Salman / Türkiye, no. 21986/93).
AĐHM, söz konusu davada, baꢀvuranın yakalanmasının ardından sağlık
muayenesinden geçmediğini gözlemlemektedir. AĐHM, ayrıca, gözaltı sonrasında hazırlanan
sağlık raporunda baꢀvuranın bu süre içerisinde kötü muameleye maruz kaldığını gösteren
herhangi bir delil bulunmadığını kaydeder. Ancak, AĐHM, baꢀvuranın bir baꢀka doktor
tarafından görülme talebi üzerine gözaltının sona ermesinden iki gün sonra muayene
edildiğini ve muayeneyi gerçekleꢀtiren doktorların bazı fiziksel bulgulara rastladığını
gözlemlemektedir. AĐHM, raporda ekimozların rengine ve büyüklüğüne iliꢀkin detaylara yer
verilmemesine rağmen, bu fiziksel bulguların en azından baꢀvuranın sırtının tekmelendiği ve
yüzüne vurulduğu iddialarıyla örtüꢀtüğünü gözlemlemektedir.
AĐHM, bu bağlamda, Hükümet’in, 27 Temmuz 2004 tarihli sağlık raporunda
kaydedilen yaralanmaların nasıl gerçekleꢀtiğine dair herhangi bir açıklama yapmadığını
gözlemlemektedir. AĐHM, dava koꢀullarının tamamını ve bütün bu süre boyunca devlet
makamlarının kontrolü altında bulunan baꢀvuranda görülen yaralanmaların sebebine iliꢀkin
Hükümet’in makul bir açıklama yapmamasını göz önünde bulundurarak, söz konusu
yaralanmaların Hükümet’in sorumlu olduğu kötü muamele sonucu oluꢀtuğu sonucuna varır.
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesinin, makamların “savunulabilir” olan ve “makul ꢀüphe
uyandıran” kötü muamele iddialarını incelemesini gerektirdiğini hatırlatır (Ay / Türkiye, no.
30951/96). AĐHM içtihadı tarafından tanımlanan etkililiğe iliꢀkin asgari standartlar,
soruꢀturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamların örnek
bir titizlik ve çabuklukla hareket etmelerini gerektirir (Çelik ve Đmret / Türkiye, no. 44093/98).
AĐHM, ayrıca, AĐHS’de yer alan hakların teorik ve aldatıcı değil, uygulanabilir ve etkili
olduğunu hatırlatır. Dolayısıyla, bu tür davalarda, etkili bir soruꢀturma sorumluların
belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlar nitelikte olmalıdır (Orhan Kur / Türkiye, no.
32577/02).
AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesi uyarınca, baꢀvuranda görülen yaralanmalardan
Savunmacı Devlet’in sorumlu olduğu sonucuna varmıꢀtır. Bu sebeple, etkili bir soruꢀturma
yapılmıꢀ olması gerekmektedir.
AĐHM, sözkonusu davada, Cumhuriyet Savcılığı tarafından vakit kaybetmeden
baꢀvuranın iddialarına iliꢀkin soruꢀturma yapıldığını gözlemlemektedir. Cumhuriyet
Savcısı’nın S.A., S.G. ve Mehmet K. hakkında kovuꢀturma baꢀlatılmamasına yönelik
kararının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onaylanması ile söz konusu soruꢀturma sona
ermiꢀtir. Soruꢀturma sırasında, baꢀvuranın iddialarının doğruluğunun tespiti için ek sağlık
raporları istenmiꢀ ve Cumhuriyet Savcısı baꢀvuranın, ꢀüpheli polis memurlarının ve baꢀvuranı
muayene eden doktorların ifadesini almıꢀtır.
Ancak, AĐHM, Cumhuriyet Savcısı’nın soruꢀturmayı yapma ꢀeklinde eksiklikler
olduğunu, bu eksikliklerin de soruꢀturmanın etkinliğini etkilediğini gözlemlemektedir. AĐHM,
ilk olarak tutukluların kötü muamele iddiasında bulunduğu durumlarda, adli muayenelerin
tutuklu hakkında yapılan soruꢀturmalarda hayati önem taꢀıdığını hatırlatır (Salmanoğlu ve
Polattaꢀ / Türkiye, no. 15828/03). AĐHM, bu bağlamda, AĐHM’ye sunulan sağlık raporlarının
ayrıntılara yer vermediğini ve AĐHM’nin kötü muameleye iliꢀkin davaları incelerken göz
önünde bulundurduğu Avrupa Đꢀkencenin ve Đnsanlık Dıꢀı veya Onur Kırıcı Ceza veya
Muamelenin Önlenmesi Komitesi’nin önerdiği standartları ve BMMYK’ye sunulan Đꢀkence
6