CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
TÜRKOĞLU /Türkiye Davası  
(Bavuru no: 34506 / 97)  
Strazburg  
17 Mart 2005  
USULĐ ĐꢁLEMLER  
1. Davanın nedeni, Türk vatandaı olan Hasene Türkoğlu’nun (“bavuran”), Đnsan Hakları  
ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme’nin (“Sözleme”) önceki 25. Maddesi uyarınca,  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) yaptığı baꢀ  
vurudur (bavuru no: 34506/97).  
2. Bavuran, Đstanbul’da çalımakta olan G. Tuncer tarafından temsil edilmitir.  
3. Bavuran özellikle, kocasının Devlet’in ajanları tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü  
iddia etmitir. Bavuran, AĐHS’nin 2. ve 5. Maddelerine atıfta bulunmutur.  
4. Bavuru, AĐHS’nin 11 No.’lu Protokolü’nün yürürlüğe girdiği tarih olan 1  
Kasım 1998’de AĐHM’ye iletilmitir (11 No.’lu Protokol’ün 5 § 2 Maddesi).  
5. Bavuru, AĐHM’nin Üçüncü Dairesi’ne verilmitir (Đçtüzüğün 52 § 1 Maddesi). Bu  
Daire içinde, Đçtüzüğün 26 § 1 Maddesi’nde öngörüldüğü üzere, davaya bakacak olan Heyet oluꢀ  
turulmutur (AĐHS’nin 27 § 1 Maddesi). Türkiye için seçilen yargıç R. Türmen, dava oturu-  
mundan çekilmitir (Đçtüzüğün 28. Maddesi). Bu nedenle Hükümet, onun yerine davada bulun-  
mak üzere F. Gölcüklü’yü ad hoc yargıç olarak atamıtır (AĐHS’nin 27 § 2 Maddesi ve Đçtüzüğün  
29 § 1 Maddesi).  
6. 19 Haziran 2001’de verdiği kararla, AĐHM bavuruyu kabul edilebilir ilan etmitir.  
7. Bavuran ve Hükümet, esaslarla ilgili gözlemlerini dosyalamılardır (Đçtüzüğün 59 § 1  
Maddesi). Taraflara danıtıktan sonra Daire, esaslar üzerine duruma yapmanın gerekli  
olmağına karar vermitir (Đçtüzüğün 59 § 3 Maddesi in fine). Taraflar birbirlerinin gözlemlerine  
yazıyla cevap vermilerdir.  
8. 1 Kasım 2004’te AĐHM, Dairelerinin içeriğini değitirmitir (Đçtüzüğün 25 § 1  
Maddesi). Bu dava yeni oluturulan Üçüncü Daire’ye verilmitir (Đçtüzüğün 52 § 1 Maddesi).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
A. Olaylar  
9. Bavuranın einin kaybolmasıyla ilgili olaylar taraflar arasında görüülmütür.  
1. Bavuran tarafından olayların sunulması  
10. Bavuranın ei, Talat Türkoğlu, geçmite siyasi suçlar nedeniyle birçok kez tutuk-  
lanıp yargılanmıtır ve sivil polis gözetiminde tutulmutur.  
11. 29 Mart 1996’da Talat Türkoğlu, akrabalarını ziyaret etmek üzere otobüsle Đstanbul’dan  
Edirne’ye gitmitir. Edirne’ye giderken, otobüs bir araba tarafından durdurulmuve bu araçtan  
bir kii otobüse binmitir. Edirne’ye varmadan önce, aynı araba otobüsü tekrar durdurmuve  
daha önce otobüse binen adam arabaya geri dönmütür. Bu araba, Talat Türkoğlu’nu Edirne’deki  
yakınlarının evine gidene kadar takip etmitir.  
12. Talat Türkoğlu, 1 Nisan 1996’da Đstanbul’a gitmek üzere Edirne’den yola çıkmıtır.  
Türkoğlu eve gitmemiolup, o günden beri kayıptır. Einin kaybolmasından begün sonra, baꢀ  
vuran evine girerken ön kapının açık olduğunu ve televizyonunun açılmıolduğunu farketmitir.  
Bavurana göre, evine giren kiiler bunu einin anahtarıyla gerçekletirmiti.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî Đler  
G e n e l M ü d ü r l ü ğü tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının  
tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle  
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
13. Bavuran, einin nerede olduğunu sormak için birçok idari ve adli kuruma dilekçe  
y a z m ı tır. 25 Nisan 1996’da, bavuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısına, 26 Nisan  
1996’da Adli Tıp Kurumu’na ve Đstanbul Đnsan Hakları Derneği aracılığıyla Cumhurbakanı’na,  
Babakan’a, Adalet Bakanı’na ve Türkiye Parlamentosu Đnsan Hakları Komisyonu’na  
bavurmutur. Bavuran, 2 Mayıs 1996’da Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bavuruda  
bulunmutur. 3 Mayıs 1996’da ise Đstanbul Valiliği’ne, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na ve Milli  
Đstihbarat Tekilatı’na  
bavurmutur.  
bavurmutur. Bavuran, 6 Mayıs 1996’da Edirne Valiliği’ne  
14. 23 Eylül 1996’da, bavuran Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığı’na bavurmutur.  
Bavuran, sivil polis olduklarını düündüğü kiiler tarafından takip edilmekten ikayetçi  
olmutur. Bavuran ayrıca, kendisine küfreden ve ölümle tehdit eden bir kiiden isimsiz  
telefonlar almaktan ikayetçi olmutur.  
15. 10 Eylül 1997’deki mektuplarıyla bavuran, bir mahkum olan Kasım Açık’ın diğer  
mahkumlara Talat Türkoğlu’nun ölümüyle ilgili ayrıntılı bilgi verdiği önemli bir ifade hakkında  
Cumhuriyet Savcısı’nı ve Edirne Valisi’ni bilgilendirmitir.  
16. Bavuran, Kasım Açık’ın eylemleri hakkında bilgi alabilmek için MLKP’ye  
(“Marksist Leninist Komünist Parti” – yasaklı bir sol kanat örgütü) gizlice giren bir Devlet ajanı  
olduğunu iddia etmektedir. Bundan önce, Kasım Açık kontrgerilla eylemlerine katılmıve birçok  
kiinin ölümüne karıtır. 18 Mayıs 1997’de hapishanede boğularak öldürülmütür. Bavurana  
göre, Kasım Açık, daha sonra Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda sorgulandığı bir  
suç olan MLKP üyesi olma üphesiyle tutuklanıp Gebze Cezaevi’nde alıkoyulduktan sonra  
sorgulanırken bu ifadeyi vermitir.  
17. Önce teybe kaydedilip sonradan yazıya aktarılan bu ifadeye göre, Talat Türkoğlu  
polis memurları, askerler ve itirafçılardan1 oluan bir ekip tarafından sorgulanmıtır. Talat  
Türkoğlu daha sonra Murat Demir ve Murat Đpek tarafından öldürülmüve cesedi Türkiye-  
Yunanistan sınırının bir bölümünü oluturan Meriç Nehri’ne atılmıtır. Bavuran mektubunda,  
Kasım Açık’ın Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü yerin bir taslağını çizdiğini ve Talat  
Türkoğlu’nun üzerindeki giysilerin, özellikle ayakkabılarının, cüzdanının ve saatinin ayrıntılı bir  
tanımlamasını verdiğini belirtmitir. Bavuran, bu detayların doğru olduğunu onaylamıtır.  
Bavuran son olarak, Talat Türkoğlu’nun öldürülmüolduğunun kesinlik kazanması gerektiğini  
ifade etmitir. Bavuran, yetkililerden bu yeni ifadeyi soruturmalarını ve o alanda bulunan  
kimliği belirsiz cesetlerle ilgili belgelerle fotoğrafları kendisine göstermelerini istemitir.  
18. Bavuran, dilekçe verdiği idari ve adli kurumlardan, kendisinden ve einin annesinden  
ifade almak için yollanan ve Talat Türkoğlu’nun kaybolduğu alanda bulunan bir cesedin  
kimliğini tespit etmek için Talat Türkoğlu’nun kardeine yollanan birer davet dıında hiçbir  
karılık almadığını iddia etmektedir. Bu bakımdan, bavuran, Talat Türkoğlu’nun  
kaybolmasından sonra kendisinin ve yakınlarının Nisan 1996’da yerel makamlara bavuruda  
bulunmasına rağmen, Hükümet tarafından sunulan belgelerin Mayıs 1998 tarihli olduğunu  
belirtmitir.  
2. Hükümet tarafından olayların sunulması  
19. 15 Nisan 1996’da dilekçe alınmasının ardından, Edirne Cumhuriyet Savcısı bir  
soruturma balamıtır. Edirne Cumhuriyet Savcısı, Talat Türkoğlu’nun gözaltına alınıp  
alınmağını öğrenmek için Edirne Emniyet Müdürlüğü ile iletiime geçmitir. 2 Mayıs 1996’da  
durumun böyle olmadığı kendisine iletilmitir. Edirne’de Talat Türkoğlu’nun aranması  
baarısızlıkla sonuçlandığı için, fotoğrafı Türkiye’deki bütün Emniyet Müdürlüklerine  
y o l l a n m ı tır.  
20. 2 Mayıs 1996’da Bursa’da alıkonmuolan on yedi kiinin Talat Türkoğlu’nun  
akıbetinin açıklanmasını istemelerini takiben, Bursa Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet  
Savcısı ve Adalet Bakanlığı Ceza Đꢀ leri Genel Müdürlüğü tarafından yeni soruturmalar  
balatılmıtır.  
21. 24 Mayıs 1996’da, bir baka isteğe cevaben, Edirne jandarma komutanı, gözaltı  
kayıtlarının doğrulandığını ve bölgelerinde kimlik kontrolüne baladıklarını Cumhuriyet  
1 Đtirafçılar”, örgüt hakkında makamlara bilgi sağlayan, yasadıı bir örgüte mensup üyeleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir.  
2
Savcısı’na bildirmitir. 10 Haziran 1996’da, jandarma yetkilileri Cumhuriyet Savcısı’na  
çabalarının baarısız kaldığını ifade etmitir.  
22. 9 Ağustos 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı, Đstanbul Cumhuriyet Savcısı’nı  
soruturma ve Talat Türkoğlu’nun Đstanbul’da gözaltına alınıp alınmadığıyla ilgili istenen bilgi  
hakkında bilgilendirmitir. 14 Ekim 1996’da Đstanbul Emniyet Müdürlüğü, Edirne Cumhuriyet  
Savcısı’nı Talat Türkoğlu’nun Đstanbul’daki emniyet yetkilileri tarafından gözaltına alınmadığını  
konusunda bilgilendirmitir.  
23. Bavuranın 10 Eylül 1997 tarihinde Kasım Açık’ın ifadesine dayanarak ek bir  
soruturma yapılması için verdiği dilekçenin alınmasının ardından, Edirne Cumhuriyet Savcısı  
sırasıyla Enez, Meriç, Đpsala ve Uzunköprü Cumhuriyet Savcılarını soruturma ve bölgede  
bulunan kimliği belirlenmemicesetlerle ilgili istenen bilgi hakkında bilgilendirmitir. Talat  
Türkoğlu’nun yakınları, fotoğraflardaki bir cesedin kimliğini belirlemek için çağrılmılardır.  
Yakınlarına göre, bulunan ceset Talat Türkoğlu’na ait değildir.  
24. Kasım Açık’ın verdiği ifadelerle ilgili bir soruturma yapılmıtır. Bu bağlamda,  
Kasım Açık’ın Gebze cezaevinde TDP’de (Türkiye Devrim Partisi – yasaklı bir sol kanat örgütü)  
beraber çalığı eylemciler tarafından öldürüldüğü ortaya çıkmıtır. TDP tarafından yapılan bir  
basın açıklamasına göre, Kasım Açık casusluk yapmıve örgütün gizli stratejisine ihanet  
etmitir. Bu basın açıklamasına göre, Kasım Açık TDP’nin kurallarına göre yargılanmıve ölüm  
cezasına çarptırılmıtır. Bavuranın göndermede bulunduğu ifade, bu “duruma” sırasında TDP  
üyeleri tarafından alınmıtır. Hükümet’e göre, Kasım Açık bir Devlet ajanı değildi; Devlet’le ve  
Devlet’e ait mercilerle hiçbir bağlantısı yoktu.  
25. Kasım Açık’ın ölümünden sorumlu olduğu düünülen üphelilere karı yapılan cezai  
kovuturma sonucunda, Kasım Açık’ın kendisinin çıkardığı bir kavgada bir diğer mahkum  
Ayhan Günetarafından kazayla öldürüldüğü ortaya çıkmıtır.  
26. Kasım Açık’ın ifadesinden, bavuranın eini öldüren çetenin aynı zamanda  
Diyarbakır’ın Silvan ve Lice bölgelerinde birçok kiiyi kaçırıp öldürdükleri anlaılmaktadır. Bu  
nedenle, Kasım Açık’ın belirttiği yerlerde bir soruturma yapılmıtır. Bu soruturma esnasında,  
soruturmayı yapan yetkililer Lice bölgesindeki birçok köy muhtarını çağırmıve ifadelerini  
almılardır.  
B. Tarafların sunduğu belgeler  
1. Bavuran ve yakınlarının düzenlediği ya da onlar adına düzenlenen dilekçeler  
27. 15 Nisan 1996’da Talat Türkoğlu’nun annesi Zeyneti Türkoğlu, Edirne Cumhuriyet  
Savcısı’na oğlunun kendisini ziyaret etmek üzere Đstanbul’dan geldiğini, 1 Nisan 1996’da  
evinden ayrılğını ve o günden beri kayıp olduğunu belirttiği bir dilekçe sunmutur. Cumhuriyet  
Savcısı’ndan oğlunun aranmasını istemitir.  
28. 25 Nisan 1996’da, bavuran, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısı’na dilekçe yazmıtır. Bavuran, Siirt’te tutuklu bulunan bir kiinin ifadesine dayanarak,  
einin tutuklanıp büyük bir ihtimalle Siirt’e götürüldüğünden üphelendiğini ifade etmitir.  
Bununla beraber, Siirt’teki makamlar bavurana einin orada alıkonmadığını bildirmilerdir.  
Bavuran, savcıdan einin aranmasını istemitir.  
29. 26 Nisan 1996’da, bavuran Đstanbul Adli Tıp Kurumu’na einin 1 Nisan 1996’da  
kaybolduğunu bildirmitir. Bavuran ayrıca, einin geçmite siyasi nedenlerden dolayı birçok kez  
tutuklandığını ve kaybolmadan önce polis tarafından takip edildiğini belirtmitir. Bavuran Adli  
Tıp Kurumu’ndan, einin parmak izlerine Emniyet Müdürlüğü’nden ulamasını, bu parmak  
izlerini bulunan bütün kimliği belirsiz cesetlerin parmak izleriyle karılatırmasını ve kendisine  
y a r d ı m c ı o l a b i l e c e k b i l g i s a ğlamasını istemitir.  
30. Aynı gün, Türkiye Đnsan Hakları Derneği, bavuran adına T. C. Cumhurbakanı’na  
Talat Türkoğlu’nun kaybolduğunu ve bavuranın çeitli makamlara bavurduğunu belirten bir  
mektup sunmutur. Cumhurbakanı’ndan Talat Türkoğlu için bir arama emri vermesi istenmitir.  
Türkiye Đnsan Hakları Derneği aynı gün, Babakan’a, Đçileri Bakanı’na ve Đ nsan Hakları Meclis  
Komisyonu’na benzer mektuplar göndermitir.  
3
31. 2 Mayıs 1996 tarihli mektupla, bavuran Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne einin  
kaybolduğunu bildirmive çeitli makamlara bavurduğu ifade etmitir. Ei geçmite siyasi  
suçlar nedeniyle tutuklanmı, alıkonulmuve yargılanmıolduğu için, bavuran einin yine  
tutuklanıp alıkonulmuolduğunu akla yatkın bulmutur. Bavuran ayrıca Diyarbakır Cumhuriyet  
Savcısı, Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Siirt emniyet müdürlüğü terörle mücadele ubesiyle de  
iletiime geçmitir. Daha önce Siirt’te alınan bir ifadede bir kiinin eini ima etmesi nedeniyle,  
einin oraya alınmıolabileceğini düünmektedir. Siirt’teki makamlar kendisine kayıtlarında  
einin adının geçmediğini bildirdiği için, bavuran Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi  
Cumhuriyet Savcılığı’na da bavurmutur. Burası da bavuranın einin adının kayıtlarında yer  
almadığını bildirmitir. Bavuran son olarak, yaptığı bütün aratırmaların, sağlık ya da aile  
sorunları olmayan einin MĐ T (Milli Đstihbarat Tekilatı), JITEM (Jandarma Đstihbarat ve Terörle  
Mücadele) ya da kontrgerillaların elinde olduğunu gösterdiğini belirtmitir. Bavuran, baka bir  
ihtimal olmadığı takdirde, “Devlet’in resmi politikasına aykırı siyasi kimliğe sahip bir kiinin bu  
tür kuruluların elinde olabileceği sonucuna varmanın normal olduğunu” ifade etmitir. “Bu  
kurulular birçok yasadıı infazdan sorumludur ve zaman zaman Devlet makamları bunun  
doğruluğunu kabul etmektedir. Ayrıca, anahtarla kapıyı açarak evime gizlice birinin girmesi ve  
benim takip edilmiolmam çıkardığım bu sonucu güçlendirmektedir”. Bavuran, Ankara  
Emniyet Müdürlüğü’nden einin aranmasını istemitir.  
32. 3 Mayıs 1996’da bavuran, Milli Đ stihbarat Servisi’ne, bu servisin einin  
kaybolmasıyla ilgili bilgisi olup olmadığını sormak için benzer bir mektup yollamıtır.  
33. 3 Mayıs 1996’da bavuran, Đ stanbul Valisine einin 1 Nisan 1996’dan beri kayıp  
olduğunu, daha önce siyasi nedenlerle birçok kez tutuklandığını ve kaybolmadan önce polis  
tarafından takip edildiğini bildiren bir mektup yollamıtır. Bavuran, Edirne’deki Cumhuriyet  
Savcısı’na, Valiye ve Emniyet Müdürlüğü’ne, Edirne’deki birçok karakola, hastaneye ve morga  
bavuruda bulunduğunu da Valiye bildirmitir. Bavuran ayrıca, Đstanbul Emniyet  
Müdürlüğü’ne, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’na, cezaevlerine ve  
Adli Tıp Kurumu’na bavurduğunu da belirtmitir. Bavuran, Đ nsan Hakları Derneği’ne,  
Uluslararası Af Örgütü’ne, Helsinki Đ zleme Komitesi’ne ve diğer sivil toplum örgütlerine,  
Babakan’a, Đçileri Bakanlığı’na ve Ankara’daki Emniyet Müdürlüğü’ne bavurduğundan da  
bahsetmitir. Bavuran, Vali’den olayı soruturmasını istemitir. 6 Mayıs 1996’da bavuran,  
Edirne Valisi’ne benzer bir mektup yollamıtır.  
34. 3 Mayıs 1996’da bavuran, Fatih Cumhuriyet Savcısı’na einin kaybolmasıyla ilgili  
soruturma yapılmasını istediği bir dilekçe yazmıtır. Eini tarif etmive savcıdan einin parmak  
izlerini savcının yargı alanında bulunan ya da bulunması muhtemel olan kimliği belirsiz  
cesetlerinkiyle karılatırmasını istemitir. Einin geçmite tutuklandığını ve makamların  
kayıtlarında einin parmak izlerinin yer alıyor olması gerektiğini belirtmitir.  
35. 23 Eylül 1996’da bavuran, Küçükçekmece Cumhuriyet Savcısı’na, Devlet ajanı  
olduğunu düündüğü kiilerce rahatsız edilip tehdit edildiğini belirttiği bir dilekçe yazmıtır.  
Bavuran, savcıdan bu kiilerin kimliğini belirlemesini ve onları cezalandırmasını istemitir.  
36. 10 Eylül 1997’de, bavuranın avukatı bavuran adına Edirne Cumhuriyet Savcısı’na,  
Talat Türkoğlu’nun hala kayıp olduğunu ve bavuranın çeitli makam ve kurumlara yazdığı  
dilekçelerin hiçbir sonuca ulamadığını belirttiği bir dilekçe yazmıtır. Dilekçede ayrıca, bir  
kontrgerilla olan Kasım Açık’ın itirafından, Talat Türkoğlu’nun Edirne yakınlarında bulunan  
Çadırkent’te polis memurları, askerler ve itirafçılardan (örgüt hakkında makamlara bilgi  
sağlayan, yasadıı bir örgüte mensup üyeler) oluan ve Yeil kod adlı Mahmut Yıldırımın  
bakanlık ettiği bir çete tarafından sorgulandığının ortaya çıktığı belirtilmitir. Bu ifadeye göre  
Talat Türkoğlu, Murat Demir ve Murat Đpek tarafından ikence görmüve daha sonra bu kiiler  
tarafından öldürülerek cesedi Meriç Nehri’ne atılmıtır. Kasım Açık tarafından imzalanmıolan  
bu ifadenin teyp kaydının yazılı dökümü ve Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü yerin bir krokisi  
dilekçeye eklenmitir. Cumhuriyet Savcısı’ndan soruturmayı yaparken bu öğeleri göz önüne  
alması ve Meriç Nehri’nde ya da civarında bulunan kimliği belirsiz cesetler hakkında bilgi  
sağlaması istenmitir. Ayrıca, Murat Demir ve Murat Đpek’in o sırada Đstanbul’daki Metris  
cezaevinde tutulduğu Cumhuriyet Savcısı’na bildirilmitir.  
4
37. Aynı gün, bavuranın avukatı benzer bir mektubu Edirne Valisi’ne yollamıtır. 10  
Eylül 1997’de avukat ayrıca, Edirne Adli Tıp Kurumu’ndan Talat Türkoğlu’nun parmak izlerini  
bütün kimliği belirsiz cesetlerinkiyle karılatırmasını ve yardımcı olabilecek bilgileri  
sağlamasını istemitir.  
2. Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına yönelik yapılan soruturma ve Kasım Açık’ın  
ifadesinde yer alan iddialar  
38. 15 Nisan 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı, Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden  
Zeyneti Türkoğlu’nun ifadesini almasını, Talat Türkoğlu’nu aramasını ve fotoğrafını  
Türkiye’deki bütün polis karakollarına dağıtmasını istemitir.  
39. 19 Nisan 1996’da bavuran, Edirne’deki Ayekadın polis karakolunda einin  
kaybolmasıyla ilgili ifade vermitir. Bavuran, einin Đ stanbul’da malzeme yapıp satma iinin  
olduğunu, hiç borcu olmadığını ve hiçbir durumda borçlarının einin eve gelmesini  
engellemeyeceğini, ailevi sorunları olmadığını ve einin yaamından endielendiğini belirtmitir.  
Bavuran, polisten eini aramasını istemitir.  
40. Aynı gün Zeyneti Türkoğlu, Edirne’deki Ayekadın polis karakolunda ifade vermitir.  
Oğlunun 1 Nisan 1996’da Đstanbul’a dönmek üzere evinden ayrıldığını ve o günden beri kayıp  
olduğunu söylemitir. Zeyneti Türkoğlu, 15 Nisan 1996’da Edirne Cumhuriyet Savcısı’na  
dilekçe verdiğini doğrulamıtır. Ailenin baarısız bir biçimde oğlunu aradığını ve oğlunun  
hayatından endie ettiğini belirtmitir. Zeyneti Türkoğlu, 1951 doğumlu, 1. 80 boyunda, 78 kg,  
esmer olan ve sağ yanağında bir yara izi bulunan Talat Türkoğlu’nu tarif etmitir. Zeyneti  
Türkoğlu, polisten oğlunu aramasını istemitir.  
41. 2 Mayıs 1996’da Edirne’deki Ayekadın polis karakolu, 19 Nisan 1996’da  
bavurandan ve Zeyneti Türkoğlu’ndan alınan ifadeleri, Ayekadın karakolundaki polis  
memurlarının bazı adreslerde Talat Türkoğlu’nu aradığını ve Türkoğlu’nun fotoğrafının  
Türkiye’deki bütün polis karakollarına dağıtıldığını bildirerek, Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne  
iletmitir. Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden dosyayı Cumhuriyet Savcısı’na iletmesi istenmitir.  
42. 6 Mayıs 1996’da Fatih Cumhuriyet Savcısı, bavuranın 3 Mayıs 1996 tarihli  
dilekçesini olayı soruturması için Đ stanbul Emniyet Müdürlüğü’ne iletmitir.  
43. 24 Mayıs 1996’da Edirne Đl Jandarma Komutanlığı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na  
Talat Türkoğlu’nun kendileri tarafından alıkonmağını, Türkoğlu’nu aradıklarını ve trafik  
kontrol noktaları oluturduklarını bildirmitir. Aramalarının baarısız olduğu, ancak aramaya  
devam edecekleri belirtilmitir.  
44. 30 Mayıs 1996’da Edirne Emniyet Müdürlüğü, Talat Türkoğlu’nun 1980’de yasaklı  
TKP/B (Türkiye Komünist Partisi Birlik) partisinin üyesi olması nedeniyle Ankara’da  
tutuklandığını Edirne Cumhuriyet Savcısı’na bildirmitir. Talat Türkoğlu, 13 ay 17 gün  
alıkonduktan sonra kefaletle serbest bırakılmıtır. Aynı nedenlerden dolayı, 1984’te Đ stanbul’da  
tekrar tutuklanmıtır. 1989’da kefaletle serbest bırakılmıtır. Baka tarihler vermeden mektup,  
Talat Türkoğlu’nun üçüncü kez Đstanbul’da yasaklı TDP partisinin üyesi olması nedeniyle  
tutuklandığını belirtmektedir. Bir süre alıkonmuve sonra kefaletle serbest bırakılmıtır. 21 Eylül  
1994’te Talat Türkoğlu Edirne yakınlarındaki Havsa’da dördüncü kez tutuklanmıtır. Kendisi  
ında dört kiiyle beraber tutuklanmıtır. Aynı gün, Talat Türkoğlu kendisini Đ stanbul’a götüren  
Đstanbul polisi tarafından teslim alınmıve orada alıkonmutur. Mektup son olarak, kaybolduğu  
iddia edilen Talat Türkoğlu’nun 21 Eylül 1994’ten beri Edirne’de tutuklanmadığını ya da  
alıkonmadığını belirtmektedir.  
45. Aynı gün, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü bavuranın ifadesini alması ve eini araması  
için Fatih Emniyet Müdürlüğü’ne talimat vermitir.  
46. 10 Haziran 1996’da Edirne Đl Jandarma Komutanlığı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na  
içeriği 24 Mayıs 1996 tarihli mektupla aynı olan bir yazı göndermitir.  
47. 19 Haziran 1996’da Fatih polis karakolunda bavuranın ifadesi alınmıtır. Bavuran, 3  
Mayıs 1996’da2 Fatih Cumhuriyet Savcısı’na bir dilekçe verdiğini doğrulamıve bu dilekçenin  
içeriğini açıklamıtır. Bavuran, polise, kocasının vesikalık bir fotoğrafını vermive fiziksel ve  
2 Bu belgede kaydedilen 5 Mart 1996 tarihinin bir yazım hatası olması muhtemeldir.  
5
kiisel özelliklerini tanımlamıtır. Kayda geçilen bu bilgiler ile fotoğraf, soruturmada görev alan  
diğer polis kuvvetlerine iletilen bir proforma belgeye eklenmitir.  
48. 27 Haziran 1996’da Fatih Cumhuriyet Savcısı, Đ stanbul Emniyet Müdürlüğü’ne 6  
Mayıs 1996’da gönderilen talimatı yeniden göndermitir.  
49. 2 Temmuz 1996 tarihinde Fatih Emniyet Müdürlüğü, Fatih Cumhuriyet Savcısına  
bavuranın ifadesinin alındığını ve kocasının aranmakta olduğunu bildirmitir.  
50. 10 Temmuz 1996’da, Fatih Cumhuriyet Savcısı, bavuranın suç duyurusuna istinaden,  
bir üpheli olmadığı için Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına ilikin herhangi bir cezai ileme  
balamama kararı almıtır.  
51. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 9 Ağustos ve 9 Eylül 1996 tarihli yazılarıyla, Đstanbul  
Cumhuriyet Savcısı’na Talat Türkoğlu’nun Đstanbul’da alıkonulup konulmadığını sormutur.  
52. Edirne Cumhuriyet Savcısı 17 Ocak 1997’de, Talat Türkoğlu’nun kayboluuna ilikin  
soruturmanın ulağı aama hakkında bilgi talep eden 14 Ocak 1997 tarihli bir yazıya cevaben,  
Edirne Cumhuriyet Basavcısı’na soruturmanın halen sürmekte olduğunu bildirmitir.  
53. 21 Mayıs 1997’de Edirne Cumhuriyet Savcısı, Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne Talat  
Türkoğlu’nun aranması ve diğer polis kuvvetlerinin bu aramadan haberdar edilmesi talimatın  
vermitir. Aynı gün Edirne Jandarma Komutanlığı’na da benzer bir yazı yazarak Edirne  
jandarmasının Talat Türkoğlu’nu aramasını ve bu aramayı diğer jandarma kuvvetlerine  
bildirmesini talep etmitir.  
54. 26 Mayıs 1997’de, Edirne Emniyet Müdürü, emrindeki tüm polis kuvvetlerine Talat  
Türkoğlu’nun kayboluuna ilikin soruturmayı bildirmi, Türkiye’deki tüm polis kuvvetlerinden  
Talat Türkoğlu’nu aramalarını istemelerini ve tüm bulguları kendisine iletmelerini emretmitir.  
28 Mayıs 1997’de Türkiye’deki tüm polis kuvvetlerine bu konuda bir tebliğ iletilmitir.  
55. 26 Haziran 1997 tarihli, üç jandarma tarafından imzalanan bir raporda, Talat  
Türkoğlu’nun geçmite kendileri tarafından alıkonulmadığı bildirilmitir. Rapor ayrıca jandarma  
kuvvetlerinin yetki alanları içerisindeki tüm köylerde Talat Türkoğlu’nu aradığını, ancak kendisi  
hakkında bilgisi olan kimseyi bulamadıklarını belirtmitir. Raporda, raporu kaleme alanların  
hangi jandarma karakoluna bağlı olduğunu gösteren bir ey bulunmamaktadır.  
56. 3 Temmuz 1997’de Edirne Jandarma Komutanlığı, 21 Mayıs 1997 tarihli yazıya  
cevaben Edirne Cumhuriyet Savcısı’na Talat Türkoğlu’nun jandarma tarafından hiçbir zaman  
alıkonulmadığını ve nerede olduğunun bilinmediğini belirtmitir.  
57. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 12 Eylül 1997 tarihli bir yazıyla, Uzunköprü Cumhuriyet  
Savcısı’na yetki alanında kimliği belirsiz bir ceset bulunup bulunmadığını sormuve eğer  
bulunduysa ayrıntıların kendisine bildirilmesini talep etmitir. Aynı gün Edirne Cumhuriyet  
Savcısı sırasıyla Meriç, Enez, Kean ve Đpsala cumhuriyet savcılarına da benzer bir yazı  
göndermitir.  
58. Meriç Cumhuriyet Savcısı, 18 Eylül 1997’de, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na, 21  
Mayıs 1996 ve 19 Haziran 1997 tarihlerinde yetki alanı içerisinde bulunan iki cesedin otopsi  
raporunu ve bu cesetlerin fotoğraflarını iletmitir.  
59. 19 Eylül 1997’de Enez Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na, yetki  
alanında bulunan kimliği belirsiz cesetler hakkında süregelen bir soruturma olmadığını ve  
dairesinde Talat Türkoğlu’na ilikin bir kayıt bulunmadığını bildirmitir.  
60. 15 Ekim 1997 tarihinde Đçileri Bakanlığı, Đstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden,  
bavuranın Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu nezdindeki bavurusunda yer alan iddialara ilikin  
y ü r ü t ü l e n s o r u turma hakkında bilgi vermesini talep etmitir.  
61. 22 Ekim 1997’de Uzunköprü Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na  
kendi yetki alanında kimliği belirsiz bir ceset bulunmağını bildirmitir.  
62. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 10 Kasım 1997’de, Edirne Emniyet Müdürlüğü’nden  
Zeyni Türkoğlu’nun Savcılığa getirilmesini istemitir.  
63. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ likiler Dairesi, 11 Kasım 1997  
tarihinde, Edirne Cumhuriyet Savcısı’ndan, bavuranın Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na  
sunduğu bavuru formunda kocasının kayboluu ve bu konuyla ilgili kendi baına gelen olaylara  
(kimliği belirsiz kiiler tarafından meskenine birçok kez tecavüz edilmesi ve sivil giysili polisler  
tarafından takip edilip hakarete uğraması) ilikin anlattıkları konusunda yapılanlar hakkında bilgi  
6
istemitir. Ayrıca Edirne Cumhuriyet Savcısı’ndan soruturma dosyasındaki her belgenin birer  
kopyası istenmitir.  
64. 13 Kasım 1997’de Đ psala Cumhuriyet Savcısı, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na 1 Nisan  
1996 tarihinden beri Meriç Nehri içinde ya da kıyısında bulunan kimliği belirsiz dört ceset  
hakkındaki otopsi raporlarını iletmitir.  
65. Talat Türkoğlu’nun kardei Hasan Türkoğlu, Edirne Cumhuriyet Savcısı’na  
gönderilen otopsi raporlarını ve foto ğrafları inceledikten sonra, 20 Kasım 1997’de Edirne  
Cumhuriyet Savcılığı’nda fotoğraflardan kardeini tanımadığını ve bulunan cesetlerin otopsi  
raporlarındaki tanımlarının kardeinin fiziksel görünüüne uymadığını belirten bir ifade  
vermitir.  
66. Đ stanbul Emniyet Müdürlüğü, 24 Kasım 1997’de Đçileri Bakanlığı’na Talat  
Türkoğlu’nun 21 Eylül 1994 tarihinde TDP’ye üye olma suçuyla tutuklandığını ve 5 Ekim  
1994’te Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısının tutuklu yargılanması emrini verdiğini  
bildirmitir. Bu tarihten sonra Talat Türkoğlu için bir arama belgesi düzenlenmemitir. Yazıda,  
ayrıca, bavuranın 3 Mayıs 1996’daki dilekçesinden sonra polise bilgi verildiği ve tatmin edici  
bir netice alınamaması sonucunda 21 Mayıs 1996 tarihinde tüm polis kuvvetlerinin haberdar  
edildiği belirtilmitir. Ayrıca dava, Đstanbul Cumhuriyet Basavcısı ve Đ stanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi Savcısı’na da bildirilmitir. Bavurana soruturma hakkında sözlü olarak ayrıntılı  
bilgi verilmive kendisine sorunun çözülmesi için her eyin yapılacağı söylenmitir. Yazı, son  
olarak, TDP’deki etkinlikleri nedeniyle 18 Mayıs 1997’de tutuklanan C.D.’nin evinde yapılan bir  
aramada TDP tarafından hazırlanmı, Talat Türkoğlu’nun katillerinden biri olan Kasım Açık’ın  
ceza olarak öldürüldüğünü belirten basın bildirileri ele geçirilmitir.  
67. Edirne Cumhuriyet Savcısı, 11 Kasım 1997 tarihli talebe cevaben, 5 Aralık 1997’de  
tüm çabalara rağmen Talat Türkoğlu’nun bulunamadığını ve soruturmanın devam ettiğini  
Edirne Cumhuriyet Basavcısı’na bildirmitir.  
68. 19 Ocak 1998’de, Edirne Jandarma Komutanlığı, 5 Eylül 1997 tarihli bir yazıya  
cevaben Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne 1997 yılında yetki alanları içerisinde kimliği belirsiz bir  
ceset bulunmadığını bildirmitir.  
69. 10 ubat 1998’de Edirne Emniyet Müdürlüğü, Kamu Düzeni’nden sorumlu Edirne  
Asayiꢀ ꢁube Müdürlüğü’ne Talat Türkoğlu’nun 21 Eylül 1994 tarihinde TDP üyesi olma  
suçlamasıyla Edirne polisi tarafından tutuklandığını ve daha sonra Đstanbul’a gönderildiğini  
bildirmitir. Bu tarihten sonra Talat Türkoğlu Edirne polis tekilatı tarafından tutuklanmamıꢀ  
veya nezarete alınmamıtır.  
70. Edirne Emniyet Müdürlüğü, 10 ubat 1998’de, Ankara’daki Đçileri Bakanlığı’nı  
Talat Türkoğlu’nun aranmasına devam edildiği ve Meriç Nehri’nin içerisinde ya da kıyısında  
cesedi bulunmadığı ve 1996 ile 1997 yıllarında bu nehirde kimliği belirsiz bir ceset bulunmadığı  
için bavuranın Edirne Emniyet Müdürlüğü’ne gönderdiği mektupta yer alan suçlamaların asılsız  
olduğunun belirlendiği konusunda bilgilendirmitir. Yazıda, son olarak, soruturmanın sürdüğü  
belirtilmitir.  
71. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ likiler Dairesi, 20 ubat 1998’de,  
ileri Bakanlığı’na, Edirne Cumhuriyet Savcısı’nın 10 ubat 1998 tarihli bir yazısına göre  
Talat Türkoğlu’nun kaybolduğu tarihten sonra yurt dıına çıkmadığını bildirmitir.  
72. Sunulan belgelerin hiçbirinde, Bursa’da alıkonulan on yedi kii tarafından verilen ve  
Talat Türkoğlu’nun kaybolmasına ilikin bir soruturma açılmasını talep eden dilekçeye herhangi  
bir atıfta bulunulmamaktadır.  
3. Kasım Açık’ın ifadesi ve çizdiği kroki  
73. Đ fade, daktiloyla yazılmıbesayfadan olumaktadır. Her sayfanın altına “Kasım  
Açık” ismi elle yazılmıve okunmayan bir imza atılmıtır. Bu ifadede Kasım Açık 1979 yılında  
Ağrı, Çayırköy’de doğduğunu ve Kasım 1994’te Edirne’nin yakınlarındaki bir kasaba olan  
Çorlu’ya taındığını belirtmektedir. Çorlu’daki bir un fabrikasında ibulmuve Murat Đpek,  
Murat Demir ve onların arkadalarıyla tanıtır. Bu kiilerle birlikte polis komiseri Mustafa  
7
Karagöz ve polis memurları Ersan ve Ahmet ile arkadağa balamıtır. Ülkü Ocakları3’na  
giderek Atalay adlı bir kiiyle bulumaktadırlar.  
74. Kasım Açık, ifadesinde, 1995 yılında Edirne bölgesindeki, cesedi Çadırkent (Edirne  
y a k ı n l a r ı n d a b i r y e r ) b i r ç ö p l ü ğe gömülen Düzgün Tek4 de dahil, bazı kiilerin öldürülmesi ve  
Edirne bölgesindeki iyerlerinin haraca kesilmesi olaylarına karı ğını kabul etmitir. Kasım  
Açık ve arkadaları bu ekilde elde ettikleri geliri bazı polis memurları ile birlikte harcamıve bu  
paranın bir kısmını Ülkü Ocakları’na vermitir. Đfadesinde, Kasım Açık ayrıca Diyarbakır’a  
gittiğini, burada kendisine ve arkadalarına ordu tarafından bir haftalık bir eğitim verildiğini ve  
daha sonra Türkiye’nin güneydoğusundaki çeitli operasyonlarda görev aldığını iddia etmitir.  
Diyarbakır’ın içerisinde ve çevresinde belirsiz sayıda kiinin öldürülmesine karığını da itiraf  
etmitir.  
75. Kasım Açık, Çorlu’ya döndükten sonra MLKP’ye sızdığını ve bu partinin  
etkinliklerine ilikin bilgileri polis komiseri Mustafa Karagöz’e ilettiğini de kabul etmitir.  
76. Đfadede Talat Türkoğlu’nun öldürülmesi de ayrıntılı bir ekilde anlatılmıtır. Đ fadenin  
ilgili kısımları u ekildedir:  
“Daha sonra iki araçla Çadırkent’e gittik ve Talat Türkoğlu’nu da beraber götürdük.  
Yanımızda Murat Demir ile bir komutan vardı. Talat bizimkinin önündeki arabadaydı, onu Meriç  
Nehri’nin kıyısındaki bir yere götürdük. Orada Apo ile ben onu [arabadan] çıkarttık ve  
öldürdüler. [Talat Türkoğlu’nun] Kolunda bir saat vardı, eski bir ‘Seiko’ya benziyordu. Bir  
cüzdanı ve küçük bir defteri de vardı. Koyu mavi bir takım giyiyordu. Onlar Talat Türkoğlu’nu  
öldürdükten sonra Apo ile ben cesedi nehre attık. Daha sonra Çadırkent’e dönüp komutanı  
Çadırkent’in dıında bıraktık. Kendisini götürürken Talat Türkoğlu ikence görmügibiydi,  
elbiseleri kirliydi.”  
77. Bu ifadesinde, Kasım Açık Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğü zaman diliminde,  
aralarında Faruk Cokun ile Tarık Ümit’in de bulunduğu baka insanların öldürülmesine de  
karığını kabul etmektedir.  
78. Kasım Açık tarafından çizilen ve imzalanan kroki, üzerinde ağaçlar ve binaya  
benzeyen yapılar olan bir alanda birbiri arkasına park edilmiiki araba göstermektedir. Araçların,  
Meriç Nehri’nden yaklaık 100 metre uzakta park edildiği belirtilmitir. Öndeki arabanın solunda  
üç kii bulunmaktadır. Bu üç kiinin çizilme biçimi, iki kiinin üçüncüye ateli bir silah  
doğrulttuğunu göstermektedir. Đ lk arabanın önünde olayı izleyen iki kii daha çizilmitir.  
Krokinin altında, “Talat Türkoğlu’nu öldürdüğümüz yerin krokisi” metni bulunmaktadır.  
4. Kasım Açık’ın ifadesine dayanarak yürütülen soruturma  
79. 9 Mart 1998 tarihinde, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đlikiler Dairesi,  
ileri Bakanlığı’na, Edirne Cumhuriyet Savcısı’nın soruturma dosyasındaki bir belgeden,  
Kasım Açık’ın nerede olduğunun henüz belirlenemediğinin, ancak sabıka kaydına ulaıldığının  
anlaıldığını bildirmitir. Yazıda, ayrıca, 24 ubat 1998’de Edirne Sulh Ceza Mahkemesi’nden  
Kasım Açık için bir tutuklama emri çıkartması talebinde bulunulduğunu belirtmektedir. Bu talep,  
Sulh Ceza Hakimi tarafından reddedilmitir ve bu karar temyizde beklemektedir.  
80. 5 Mayıs 1998’de Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đlikiler Dairesi,  
Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’na, bavuranın Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’nda bekleyen  
davasının ve Kasım Açık’ın ifadesinin içeriğini bildirmitir. Diyarbakır Cumhuriyet  
Savcısı’ndan, Kasım Açık’ın ifadesinde anlatılanların doğruluğunu incelemesi istenmitir.  
81. Çorlu Cumhuriyet Savcısı, 29 Mayıs 1998 tarihli bir yazıda, Tekirdağ Cumhuriyet  
Savcısı’na, Kasım Açık’ın bir çetenin Cengiz ve Faruk isimli iki kiiyi öldürdüğü iddialarına  
ilikin bir soruturma yürütüldüğünü bildirmitir. Bu kiilerin gömüldüğünün iddia edildiği yer  
kazılmı, ancak ceset bulunamamıtır. Yerel kayıtlara bavurulmasına ve bölgenin sakinlerinin  
sorguya çekilmesine rağmen sonuç alınamamıtır. 1996 yılında Kasım Açık ve diğer dokuz  
kiinin etkinliklerine yönelik bir soruturma yürütülmüve bu soruturmanın dosyası Đstanbul  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne gönderilmitir. Yazıda ayrıca–Kasım Açık’a göre–Talat  
Türkoğlu’nu öldüren Murat Demir’in Çorlu’da yaadığı ve 1996’da Murat Demir ile bir astsubay  
3 Aırı sağcı, milliyetçi birlik  
4 21 Ekim 1995’te kaybolan sendikacı  
8
olan Musa ahin hakkında bir cinayetle ilikili olarak bir soruturma açıldığı belirtilmitir. Bu  
soruturma dosyası Tekirdağ Cumhuriyet Savcısı’na gönderilmi tir.  
82. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ likiler Dairesi, 4 Temmuz 1998’de,  
ileri Bakanlığı’na, Kasım Açık’ın yasadıı MLKP/EHB’nin Çorlu koluna üyelikle, Molotof  
kokteyli ile saldırı düzenlemekle ve propaganda broürleri dağıtmakla suçlandığını bildirmitir.  
Kasım Açık, 28 Ocak 1997’de tutuklu yargılanmasına karar verilmi, 20 ubat 1997’de Gebze  
cezaevine nakledilmive 18 Mayıs 1997 tarihinde, burada boğularak öldürülmütür. Bu yazıda,  
ayrıca, itirafını hapisteyken yapmasının, bu itirafın özgünlüğü üzerine gölge düürdüğü  
belirtilmitir.  
83. 16 Haziran 1998’de Ankara Emniyet Müdürlüğü, Đçileri Bakanlığı Aratırma,  
Planlama ve Koordinasyon Kurulu’na, Kasım Açık’ın kundaklama eyleminde bulunmak ve  
bombalama olaylarına karımak üphesiyle arandığını bildirmitir. 28 Ocak 1997 tarihinde  
y a k a l a n m ı ve 18 Mayıs 1997’de hapishanede öldürülmütür. Yazıda, ayrıca, C. D.’nin  
tutuklanmasından sonra polis tarafından bu kiinin evinde yapılan aramada TDP tarafından  
basılmı, “Talat Türkoğlu’nun katillerinden biri olan Kasım Açık’ın ölümle cezalandırıldığını”  
söyleyen belgeler bulunduğu belirtilmitir. C. D. 24 Mayıs 1998’de Cumhuriyet Savcısı’nın  
talimatı üzerine serbest bırakılmıtır. Evinde bulunan belgeler nedeniyle hakkında bir ilem  
y a p ı l m a m ı tır.  
84. Lice Cumhuriyet Basavcısı, 16 Haziran 1998’de Kasım Açık tarafından ilendiği öne  
sürülen suçlara ilikin olarak bir takipsizlik kararı vermitir. Cumhuriyet Savcısı, kararında,  
Kasım Açık’ın itirafında kurbanların adlarını, köylerini veya gömüldükleri yerleri belirtmediğini  
not etmitir. Mayıs-Ağustos 1995 kayıtlarına göre ilçedeki polise, jandarmaya ya da yargı  
makamlarına herhangi bir kaçırılma, cinayet ya da kötü muamele olayı bildirilmediğine dikkat  
çekmitir. Cumhuriyet Savcısı, ayrıca, Lice ilçesi içerisinde ve etrafındaki elli bir köy muhtarının  
ifadesini aldığını belirtmitir. Kasım Açık’ın iddialarının aksine, muhtarların hepsi, Haziran ve  
Temmuz 1995 tarihlerinde, köylerinin içinde ya da çevresinde kimsenin kaybolmadığını ya da  
öldürülmediğini belirtmitir. Cumhuriyet Savcısı, Kasım Açık’ın ölmesi ve dolayısıyla  
iddialarına ilikin olarak kendisini sorgulamanın mümkün olmaması nedeniyle soruturmaya  
devam etmek için bir neden olmadığı sonucuna varmıtır.  
85. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đ likiler Dairesi’nin 5 Mayıs 1998 ve  
Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’nın 6 Mayıs 1998 tarihli yazılarıyla ilikili olarak, 17 Haziran  
1998’de, Lice Cumhuriyet Savcısı Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı’na soruturmanın  
tamamlandığını bildirmitir. Soruturma dosyasıyla beraber belgelerin birer kopyasını da  
iletmitir.  
86. 23 Haziran 1998’de, Silvan Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Cumhuriyet  
Basavcılığı’na, itirafında hangi suçlara karığını belirtmeyen Kasım Açık tarafından ilendiği  
iddia edilen suçlara ilikin hiçbir kanıt bulunmadığını bildirmitir.  
87. 26 Haziran 1998’de, Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, Adalet Bakanlığı Uluslararası  
Hukuk ve Dıꢀ Đlikiler Dairesi’ne, sırasıyla Lice ve Silvan Cumhuriyet Savcıları tarafından  
Kasım Açık’ın ifadesinde yer alan olaylara ilikin soruturmaların tamamlandığını bildirmitir.  
Bu soruturma dosyalarıyla beraber belgelerin birer kopyasını da iletmitir.  
88. 16 Eylül 1998’de, Diyarbakır Cumhuriyet Basavcısı, Kasım Açık’ın ölümü nedeniyle  
kendisi hakkında bir takipsizlik kararı almıtır.  
89. 2001 yılında, Kasım Açık tarafından imzalandığı iddia edilen belgelerin orijinal olup  
olmadığı konusunda bir inceleme yapılmıtır. Bu bağlamda, tutuklama ve arama tutanakları ile  
Kasım Açık’ın itirafını içeren belgeler Emniyet Genel Müdürlüğü Adli Tıp Laboratuarı’nda  
incelenmitir. Belgelerdeki el yazısı ve imza üzerinde yapılan grafolojik karılatırmalarda  
sözkonusu belgelerin iki farklı kii tarafından imzalandığı anlaılmıtır. Uzmanlar tutuklama ve  
arama tutanakları ile itirafnamenin farklı kiiler tarafından imzalandığı kanısındadır. Ancak,  
sözkonusu belgeler orijinal olmadığından kesin bir sonuca varamamılardır.  
9
5. Kasım Açık’ın katil zanlıları aleyhine balatılan cezai ilemler  
90. 3 Temmuz 1997 tarihinde Gebze Cumhuriyet Savcısı, Kartal Cumhuriyet  
Savcısı’ndan, Kasım Açık’ın öldürülmesiyle ilikili olarak Ayhan Güneve diğer on sekiz kii  
hakkında cezai soruturma açmasını istemitir.  
91. 8 Temmuz 1997’de Ayhan Güneile dört diğer tutuklu Kasım Açık’ı öldürmekle  
suçlanarak Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkartılmıtır. Ayhan GüneMLKP üyesi olma  
suçlamalarına ilikin davanın sonucunu beklerken Gebze cezaevinde tutuklu yargılanmaktadır.  
92. 19 Mart 1998 tarihinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan durumada Ayhan  
Güne, Kasım Açık’ı bir parça ip ile boğarak öldürdüğünü itiraf etmitir. Kasım Açık’ın  
psikolojik sorunları olduğunu, anti-sosyal olduğunu ve diğer mahkumlar tarafından sevilmediğini  
iddia etmitir. Öldürüldüğü gün, Kasım Açık, Ayhan Güne’in okuduğu kitabı eletirerek  
kendisini kıkırtmıtır. Son olarak, Ayhan Günetek baına hareket ettiğini ve diğer  
mahkumların cinayete karımadığını söylemitir.  
93. 11 Haziran 1998’de, Cumhuriyet Savcısı, mahkemeden, diğer dört zanlı aleyhindeki  
suçlamaları delil yetersizliği ve Ayhan Güne’in cinayeti ilediğini itiraf etmesi nedeniyle  
ürmesini istemitir. Cumhuriyet Savcısı Ayhan Güne’in cinayetten suçlu bulunmasını  
istemitir.  
94. 1 Mart 1999’da Kartal Ağır Ceza mahkemesi Ayhan Güne’i cinayetten suçlu bulmuꢀ  
ve on beyıl hapse mahkum etmitir.  
95. 19 Temmuz 2001’de Yargıtay yukarıdaki cezayı onamı, ancak cezayı on yıl hapse  
çevirmitir.  
6. Diğer belgeler  
96. ileri Bakanlığı, 15 Kasım 1996 tarihli bir yazıyla, Adalet Bakanlığı Uluslararası  
Hukuk ve Dıꢀ Đlikiler Dairesi’ne bavuranın Avustralya’ya giderek bir röportaj verdiğini  
bildirmitir. Bu röportaj Sydney’de basılan bir gazete olan Yorum’daki bir makalede  
y a y ı n l a n m ı tır. Bu makaleye göre, bavuran kocasının 1 Nisan 1996’da kaybolduğunu ve  
Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ile mezalimin devam ettiğini belirtmitir. Avustralya’da  
kaldığı sırada bavuran Alevi ve Kürt kuruluları ziyaret etmi, Avustralyalı Parlamenterler ve  
Uluslararası Af Örgütü’nün üyeleri ile görütür. Ayrıca 26 Ekim 1996’da, Sydney’de,  
“Cumartesi Anneleri”ne5 destek olmak için, inter alia Avustralya merkezli Alevi ve Kürt  
kurulularının da katıldığı bir gösteri düzenlemitir. Bu gösteri sırasında Türkiye’de insan hakları  
ihlallerinin devam ettiği belirtilmitir.  
97. TDP tarafından hazırlanan tarihi belirsiz bir basın açıklamasına göre Kasım Açık bir  
casus olarak hareket etmive kuruluun gizli stratejisine ihanet etmitir. Bu basın açıklamasına  
göre Kasım Açık, TDP’nin kuralları uyarınca yargılanmı ve Talat Türkoğlu’nu katli nedeniyle  
ölüm cezasına çarptırılmıtır.  
98. 19 Mayıs 1997’de Türkiye’deki bir kuruluolan Kayıp Kiiler Komitesi (ICAD–  
In t e r n at i o n al C o m m i t t ee A gai n s t D i s ap p ear an ce) b i r b as ı n b i l d i ri s i ya yı n l a yar ak T al at  
Türkoğlu’nun kaçırılması ve öldürülmesini kınamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
99. Đ lgili iç hukuk ve arka plan bilgisi için, AĐ HM, Ülkü Ekinci/Türkiye (sayı 27602/95,  
§§ 111-18, 16 Temmuz 2002) ve Tepe/Türkiye (sayı 27224/95, §§ 115-22, 9 Mayıs 2003)  
kararlarına atıfta bulunmaktadır.  
5 Her Cumartesi Đstanbul’da, kaybolan kiilerin akrabaları tarafından düzenlenen gösteriler.  
10  
HUKUK  
I. HÜKÜMET’ĐN ÖN ĐTĐRAZI  
100. Hükümet, bavuranın, bavurusunu kocasının ölümüne ilikin yerel cezai  
soruturmanın sonucunu almayı beklemeden yaptığını belirtmitir. Soruturmanın halen devam  
ettiğini ve etkin olarak görülmesi gerektiğini ifade etmitir. Hükümet’e göre, bu sebepten ötürü,  
bavuru vaktinden önce yapılmıtır.  
101. Bavuran, kendi talebi üzerine bir soruturma açılmıolmasına rağmen, bu  
soruturmanın yetersiz ve etkisiz olduğunu ifade etmitir.  
102. AĐ HM, 19 Haziran 2001 tarihli kararında, sözkonusu cezai soruturmanın AĐHS  
bağlamında etkili olarak görülüp görülmeyeceğinin, bavuranın ikayetlerinin konu ile yakından  
bağlantılı olduğunu ve bunun esaslarla birletirilmesi gerektiğini yineler. Bu konuyla ilgili olarak  
tarafların sunduğu görüleri not ederek AĐHM, bu konuyu, bavuranın AĐHS’nin 2. maddesi  
bağlamında yaptığı ikayetin konusunu incelerken ele almayı uygun bulmaktadır.  
103. Sonuç olarak, AĐHM, cezai soruturmanın etkinliğine yönelik ön itirazla bavuranın  
AĐHS’nin 2. maddesi bağlamındaki ikayetinin esaslarını birletirmitir.  
II. AĐHS’NĐN 2. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
104. Bavuran, kocasının Devlet görevlileri tarafından kaçırılıp öldürüldüğü ve  
y e t k i l i l e r i n k o c a s ı n ı n k a y b o l m a s ı n a b u n u n a k a b i n d e ö l m e s i n e y ö n e l i k e t k i n v e y e t e r l i b i r  
soruturma yürütmediğini öne sürmütür. AĐHS’nin 2. maddesine atıfta bulunmutur:  
1. Herkesin yaam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezası ile cezalandırdığı bir  
suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezanın yerine getirilmesi dıında hiç kimse  
kasten öldürülemez.  
2. Öldürme, aağıdaki durumlardan birinde kuvvete bavurmanın kesin zorunluluk haline gelmesi  
sonucunda meydana gelmise, bu maddenin ihlali suretiyle yapılmısayılmaz:  
a) Bir kimsenin yasadıı iddete karı korunması için;  
b) Usulüne uygun olarak yakalamak için veya usulüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kiinin  
kaçmasını önlemek için;  
c) Ayaklanma veya isyanın, yasaya uygun olarak bastırılması için. ”  
A. Tarafların Savunması  
1. Bavuran  
105. Bavuran, Devlet’in güvenlik güçlerinin, Devlet görevlilerinin elinde ölen kocasını  
kaçırdığının üpheye yer bırakmayacak ekilde kesinletiğini öne sürmütür. Aynı zamanda,  
sorumlu Devlet’in Talat Türkoğlu’nun hayatını koruyamadığının üpheye yer bırakmayacak  
ekilde kesinletiğini öne sürmütür, yani sorumlu Devlet, Talat Türkoğlu’nun kaçırılması ve  
üpheli artlardaki ölümüne yönelik bağımsız, etkin ve kapsamlı bir soruturma yapamatır.  
Bu bağlamda, kendi talebiyle bir soruturmanın açılmıolmasına rağmen, yetersiz kaldığını ifade  
etmitir. Bavurana göre, Türkiye’de, siyasi muhaliflerin faili meçhul cinayetlerine ve bu  
kiilerin kaybolmasına yönelik hiçbir ciddi soruturma yapılmatır.  
2. Hükümet  
106. Hükümet, bavuranın iddialarının tamamen asılsız olduğunu ve kocasının  
özgürlüğünün elinden alındığı veya Türk yetkililerce öldürüldüğüne dair hiçbir gösterge  
bulunmadığını ifade etmitir. Kocasının ölümünden hiçbir üpheye yer bırakmayacak ekilde  
Hükümet’in sorumlu olduğunun düünülemeyeceğini ileri sürmütür. Hükümet ayrıca,  
bavuranın kocasının nerede olduğunun ve akıbetini ortaya çıkarmak için yerel makamların etkin  
adımlar atmakla görevlerini yerine getirdiğini ifade etmitir.  
B. AĐHM’nin değerlendirmesi  
1. Yaamın korunmasının ihlal edildi ği iddiası  
107. AĐHM, AĐHS’nin yaama hakkını gözeten ve yaam hakkının elden alınması  
durumlarını ortaya koyan 2. maddesinin, AĐ HS’nin en temel maddelerinden biri olduğunu ve bu  
madde hususunda derogasyona müsaade edilmeyeceğini tekrar eder. 3. madde ile birlikte,  
11  
Avrupa Konseyi’ni oluturan demokratik toplumların en temel değerlerinden birisini de  
muhafaza etmektedir. Dolayısıyla, yaam hakkından yoksun kalma koulları çok kesin bir usulle  
y o r u m l a n m a l ı d ı r . B i r e y l e r i n k o r u n m a s ı n a y ö n e l i k b i r a r a ç o l a r a k A ĐHS’nin amacının aynı  
zamanda 2. maddenin, gözettiği hakları uygulanabilir ve etkin kılmak doğrultusunda  
y o r u m l a n m a s ı n ı v e y o r u m l a n m a s ı n ı g e r e k t i r i r ( b k z . Salman – Türkiye [BD], no. 21986/93, § 97  
AĐHM 2000-VII).  
108. 2. maddenin sağladığı korumanın önemi ıığında, AĐHM, yalnızca Devlet  
görevlilerinin davralarını değil bütün koulları dikkate alarak yaam hakkının elden alınması  
hallerini büyük titizlikle ele almalıdır (bkz. Tekdağ – Türkiye, no. 27699/95, § 73, 15 Mayıs  
2004).  
109. AĐHM, bu davada sunulan belgesel kanıtların ıığında ortaya çıkan konuları ve  
özellikle Hükümetçe sağlanan belgeleri, hem dava kapsamında yürütülen adli soruturma hem de  
tarafların yazılı görüleri bağlamında inceleyecektir.  
110. AĐHM, Talat Türkoğlu’nun birkaç defa yakalandığını ve kaybolmasından önce,  
y a s a k l a n m ı olan TKP/B partisi mensubu olmakla suçlandığını not eder.  
111. Bavuran, kocasının Devlet görevlileri tarafından kaçırılıp öldürüldüğünü öne  
sürmektedir. Bu bağlamda, Kasım Açık tarafından verilen ifadeleri içeren belgeyi dayanak  
göstermektedir. Bu belgeye göre, Talat Türko ğlu, Edirne’de, polis memurları, askerler ve  
itirafçılardan müteekkil bir çete tarafından kaçırılmıve akabinde öldürülmütür.  
112. Dolayısıyla, bavuranın kocasının Devlet görevlileri tarafından veya en azından  
onların suç ortaklığıyla öldürüldüğü iddiası prima facie savunulmaz olarak görülüp elenemez.  
113. Ancak, bavuranın, kocasının kaçırılmasının Devlet görevlileri tarafından  
gerçekletirildiği herhangi bir inandırıcı kanıtla desteklenmemitir.  
114. Bu bağlamda, AĐHM, kendisine, bavuranın anlattıklarını kesin olarak doğrulayan  
herhangi bir görgü tanığı ifadesi veya kanıt temin edilmediğine iaret eder. Bavuranın tutumunu  
doğrulayan eldeki tek kanıtın Kasım Açık tarafından verilen itiraf ifadelerini içeren belge  
olduğunu not eder.  
115. Ancak, bu belgenin niteliği, özgünlüğüne ilikin ciddi üphelerin ortaya  
çıkarmaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Adli Tıp Laboratuarı’nın raporuna göre,  
sözkonusu rapordaki imza, Kasım Açık’ın yakalanması ve aranmasına ilikin tutanaktaki imzanın  
aynısı değildir. Üstelik, bu ifadelerin verildiği koullar belirsizdir.  
116. Bu bağlamda, AĐHM, kanıtları değerlendirirken, “hiçbir üpheye yer bırakmayacak”  
kanıt ilkesini benimsediğini hatırlatır (bkz. Orhan – Türkiye, no. 25656/94, § 264, AĐHM 2002)  
Bu tür bir kanıt ise, yeterince güçlü, açık ve birbiriyle bağdaan çıkarımlardan veya bunun gibi  
çürütülmemimaddi karinelerden elde edilebilir (bkz. Đrlanda – Đngiltere, 18 Ocak 1978, Seri A  
no. 25, s. 65, § 161 ve yukarıda anılan Ülkü Ekinci, § 142).  
117. Elindeki belgeler temelinde, AĐHM, bavuranın kocasının kaybolduğu gerçek  
koulların, spekülasyon ve varsayımdan ibaret olduğu ve buna göre, bavuranın kocasının, hiçbir  
üpheye yer bırakmayacak ekilde, bavuranın iddia ettiği gibi Devlet görevlileri tarafından veya  
onların itirakiyle öldürüldüğü sonucuna varmak için yetersiz bir kanıtsal temel bulunmaktadır.  
118. Buna göre, bu hususta AĐHS’nin 2. maddesi ihlal edilmitir.  
2. Soruturmanın yetersiz olduğu iddiası  
119. AĐ HM, içtihadına göre, 2. madde kapsamındaki yaam hakkının korunması  
y ü k ü m l ü l ü ğü, Devlet’in 1. madde kapsamında genel görevi olan “kendi snırları kapsamındaki  
herkese AĐHS’de tanımlanan hak ve özgürlükleri tanıması” bağlamında yorumlandığında,  
bireylerin kuvvet kullanılması sonucunda öldürüldüğü durumlarda, etkili bir resmi soruturma  
y a p ı l m a s ı n ı g e r e k t i r i r . B u y ü k ü m l ü l ü k , ö l d ü r m e e y l e m i n i n b i r D e v l e t g ö r e v l i s i t a r a f ı n d a n  
gerçekletirildiğinin kesinletiği davalarla sınırlı değildir. Aynı ekilde, merhumun ailesinin veya  
diğerlerinin yetkili bir merciye ölümle ilgili resmi bir bavuru yapıp yapmadığı da kesin değildir.  
Makamlara bavuranın kocasının ölümünün bildirilmesi gerçeği, AĐHS’nin 2. maddesi  
kapsamında, ölüm artlarına yönelik etkin bir soruturma yapılması yükümlülüğünü ipso facto  
olarak doğurur (bkz. Tanrıkulu – Türkiye [BD], no. 23763/94, §§ 101 ve 103, AĐHM 1999-IV).  
Bir soruturmanın etkinliğini sağlayacak asgari titizlik derecesi ve niteliği, her davanın olayları  
12  
ile ayrı ayrı ilgilidir. Bütün ilgili kanıtlar temelinde ve soruturma kapsamındaki gerçekler  
bağlamında değerlendirilmelidir (bkz. Velikova – Bulgaristan, no. 41488/98, § 80, AĐHM 2000-  
VI, ve yukarıda anılan Ülkü Ekinci, § 144).  
120. Bu bağlamda, kati ivedilik ve makul bir titizlik ve sürat gereği de bulunmaktadır.  
Belirli durumlarda, bir soruturmanın ilerlemesini engelleyen unsurlar veya zorluklar olabileceği  
kabul edilmelidir. Ancak, ölümcül güç kullanma veya kaybolma vakalarını soruturan  
makamların ivedi tepkisi, bu makamların hukukun üstünlüğüne olan kamu güveninin muhafaza  
edilmesinde ve yine bu makamların kanun dıı eylemlerde yer aldığı veya bunları tolere ettiğine  
ilikin herhangi bir görüntünün önlenmesi açısından önem arz eder (genel olarak bkz. McKerr –  
Đngiltere, no. 28883/95, §§ 108-15, AĐHM 2001-III, ve Avar – Türkiye, no. 25657/94, §§ 390-  
95, AĐHM 2001-VII).  
121. AĐ HM, Talat Türkoğlu’nun öldürüldüğüne dair hiçbir kanıt olmadığını not eder.  
Ancak, yukarıda anılan usuli yükümlülükler, Devlet görevlilerince güç kullanılmasından  
kaynaklanan kasıtlı cinayetlere ilikin davalara da uzanır fakat bu davalarla sınırlı değildir.  
AĐHM, bu yükümlülüklerin aynı zamanda bir ahsın, hayatı tehdit eder artlarda kaybolduğu  
durumlara ilikin davalar için de geçerli olduğu kanısındadır.  
122. Bu davada, bavuranın kocasının kaybolması ve iddia edilen ölümüne yönelik bir  
soruturma yapılmıtır. Ancak, soruturmanın yürütülmesinde önemli eksiklikler vardır.  
123. AĐ HM, Kasım Açık tarafından verildiği iddia edilen itiraf ifadelerinde, Kasım  
Açık’ın, bavuranın kocasının cinayete kurban gittiği iddialarına ilikin artların ayrıntılı bir  
tasvirini yapmıve bu cinayeti ve baka cinayetleri ilediği iddia edilen çeteye mensup kiilerin  
isimlerini de vermitir.  
124. Hükümet, Kasım Açık’ın ifadelerinin bulunduğu belgenin özgünlüğü hakkında  
itirazda bulunurken, yerel makamlar Kasım Açık’ın ifadelerine yönelik soruturma balatmıtır.  
Özellikle, Çorlu Cumhuriyet Savcısı, bir çetenin Cengiz ve Faruk isimli iki kiiyi öldürdüğü  
iddiasına yönelik kapsamlı bir soruturma yürütmütür. Lice ve Silvan Cumhuriyet Savcıları da  
Kasım Açık’ın 195 yılında Lice ve Silvan ilçelerinde birkaç kiinin kaçırılıp öldürüldüğüne  
y ö n e l i k i d d i a s ı n ı i n c e l e m i tir.  
125. Bu bulgular temelinde, Hükümet, Kasım Açık tarafından verildiği iddia edilen  
ifadelerin güvenilirliğine ilikin itirazını ifade etmitir. AĐ HM, Hükümet’in görüünü göz ardı  
etmemektedir. Ancak, bavuranın karı karıya olduğu riski dikkate alarak, Talat Türkoğlu’nun  
öldürülmesine ilikin iddialara yönelik daha fazla kanıt aramanın mantık dıı olmayacağı  
kanısındadır çünkü belgedeki iddiaların geri kalan kısmı tamamen incelenmitir.  
126. Bu bağlamda, AĐHM, makamların, Metris Cezaevi’nde alıkonulmalarına rağmen,  
Murat Đpek ve Murat Demir’i sorgulamaya yönelik herhangi bir adım atmadığını tespit etmitir.  
Üstelik, Kasım Açık tarafından verilen ifadede isimleri geçen Mustafa Karagöz isimli  
Komiserden ve Ersan ve Ahmet isimli iki polis memurundan hiçbir kanıt elde edilememitir.  
127. Ayrıca, yerel makamlar, Kasım Açık’ın itiraf ifadelerinin alındığı artlara yönelik  
hiçbir soruturma yapmamıtır.  
128. Son olarak, Hükümet’in Kasım Açık’ın itiraflarını içeren belgenin özgünlüğüne  
y ö n e l i k o l a r a k S ö z l e me kurumlarına 31 Mart 1998 kadar erken bit tarihte itirazda bulunmasına  
rağmen, AĐHM tarafından verilen kabuledilebilirlik kararını takiben 2001 yılına kadar bu belge  
üzerinde yazıbilimi incelemesi yapılmamıtır.  
129. Yukarıda anılanlar ıığında, AĐHM yerel makamların, bavuranın kocasının  
kaybolmasına ilikin koullara yönelik yeterli ve etkili bir soruturma yapmadığı kanısındadır.  
Bu dolayısıyla, Devlet’in 2. madde kapsamındaki yaama hakkını korumaya yönelik usuli  
y ü k ü m l ü l ü ğünü ihlal tekil etmektedir. Dolayısıyla Hükümet’in, iç hukuk yollarının  
tüketilmediğine ilikin ön itirazını reddeder ve AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğine  
hükmeder.  
III. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
130. Bavuran, AĐHS’nin 5. maddesi kapsamında Devlet görevlilerinin, kocasının  
özgürlüğünü keyfi olarak elinden aldığından ikayetçi olmutur. AĐHS’nin 5. maddesi öyledir:  
1. Herkesin kii özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aağıda belirtilen haller ve yasada  
belirlenen yollar dıında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.  
13  
a) Kiinin yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi üzerine usulüne uygun olarak  
hapsedilmesi;  
b) Bir mahkeme tarafından, yasaya uygun olarak, verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya  
yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için usulüne uygun olarak  
yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması;  
c) Bir suç ilediği hakkında geçerli üphe bulunan veya suç ilemesine ya da suçu iledikten sonra  
kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir  
kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;  
d) Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmibir karar gereği tutulu  
durumda bulundurulması veya kendisinin yetkili merci önüne çıkarılması için usulüne uygun olarak  
tutulu durumda bulundurulması;  
e) Bulaıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuturucu madde  
bağımlısı bir kiinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulu durumda bulundurulması;  
f) Bir kiinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alı konmasını veya kendisi hakkında sınır dıı  
etme ya da geriverme ileminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması  
veya tutulu durumda bulundurulması;  
2. Yakalanan her kiiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa  
zamanda ve anladığı bir dille bildirilir.  
3. Bu maddenin 1. c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan  
herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne  
çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuturma sırasında serbest  
bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin durum a d a h a z ı r b u l u n m a s ı n ı s a ğlayacak bir teminata  
bağlanabilir.  
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes,  
özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya  
aykırı görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye bavurma hakkına sahiptir.  
5. Bu madde hükümlerine aykırı olarak yapılmıbir yakalama veya tutulu kalma ileminin mağduru  
olan herkesin tazminat istemeye hakkı vardır. ”  
131. Bavuran, herhangi bir güvenlik garantisi olmadan kocasının Devlet görevlileri  
tarafından kaçırıldığını ve kaybolduğunu ileri sürmütür. Talat Türkoğlu’nun yakalandıktan  
sonra derhal yargı makamı huzuruna çıkarılmadığından ikayetçi olmutur. Bu bağlamda,  
sözkonusu tarihte Türkiye’de önemli sayıda adam öldürme ve kayıp vakaları olduğunu ifade  
etmitir.  
132. Hükümet, bavuranın iddialarının gerçek dıı ve temelsiz olduğunu belirtmitir.  
133. AĐ HM, herhangi bir Devlet görevlisinin veya Devlet makamları adına çalıan  
herhangi bir kimsenin üpheye yer bırakmayacak ekilde bavuranın, iddia edildiği üzere,  
kocasının kaçırılmasında yer aldığının kesinlemediği eklinde yukarıda yaptığı tespitine atıfta  
bulunur. Aynı zamanda, bavuran tarafından iddia edildiği üzere, bu maddenin ihlal edildiği  
sonucuna varmak için herhangi somut bir temel bulunmamaktadır.  
134. Buna göre, AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine hükmetmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
135. AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği  
takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder. ”  
A. Maddi tazminat  
136. Bavuran, kocasının kaybolmasından ötürü düğü manevi zarar için 10,000 ABD  
Doları talep etmitir.  
137. Hükümet, iddiaların temelsiz olduğunu ileri sürmütür.  
138. AĐHM, AĐHS’yi ihlal etmek bağlamında incelenen konu ile – yani etkili soruturma  
y a p ı l m a m a s ı i l e – b a vuran tarafından istenen maddi tazminat arasında bir sebep sonuç ilikisi  
14  
bulunmadığını tespit etmitir (bkz. yukarıda anılan Ülkü Ekinci, § 167). Bu balık altında  
bavuranın yaptığı iddiayı reddeder.  
B. Manevi Tazminat  
139. Bavuran, 100,000 ABD Doları manevi tazminat talep etmitir. Bu bağlamda, kocasının  
kaybolmasından ötürü çektiği derin acı ve sıkıntıyı gündeme getirmitir.  
140. Hükümet bavuranın iddiasına itiraz etmitir.  
141. AĐHM, makamların, bavuranın kocasının kaybolmasına ilikin artlara yönelik etkin bir  
soruturma yapamadığını ve bunun AĐHS’nin 2. maddesi kapsamındaki usuli yükümlülüğe ters  
olduğunu tespit etmitir. Benzer davalardaki (bkz yukarıda anılan Tahsin Acar, § 264 ve Seyhan  
- Türkiye, no. 33384/96, § 103, 2 Kasım 2004) içtihadı ıığında ve dava artlarını dikkate alarak,  
AĐHM, bavurana 10,000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
C. Mahkeme masrafları  
142. Bavuran mahkeme masrafları için herhangi bir tutar talep etmemitir.  
143. Hükümet bu balık altında herhangi bir görübelirtmemitir.  
144. AĐHM, Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesi uyarınca herhangi bir adil tazmin  
talebinin destekleyici belgeler ve makbuzlarla birlikte listelenerek sunulması gerektiğine, “aksi  
takdirde ise Daire’nin, talebi tamamen veya kısmen reddedebileceğine” iaret eder.  
145. Bu davada, 26 Haziran 2001 tarihinde, bavurunun kabuledilebilir olduğunun  
ilanından sonra, bavurandan mahkeme masraflarına ilikin taleplerini sunması istenmitir.  
Belirtilen zaman diliminde, bavuran, bu tür bir açıklamada bulunmatır.  
146. Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM bu balık altında hiçbir ödeme yapılmamasına  
karar vermitir.  
D. Gecikme faizi  
147. AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç  
puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesine karar vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Hükümet’in, bavurunun vaktinden önce yapıldığı eklindeki ön itirazını esaslara  
eklemive reddetmitir;  
2. bavuranın kocasının Devlet görevlileri tarafından veya Devlet makamları için çalıan  
kimselerce kaçırıldığı yönündeki iddiasına ilikin olarak AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal  
edilmediğine;  
3. yerel makamların, bavuranın kocasının kaybolmasına ilikin artlara yönelik yeterli ve  
etkili bir soruturma yapamadığından ötürü AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 5. maddesinin ihlal edilmediğine;  
5. a) sorumlu Devlet’in, bavurana, Sözleme’nin 44 § 2 maddesi uyarınca kararın  
kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere 10,000 Euro (on bin Euro) manevi tazminat ve bu miktara  
uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;  
b) üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez  
Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın  
gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
6. bavuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Vincent BERGER  
Sekreter  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan  
15