C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜNSAL - TÜRKĐYE DAVASI  
(Başvuru no: 24632/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Şubat 2007  
Đşbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,  
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (24632/02) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaşı Kaan Ünsal’ın (başvuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 12 Haziran 2002  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan Haklarını güvence altına  
alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara barosu avukatlarından S. Kozaçoğlu, Z. Rüzgar, B.  
Vangölü, K. Arslan ve E. Olkun tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1968 doğumlu başvuran Ankara’da ikamet etmektedir.  
Başvuran 24 Şubat 1997 tarihinde Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından on iki yıl  
altı ay hapis cezasına çarptırılmış, bu ceza Yargıtay tarafından 25 Haziran 1998 tarihinde  
onanştır. Başvuran cezasının infazından bu yana aranmaktadır.  
Başvuran 12 Eylül 2000 tarihinde yakalanarak Sivas Emniyet Müdürlüğü yerel şubesinde  
gözaltına alınmıştır. Dava dosyasından edinilen bilgilere göre başvuran yakalandığı esnada  
sahte kimlik taşımaktaydı. Başvuranın üzerinden ayrıca yasadışı sol örgüt DHKP-C’nin  
Yunanistan’daki eğitim kamplarına ilişkin belgeler ve diğer (cep telefonu, adres defteri vs.)  
araç-gereçler çıkmıştır.  
Olayların meydana geldiği dönemde yürürlüğe giren yasaya uygun olarak başvuran gözaltında  
bulunduğu esnada hiçbir avukat aracılığıyla temsil edilmemiş, bu süre boyunca ifade vermeyi  
reddetmiştir.  
Başvuran aynı gün Ceza mahkemesi yetkili hakimi karşısına çıkarılmıştır. Başvuran hakkında  
yapılan suçlamaları ve elde edilen kanıtları inkâr etmiştir. Hakim adı geçenin tutuklanarak  
Sivas cezaevine konulmasına karar vermiştir.  
Belirtilmeyen bir tarihte Sivas Cumhuriyet Savcılığı yetkisizlik kararı vererek dosyayı  
Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne göndermiştir.  
Cumhuriyet Savcısı 26 Eylül 2000 tarihinde TCK’nın 168 § 2. maddesinin uygulanmasına  
istinaden başvuranı yasadışı bir örgütün mensubu olmakla itham etmiştir.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi 27 Mart ve 24 Nisan 2001 tarihlerinde iki duruşma  
gerçekleştirmiş, avukatı aracılığıyla temsil edilen başvurana savunmasını hazırlaması için ek  
süre tanımıştır.  
DGM 22 Mayıs 2001 tarihinde başvuranın yokluğunda bir duruşma yapmış, adı geçenin  
avukatının görüşlerini dinlemiştir. Mahkeme bu duruşma sonucunda TCK’nın 168 § 2.  
maddesi uyarınca başvuranı on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır.  
Yargıtay 6 Aralık 2001 tarihinde aldığı ve 12 Aralık 2001 tarihinde tebliğ ettiği bir kararla ilk  
derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
Yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesinin ardından 3 Haziran 2005 tarihinde  
Erzurum Ağır ceza mahkemesi başvuranın cezasını altı yıl üç aya indirmiştir.  
2
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Başvuran hakkında sürdürülen ceza yargılamasının hakkaniyete uygun olmadığını ileri  
sürerek AĐHS’nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmiş, başvuranın Sivas cezaevinde tutuklu bulunduğu ve Asliye  
ceza mahkemesi tarafından dinlendiği açıklamasını yapmıştır. Adı geçen esas hakkında  
savunmasını yapmış ve kendi isteğiyle Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki  
duruşmalara katılmamış, ayrıca istinabe aracılığıyla ifadesine başvurulmuştur. Başvuran 22  
Şubat 2001 tarihinde Sivas Asliye ceza mahkemesi tarafından yeniden dinlenmiş ve Devlet  
Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı’nın tamamlayıcı iddianamesine karşılık  
görüşlerini iletme olanağı bulmuştur. Hükümet ne başvuranın ne avukatının Devlet Güvenlik  
Mahkemesi önünde herhangi bir kimse ile savunma talebinde bulunduğunu hatırlatmaktadır.  
Hükümet ayrıca başvuranın avukatının duruşma tanığına değin esas hakimi karşısında talepte  
bulunmadığını savunmaktadır. Üstelik başvuran tanık ifadesine itiraz etme ve sorgulama  
imkânını bulmuştur.  
A. Kabuledilebilirlik üzerine  
AĐHM bu şikayetlerin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı  
tespitini yapmaktadır. Ayrıca başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.  
Başvuru kabuledilmelidir.  
B. Esas hakkında  
3. paragrafta yer alan hükümler uyarınca AĐHS’nin 6. maddesinin 1. paragrafında adil  
yargılanma hakkını güvence altına alan koşullar yer aldığından, AĐHM başvuranın  
şikayetlerini bu iki açıdan birlikte değerlendirmeye alacaktır (Bkz. Sannino-Đtalya no:  
30961/03 ve Van Geyseghem-Belçika kararları no: 26103/95).  
AĐHM, 6. maddenin 1. paragrafında tek başına dile getirilmemesine karşın «sanık»  
bakımından seçim olanağının duruşmada ayrı bir yer tuttuğunu ve bu maddenin bütününün  
amacını oluşturduğunu hatırlatmaktadır. Üstelik 3. paragrafın c), d), e) fıkraları ile «her  
sanığa» «kendi kendini savunma», «iddia sanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek» ve  
«duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşmadığı takdirde bir tercümanın  
yardımından para ödemeksizin yararlanma» öngörülmektedir (Bkz. Colozza-Đtalya kararı 12  
Şubat 1985, Zana-Türkiye kararı, 25 Kasım 1997).  
Mevcut başvuruda AĐHM, başvuranın hiçbir zaman kendisini on iki yıl altı ay hapis cezasına  
çaptıran Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki duruşmalara çağrılmadığını saptamaktadır.  
Olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan CMUK’un 226 § 4. maddesine  
uygun olarak Sivas Asliye Ceza Mahkemesi DGM’deki istinabe üzerine harekete geçerek  
başvuranın savunmaya ilişkin ifadesini almıştır.  
Hükümetin savunduğunun aksine dava dosyasında yer alan delil unsurlarından başvuranın  
üstü kapalı bile olsa DGM önündeki savunmasından vazgeçmediği görülmektedir. Buna  
karşın, AĐHM tarafından güvence altına alınan bir hakkın kullanımından vazgeçilmesi  
karışıklığa yol açmamalıdır (Bkz. Sejdovic-Đtalya kararı, no: 56581/00).  
3
Bu itibarla, Sivas Asliye Ceza mahkemesi’nin «dolaylı» bir duruşması veya DGM’deki  
duruşmadaki avukatının varlığı ilgilinin varlığını örtbast etmemelidir.  
AĐHM benzer şekliyle başvuranın savunma haklarına yönelik bir ihlalin adil yargılanma  
hakkının Sözleşmenin demokratik bir toplumda edindiği yer bakımından haklı  
görülemeyeceğine itibar etmektedir.  
Bu nedenle, AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 c) maddesi ihlal edilmiştir.  
Alınan bu sonuç AĐHM’yi başvuranın AĐHS’nin 6 §§ 1 ve 3 a), b) ve d) maddelerine değin  
şikayetlerine değinmekten muaf tutmaktadır.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
Başvuran adil tazmin konusunda hiçbir talepte bulunmamakta bu konuyu AĐHM’nin takdirine  
bırakmaktadır.  
AĐHM, Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine  
getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi  
doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın başlatılmasının ilke olarak tespit edilen  
ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturduğu sonucuna varmaktadır (Bkz.  
Öcalan kararı).  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6 § 1 ve 3 c) maddesinin ihlal edildiğine;  
KARAR VERMĐŞTĐR.  
Đşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 20 Şubat 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
4