Baꢀvuran, beꢀ yıl boyunca mahkûm edilme korkusuyla yaꢀadığı için mağdur sıfatını haiz
olduğunu iddia etmektedir.
AĐHM, Hükümet’in mağduriyet sıfatıyla ilgili aynı içerikli itirazlarını daha önce de defalarca
reddettiğini hatırlatmaktadır (bakınız, örnek olarak, Türkiye aleyhine Yaꢀar Kaplan davası,
no 56566/00, prg. 32-34, 24 Ocak 2006). AĐHM, aynı mantık yoluyla hareket ederek
Hükümet’in bu itirazını reddetmektedir.
AĐHM, bu ꢀikâyetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AĐHM, baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi
bulunmadığından bu ꢀikâyetin kabuledilebilir ilan edilmesini uygun görmektedir.
B. Esasa iliꢀkin
Baꢀvuran, siyaset adamı olarak yaptığı bir konuꢀmadan ötürü hakkında ceza davası
açılmasının ifade özgürlüğü hakkını ihlâl ettiğini ileri sürmektedir. Baꢀvuran, ꢀikayet konusu
davanın, Hükümetin, bireylerin ifade özgürlüğü hilafına Devleti koruma politikasının bir
parçası olduğunu iddia etmektedir. Baꢀvuran, konuꢀmasının hiçbir surette ꢀiddet içeriği
bulunmadığını vurgulamaktadır.
Hükümet, baꢀvuranın 23 Ağustos 1998 günü yaptığı konuꢀmada terörizmi övdüğünü ileri
sürmektedir. Hükümet bu nedenle hiç bir ꢀekilde AĐHS’nin 10. maddesiyle teminat altına
alınan haklara müdahalenin söz konusu olmadığını savunmaktadır. Bu itirazının kabul
edilmemesi halinde, Hükümet olayın meydana geldiği dönemde bölgenin güvenlik açısından
arzettiği hassasiyet nedeniyle, ihtilaflı müdahalenin acil bir sosyal ihtiyaca cevap verdiğini ve
kamu düzenini korumak, ulusal güvenliği, kamu güvenliğini ve suçların önlenmesini
sağlamak gibi meꢀru amaçlarla orantılı olduğunu ileri sürmektedir.
AĐHM, daha önce de mevcut davaya benzer davaları incelemiꢀ ve AĐHS’nin 10. maddesinin
ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (özellikle bakınız Türkiye aleyhine Ceylan davası [GC],
no 23556/94, prg. 38, CEDH 1999-IV, Türkiye aleyhine Öztürk davası [GC], no 22479/93,
prg. 74, CEDH 1999-VI, Türkiye aleyhine Đbrahim Aksoy davası, no 28635/95, 30171/96 ve
34535/97, prg. 80, 10 Ekim 2000, Türkiye aleyhine Karkın davası, no 43928/98, prg. 39,
23 Eylül 2003, ve Türkiye aleyhine Kızılyaprak davası, no 27528/95, prg. 43, 2 Ekim 2003).
AĐHM, mevcut davayı yerleꢀik içtihadının ıꢀığında incelediğini vurgulayarak, Hükümetin bu
davada diğerlerinden farklı bir sonuca ulaꢀmak için yeterli argüman ve olgu sunmadığını
tespit etmektedir. AĐHM, ihtilaflı konuꢀmada kullanılan ifadelere ve hangi bağlamda
söylendiğine özellikle önem vermektedir. Bu konuda AĐHM, incelediği olayı çevreleyen
koꢀulları ve özellikle terörle mücadelenin zorluğunu dikkate alacaktır (bakınız Đbrahim Aksoy,
ilgili bölüm, prg. 60, ve Türkiye aleyhine Incal davası, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme
1998-IV, s. 1568, prg. 58).
Đhtilaflı konuꢀma, baꢀvuranın genel sekreter yardımcısı olduğu partinin kongresinde politikacı
sıfatıyla yapılmıꢀtır. Bu konuꢀmada baꢀvuran, genel seçimler arifesinde partisinin tutumunu
savunmakta, ülkenin güney doğusunda devam eden silahlı çatıꢀmaları kınamakta ve
hükümetin Kürt sorunuyla ilgili politikasını eleꢀtirmektedir.
AĐHM’in tespitine göre ulusal mahkemeler, ihtilaflı konuꢀmada Türk Devleti’nin toprak
bütünlüğünü parçalamaya yönelik ifadeler bulmuꢀtur.
4