Ayrıca dava bir tiyatro oyununun temsiline karşı alınmış tedbirlere ilişkin olduğundan
sanatsal özgürlük bakımından da ele alınmalıdır. Bu hususta AĐHM, 10. maddenin kültürel,
siyasi ve sosyal olmak üzere her türlü haber ve bilgi alışverişinin açıkça yapılabilmesine
imkan tanıyan sanatsal ifade özgürlüğünü de kapsadığını –özellikle haber ve fikir alıp verme
özgürlüğü bakımından- hatırlatmaktadır (bkz., mutatis mutandis, Müller ve diğerleri,
adıgeçen, § 27). Bir sanat eserini yaratan, yorumlayan, yayımlayan ya da sergileyenler
demokratik bir toplumda vazgeçilmez olan fikir ve görüş alışverişine katkıda bulunurlar.
Devlet’in bu kimselerin ifade özgürlüğüne haksız yere müdahale etmeme yükümlülüğü de
buradan kaynaklanmaktadır (ibidem, § 33).
Elbette, santçı ve sanatçının eserini tanıtan kimseler AĐHS’nin 10 § 2 maddesinde düzenlenen
sınırlama olasılığından masun değildirler. Bu özgürlüğü kullanan her kimse aynı zamanda
sözkonusu paragrafta kullanılan ifadeyle ‘görev ve sorumluluklar’ da yüklenir. Bu görev ve
sorumlulukların kapsamı ilgilinin durumuna ve kulanılan yönteme bağlıdır (bkz., mutatis
mutandis, Handyside – Birleşik Krallık, 7 Aralık 1976, § 49). AĐHM, suçlanan yasağın
demokratik bir toplumda zorunlu olup olmadığını incelerken bu hususu da gözönünde
bulunduracaktır.
AĐHM son olarak AĐHS’nin 10. maddesinin her türlü sınırlamayı yasaklamadığını
hatırlatmaktadır. Bununla birlikte bu türden sınırlamalar son derece titiz incele gerektiren
büyük tehlikeler arz etmektedirler (Observer ve Guardian – Birleşik Krallık, 26 Kasım 1991
tarihli karar, § 60).
ii. AĐHM’nin kararı
Mevcut davada AĐHM, Ankara Valiliği’nin başvuranlar tarafından ‘Komara Dinan Sermola’
adlı piyesi Ankara Belediye sahnesinde oynayabilmek için talep edilen izni reddettiğini tespit
etmektedir. Valilik sözkonusu talebin reddine ilişkin hiçbir açıklamada bulunmaksızın yasa
hükümlerine atıfta bulunmakla yetinmiştir. Valilik, idare mahkemesi önünde, oyuncuların adli
sicillerine ve PKK yanlısı faaliyetleri nedeniyle haklarında takibat yapılmış olmasına
istinaden sözkonusu piyesin sahnelenmesinin kamu düzenini bozmaya elverişli olduğunu ileri
sürmüştür.
Đdare mahkemesi ise, adıgeçen oyunun halkı nefrete ve etnik ayrımcılığa sevkeder nitelikte
olması sebebiyle bu reddin yasal olduğuna kanaat getirmiştir.
AĐHM, ifade özgürlüğünün kullanılması noktasında getirilen sınırlamanın ‘zorunluluğunun’
ikna edici bir biçimde ortaya konulup konulmadığını tespit etmek için yetkili makamlar
tarafından ileri sürülen ve ulusal yargıçlar tarafından kabul edilen gerekçeyi inceleyecektir.
Bu hususta ‘Teatra Jiyana nü’ tiyatro topluluğu üyelerinin adli sicillerinin kamu düzeni
açısından bir tehdit teşkil ettiği iddiasına ilişkin olarak Hükümet, adıgeçen topluluğun
‘Komara Dinan Sermola’ adlı oyunu daha önce 24 Kasım 1999 tarihinde Ankara Tiyatro
Festivali’nde oynadığı hususuna itiraz etmemektedir. Ayrıca Hükümet bu oyunun
oynanmasının kamu düzenine zarar verdiğini de iddia etmemiştir.
Öte taraftan, şayet adıgeçen oyun kamu düzenini bozucu nitelikte idiyse Hükümet’in bu
hususta –en azından- bir delil başlangıcı sunması gerekirdi. Ancak açıkça görüldüğü üzere
durum böyle değildir.
6