ilkesine riayet edilmesi gibi baꢀvuranın savunma hakkı bakımından cezai yargılamanın,
hakkaniyete uygun olup olmadığıdır.
AĐHM, usul yönleri de dahil olmak üzere her ceza davasının vicahi yargılama özelliğine haiz
olması ve iddia makamı ile savunma arasında silahların eꢀitliği ilkesini güvence altına alması
gerektiğini hatırlatmaktadır: bu durum adil yargılanma hakkının temel özelliklerinden biridir.
Vicahi yargılama hakkı, bir ceza davasında, hem iddia makamı hem savunma için, diğer
tarafça sunulan görüꢀlerden ve kanıt unsurlarından bilgi sahibi olma imkanı anlamına
gelmektedir. Ayrıca, AĐHS’nin 6/1 maddesi, kovuꢀturma makamlarının aleyhte ve lehte sahip
oldukları ilgili kanıtların tamamını savunmaya iletmelerini gerektirmektedir (Fitt-Birleꢀik
Krallık, baꢀvuru no: 29777/96; Georgios Papageorgiou –Yunanistan, baꢀvuru no: 59506/00).
AĐHM, baꢀvuranın tanıkların dinlenmemesine iliꢀkin ꢀikayetinin, tanık ifadelerinin aleyhte
kanıt unsuru olarak kullanılması ile bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamında
yapılan ꢀikayet ile yakından ilgili bir sorunu ortaya çıkardığını gözlemlemektedir. Bu
çerçevede, AĐHS’nin 6. maddesinin 3. paragrafında ifade edilen unsurların, 1. paragrafta
genel olarak güvence altına alınan adil yargılanma hakkının özel unsurlarını oluꢀturduğunu
hatırlatmaktadır. Bu nedenle, AĐHM, baꢀvuran tarafından dile getirilen ꢀikayetin, bu iki
paragraf birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirmektedir (Bkz.
Foucher-Fransa, 18 Mart 1997; Van Geyseghem-Belçika, baꢀvuru no: 26103/95; Carta-
Đtalya, baꢀvuru no: 4548/02, 20 Nisan 2006; Menteꢀ-Türkiye, baꢀvuru no: 36487/02, 6 ꢁubat
2007).
AĐHM, bu bakımdan kanıt unsurlarının normal koꢀullarda halka açık olarak görülen duruꢀma
sırasında, vicahi yargılama yapılması amacıyla baꢀvurana sunulması gerektiğini, ancak
hazırlık soruꢀturması ve soruꢀturma safhasında elde edilen ifadelerin kullanılmasının,
savunma hakkına saygının korunması kaydıyla AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafına ve 3
paragrafının d) bendine aykırılık teꢀkil etmediğini hatırlatmaktadır. Genel kural olarak,
AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafı ve 3. paragrafının d) bendi, aleyhte tanıklığa itiraz
etmesi ve ifade sırasında veya sonrasında ifade veren kiꢀiyi sorgulaması için baꢀvurana yeterli
ve uygun fırsatın tanınmasını gerektirmektedir (Bkz, diğerleri arasından, Isgro-Đtalya, 19
ꢁubat 1991 tarihli karar; Luca-Đtalya, baꢀvuru no: 33354/96; Hulki Güneꢀ- Türkiye, baꢀvuru
no: 28490/95). Bir mahkumiyet kararı, yalnızca ya da kesin bir ꢀekilde, sanığın ne soruꢀturma
sırasında ne duruꢀma sırasında sorguya çektirebildiği bir kiꢀinin ifadelerine dayandığı hallerde
savunma haklarının, AĐHS’nin 6. maddesinde ifade edilen güvencelerle bağdaꢀmayacak bir
ꢀekilde sınırlandığı sonucunu ortaya çıkarmaktadır (Sadak ve diğerleri – Türkiye (no:1),
baꢀvuru no: 29900/96, 29901/96, 29902/96 ve 29903/96; Saidi- Fransa, 20 Eylül 1993).
Mevcut davada, AĐHM, baꢀvuranın suçluluğuna karar verirken, Ağır Ceza Mahkemesi’nin
kararını, belirleyici bir önem atfederek A.Ö’nün ifadesine, baꢀvuranın yakalanması sırasında
çekilen film kaydına ve bu esnada üzerinde bulunan paralara dayandırdığını belirtmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın, yargılama süreci boyunca aleyhindeki kanıtlara ulaꢀması talebinin
reddedilmesinden ꢀikayetçi olduğunu belirtmektedir. Baꢀvuran, Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki
duruꢀmalar sırasında, düzenli olarak, ihtilaflı film kasetinin yayınlanmasını, yakalanması
sırasında kaydedilen video kasetler ile A.Ö ile yaptığı telefon görüꢀmeleri kaydının
kriminolojik incelemesinin yapılmasını, A.Ö’nün, Ulaꢀtırma Bakanı’nın, ve diğer tanıklardan
bazılarının dinlenmesini talep etmiꢀtir.
6