92. Ayrıca AİHM, başvuranın Türk avukatı tarafından Vehbi Demir’den alınan ifade
(bkz. yukarıdaki 74. paragraf) dışında, başvuranın oğlunun polis gözetimi altında iken işkence
görüp öldürüldüğü kararına varılmasına neden olacak bir kanıt bulunmadığına dikkat çeker.
Vehbi Demir’den alınan ifadenin kanıt değerine ilişkin olarak, AİHM, sözkonusu ifadenin bu
idiayı kanıtlamak için yetersiz olduğu hükmüne varmıştır.
93. Ne var ki bu durum, sorumlu Hükümet’in, Kadri Ateş’in tutuklu iken ölümüne
ilişkin olarak hesap verme yükümlülüğünden kurtulduğu anlamına gelmemektedir. Bu
bağlamda AİHM, gözetim altındaki kişilerin savunmasız bir durumda bulunduğunu ve bu
kişileri korumanın yetkili makamların görevleri arasında yer aldığını hatırlatır. Daha önce
AİHM, polis gözetimi altına alındığında sağlıklı iken, serbest bırakıldığında yaralı olduğu
anlaşılan kişilere ilişkin olarak, Devlet’in bu yaralanmaların nasıl oluştuğu hakkında mantıklı
bir açıklama yapmak zorunda olduğu hükmüne varmıştır (diğerlerinin yanı sıra bkz.
Selmouni/Fransa [BD], sayı 25803/94, § 87, AİHM 1999-V). Yetkili makamların, gözetim
altındaki bir kişiye yapılan muameleyi açıklama sorumluluğu, sözkonusu kişinin ölmesi
halinde, bilhassa önem kazanmaktadır (bkz. yukarıda anılan Salman, § 99).
94. AİHM, Devletlerin, yalnızca gözetim altında değil, Devlet makamlarının inhisari
denetime sahip olduğu alanlarda meydana gelen yaralanma ve ölüm olaylarını da açıklama
yükümlülüğü taşıdığını, zira her iki durumda da sözkonusu olayların tamamen ya da büyük
oranda yetkililerin inhisari bilgisi dahilinde meydana geldiğini hatırlatır (bkz. Akkum ve
Diğerleri/Türkiye, no. 21894/93, § 211, 24 Mart 2005).
95. Sözkonusu davada başvuranın oğlu tutuklanmış ve Hükümet’e göre, planlı bir
operasyonun yapıldığı bir alanda öldürülmüştür (bkz. yukarıdaki 36. paragraf). Dolayısıyla,
AİHM, Hükümet’in, başvuranın oğlunun ölümünü açıklama yükümlülüğünü yerine getirip
getirmediğini inceleyecektir. Bunu yaparken AİHM, bu soruşturmanın bir ölüm sebebi
belirleme, kullanılan kuvvetin o şartlar altında uygun olup olmadığını tespit etme ve
sorumluların belirlenip cezalandırılmasını sağlama bakımından etkili olup olmadığını
saptayabilmek için, yerel seviyede yürütülen soruşturmayı bilhassa dikkate alacaktır.
96. Bu, sonuca değil, yöntemlere dair bir yükümlülüktür. Yetkililerin, inter alia, görgü
tanıklarının ifadesi, adli tıp kanıtları ve uygun olan hallerde yaralanmanın tam ve doğru kaydı
ile ölüm sebebi dahil olmak üzere klinik bulguların objektif analizinden müteşekkil kanıtları
güvence altına almak için imkanları dahilinde bulunan makul adımları atmış olmaları
gerekliydi. Soruşturmada, bu soruşturmanın, ölüm sebebini veya sorumlu kişi veya kişilerin
belirlenmesi ehliyetine zarar veren herhangi bir eksiklik, bu standarda uymama riskini
taşıyacaktır (bkz. Hugh Jordan – İngiltere, no. 24746/94, § 107, AİHM 2001-III (bölümler)
ve burada anılan diğer kararlar).
97. AİHM, başlangıç olarak, Hükümet’in, Kadri Ateş’in güvenlik güçleri ve teröristler
arasındaki çapraz ateş arasında öldürüldüğünü ifade etmekten başka, yetkililerin
failin/faillerin kimliğini belirlemek için herhangi bir soruşturma yaptığını ileri sürmemiştir.
Güvenlik güçlerince kullanılan gücün, AİHS’nin 2. maddesinin 2. paragrafında ifade bulan
meşru sebepler bağlamında, gereğinden fazla olup olmadığı hususuna değinmemiştir. Ayrıca,
sunulan belgelerden, yetkililer, ölüm koşullarını belirlemek için gerekli girişimde bulunmuş
gibi görünmemektedir.
98. Öldürmeye sebebiyet veren olaylara ilişkin olarak, AİHM, Hükümet’in, Lice
Cumhuriyet Savcısı’na 23 Haziran 1995 tarihinde Yüzbaşı Yaralı tarafından iletilen olay yeri