HUKUK AÇISINDAN
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Başvuran hakkında sürdürülen ceza yargılamasının hakkaniyete uygun olmadığını ileri
sürerek AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmiş, başvuranın Sivas cezaevinde tutuklu bulunduğu ve Asliye
ceza mahkemesi tarafından dinlendiği açıklamasını yapmıştır. Adı geçen esas hakkında
savunmasını yapmış ve kendi isteğiyle Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki
duruşmalara katılmamış, ayrıca istinabe aracılığıyla ifadesine başvurulmuştur. Başvuran 22
Şubat 2001 tarihinde Sivas Asliye ceza mahkemesi tarafından yeniden dinlenmiş ve Devlet
Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı’nın tamamlayıcı iddianamesine karşılık
görüşlerini iletme olanağı bulmuştur. Hükümet ne başvuranın ne avukatının Devlet Güvenlik
Mahkemesi önünde herhangi bir kimse ile savunma talebinde bulunduğunu hatırlatmaktadır.
Hükümet ayrıca başvuranın avukatının duruşma tanığına değin esas hakimi karşısında talepte
bulunmadığını savunmaktadır. Üstelik başvuran tanık ifadesine itiraz etme ve sorgulama
imkânını bulmuştur.
A. Kabuledilebilirlik üzerine
AĐHM bu şikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı
tespitini yapmaktadır. Ayrıca başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.
Başvuru kabuledilmelidir.
B. Esas hakkında
3. paragrafta yer alan hükümler uyarınca AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafında adil
yargılanma hakkını güvence altına alan koşullar yer aldığından, AĐHM başvuranın
şikayetlerini bu iki açıdan birlikte değerlendirmeye alacaktır (Bkz. Sannino-Đtalya no:
30961/03 ve Van Geyseghem-Belçika kararları no: 26103/95).
AĐHM, 6. maddenin 1. paragrafında tek başına dile getirilmemesine karşın «sanık»
bakımından seçim olanağının duruşmada ayrı bir yer tuttuğunu ve bu maddenin bütününün
amacını oluşturduğunu hatırlatmaktadır. Üstelik 3. paragrafın c), d), e) fıkraları ile «her
sanığa» «kendi kendini savunma», «iddia sanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek» ve
«duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşmadığı takdirde bir tercümanın
yardımından para ödemeksizin yararlanma» öngörülmektedir (Bkz. Colozza-Đtalya kararı 12
Şubat 1985, Zana-Türkiye kararı, 25 Kasım 1997).
Mevcut başvuruda AĐHM, başvuranın hiçbir zaman kendisini on iki yıl altı ay hapis cezasına
çaptıran Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki duruşmalara çağrılmadığını saptamaktadır.
Olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan CMUK’un 226 § 4. maddesine
uygun olarak Sivas Asliye Ceza Mahkemesi DGM’deki istinabe üzerine harekete geçerek
başvuranın savunmaya ilişkin ifadesini almıştır.
Hükümetin savunduğunun aksine dava dosyasında yer alan delil unsurlarından başvuranın
üstü kapalı bile olsa DGM önündeki savunmasından vazgeçmediği görülmektedir. Buna
karşın, AĐHM tarafından güvence altına alınan bir hakkın kullanımından vazgeçilmesi
karışıklığa yol açmamalıdır (Bkz. Sejdovic-Đtalya kararı, no: 56581/00).
3