Yukarıda belirtildiği üzere, yargılama sırasında, baꢀvuran, katliamlara karꢀı çıkan
görüꢀlerini açıklayarak demokratik görevini yerine getirdiğini belirtmiꢀtir. AĐHM, baꢀvuranın
verdiği bu ifadenin doğrudan AĐHS’nin 10. Maddesi ile ilintili olduğu kanısındadır (bkz.,
gerekli değiꢀiklikler yapıldıktan sonra, Fressoz ve Roire – Fransa [BD], 29183/95).
AĐHM ayrıca, baꢀvuranın, itiraz dilekçesinde, yazdığı makalede “fikirlerini ifade ettiğini”
belirttiğini kaydeder. Bu nedenle baꢀvuranın AĐHS’nin 10. Maddesi kapsamındaki ꢀikayeti,
Yargıtay huzuruna en azından özü itibariyle getirilmiꢀ olduğu biçiminde değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla AĐHM Hükümet’in itirazını reddeder.
Bu ꢀikayetin baꢀka bir gerekçe altında kabuledilmez olarak değerlendirilemeyeceğini ve
AĐHS’nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını gözlemleyen AĐHM,
ꢀikayeti kabuledilebilir olarak ilan etmek durumundadır.
B. Esaslara iliꢀkin
AĐHM, baꢀvuranın Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. Maddesi kapsamında mahkum
edilmesinin ve kendisine verilen cezanın, AĐHS’nin 10. Maddesi’nde garanti altına alınmıꢀ
ifade özgürlüğü hakkına müdahale teꢀkil ettiğini belirtir.
AĐHM mevcut davadakine benzer sorunları inceleyen pek çok davayı incelemiꢀ ve 10.
Madde’nin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır (bkz., özellikle izleyen davalar: Ceylan – Türkiye
[BD], 23556/94; Öztürk; Đbrahim Aksoy; Kızılyaprak – Türkiye, 27528/95 ve Han – Türkiye,
50997/99).
AĐHM, baꢀvuranın ifade özgürlüğüne müdahalenin kanunca öngörüldüğü – yukarıda sözü
edilen Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. Maddesi – ve 10 § 2. Madde’de belirtilen amaçlar
doğrultusunda toprak bütünlüğünü korumak ve karmaꢀa ve suçu önlemek gibi meꢀru amaçlar
güttüğü kanısındadır (bkz. Yağmurdereli – Türkiye, 29590/96). Bu nedenle AĐHM, davanın
incelenmesini, müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığının
sorgulanmasıyla sınırlandıracaktır.
Hükümet, AĐHM’yi baꢀvuranın makalesinde kullandığı sözcüklere ve makalenin
yayınlandığı bağlama özellikle dikkat etmeye davet etmiꢀtir. Hükümet, baꢀvuranın Türk
topraklarının bazı bölümlerinden “Kürdistan”, terör eylemlerinden ise “ulusal özgürlük
mücadelesi” diye bahsettiğine iꢀaret etmiꢀtir. Hükümet’e göre, makale niteliği gereği tahrik
edici unsurlar taꢀımaktadır, asılsız ve saldırgan yorumlarıyla okuyucuyu devlete karꢀı silahlı
mücadeleye teꢀvik etmektedir. Makale, 1985 yılından bu yana güvenlik güçleriyle PKK1
üyeleri arasında büyük can kayıplarına yol açan ciddi çalkalanmaların yaꢀandığı Türkiye’nin
güney doğusunda güvenlik durumu bağlamında yayınlanmıꢀtır.
Hükümet ayrıca sözkonusu makalenin Türk toplumundaki çeꢀitli gruplar arasında nefreti
tahrik ettiğini, böylelikle insan hakları ve demokrasiyi tehlikeye attığını belirtmiꢀtir.
Baꢀvuranın ayrılıkçı propagandası, toplumun, toprak bütünlüğü, ulusal birlik ve güvenlik ve
suç ve karmaꢀanın önlenmesi gibi temel menfaatlerini tehdit etmiꢀtir.
AĐHM mevcut davayı içtihadı ıꢀığında incelemiꢀ ve Hükümet’in yukarıda belirtilen
kararlarda varılan sonuçlardan farklı bir sonuca varmasını sağlayabilecek hiçbir delil veya
görüꢀ sunmadığı kanısına varmıꢀtır. Dava konusu makalede kullanılan sözcüklere özel olarak
dikkat etmiꢀ, hem davanın zeminini hem de terörle mücadeleye iliꢀkin sorunları göz önünde
bulundurmuꢀtur (bkz. Đbrahim Aksoy; Incal).
Bu bağlamda, AĐHM, makalede baꢀvuranın, devletin 37 kiꢀinin öldüğü Sivas’taki yangın
olayına karıꢀtığına iliꢀkin görüꢀlerini ifade ettiğini ve otel yakıldığında silahlı kuvvetlerin
sergilediği kayıtsızlığı eleꢀtirdiğini gözlemler. Makale ayrıca Türkiye’nin Kürt sorununa
iliꢀkin politikasının eleꢀtirel bir değerlendirmesini de içermektedir. Ancak Devlet Güvenlik
1 Yasadıꢀı örgüt Kürdistan Đꢀçi Partisi.
5