yaptığı ödeme, iꢀlemlerin sonunda dikkate alınır. Buna göre, baꢀvuran harcı ödeyip kararın
uygulanması sürecini baꢀlatabilirdi. Ardından bu meblağ borcun geri kalanıyla beraber
kendisine geri ödenirdi. Dolayısıyla Hükümet, baꢀvuranın, iç hukuk çerçevesinde kendisine
tanınan bu olanağı reddetmesi nedeniyle, lehine verilen kararın uygulanmaması
sorumluluğunu yüklenmesi gerektiğini kanısındadır.
Baꢀvuran, bu kanuna dayanarak, Devlet’e, kayıpları mahkemelerce tanınan kimselerden
harç toplanması yetkisi verildiğini, böylece zarar gören tarafın bir kez daha mağdur edildiğini
ileri sürmüꢀtür. Bu uygulama nedeniyle, haklı olan tarafların, kaybeden tarafın üstlenmesi
gereken harcı ödemediği veya ödeyemediği durumlarda, mahkemenin kendilerine ödenmesine
karar verdiği meblağları alamadıklarını eklemiꢀtir.
1. AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi
AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin herkese, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
olarak, bir mahkeme tarafından davasının görülmesini isteme hakkı verdiğini yineler; bu
yolla, hukuki konularda mahkemelerde dava açma hakkı anlamına gelen eriꢀim hakkının bir
yönünü teꢀkil ettiği “mahkemeye gitme hakkı”nı da çerçevesi içine alır. Öte yandan,
Sözleꢀmeye Taraf Devletlerden birinin iç hukuk sistemi, nihai ve bağlayıcı bir kararın,
taraflardan birinin zararına geçersiz kalmasına izin verirse, bu hak aldatıcıdır. AĐHS’nin 6 § 1.
Maddesi’nin, hakim kararlarının uygulanmasını güvence altına almadan, davacılara tanınan
usule iliꢀkin teminatları – hakkaniyete uygun, açık ve süratli davalar – ayrıntılı olarak
tanımlaması düꢀünülemez. Bu Madde’nin yalnız mahkemelere eriꢀim ve davaların idaresi ile
ilgili olduğu biçiminde yorumlanması, Sözleꢀmeye Taraf Devletlerin AĐHS’yi kabul
ettiklerinde uymayı taahhüt ettikleri hukukun üstünlüğü ilkesi ile uyuꢀmayan durumlara yol
açabilir. Bu nedenle, mahkemelerin verdiği kararların uygulanması, AĐHS’nin 6 § 1.
Maddesi’nin amaçları doğrultusunda, “yargılama”nın tamamlayıcı parçası olarak
değerlendirilmelidir (bkz. Hornsby – Yunanistan ve Burdov – Rusya, 59498/00).
AĐHM, kararların uygulanmasının yargılamanın bütünleyici parçasını teꢀkil etmesi gibi,
“medeni hak ve yükümlülüklerin” belirlenmesi için ilk derece ve temyiz mahkemelerine
eriꢀim ile beraber mahkemeye gitme hakkının da (bkz. Kreuz – Polonya, 28249/95), icra
davasına eriꢀim hakkını eꢀit derece koruduğu kanısındadır (bkz., gerekli değiꢀiklikler
yapıldıktan sonra, Manoilescu ve Dobrescu – Romanya, 60861/00).
Bu davayla ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu kararın uygulanmasının ardından baꢀvuranın
yargılama giderlerini geri alıp alamayacağı sorusunun, baꢀvuranın AĐHS’nin 6 § 1. Maddesi
kapsamında ꢀikayette bulunduğu durumla ilgisi bulunmadığı kanısındadır. Buradaki mesele,
kaybeden tarafın üstlenmesi gereken harçları peꢀinen ödeme zorunluluğunun, baꢀvuranın
lehine verilen bağlayıcı kararı almasını ve sonrasında icra takibini baꢀlatmasını
engellemesidir.
Bu bağlamda, mahkemeye eriꢀim hakkının mutlak olmadığı ancak sınırlamalara tabi
olduğu anımsatılır; eriꢀim hakkı, niteliği gereği Devlet’in düzenlemelerini gerektirdiğinden,
bu sınırlamalara üstü kapalı olarak müsaade edilmiꢀtir. Öte yandan, AĐHM, uygulanan
sınırlamaların, bireye bırakılan eriꢀimi, hakkın esasına zarar gelecek ölçüde sınırlamaması ya
da azaltmaması nedeniyle memnun olmalıdır. Ayrıca, haklı bir amaç gütmeyen ve baꢀvurulan
yollar ile ulaꢀılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık iliꢀkisi bulunmayan bir
sınırlama, 6 § 1. Madde ile uyumlu olmayacaktır (bkz. Waite ve Kennedy – Almanya [BD],
26083/94 ve Apostol – Gürcistan, 40765/02).
Hükümet, kararın uygulanmama nedeninin, iç hukuk çerçevesinde kararın, ödenmesi
gereken yargılama giderleri ödenmedikçe ilgili tarafa verilmesinin mümkün olmaması
olduğunu belirtmiꢀtir. Öte yandan, AĐHM, Harçlar Kanunu’nun 28 (a) Maddesi’ne atıfta
5