2. Yargılamanın adilliği, bilirkiꢀi incelemelerinin vasıfsızlığı ve taraflılığı ile ulusal
yargı organlarının kararlarının gerekçelendirilmemesi hakkında
AĐHM, iç yargı organlarındaki yargılamaların adilliği ile ilgili olarak, baꢀvuranların esas
itibarıyla bu yargı organları tarafından benimsenen uygulamalardan ꢀikâyetçi olduklarını
müꢀahede etmektedir. Bu bakımdan, olayın bir yargı organını bir kararı diğerine tercih etmeye
sevk eden unsurları denetleme görevinin kendisine düꢀmediğini hatırlatır (Kemmache -
Fransa davası (no 3), 24 Kasım 1994, § 44, série A no 296-C). Aynı ꢀekilde, AĐHS ile koruma
altına alınmıꢀ olan hak ve özgürlüklere zarar vermedikleri sürece ve ölçüde, bir yargı organı
tarafından yapıldığı iddia edilen uygulama ve hukuk hatalarını teꢀhis ve tespit etme görevi de
bulunmamaktadır (García Ruiz - Đspanya davası [GC], no 30544/96, § 28, CEDH 1999-I).
AĐHM bu davada baꢀvuranların iddialarını ileri sürebildiklerini, bilirkiꢀilerin kararlarına itiraz
edebildiklerini, karꢀı bilirkiꢀi raporu alabildiklerini ve adlî yargı organlarının kararlarına esas
aldıkları gerekçelerde herhangi bir keyfîlik görülmediğini tespit eder. Ayrıca, dosya içeriği
incelendiğinde, ilgili bilirkiꢀilerin ehliyetsiz, bağımlı veya taraflı oldukları sonucuna varılması
için hiçbir neden görülmemektedir. Baꢀvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olması
nedeniyle AĐHS’nin 35 / 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
AĐHM, adlî yargı kararlarının gerekçelendirilmediğine yönelik iddialar ile ilgili olarak,
AĐHS’nin 6. maddesinin bir yargı organı tarafından ileri sürülen gerekçelerin özellikle dava
taraflarından birinin iddialarına esas oluꢀturduğuna inandığı tüm hususları kapsamak zorunda
olduğuna yönelik bir hüküm içermediğini hatırlatır. Hiçbir taraf mahkemeden reddettiği
iddiaların her biri için gerekçe göstermesini talep etme hakkına sahip değildir (Đbrahim Aksoy
- Türkiye davası (Karar), No. 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 7 Aralık 1999). Ayrıca,
Mahkeme bu davada iç yargı organlarının kararlarını gerekçelendirdiklerini de not eder. Bu
ꢀikâyetin de dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 35 / 3. ve 4. maddeleri uyarınca
reddedilmesi gerekmektedir.
3. Yargılamanın süresi hakkında
AĐHM bu ꢀikâyetin Sözleꢀmenin 35 / 3 maddesi anlamında mesnetsiz olmadığını not eder.
AĐHM aynı zamanda baꢀvurunun kabul edilemezliğine gerekçe oluꢀturabilecek herhangi bir
hususun mevcut olmadığını da not eder. Dolayısıyla baꢀvurunun kabuledilebilir ilân edilmesi
yerinde olacaktır.
B. Esasa Dair
Dikkate alınması gereken süre 19 Ocak 1998 günü baꢀlayarak 26 Ekim 2004 günü sona
ermektedir. Buna göre iki yargı derecesinde geçen süre yaklaꢀık olarak altı sene on aydır.
Sadece ilk yargı derecesinde görülen dava yaklaꢀık olarak beꢀ yıl ve beꢀ ay sürmüꢀtür.
Hükümet, Baꢀvuranların tazminat taleplerini artırmak ve bilirkiꢀi raporlarına itiraz etmek
suretiyle yargılama süresinin uzamasına katkıda bulunduğunu iddia etmektedir.
Baꢀvuranlar bu iddiaları reddetmektedir.
Mahkeme, yargılama süresinin makul yapısının ölçüsünün davanın koꢀullarına ve özellikle
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranların ve yetkili makamların tutum ve davranıꢀları olduğu kadar
davanın taraflar açısından taꢀıdığı önem olmak üzere ilgili hukukî kriterlerine göre takdir
edilmesi gerektiğini hatırlatır (diğer birçok örneğin arasında bkz. Frydlender -. Fransa davası
[GC], no 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII).
6