AİHM, gözaltına alındığı dönemden başlayarak tutuklu olarak yargılanmasına karar
verilmesini izleyen birkaç hafta içinde, başvuranın vücudunda tespit edilen yaralara dikkat
çekmektedir.
Başvuranın, yakalanmasından hemen sonra ciddi hiçbir sağlık muayenesinden
geçmeyen geçmediği dikkate alındığında, bu yaraların yakalanmasından daha önce meydana
geldiğini iddia etmek mümkün değildir.
O halde, 28 Mart 1997 tarihli tutanakta yanağından hafifçe yaralandığının belirtilmiş
olması yeterli olmadığından, Hükümet’in bu yaraların nasıl meydana geldiği konusunda bir
açıklama yapması gerekmekte ve başvuranın iddialarından şüphe edilmesini gerektirecek
kanıtlar sunması gerekmektedir (Bkz, diğerleri arasında, Hassan Kılıç-Türkiye, no: 35044/97,
28 Haziran 2005).
Zira, Hükümetin, adli makamların sözkonusu polisleri aklamasına neden olan
gerekçeleri ile sürmesi AİHM’yi ikna etmemiştir. Bu nedeni ise öncelikle, işkence yaptığı
iddia edilen bir kişi aleyhinde muhakemenin men’i kararının verilmiş olması, 3. madde
uyarınca gözetim altına alınan kişilere yapılan muameleyi gözönünde bulundurması gereken
Hükümet’in sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. İkinci olarak ise, Hükümet’in bu
sorumluluğu dikkate alındığında hakimlerin, başvuranın da yaptığı gibi, sanıkların güvenlik
güçlerini zor durumda bırakmak için asılsız şikayetlerde bulunmalarının, sık karşılaşılan bir
durum olduğu gibi varsayımların arkasına gizlenemeyeceklerini belirtmektedir.
AİHM, takdirine sunulan unsurları ve Hükümet’in makul bir açıklama yapmamasını
dikkate aldığında, dosyada yer alan çeşitli sağlık raporlarında ifade edilen yaraların,
Hükümet’in sorumluluğu altına bulunan bir muameleden ileri geldiğinin düşünülebileceğini
ifade etmektedir.
Sonuç olarak, başvuranın aşağılayıcı ve insanlık dışı bir muameleye maruz kalması
sebebiyle AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmiştir.
Bu tespit ışığında, mevcut davada yürütülen cezai soruşturmaların yetersizliği
sorusunu ayrıca incelemenin gerekli olmadığına karar vermiştir.
II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Tarafların argümanları
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle “bağımsız ve tarafsız bir
mahkeme” tarafından adilce yargılanmadığı iddiasında bulunmaktadır. Bu itibarla AİHS’nin 6
§ 1 maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır. Hükümet, AİHM’yi DGM’lerin mevcut
olduğu dönemdeki mevzuatı dikkatlice incelemeye davet etmektedir ve bu mahkemelerin 6 §
1. maddenin gerekliliklerini tam anlamıyla yerine getirdiğini ifade etmektedir.
Başvuran, DGM’lere ilişkin olarak yapılan düzenlemelerin, bu alanda bir sorun
bulunduğunu gösterdiğini ileri sürmektedir.
5