;
Başvuranlar ayrıca, aleyhlerinde yapuan cezai takibatın süresinin, AİHS’nin 6 § 1
Maddesi’nde öngörülen “makul süre” şartını ihlal etmesinden şikayetçi olmuşlardır.
Başvuranlar, AİHS’nin 6 § 1 Maddesi’ni ileri sürmüşlerdir.
1. İkinci başvuran, AbdülmenafOsman, hakkında
AİHM, ikinci başvuran Abdülmenaf Osman tarafından yapılan şikayetlerin, daha önce
AİHM huzuruna getirilmiş benzer bir başvurunun konusu olduğu kanısındadır (no. 4415/02,
bu dava ile aynı günde açıklanan karar).
Sonuç olarak, söz konusu başvurunun bu bölümü, 4415/02 no.lu başvuruyla ana
hatlarıyla aynı olması nedeniyle, AİHS’nin 35 § 2 (b) Maddesi’ne göre kabuledilemez olup,
3 5 § 4 M a d d e s i u y a rın c a re d d e d ilm e lid ir.
2. Mahkemenin bağımsız ve tarafsız olması
/
AÎHM, birinci başvuranın aleyhindeki cezai takibatın sonunda beraat ettiğini dikkate
almaktadır. Bu nedenle, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurundaki duruşmasının
adaletsizliği ile ilgili herhangi bir iddianın beraat kararı ile düzeltilmiş olması düşünülmelidir.
Bu nedenle, başvuran artık iddia edilen ihlalin mağduru olduğunu iddia edemez, (bkz. Ahmet
Yavuz ve diğerleri / Türkiye (dec.), no. 38827/02, 4 Ocak 2005, ve Fehime Ete ve Şehadet Ete
/ Türkiye (dec.), no. 29315/02,13 Haziran 2006).
AİHM, başvurunun bu kısmının asılsız olduğu ve AÎHS’nin 35 §§ 3 ve 4 Maddesi
uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
3. Takibatın süresi
A . K a b u l e d i l e b i l i r l i k
AÎHM, başvuranın cezai takibatın süresi ile ilgili yapmış olduğu şikayetin, AİHS’nin
3 5 § 3 M a d d e s i’n in a n la m ı ç e rç e v e s in d e a s ıls ız o lm a d ığ ı k a n a a tin d e d ir. A İH M , b u n u n h iç b ir
şekilde kabuledilemez olmadığım belirtmektedir. Bu nedenle kabuledilebilir olduğu ilan
edilmelidir.
(Bundan sonra, birinci başvuran “başvuran” olarak anılacaktır.)
B . E s a s l a r
Hükümet, bu davadaki cezai takibatın süresinin, sanıkların sayısı, davanın
karmaşıklığı ve başvuranın yargılandığı suçun niteliği göz önüne alındığında, makul
olmadığının düşünülmemesi gerektiğini ifade etmektedir.
AİHM, dikkate alınması gereken sürenin, başvuranın polis nezaretine alındığı 13 Mart
1 9 9 3 ta rih in d e b a şla y ıp , Y a rg ıta y ’ın k a ra r ta rih i o la n 1 E k im 2 0 0 2 ta rih in d e so n a e rd iğ in i g ö z
önüne almaktadır. Böylece, cezai takibat, iki yargı düzeyi için dokuz yıl altı aydan uzun
sürmüştür,
AİHM, takibatın süresinin makul olup olmamasının, dava koşullan ışığında ve
davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili makamların tutumu gibi kriterlere dayanılarak
değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir (bkz., diğer makamlar arasında, Pelissier ve
Sassi/Fransa [GC], no. 25444/94, § 67, ECHR 1999-11).
AİHS, bu davadakine benzer meseleler ortaya atan davalarda, AİHS’nin 6 § 1
Maddesi’nin sıklıkla ihlal edildiğim saptamıştır (bkz. Pelissier ve Sassi, yukarıda kaydedilen).
3