CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
ÜNSAL ÖZTÜRK - TÜRKİYE  
(Başvuru no. 29365/95)  
KARAR  
STRAZBURG  
4 Ekim 2005  
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle  
ilişkin değişiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Ünsal Öztürk – Türkiye davasında,  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),  
Başkan J.-P. COSTA,  
Yargıçlar A.B. BAKA,  
K. JUNGWIERT,  
V. BUTKEVYCH  
M. UGREKHELIDZE,  
A. MULARONI,  
Geçici yargıç F. GÖLCÜKLÜ ve Bölüm Sekreteri S. DOLLÉ’nin katılımı ile kapalı  
oturumda 13 Eylül 2005 tarihinde toplanmış ve bu tarihte alınan izleyen kararı vermiştir:  
USUL  
1. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) eski 25.  
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, bir Türk vatandaşı olan Ünsal Öztürk  
(“başvuran”) tarafından, 21 Aralık 1994 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na  
(“Komisyon”) yapılan başvurudan (no. 29365/95) kaynaklanmaktadır.  
2. Başvuran, Londra’da görev yapan avukatlar M. Muller, T. Otty ve F. McKay,  
Londra Kürt İnsan Hakları Projesi’nden K. Yıldız ve Ankara Barosu’na bağlı avukatlar H.  
Öndül ve L. Kanat tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) Avrupa İnsan  
Hakları Mahkemesi huzurundaki işlemler için bir Ajan tayin etmemiştir.  
3. Başvuran, özellikle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7 ve 10. maddeleri ve 1  
No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, bazı kitapları yayınlayarak bölücü propaganda  
yaymaktan kaynaklanan birbirini izleyen mahkumiyetlerinin ve cezalarının, iç hukuk uyarınca  
öngörülemez olduğunu ve ifade özgürlüğü hakkı ve mülkiyet hakkının ihlaline vardığını iddia  
etmiştir.  
4. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesi’nin 11 No.’lu Protokol’ünün yürürlüğe girdiği tarih olan, 1 Kasım 1998’de  
iletilmiştir (11 No.’lu Protokol’ün 5 § 2. maddesi).  
5. Başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin İkinci Daire’sine tevzi edilmiştir  
(Mahkeme İç Tüzüğü’nün 52 § 1. maddesi). Bu Daire içinde davaya bakacak olan Bölüm  
(AİHS’nin 27 § 1. maddesi), İç Tüzük’ün 26 § 1. maddesinin gerektirdiği gibi  
oluşturulmuştur.  
6. Türkiye adına seçilen hakim Rıza Türmen, dava heyetinden çekilmiştir (İç Tüzük  
28. madde). Hükümet, dolayısıyla, heyette ad hoc hakim olarak yer almak üzere, Profesör  
Feyyaz Gölcüklü’yü tayin etmiştir ( AİHS’nin 27 § 2. maddesi ve İç Tüzük 29 § 2. madde).  
7. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 27 Mayıs 2003 tarihli bir karar ile başvurunun  
kısmen kabuledilebilir olduğunu açıklamıştır. Başvuranın şikayetlerini, Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesi’nin 7 ve 10. maddeleri ve 1 No.’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca dikkate  
almıştır.  
8. 1 Kasım 2004 tarihinde, AİHM Daire’lerinin yapısını değiştirmiştir (İç Tüzük 25 §  
1. madde). Bu dava, yeni oluşturulmuş İkinci Daire’ye verilmiştir (İç Tüzük 52 § 1. madde).  
9. Başvuran ve Hükümet, esaslara ilişkin görüş bildirmişlerdir (İç Tüzük 59 § 1.  
madde).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
10. Başvuran 1957 doğumludur ve Ankara’da ikamet etmektedir.  
11. Başvuran, Türkiye’de çok sayıda kitap yayınlamış küçük bağımsız bir kuruluş olan  
Yurt Kitap-Yayın yayınevinin sahibidir. Başvuran, 1991 ve 1994 yılları arasında, çeşitli  
Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından Devlet’in bölünmez birliği aleyhine propaganda  
oluşturduğuna karar verilen bazı kitaplar yayınlamış olmaktan muhtelif cezai takibatlara  
maruz kalmıştır.  
12. Sonuç olarak, başvuran, çoğunluk davada, Terörle Mücadele Yasası (3712 No.’lu  
Kanun) uyarınca mahkum edilmiş ve para cezasıyla birlikte altı aydan iki yıla kadar değişen  
sürelerle hapis cezasına çarptırılmıştır. 27 Ekim 1995 tarihindeki Terörle Mücadele Yasası  
değişikliklerinden sonra, başvuran aleyhindeki işlemler yeniden açılmış ve başvuranın, aksi  
halde tamamlanmamış olan, cezaları para cezalarına dönüştürülmüştür. 12 Temmuz 1997  
tarihinden önce editörler tarafından işlenen suçlara ilişkin hükümlerin ve mahkeme  
kararlarının ifasının ertelenmesi üzerine olan 4304 No.’lu Kanun’un 4 Ağustos 1997 tarihinde  
yürürlüğe girmesine müteakiben, başvuran aleyhindeki devam eden cezai işlemler askıya  
alınmıştır. Kitapların çoğunluğu toplatılmıştır.  
13. Bütün olarak, başvuran, toplam yirmi gün, beş ay, bir yıllık hapis cezası çekmiş ve  
5.121 Euro karşılığı para cezası ödemiştir.  
14. Çeşitli işlemlerin kronolojisi mevcut karara eklenmiştir.  
A. Takibatlara yol açan kitaplar  
1. “Kendini keşfeden Ulus: Kürtler”  
15. Bu kitap, yazar İsmail Beşikçi tarafından çeşitli yabancı ve yerli gazetelere verilen,  
bunların bazıları hiçbir zaman yayınlanmamış olan, röportajların derlemesidir. İstanbul Devlet  
Güvenlik Mahkemesi, başvuranın mahkumiyetini desteklemek için bazı alıntılara dikkat  
çekmiştir:  
“Kürt sorununun odak noktasının Kürdistan'ın bölünmesi ve paylaşılması olduğunu düşünüyorum, bugün  
Iran'ın bir Kürdistanı var, Irak'ın bir Kürdistanı var, Türkiye'nin bir Kürdistanı var... Kürt ulusuna karşı böl  
yönet politikası uygulanmıştır...  
...Türkiye'de Kürtlere karşı yoğun bir devlet terörü var, Yani terörü devlet yapıyor. Örneğin devlet şöyle  
işler yapıyor Kürdistanda: Çoçukları bir duvarın dibine diziyor. Duvarın karşı tarafta da çocukların  
babalarını veya dedelerini diziyor. Karşılıklı iki ev. Bir tarafta babalar, dedeler işkence görüyorlar, diğer  
tarafta da onlarin çocukları ...  
...Kürdistan ulusal mücadelesinin çok onurlu, sonsuz derecede meşru bir mücadele olduğu kuşkusuzdur.  
Kürdistan'da kapsamlı, yoğun ve onurlu bir gerilla mücadelesi sürerken, yurt dışında olmanın bu  
mücadeleye aktif olarak katılamamanın yurt dışındaki kürtler için çok büyük bir güçlük oluşturduğunu  
şünmekteyim ... Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine katılmanın, bu onurlu mücadeleyi desteklemenin  
binbir türlü yolu vardır... Kürdistan ulusal mücadelesi içinde yeralan bütün işçilere, bütün köylülere,  
aydınlara, gerilaya katılan genç erkeklere ve kadınlara, gerilayı destekleyen herkese, gerilla mücadelesinin  
önderliğini yürüten bütün kadrolara, başkan Apo'ya binlerce selam olsun ...”  
2. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından  
İsmail Beşikçi davası II-Savunma”  
16. Bu kitap, yazarın yorumlarıyla birlikte 1980 tarihinde Sıkıyönetim Mahkemesi’nde  
yazar aleyhindeki yasal işlemler hakkındadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:  
“...Kürt toplumunda ekonomik, toplumsal ve siyasal bakımlardan bazı değişmeler olmaktadır. Bu  
değişmeler sürecinden aşiret yapıları çözülmektedir, ulusal bilinç gelişmektedir. Önümüzdeki dönemde,  
Kürt toplumunda, ulusal bilinç hızlı bir şekilde gelişecektir. Bu süreci, devrimci ve demokratik bir bilinçle  
donanmış küçük burjuva Kürtlerde, Kürt aydınlarında görmek mümkün olacaktır. ...”  
3. “Bir Aydın, bir örgüt ve Kürt sorunu”  
17. Bu kitap, ilk başta 1990 tarihinde başka bir yayıncı tarafından yayınlanmıştır. O  
dönemde, Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesi uyarınca, İstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nde İsmail Beşikçi ve yayıncı aleyhine dava açılmıştır.  
18. Ekim 1993’de, başvuran kitabı yeniden yayınlamıştır. Kovuşturmada şu ifadelere  
dikkat çekilmiştir:  
“...Lozan. Türkler için yeni bir devletin kuruluşudur, bir kurtuluştur, Kürtler için ise bir esarettir,  
Kürdistan'ın bölünmesinin, parçalanmasının ve paylaşılmasının, Kürt Ulusuna böl-yönet politikası  
uygulamasının garantiye alındığı, ulusalararası bir antlaşmadır. ...İngiliz emperyalizmi kemalistlerle, Arap  
emperyalizmi ile, İran Şahı ile işbirliği yaparak Kürdistan'ı bölmüş, parçalamış ve paylaşmıştır. ...  
...Atatürk her şeyden önce bir Kürt cellatıdır. ...”  
4. “Kürt toplumu üzerine”  
19. Bu kitap, İsmail Beşikçi tarafından 1971 yılından önce yazılan yazılardan  
oluşmaktadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:  
“...Kürdistan, bilinçli bir devlet politikası ile geri bırakılmıştır, bu politika ile Kürdistan'da sanayileşme  
gerçekleştirilmemiş, olanakları yaratılmamıştır, böylece nüfusun batı illerine göçü sağlanmıştır. Göç süreci  
asimilasyon doğrultusunda kullanılmıştır. ...  
...Bugün Kürt ulusal varlığını, Kürt dilini, Kürdistan'ı inkar eden hiçbir hukuksal düzenlemenin meşru  
olmadığını vurgulamaya çalışıyorum. ...  
...O halde bugün Türkiye halkları emperyalizm ve onun işbirlikçisi olan işbirlikçi burjuvazi ve feodal  
ağalardan meydan gelen bir üçlü tarafından baskı altında tutulmakta ve sömürülmektedir. ...”  
5. “Bilincin yükselişi”  
20. Bu kitap, özellikle Devlet Güvenlik Mahkemeleri huzurunda olmak üzere çeşitli  
mahkemelerin huzurunda İsmail Beşikçi ve başvuran aleyhindeki cezai işlemlere ilişkin resmi  
belgelerden oluşmaktadır.  
6. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından  
Ismail Beşikçi davası V-Yargıtay'ın onama kararı ve Tashihi karar”  
21. Bu kitap, 1980 yılında, Sıkıyönetim Mahkemesi’nde İsmail Beşikçi aleyhindeki  
işlemlere ilişkin olan kitapların sonuncusudur. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:  
“Askeri Yargıtay bu iddiaların varit olmadığını söylerken yalan söylemek zorunda kalmıştır. ...3. Daire  
beyanı yalandır. Askeri Yargıtay hüküm mahkemesinin uzlaşmaz çelişmelerini hasıraltı etme ve gizleme  
gayreti içindedir. ...Askeri Yargıtay hüküm mahkemesinin bu çok çirkin ve ayıp olan kurnazlıklarını  
tarafımdan deşifre edilmemiş olsaydı bu kurnazlığı sürdürmekte başarılı kalabilirdi. ... Askeri  
Mahkemelerin, sağcı güçlerin ne kadar yanında ve kontrolünde olduğunu açıkça göstermektedir. ...”  
7. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından  
Ismail Beşikçi davası I-Danıştay davaları, iddianame, esas hakkındaki mütalaa”  
22. Bu kitap, İsmail Beşikçi’yle ilgili idari işlemlere ilişkin belge ve yorumlardan  
oluşmaktadır. Kitabın, başvuranın daha önce hakkında mahkum edilmiş olduğu başka bir  
kitabın devamı olduğu gerekçesiyle, cezai işlemler Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi  
tarafından bozulmuştur.  
8. “Orgeneral muğlalı olayı, otuzüç kurşun”  
23. Başka bir yayımcılık şirketi bu kitabı ilk olarak Mart 1991’de yayınlamıştır. Yayıncı  
aleyhindeki dava, Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinin kaldırılması üzerine, 5 Haziran  
1991 tarihindeki beraat kararıyla sonuçlanmıştır.  
24. Mart 1992’de, başvuran kitabı yeniden yayınlamıştır. 1994 yılında, zaman engeli  
nedeniyle, hakkındaki cezai takibat başarısızlıkla sonuçlanmıştır.  
9. “Bilimsel yöntem, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından İsmail  
Beşikçi davası IV-Yargıtay'a başvuru”  
25. Bu kitap, 1980 tarihinde Sıkıyönetim Mahkemesi’nde İsmail Beşikçi aleyhindeki  
yasal işlemlerle ilgili Yargıtay huzurundaki temyiz başvurusuna ilişkin belgeler ve  
yorumlardan oluşmaktadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:  
“... Kürt gerçeğini ve Kürdistan gerçeğini inkar eden hiç bir yargılama süreci geçerli değildir. 1971  
duruşmalarında mahkemelere devletin yasaları hatırlatıyor, yasalara uyulması gerektiğini vurguluyorduk.  
Devletin kendi yasalarına neden uymadığının çözümlemesi yapıldı. Bu çözümleme sonucunda artık  
devletin yasalarının meşru olmadığını vurgulamaya çalışıyoruz. Kürtlerin ulusal varlığını, Kürtçenin  
varlığını inkar eden hiç bir düşünce ve tavır, davranış meşru değildir. ...”  
10. “Mahkemelerin açtığı yol”  
26. Kitap, Terörle Mücadele Yasası’nın yürürlüğe girmesinin öncesinde gerçekleşen  
duruşmalar sırasında doğan belgelerden oluşmaktadır. Sözkonusu duruşmalar beraat  
kararlarıyla sonuçlanmıştır. Bu belgeler çeşitli iddianameler, dilekçeler ve mahkeme  
kararlarından oluşmaktadır. Yazarın mahkum edilmiş ve kitabın toplatılmış olmasına rağmen,  
başvuran aleyhindeki kovuşturma zaman engeline uğramıştır.  
11. “Kirletilen kavramlar: Bilim, eşitlik, adalet”  
27. Bu kitap, İsmail Beşikçi’nin daha önce bazı gazetelerde yayınlanmış olan yazılarının  
derlemesidir. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:  
“... Gerilla mücadelesi gerek Kürdistan'da gerek Türkiye'de toplumsal ve ekonomik yapıları, siyasal  
kurumların değer sistemlerini yoğun bir şekilde etkilemektedir. Özgürlük hareketinin bilime ihtiyacı  
büyüktür. Özgürlük hareketi bunun bilincindedir. Özgürlük hareketi demokrasi, özgürlük, eşitlik, hukuk,  
hukukun evrensel ilkeleri, bağımsızlık, ulusların eşitliği, ulusların kendi geleceklerini tayin, insan hakları  
gibi kategorilerinde bilincindedir. ... Son yıllarda Kürt toplumunda çok büyük siyasal ve toplumsal  
değişmeler oluyor. ... Kürt insanı artık toplumsal ve kültürel değerlerinin sömürgeci güçler tarafından  
tamamen gasp edilmiş olduğunun farkına ve bilincine varıyor. Bunlara yeniden sahip çıkmanın çabası  
içinde. ...  
...PKK geniş Kürt halk yığınlarının gönlündedir, yüreklerindedir. PKK geniş Kürt halk kitlelerinin  
beyinlerine girmiştir. Kürt halkı PKK olmuştur. Zira özgürlük sadece Kıbrıs Türkleri'nin, Bosna Hersek'teki  
müslümanların, Karabağ'daki Azeriler'in özlemi değildir. Özgürlük Kürtlerin de hakkıdır.”  
12. “Hukuksuz adalet”  
28. Bu kitap, İsmail Beşikçi’nin yorumlarıyla birlikte, Devlet Güvenlik Mahkemesi  
Cumhuriyet Savcısı tarafından hem başvuran hem de yazar İsmail Beşikçi aleyhinde  
düzenlenen iddianameden, aleyhlerinde verilen karardan ve İsmail Beşikçi tarafından  
“Bilincin Yükselişi” ismindeki kitaba ilişkin işlemlerde Yargıtay’a sunulan savunma  
ifadelerinden oluşmaktadır. Kovuşturmada şu ifadelere dikkat çekilmiştir:  
“... Türkiye'de Kürtlere karşı son derece yoğun ve yaygın ve sürekli bir devlet terörü uygulanmaktadır.  
Kürdistan'ın Kürt köyleri yakılmakta ve yıkılmaktadır. PKK'nın son yıllarda özellikle son bir yıl içinde çok  
derin ve yaygın bir gelişme süreci içine girmiştir. ...Kürt sorunu ulusal bir sorundur. Kürt sorununun  
temelinde Kürdistan'ın ve ulusunun emperyalistlerce ve onların orta değerindeki işbirlikçi hükümetleri  
tarafından işbirlikçi ve güç birliği yaparak bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması ve Kürtlerin bağımsız  
devlet kurma haklarının gasp edilmesi yatar. Kürtler kendilerine uygulanan böl-yönet politikalarına 70 yılı  
aşkın bir zamandır karşı koyuyorlar. Silahlı mücadele ediyorlar. ...Gerilla hareketlerini sömürgeciliği yok  
etmenin bir yolu olarak değerlendirmenin daha doğru olacağı kanısındayım. ... Kürtler henüz yirmi yaşına  
bile ulaşmamış genc insanlar, Kürdistan için ölüme gidiyorlar. Bu inanç, bu direnç ancak ulusa ve ulusun  
kimliğine duyulan güvenden ileri gelebilir. ...”  
13. “Kirletilen değerler: Demokrasi, barış, kardeşlik”  
29. Kitap, İsmail Beşikçi’nin yazılarının derlemesidir. İddia makamı, şu paragraflara  
dikkat çekmiştir:  
“... Bu kitapta iki inceleme yer almaktadır. Birincisi bireysel başvurunun sömürgedeki değeri başlığını  
taşımaktadır. Alt sömürge Kürdistan'da gelişen gerilla mücadelesi, toplumsal ve siyasal gelişmeler  
karşısında bireysel başvurunun ne anlama geldiği konusu tartışılmaktadır. ... Türkiye'nin Kürdistan'da  
gerçekleştirdiği operasyonları ise değil suçluya karşı muamele, düşmana karşı muamele kavramı içinde  
ıklamak mümkün değildir. Türkiye alt sömürge Kürdistan'da zamana yayılmış bir soykırım  
gerçekleştirmektedir. ...  
...Kürtler Türkiye'de son birkaç yıla kadar inkar ediliyorlardı. Kürtlerin ulusal ve toplumsal varlığı ısrarla  
inkar ediliyordu. Kürtlerin aslının Türk olduğu vurgulanıyordu ... ve bu görüş, bu anlayış resmi ideolojinin  
en önemli boyutunu meydana getiriyordu. ... 10 yılı aşkın bir zamandır süren gerilla mücadelesinin fiili  
kazanımlarından dolayı Türk devleti artık Kürtlerin varlığını, Kürtçe'nin varlığını inkar edemiyor, Kürt diye  
bilinen bir millet yoktur, Kürtçe diye bilinen bir dil yoktur diyemiyor. ... Bugün devletin Kürtlere söylediği  
şey şudur: İlkel dilinizi köyünüzde, evinizde, tarlanızda vs konuşabilirsiniz. Kürt kökenli olduğunuzu  
söyleyebilirsiniz. Fakat Türkiye'de yaşamak için Türk olmak, Türkleşmek zorundasınız. Türk gibi yaşamak  
zorundasınız. ...  
Türkiye'nin, Kürdistan'da uyguladığı politikanın yoğun bir devlet terörünün içerdiği acıktır. Devlet  
terörünün oluşması ve tırmanması Kürt kimliğinin ve Kürdistan kimliğinin inkarı ile yakından ilgilidir. ...  
Kürtler belirli bir düşünce etrafında örgütlenmeye başlasa o örgüt hemen yasaklanmakta, kapatılmakta,  
etkinliği yok edilmeye çalışılmaktadır. ... PKK'nın 1970'li yılların sonlarında kurulusunu ve 1980'lı yılların  
başında silahlı mücadeleye başlamasını bu çerçeve içinde değerlendirmek gerekir. Devlet Kürtlere  
kendilerini ifade edebilmek için silaha başvurmaktan baksa hiçbir yol bırakmamıştır. ... Bunlara rağmen  
Avrupa Devletleri çağdaş değerleri değil ırkçılığı ve sömürgeciliği savunuyorlar. Devlet terörünü  
görmezden geliyorlar. Böylece Devlet terörünü teşvik ediyorlar. Devlet terörüne karşı mücadele eden  
özgürlük hareketini PKK'nın uyguladığı şiddeti ise büyütüyorlar. ...”  
14. “Işlevsizleşen yasaklar: düşünce yasakları, dolandırıcılık yasakları”  
30. Kitap, İsmail Beşikçi’nin yorumlarıyla birlikte, İsmail Beşikçi aleyhine düzenlenen  
iddianamelerden, mahkemelerin kararlarından ve İsmail Beşikçi tarafından verilen savunma  
ifadelerinden oluşmaktadır. İlk derece mahkemesi tarafından şu paragraflara dikkat  
çekilmiştir:  
“PKK önderliğinde Kürdistan'da cereyan eden mücadele ulusal ve toplumsal kurtuluş mücadelesidir. Hiç  
bir ulusal kurtuluş mücadelesin de şiddet kullanmadan başarıya ulaşamaz. ...Bu devlet terörü karşısında alt  
sömürge ulusal demokratik güçlerinin de belirli bir şiddet uygulamaları kaçınılmaz olmaktadır. ...Devlet  
kürtlere karşı sistematik bir katliam yapmaktadır, soykırım uygulaması içermektedir. ...”  
31. Mahkeme, ayrıca, kitabın, sırasıyla 1 Şubat ve 13 Şubat 1994 tarihlerinde Özgür  
Gündem gazetesinde yayınlanan bazı yazılara atıfta bulunarak, 23 ve 38. sayfalarında  
güvenlik gücü yetkililerinin kimliklerini açıkça ortaya koyduğunu belirtmiştir.  
15. İsmail Beşikçi tarafından yazılan on dört kitaba ilişkin müşterek kovuşturma  
32. 1991 ve 1992 tarihlerinde yayınlanan sözkonusu kitaplar şunlardır:  
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
“Ortadoğu'da devlet terörü”;  
“Kürtlerin mecburi iskanı”;  
“Devletlerarası sömürge: Kürdistan”;  
“Türk tarihi tezi, Güneş-dil teorisi ve kürt sorunu”;  
“UNESCO'ya mektup”;  
“Zihinlerimizdeki karakolların yıkılması, yargılama süreçleri ve özgürleşme”;  
“Bilimsel Metod”;  
“Doğu Anadolu'nun düzeni, sosyo-ekonomik ve etnik temeli- I”;  
“Doğu Anadolu'nun düzeni, sosyo-ekonomik ve etnik temeli - II”;  
“Bilim-resmi ideoloji, devlet, demokrasi ve kürt sorunu”;  
“Cumhuriyet Halk Fırkası’nın Tüzüğü (1927) ve Kürt sorunu,  
Başkaldırının koşulları,  
Tunceli Kanunu 1935 ve Dersim Jenosidi,  
Kürdistan üzerinde emperyalist bölüşüm mücadelesi.  
33. 22 Mayıs 1997 tarihli kararında başvuranı mahkum eden Ankara Devlet Güvenlik  
Mahkemesi, kitaplardaki bir grup pasaja değinmiş ve ayrımcılık propagandası yaptıkları ve  
terörist örgütleri övdükleri sonucuna varmıştır. Mahkeme, özellikle, PKK’nın silahlı bir örgüt  
olduğunu ve Kürtleri temsil etmediğini belirtmiştir. Bu bağlamda Mahkeme, yazarın belli  
vatandaşların hakları ve özgürlüklerinin savunucuları olarak PKK’yı sürekli olarak  
övmesinin, 3713 No.lu Kanun hükmünce mahkumiyeti gerektirdiği kanısındadır. Ayrıca,  
sözkonusu kitapların ana fikrinin, Türk ve Kürtleri karşı karşıya getirmek olduğu sonucuna  
varmıştır. AİHM yazarın, Devlet’in demokratik hakları yok etmeye çalışan silahlı bir çeteye  
karşı gerçekleştirdiği yasal faaliyetlerini terörizm olarak değerlendirdiğini belirtmiştir.  
16. Cop Cumhuriyeti  
34. Günay Aslan tarafından yazılan bu kitap, güney-doğu hakkındaki duvar yazıları ve  
karikatürlerin toplamıdır. Kullanılan duvar yazıları, Türkiye’deki ünlü sözler, şarkılar ve  
reklamların çarpıtılmış halleridir. İddia makamı, aşağıda kaydedilen paragraflara dikkat  
çekmiştir:  
“Ve Tanrı PKK’yı yarattı. …  
Sana bir tokat atana sen de bir roket at!  
Faili meçhul ölmemiz ırsidir, isyanlarımızdan bize geçmiştir. İmza: Kürt Halkı. …  
Konuşan Türkiye, susan Kurdistan demektir. …  
Tuvalet duvarına ‘Yaşasın PKK’ diye yazsak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ülkesi ve milleti ile  
bölünmez bütünlüğüne yönelik bölücü mahiyette propaganda yapmak suçuna girer mi?  
PKK girse de yaşar, girmese de yaşar. …  
Bir gün gelecek bütün Kürtleri imha edeceğiz. Imza: Özel Tim …  
O bir gün hiç gelmeyecek! İmza: PKK …”  
17. “12 Eylül Faşizmi ve PKK direnişi”  
35. Kitap, PKK lideri Abdullah Öcalan tarafından yazılmıştır. Öncelikle, 1991 senesi  
Mayıs ayında Almanya’da yayınlanmıştır. Türkiye’de 1992 senesi Kasım ayında  
yayınlanmıştır. Kitabın önsözü, Abdullah Öcalan’ın fikir ve görüşlerinin, Devlet tarafından  
çarpıtıldığı ve bu durumun, Abdullah Öcalan’ın bağımsız düşüncesini oluşturmaya ihtiyaç  
duyan halk için adil olmadığı söylemlerini içermektedir. Bu nedenle, Öcalan’ın fikirlerini  
içeren kitap ve makaleler, yayınlanmalıdır. Başvuran ayrıca, Devlet’i, farklı fikirleri  
paylaşanları terörist olarak kabul etmekle suçlamıştır. Son olarak, kamu yararına olduğu için,  
ulusal Kürt hareketinin otoritesi olan Abdullah Öcalanın görüşlerini takdim ettiğini yazmıştır.  
18. “Boğaziçi Işgali – Katledilen madencinin haykıran soluğu”  
36. 1992 senesi Mart ayında bir kömür ocağında gerçekleşen patlamayı protesto etmek  
için Boğaziçi Üniversitesi’ni birkaç günlüğüne işgal eden TIKB1 militanlarınca tutulan bir  
günlükten oluşan kitap, Naile Tuncer tarafından düzenlenmiş ve 1992 senesi Ekim ayında  
yayınlanmıştır. Örgütün basın bildirilerini ve olay ve fotoğraflarla ilgili resmi dokümanları  
kapsamaktadır. Kitabın kapağında, TIKB adı altında kısmen gizlenmiş bir bayrak  
görünmektedir.  
37. 20 Aralık 1994 tarihinde 3713 No.lu Kanun’un 7 § 5. maddesi uyarınca başvuranı  
mahkum eden Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, yasadışı silahlı eylemlerine devam ettiği  
için TIKB’nin yasadışı bir örgüt olduğuna karar vermiştir. Kömür ocağı kazası, örgüt adına  
propaganda yapmak için yalnızca bir mazerettir. Başvuran, çarptırıldığı altı aylık hapis  
cezasını tamamlamış ve para cezasını ödemiştir. Görüşlerini sunmak için belirtilen son tarihi  
kaçırdığı için itiraz edememiştir.  
19. “Koca Çınar – Kürt Bilgesi Musa Anter”  
38. Bu kitap, Diyarbakır’da öldürülen Musa Anter’e adanmıştır. Derleme, taziye  
mesajları ve Yaşar Kaya tarafından seçilen bazı gazetelerde daha önce yayınlanmış  
makalelerden oluşmaktadır. İddia makamı, aşağıda kaydedilen paragrafları vurgulamıştır:  
“O gelişen Kürt ulusal özgürlük mücadelesine inandı. Özgürlük mücadelesinin gerçekleri düşmana inat  
dobra dobra ‘Genç olsaydım dağa çıkar gerillaya katılırdım’ diyebilen bir yiğitti. … Ölümünden sonra  
özgür Gündem’e yüzlerce mesaj geldi. Kimisi ona Kürt bilgesi diyordu. Kimisi Apo Musa diyordu.  
Kimisi 70 yıllık çınar ağacımız kimisi 70 yıllık canlı tarihimiz, kimisi ulusumuzun yiğit evladı diyordu.  
Kurtolog ve Kürt aydını, Kürt bilgesi olmanın yanında bütün bu sıfatları hak etmiş ve gönüllere taht  
kurmuş bir insandı. …  
Musa Anter’in katili tek kelimeyle T.C.’dir. …  
Musa Anter’in deyimi ile Bizans’ın, Kürtler’in ve arabın kültürü üzerine konan bu karanlık Türkçülük  
kimin Türkçülüğüdür? Türkler’den %10, Araplar’dan %50, Kürt ve Farslar’dan %35 oluşan bu dil  
hangi Türk’ün dilidir? … Korkusundan kendisine Türküm diyen ama gerçekte Türk olmayan  
Anadolu’nun azınlıklarını uyandıran herkesten korkuyorlar. … ve yalan ülkenin sahtekar sahipleri,  
yalan üzerine kurulu sistemleri ile yerle bir olacaklardır. …  
Devlet bu politikaları ile Kürt halkını teslim almaya … tek tek insanları öldürmekten, şekillerin  
imhasına kadar her türlü katliamı deniyor … işlediği cinayetlere Türk halkını da ortak ediyor.”  
1 Türkiye Ihtilalci Komünistler Birliği  
 
B. Müteakip gelişmeler  
39. Hükümet, 3 Ekim 2003 tarihli ek görüşlerinde, AİHM’ye 10 Eylül 1996 tarihinde  
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin sekiz davada2 verilen ve 432,200,000 Türk Lirası’na  
tekabül eden para cezalarını birleştirdiğini bildirmiştir. Ancak, başvuran sözkonusu meblağı  
zamanında ödememiş ve para cezası, hapis cezasına dönüşştür. Buna ilaveten, Ankara  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 9 Nisan 2003 tarihli bir kararı ile başvuranın suç kayıtlarının  
silinmiş olduğunu belirtmişlerdir.  
40. 8 Haziran 2004 tarihli bir mektup ile başvuran, AİHM’ye ilk olarak 22 Kasım  
1994 ve 27 Kasım 1995 tarihleri arasında ve ikinci olarak 26 Eylül 1996 ve 11 Mart 1997  
tarihleri arasında hapsedildiğini bildirmiştir. Cezaevinde toplam bir yıl, beş ay ve yirmi gün  
kalmış olduğunu belirtmiştir.  
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI  
41. Sözkonusu tarihte yürürlükte olan ilgili iç hukuk ve uygulaması, aşağıda  
kaydedilen kararlarda belirtilmiştir: E.K./Türkiye (no. 28496/95, §§ 34-40, 7 Şubat 2002),  
Erdoğdu/Türkiye (no. 25723/94, §§ 21-26, ECHR 2000-VI) ve Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye  
([BD], no. 23536/94 ve 24408/94, §§ 25-27, ECHR 1999-IV).  
42. 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesi, herhangi türde bir ayrımcı propagandayı  
yasaklamaktadır. Para cezası seviyelerini azaltırken 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesi  
uyarınca verilen hapis cezalarının süresini azaltan 4126 No.lu Kanun tarafından 27 Ekim 1995  
tarihinde düzeltilmiştir.  
43. 4126 No.lu Kanun ayrıca, 2. maddeyle ilgili geçici bir hükümde, 3713 No.lu  
Kanun’un 8. maddesi uyarınca verilen cezaların, otomatik olarak yeniden gözden  
geçirilmesini sağlamıştır.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 7. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
44. Başvuran, Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 2. maddesi (Kanun No. 3713), dergi  
yoluyla ayrımcı propaganda yapma suçuna karşılık hapis cezasının, yayınevi sahipleri veya  
yöneticilerine verilmesini öngördüğü halde, kendisinin kitaplar yoluyla ayrımcı propaganda  
yapmaktan suçlu bulunduğu ve hapis cezasına çarptırıldığı hususunda şikayette bulunmuştur.  
Kendi faaliyetleri nedeniyle hapis cezasının verilmesinin tahmin edilemez olduğunu ileri  
sürmüştür. İddiasını AİHS’nin 7 § 1. maddesine dayandırmıştır:  
45. Hükümet, görüşlerinde bu meseleye değinmemiştir.  
46. AİHM, sözkonusu davada görülenlere benzer sorunların ortaya çıktığı birçok dava  
incelemiş ve bir yayıncı, 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca bir kitap hususunda  
suçlu bulunup hapis cezasına çarptırıldığı zaman AİHS’nin 7. maddesinin ihlal edilmiş olduğu  
2
Hükümet, şu kitaplara değinmiştir: Bir Aydın, Bir Örgüt ve Kürt Sorunu; Kürt Toplumu Üzerine; Bilimsel  
Yöntem IV ve I açısından İsmail Beşikçi Davası; Koca Çınar – Kürt Bilgesi Musa Anter; 12 Eylül Faşizmi ve  
PKK Direnişi; İşlevsizleşen Yasaklar: düşünce yasakları, dolandırıcılık yasakları.  
 
kararını vermiştir (bkz. Başkaya ve Okçuoğlu, §§ 42-43, ve E.K., §§ 55-56). Sözkonusu  
davada Hükümet, farklı bir karar verilmesine neden olacak deliller ya da görüşler  
sunmamıştır. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi  
uyarınca sözkonusu tarihte ve cezai takibatlarda başvuranın hapis cezasına çarptırılmasının, 7.  
maddede ortaya konan “nulla poena sine lege” ilkesine uymadığı kanısındadır.  
47. Dolayısıyla AİHM, sözkonusu maddenin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.  
II. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
48. Başvuran, AİHS tarafından güvence altına alınan bilgi verme ve fikir belirtme  
haklarının, yukarıda kaydedilen kitapların yayınlanmasındaki rolü nedeniyle mahkum  
edilmesi neticesinde ihlal edilmesi hususunda ifade özgürlüğü hakkına adil olmayan şekilde  
müdahale edildiğine ilişkin şikayette bulunmuştur. İddiasını, AİHS’nin ilgili kısımları  
aşağıda kaydedilen 10. maddesine dayandırmıştır:  
“1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu  
otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek  
özgürğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine  
bağlı tutmalarına engel değildir.  
2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu  
tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması,  
kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret  
ve haklarının korunması, veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla  
öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”  
A. Tarafların görüşleri  
1. Başvuran  
49. Başvuran, ifade özgürlüğü hakkına adil olmayan şekilde müdahale edildiğini  
belirtmiştir. Bu hususta bir grup cezai takibattan mağdur olduğunu ve Terörle Mücadele  
Kanunu’nda belirtilen yasaklanmış eylemlerin, “kanunda öngörülmüş” olarak  
tanımlanabilmesi için fazla belirsiz olduğunu ileri sürmüştür. Bu bağlamda, kısıtlamaların  
amacının gerçekte demokrasiyi ve halkın Kürt sorununu tartışmasını baskı altına almak  
olduğunu iddia etmiştir. 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesinin, erişilebilirlik ve tahmin  
edilebilirlik gereklerini yerine getiremediğini ileri sürmüştür. 3713 No.lu Kanun’un 7.  
maddesi uyarınca yasaklı örgüt mensuplarına yardımcı olma eylemine getirilen yorumun,  
cezai takibat beklemek ya da davranışlarını düzene sokmasını sağlamak için fazla geniş  
olduğunu iddia etmiştir.  
50. Başvuran, mahkumiyetinin 10 § 2. maddede belirtilen yasal amaçlara uymadığını  
ve “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığını belirtmiştir. Bu bağlamda, Kürt halkına  
değinmenin ve Devlet tarafından gördükleri muameleyi tartışmanın, şiddete teşvik olarak  
görülmesinin gözönüne alınmasından başka Hükümet’in, yayınların herhangi birinde şiddet  
için açık bir çağrı örneği gösteremediğini iddia etmiştir. Sonuç olarak, sözkonusu materyalin  
ve fikirlerin suç olarak görülmesi, AİHS ve Avrupa Konseyi tarafından onaylanan demokratik  
değerlerin merkezinde yer alan açık fikirlilik, çoğulculuk ve hoşgörü ruhuna aykırıdır.  
51. Başvuran, 3713 No.lu Kanun’un 8. maddesinin ifade özgürlüğüne getirdiği  
kısıtlamaların, büyük çoğunluğu, başvuranınki gibi, şiddeti teşvik etme veya terörü savunma  
ile ilgisi olmayan geniş sahada konuya ve esasa uygulandıkları için orantılı olduklarının kabul  
edilemeyeceğini belirtmiştir. Yayınlarının, çoğu halk sahasında bulunan dokümanlardan  
oluşan akademik ve ciddi nitelikli materyaller içerdiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, Hükümet  
tarafından alınan önlemlerin, önemli hapis ve para cezaları içeren cezai müeyyidelerden  
oluşma hususunda aşırıya kaçtığını belirtmiştir.  
52. Başvuran ayrıca, 21 Ağustos 2003 tarihli kabuledilebilirlik sonrası görüşlerinde,  
sözkonusu meselelere müdahale etmenin adil olmadığını iddia ederek kitaplarının her biri  
hususunda ek yorumlarda bulunmuştur.  
2. Hükümet  
53. Hükümet, başvuranın ifade özgürlüğüne müdahalenin, AİHS’nin 10. maddesinin  
ikinci paragrafının hükümleri ile uyumlu olduğunu belirtmiştir. Hükümet, sözkonusu  
müdahalenin Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 2. maddesine dayanmakta olduğunu ve yasal  
bir amaca sahip olduğunu belirtmiştir. İnsanları suç işlemeye teşvik eden bu türde bir fikir  
ifadesinin, AİHS’nin 10. maddesi uyarınca koruma altına alınamayacağını ileri sürmüştür. Bu  
bağlamda, AİHS’nin 17. maddesine değinmişlerdir.  
54. Hükümet, sözkonusu kitapların her birinin yasadışı bir terör örgütü olan PKK’nın  
eylemlerine, Kürt ulusal mücadelesi olarak değindiği ve kitaplarda, Türkiye’nin bir  
bölümünden Kürdistan olarak bahsedildiği için ayrımcı propaganda içerdikleri kanısındadır.  
Hükümet, kitapların içeriklerinin kabuledilebilir eleştiri sınırının ötesine geçtiğini ileri  
sürmüştür. Aksine, insanları terörist bir örgütü desteklemeye ve ayaklanmaya teşvik  
etmektedirler. Sözkonusu kitapların, şiddete davetiye ve Devlet aleyhine eylemler içerdiğini  
ileri sürmüştür.  
55. Hükümet, başvurana getirilen yasakların “sosyal bir ihtiyacı yayınlama”ya cevap  
olarak ele alınabileceğini ve yetkili makamların, başvuranın mahkumiyeti için sunduğu  
sebeplerin “ilgili ve yeterli” olduğunu ileri sürmüştür.  
56. Hükümet ayrıca PKK’nın Avrupa Birliği tarafından terörist bir örgüt olarak  
tanımlandığını ve bu nedenle, sözkonusu örgütün propagandasının düşünce ve ifade  
özgürlüğü kapsamına girdiğinin kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.  
B. AİHM’nin değerlendirmesi  
57. AİHM öncelikle, 32 kitap hususunda başlatılan 19 ayrı cezai takibatın 12sinin  
İsmail Beşikçi tarafından yazılan kitaplara ilişkin olduğunu gözlemlemiştir. Başvuran, cezai  
takibatların 11inde mahkum edilmiş ve üç davada, aleyhinde başlatılan cezai takibatlar,  
Devlet Güvenlik Mahkemeleri3 tarafından askıya alınmıştır. AİHM, “Bozulmuş Kavramlar:  
Bilim, Eşitlik, Adalet” ve Bilimsel Yöntem, Akademik Özerklik ve Demokratik Toplum  
3
Cezai takibatlar, aşağıda kaydedilen kitaplara ilişkin olarak askıya alınmıştır: Hukuksuz Adalet, Kirletilen  
Değerler: Demokrasi, barış, kardeşlik, ve İsmail Beşikçi tarafından yazılmış 14 kitap. Daha sonraki davada, cezai  
takibatların askıya alınması, mahkumiyeti müteakiben uygulanmıştır.  
 
İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi’ye İlişkin Dava V- Yargıtay’ın Onay Kararı ve Kararın  
Düzeltilmesi” kitapları hususundaki cezai takibatların sonucundan haberdar edilmemiştir.  
58. AİHM, bu bağlamda, “Bilimsel Yöntem, Akademik Özerklik ve Demokratik  
Toplum İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi’ye İlişkin Dava V- Yargıtay’ın Onay Kararı ve  
Kararın Düzeltilmesi” adlı kitaptan başka, tüm cezai takibatlarda, başvuran aleyhine 3713  
No.lu Kanun hükümleri uyarınca suçlamalar yöneltildiğini belirtir. Aynı yazar tarafından  
yazılan üç kitap hususunda, başvuran aleyhinde cezai takibat başlatılmamasının nedeni,  
kanuni zaman sınırı dolması4 veya yerel mahkemelerin, sözkonusu kitabın bir diğer kitabın  
devamı olduğunu tespit etmesi ve ayrıca incelemeye gerek görmemesi5 değildir.  
59. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, cezai takibatların ve kararların sayısı göz  
önüne alındığında tüm davaların detaylı olarak incelenmesi uygulanamaz olduğu için  
taraflarca sunulan materyali ve bilgiyi hassas temellere dayandırarak yeninden inceleyecektir.  
AİHM, yalnızca 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca başvuran aleyhine başlatılan  
cezai takibatları ve tarafların ilgili görüşlerini gözönünde bulunduracaktır.  
60. Başvuran aleyhinde başlatılan ve müteakip ithamlara ve Terörle Mücadele Kanunu  
uyarınca mahkumiyetlere yol açan çok sayıda cezai takibat nedeniyle başvuranın ifade  
özgürlüğü hakkına müdahale edildiği taraflar arasında açık ve ihtilafsızdır.  
61. Sözkonusu müdahale, “kanunda öngörülmüş” olmadığı müddetçe AİHS’nin 10.  
maddesini ihlal etmiştir, 10. maddenin 2. paragrafında değinilen kanuni amaçların bir ya da  
ikisini izlemiştir ve bu tür bir amacı ya da amaçları gerçekleştirdiği için “demokratik bir  
toplumda gerekli”dir. AİHM, sırasıyla bu kriterlerin her birini inceleyecektir.  
62. AİHM daha önceki davalarda 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca  
kitapların yayınlanmasında rolü olan kişilerin ilgili tarihte itham ve mahkum edilmesinin,  
kanunda öngörülmüş olmadığı kararını vermiştir (bkz, örneğin, Başkaya ve Okçuoğlu, §§ 48-  
51, ve E.K., §§ 61-64). AİHM, sözkonusu davada, daha önceki davalarda vardığı kararlardan  
farklı bir karara varmasını gerektiren özel bir durum görmemektedir. Dolayısıyla, “Kürtler:  
Kendini keşfeden bir ulus”, “Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik  
Toplum İlkeleri Açısından İsmail Beşikçi Davası II ve IV”, “Bir aydın, bir örgüt ve Kürt  
Sorunu”, “Kürt Toplumu Üzerine”, Bilinç Yükselirken”, “Cop Cumhuriyeti”, Koca Çınar  
– Kürt Bilgesi Musa Anter” hususunda başvuranın suçlu bulunması ve mahkum  
edilmesinin ve İsmail Beşikçi tarafından yazılan 14 kitapla ilgili ek duruşmanın,  
AİHS’nin 10. maddesinin gerektirdiği gibi kanunca öngörülmüş olmadığı kanısındadır.  
63. Sözkonusu kitaplara ilişkin müdahalenin kanunca öngörülmüş olmadığı  
sonucuna varan AİHM, AİHS’nin 10. maddesinin 2. paragrafının diğer gereklerine  
uyulup uyulmadığını tespit etmeyi gerekli görmemiştir.  
64.  
Yukarıda  
kaydedilenleri  
gözönüne  
alan  
AİHM,  
kitapların  
yayınlanmasındaki rolüne ilişkin 3713 No.lu Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca  
başvuran aleyhinde başlatılan ve para ve hapis cezası da dahil olmak üzere suçlu  
4
Başvuran aleyhinde, aşağıda kaydedilen kitaplar hususunda cezai takibat başlatılmamıştır: Orgeneral Muğlalı  
Olayı; Otuz Üç Kurşun ve Mahkemelerin Açtığı Yol.  
5
Sözkonusu kitap, Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri Açısından İsmail  
Beşikçi Davsı I- Danıştay Davaları, İddianame ve Esaslar Hakkında Mütalaa’dır.  
   
bulunmasına ve mahkum edilmesine yol açan cezai takibat hususunda AİHS’nin 10.  
maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.  
65. Ayrıca, yukarıda varılan sonucu gözönüne bulunduran AİHM, başvuran  
tarafından yayınlanan diğer kitaplara müdahalenin, farklı yasal hükümler uyarınca,  
adil olup olmadığı hususunda ayrıca bir incelemede bulunmayı gerekli görmemiştir.  
III. 1 NO.LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
66. Başvuran, yukarıda kaydedilen kitaplara el konulmasının, 1 No.lu  
Protokol’ün ilgili kısmı aşağıda kaydedilen 1. maddesi uyarınca mal ve mülk  
dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkına müdahale teşkil ettiğini ileri  
sürmüştür:  
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.  
Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası  
hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.  
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek  
… konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”  
67. Başvuran, kitaplarına el konulduğu için, nüshaları pazarlayamadığı veya  
satamadığı ve bu nedenle, gelir elde etmekten mahrum kaldığı hususunda şikayette  
bulunmuştur. Cezai takibat, mahkumiyet ve el koymanın, sahip olduğu ünü olumsuz yönde  
etkilediğini ve sözkonusu müdahalenin, kamu yararı ve kişinin temel haklarının korunmasının  
gerekleri arasında korunması gereken adil dengeye zarar verdiğini ileri sürmüştür. Sözkonusu  
kitaplar hususundaki mahkumiyetinin, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinde ortaya konan yasal  
amaçlara hizmet etmediğini ve yegane amacın, Türkiye’deki Kürt sorununa ilişkin bilgileri  
örtbas etmek ve siyasi tartışmaların önünü kesmek olduğunu iddia etmiştir.  
68. Ayrıca, “Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri  
ısından İsmail Beşikçi Davası I- Danıştay Davaları, İddianame ve Esaslar Hakkında  
Mütalaa” (paragraf 22) ve “Orgeneral Muğlalı Olayı; Otuz Üç Kurşun” (paragraf 23) adlı  
kitaplara ilişkin iki davada beraat etmiş olsa da sözkonusu kitaplara el konulduğu ve kendisine  
iade edilmediği hususunda şikayette bulunmuştur.  
69. Hükümet, 22 Temmuz 1996 tarihli görüşlerinde, Anayasa’nın 28. maddesinin,  
yerel Mahkemelerin örneğin, kitapların toplatılması hususunda karar verebileceği durumları  
ıkça tanımladığını belirtmiştir. Basının özgürlüğü ve sınırlarının yasama organınca  
tanımlandığı Basın Kanunu ve Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine değinmiştir. Töhmet  
altına alınan kitaplara el konulmasının, kanuna uygun olduğunu ve AİHS’nin 1 Nolu  
Protokol’ünün 1. maddesinin ihlal edilmemiş olduğunu ileri sürmüştür.  
70. AİHM, kitaplara el konulmasının, başvuran aleyhinde cezai takibat açılmasının ve  
mahkum edilmesinin, tesadüfi bir sonucu olduğunu gözlemlemiştir. Başvuranın  
mahkumiyetlerinin belli bir kısmının, AİHS’nin 10. maddesini ihlal ettiği sonucuna varan  
AİHM (paragraf 64), sözkonusu şikayeti ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. AİHM  
ayrıca başvuranın, “Bilimsel Yöntem, Üniversite Özerkliği ve Demokratik Toplum İlkeleri  
ısından İsmail Beşikçi Davası I- Danıştay Davaları, İddianame ve Esaslar Hakkında  
Mütalaa” (paragraf 22) ve “Orgeneral Muğlalı Olayı; Otuz Üç Kurşun” (paragraf 23) adlı  
kitaplara ilişkin başvuranın kitaplara el konulduğu hususundaki iddiasının, mahkumiyet  
olmaması durumunda, kanıtlanmamış olduğu sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, ayrıca  
incelenmesi gereken bir konu açığa çıkmamıştır.  
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
71. AİHS’nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Maddi Zarar  
72. Başvuran, maddi zarar için toplam 2,532,339 Amerikan Doları, (yaklaşık  
2,278,308 Euro) tazminat istemiştir. Başvuranın talebi, aşağıda kaydedilen miktarları  
içermektedir:  
(a) maddi zarar ve kitaplarına el konulması, toplatılması ve yasaklatılması için  
2,348,135 Dolar (yaklaşık 2,112,582 Euro),  
(b) çeşitli yazarlara borçlu olunan telif ücretleri için 72,924 Dolar (yaklaşık 65,608  
Euro),  
(c) ödemiş olduğu para cezalarının tazmini için 5,693 Dolar (yaklaşık 5,121 Euro),  
(d) yerel Mahkeme işlemleri sırasında Levent Kanat’a borçlu olunan yasal ücretler için  
102,232 Dolar (91,976 Euro),  
(e) kapak ve sayfa düzenlemeleri için Ali İmren’e borçlu olunan ücretler için 6,355  
Dolar (yaklaşık 5,717 Euro).  
73. Hükümet, başvuranın taleplerine itiraz etmiştir. Bu bağlamda, AİHM’nin nadir  
davalarda maddi zarar için başvuranlara adil bir temele dayalı olarak belirli miktarda tazminat  
ödenmesine karar verdiğini vurgulamıştır.  
74. Başvuranın kazanç kayıplarına ilişkin taleplerinin, spekülatif olduğu kanısında  
olan AİHM, sözkonusu talepleri reddetmiştir. Ayrıca, tespit edilen ihlal ve başvuranın çeşitli  
yazarlara ve Ali İmren’e borçlu olduğu meblağlar arasında nedensel bir bağ bulamamıştır.  
AİHM, ilgili dokümanların ve makbuzların mevcut olmadığı durumda, yerel işlemler  
sırasında Kanat’ın yasal ücretleri hususunda başvuran tarafından talep edilen meblağın  
haddinden fazla olduğu sonucuna varmıştır. Ayrıca AİHM, başvuranın, bir yayıncı olarak,  
cezai takibatın kümülatif etkilerinden dolayı bir takım maddi zarara maruz kalmış olması  
gerektiğini kabul etmiştir. Huzurunda sunulan tüm bilgilerin adil bir değerlendirmesini yapan  
AİHM, başvurana sözkonusu başlık altında 14,500 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
B.Manevi tazminat  
75.Başvuran, 500.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir. Bu bağlamda, özellikle,  
cezai yargılamalardan dolayı insanların nazarında “terörist” damgası yediğini ve  
hapishanedeyken pek çok zorluğa maruz kaldığını ifade etmiştir. Karşılaştığı ekonomik  
zorluklar, evine yapılan baskınlar, aldığı tuhaf telefonlar duygusal sıkıntıya girmesine sebep  
olduğunu iddia etmiştir.  
76.Hükümet, talep edilen miktarı aşırı bulmuştur.  
77.AİHM, başvuranın dava şartları içinde belirli bir sıkıntı yaşamış olabileceğinin  
kabul edilebileceği kanısındadır. Eşitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda,  
başvurana 3.000 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
C.Mahkeme masrafları  
78.Başvuran, İngiliz avukatlarının ücret ve harcamaları için toplam 7.861 Sterlin  
(takriben 11.274 Euro), gerek AİHM’de gerekse ulusal yargılamalar sırasında Türk avukatı  
Levent Kanat’ın danışma ücreti ve masrafları için 25.798 Dolar (takriben 23.210 Euro) talep  
etmiştir. Ayrıca, başvuruya desteklerinde Kurt İnsan Hakları Projesi’ne (KİHP) masraf ve  
harcamaları için 12.592 Sterlin (takriben 18.060 Euro) talep etmiştir.  
79.Başvuran, iddialarını desteklemek maksadıyla, Levent Kanat’ın masrafları hariç  
olmak üzere, yazılı belgeler sunmuştur.  
80.Hükümet, talep edilen miktara itiraz etmiştir.  
81.AİHM, tespit edilen ihlal ve ihlaller bağlamında gerçekten ve gerekli olduğu için  
yapılan ve miktarı ısından makul olan masrafların 41. madde çerçevesinde tazmin  
edilebileceği tekrarlar (bkz örneğin, Şahin – Almanya [BD], no. 30943/96, § 105, AİHM  
2003). Ayrıca, bir AİHS ihlali tespit ettiği durumlarda, AİHM’nin, ihlalin önlenmesi veya  
tazmini için yerel mahkemelerde yapılan masrafların başvurana ödenmesine karar verebilir  
(bkz diğerlerinin yanı sıra, Zimmermann ve Steiner – İsviçre, 13 Temmuz 1983 kararı, Seri A,  
no. 66, s. 14, § 36 ve Hertel – İsviçre, 25 Ağustos 1998 kararı, Reports of Judgments and  
Decisions 1998-VI, s.2334, § 63).  
82.AİHM, bu davanın, detaylı inceleme gerektiren karmaşık olgusal ve hukuki konular  
içerdiğini not eder. Ancak, çeviri ve idari masraflar hariç, başvuranın talebinin aşırı olduğu ve  
tam olarak gerekli ve makul olmadığı kanısındadır. Başvuran, yerel mahkemelerde yapılan  
masraflar bağlamında, bunların gerektiği için ve makul olarak yapıldığını gösteren herhangi  
bir makbuz veya fatura ibraz etmemiştir.  
83.Elindeki bilgi temelinde yaptığı değerlendirmeden hareketle AİHM başvurana  
AİHM’de yapılan masraflar için 15.000 Euro ödenmesinin makul olduğu kanısındadır.  
D.Gecikme faizi  
84. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.  
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE  
1.AİHS’nin 7. maddesinin ihlal edildiğine;  
2.Başvuranın 3713 sayılı Kanun’un 8 § 2. maddesi çerçevesinde mahkum edilmesi  
bağlamında AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.Başvuranın diğer ulusal kanun hükümleri çerçevesindeki mahkumiyetlerine ilişkin  
şikayetlerinin AİHS’nin 10. maddesi kapsamında veya kitaplarına el konulmasının 1 no’lu  
Protokol’ün 1. maddesi kapsamında incelenmesinin gerekli olmadığına;  
4.(a)Sorumlu Devlet’in, başvurana, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın  
kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, aşağıdaki miktarları ödemesine  
(i) ödeme tarihinde geçerli olan kur üzeinden yeni Türk Lirası’na çevrilerek  
14.500 Euro (on dört bin beş yüz Euro) maddi tazminat;  
(ii) ödeme tarihinde geçerli olan kur üzeinden yeni Türk Lirası’na çevrilerek  
3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat;  
(iii)ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Sterlin’e çevrilmek ve başvuran  
tarafından belirlenen İngiltere’deki banka hesabına yatırılmak üzere mahkeme  
masrafları için 15.000 Euro (on beş bin Euro);  
(iv)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergi;  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına  
5.Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine oybirliğiyle  
KARAR VERMİŞTİR.  
İngilizce hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 4  
Ekim 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
S.DOLLE  
Sekreter  
J.-P. COSTA  
Başkan  
CEZAİ KOVUŞTURMALARIN KRONOLOJİSİ  
1. “Kendini Keşfeden Ulus: Kürtler”  
05.93 Yayınlanması  
27.08.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
20.12.93 3713 sayılı Kanun’un 8 § 2. maddesi uyarınca İstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin (“DGM”) mahkum etmesi  
Ceza: 6 ay hapis; 50.000.000 TL para cezası  
Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
05.07.94 Yargıtay’ın onaması  
Davanın yeniden açılması  
19.04.96 3713 sayılı Kanun’un 8 § 2. maddesi (bundan sonra 8 § 2. madde olarak  
anılacaktır) uyarınca İstanbul DGM’nin mahkum etmesi  
ceza: 50.900.000 TL para cezası, önceki cezanın askıya alınması.  
2.”Bilimsel metodoloji, Üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından  
İsmail Beşikçi davası II – Savunma”  
01.93 Yayınlanması  
27.12.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
14.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği geçici mahkumiyet  
Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)  
Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması.  
3. “Bir Aydın, bir örgüt ve Kürt sorunu”  
10.93 Yayınlanması  
01.03.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
16.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği geçici mahkumiyet  
Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)  
Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması  
Davanın yeniden açılması  
24.11.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: belirli olmayan bir para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir).  
4.”Kürt Toplumu Üzerine”  
04.93 Yayınlanması  
01.03.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
16.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği geçici mahkumiyet  
Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)  
Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması  
Davanın yeniden açılması  
Ceza: belirli olmayan bir para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir).  
5.”Bilincin yükselişi”  
06.93 Yayınlanması  
18.10.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
16.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir)  
Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
29.12.94 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması  
Davanın yeniden açılması  
24.11.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 50.900.000 TL para cezası; halen tutuklu ise başvuranın serbest bırakılması  
26.03.96 Yargıtay’ın başvuranın temyizini reddetmesi.  
6. “Bilimsel yöntem, üniversite özerkliği ve demokratik toplum açısından İsmail  
Beşikçi davası V – Yargıtay’ın onama kararı ve Tashihi karar”  
07.92 Yayınlanması  
13.10.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
02.02.94 Ankara DGM’nin Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesi uyarınca verdiği  
mahkumiyet  
Ceza: 9 ay hapis  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
27.05.94 Başvuranın temyize gitmesi. Sonraki süreç hakkında AİHM’ye bilgi  
verilmemiştir.  
7. “Bilimsel yöntem, üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından  
İsmail Beşikçi davası I – Danıştay davaları, iddianame, esas hakkında mütalaa”  
01.93 Yayınlanması  
27.12.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
14.06.94 Ankara DGM’nin davayı reddetmeye ilişkin geçici kararı (karar metni  
AİHM’ye iletilmemiştir).  
8. “General Muğlalı olayı; otuz üç kurşun”  
03.92 Yayınlanması  
05.01.94 Yasal zaman sınırı nedeniyle Cumhuriyet Savcısı’nın takipsizlik kararı  
9. “Bilimsel yöntem, üniversite özerkliği ve demokratik toplum ilkeleri açısından  
İsmail Beşikçi davası IV – Yargıtay’a başvuru”  
04.93 Yayınlanması  
05.01.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
18.10.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 6 ay hapis; 100.000.000 TL para cezası  
17.02.95 Para cezasının 50.000.000 TL’na indirilmesi ile Yargıtay’ın onaması  
Davanın yeniden açılması  
24.11.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 50.900.000 TL para cezası  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
19.06.96 Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi  
10. “Mahkemelerin açtığı yol”  
04.93 Yayınlanması  
10.03.94 yazarın 8. madde kapsamında mahkum edilmesi. İki kitaba Türk Ceza  
Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması. Yasal zaman sınırı sebebiyle başvurana  
yönelik hiçbir cezai kovuşturma yapılamamıştır.  
11. “Kirletilen kavramlar: bilim, eşitlik, adalet”  
09.94 Yayınlanması  
23.11.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
20.12.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 100.900.000 TL para cezası  
Kitaba Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
26.05.97 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması.  
12. “Hukuksuz adalet”  
09.94 Yayınlanması  
23.11.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
01.08.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 5 ay hapis; 41.000.000 TL para cezası  
26.05.97 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması  
12.02.98 Başvurana yönelik yargılamanın İstanbul DGM tarafından 4304 sayılı  
Kanun’un 1. maddesi uyarınca üç yıl ertelenmesi.  
13. “Kirletilen Değerler: demokrasi, barış, kardeşlik”  
10.94 Yayınlanması  
07.12.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
01.08.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 5 ay hapis; 41.666.666 TL para cezası  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
27.05.97 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması  
12.02.98 Başvurana yönelik yargılamanın İstanbul DGM tarafından 4304 sayılı  
Kanun’un 1. maddesi uyarınca üç yıl ertelenmesi.  
14. “İşlevsizleşen yasaklar: düşünce yasakları ve dolandırıcılık yasakları”  
11.94 Yayınlanması  
07.12.94 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
05.07.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
07.03.96 Yargıtay’ın İstanbul DGM’nin kararını bozması  
08.07.96 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 8 § 3. maddesi uyarınca verdiği  
mahkumiyet  
Ceza: 26.800.000 TL para cezası  
15.07.96 İtiraz edilmediğinden, kararın kesinleşmesi.  
15. İsmail Beşikçi tarafından yazılan 14 kitaba yönelik ortak kovuşturma  
Kitapların 1991 ve 1992’de yayınlanması  
Eylül 1991 ve 1993: Cumhuriyet Savcısı’nın iddianameleri  
Belirli olmayan bir tarihte davaların birleştirilmesi  
02.07.93 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
21.03.94 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması  
30.06.94 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
06.12.94 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması  
16.02.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 20 ay haips ve 216.666.666 TL para cezası  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
26.10.95 Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi  
Davanın yeniden açılması  
27.12.95 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
04.03.97 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması  
22.05.97 Ankara DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
21.05.98 Yargıtay’ın, Ankara DGM’nin kararını bozması  
21.07.98 Başvurana yönelik yargılamanın Ankara DGM tarafından 4304 sayılı  
Kanun’un 1. maddesi uyarınca üç yıl ertelenmesi.  
16. “Cop Cumhuriyeti”  
10.92 Yayınlanması  
19.03.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
02.06.94 İstanbul DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 82.333.333.TL para cezası  
14.12.94 Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi  
17. “12 Eylül Faşizmi ve PKK direnişi”  
11.92 Yayınlanması  
15.07.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
16.11.93 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesi uyarınca verdiği  
mahkumiyet  
05.04.94 Yargıtay’ın Ankara DGM’nin kararını bozması  
23.06.94 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 8 § 1. maddesi uyarınca verdiği  
mahkumiyet  
Ceza: 2 yıl hapis ve 100.000.000 TL para cezası  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
Belirli olmayan bir tarihte Yargıtay’ın Ankara DGM’nin kararını bozması (karar metni  
AİHM’ye iletilmemiştir).  
24.11.95 Ankara DGM’nin verdiği mahkumiyet (karar metni AİHM’ye iletilmemiştir).  
Belirli olmayan bir tarihte Yargıtay başvuranın başvurusunu reddetmiştir (karar metni  
AİHM’ye iletilmemiştir).  
18. “Boğaziçi işgali- Katledilen madencinin haykıran soluğu”  
10.92 Yayınlanması  
14.01.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
05.04.94 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesi uyarınca verdiği  
mahkumiyet  
30.09.94 Yargıtay’ın Ankara DGM’nin kararını bozması  
20.12.94 Ankara DGM’nin 3713 sayılı Kanun’un 7 § 2. maddesi uyarınca verdiği  
mahkumiyet  
Ceza: 6 ay hapis; 50.000.000 TL para cezası  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
Başvuranın başvuruda bulunma süresini geçirmesinden dolayı belirli olmayan bir  
tarihte kararın kesinleşmesi.  
19. “Koca Çınar: Kürt Bilgesi Musa Anter”  
07.93 Yayınlanması  
02.12.93 Cumhuriyet Savcısı’nın iddianamesi  
16.02.95 İstanbul DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet (karar metni  
AİHM’ye iletilmemiştir)  
Ceza: 6 ay hapis; 50.000.000 TL para cezası  
Kitaplara Türk Ceza Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca el konulması  
Belirli olmayan bir tarihte Yargıtay’ın başvuranın başvurusunu reddetmesi (karar  
metni AİHM’ye iletilmemiştir)  
Davanın yeniden açılması  
24.11.95 İstanbul DGM’nin 8 § 2. madde uyarınca verdiği mahkumiyet  
Ceza: 50.900.00 TL para cezası, önceki cezanın ertelenmesi.