COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
USLU – TÜRKĐYE DAVASI (no. 2)  
(Bavuru no: 23815/04)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Ocak 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Davanın nedeni, T.C. vatandaı Abdülkadir Uslu’nun (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne, 13 Mayıs 2004 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına  
Dair Sözleme’nin (“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine yaptığı 23815/04 sayılı  
bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu  
avukatlarından Ö. Uslu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1968 doğumludur ve Đstanbul’da ikamet etmektedir. Bavuran, olaylar  
esnasında Đnebolu cezaevinde hükümlüydü.  
Bavuran, talebi üzerine, 14 Ocak 2004’te cezaevi revirinde muayene edilmitir.  
Hükümet’in sunduğu cezaevi reviri kaydına göre, bavuran cezaevi doktoru tarafından  
muayene edilmive tansiyona bağlı baağrısı ikayeti olduğu saptanmıtır. Doktor,  
bavuranın bir hastanenin nöroloji bölümüne sevk edilmesini uygun görmütür. Hükümet,  
Đnebolu Devlet Hastanesi’nde nöroloji bölümü bulunmadığı gerekçesiyle bavuranın  
Kastamonu Devlet Hastanesi’ne sevk edildiğini ifade etmitir. Bavuran, 25 Mart 2004  
tarihinde bu hastanenin nöroloji bölümünde muayene edilmitir.  
Bu arada, bavuran, cezaevi yetkililerinden aldığı olumsuz cevap üzerine, 19 Ocak  
2004 tarihinde Đnebolu Đnfaz Hakimliği’ne bavurarak, 14 Ocak 2004 tarihinde yapılan  
muayeneye ilikin doktor raporu ile cezaevi reviri kaydının ilgili sayfalarının birer kopyasının  
kendisine gönderilmesini talep etmitir.  
21 Ocak 2004’te, Đnebolu Đnfaz Hakimliği cezaevi yetkililerinin ilgili dokümanların  
kopyalarını bavurana vermeleri yönünde karara varmıtır. Sözkonusu dokümanlar bavuranın  
eline geçmitir.  
26 Ocak 2004’te, Đnebolu Cumhuriyet Savcısı, yukarıda bahsi geçen karara itiraz  
etmitir. Cumhuriyet Savcısı, 5 Aralık 1990 tarihli genelgenin amacına atıfta bulunarak, diğer  
hususlar meyanında, resmi cezaevi dokümanlarının orijinallerinin veya kopyalarının, asayiꢀ  
ve güvenlik nedeniyle, tutuklu veya hükümlülere verilmesinin yasak olduğunu iddia etmitir.  
27 Ocak 2004’te, Đnebolu Ağır Ceza Mahkemesi, bu gerekçelere dayanarak  
Cumhuriyet Savcısı’nın itirazını kabul etmitir.  
30 Ocak 2004’te, sözkonusu dokümanlar, cezaevi yetkilileri tarafından geri  
istenmitir.  
29 Mart 2004’te, bavuran, cezaevi yetkililerinden 25 Mart 2004’te yapılan muayene  
sonrasında Kastamonu Devlet Hastanesi tarafından verilen tıbbi rapor ve reçetenin birer  
kopyasını kendisine vermelerini talep etmitir. Bu rapor ve reçete aynı gün bavurana  
verilmitir.  
2
Bavuran, Adalet Bakanlığı’na bavurarak Ağır Ceza Mahkemesi kararının yazılı  
emirle bozulması talebinde bulunmu, ancak bu talep 4 Mayıs 2004 tarihinde reddedilmitir.  
26 Kasım 2004’te bavuran serbest bırakılmıtır.  
HUKUK  
I. ÖN AÇIKLAMA  
AĐHM, bavuranın ilk olarak 13 Mayıs 2004 tarihinde AĐHM’ye bavurduğunu  
gözlemlemektedir. Ancak, bavuranın yukarıdaki olaylara ilikin ikayeti ilk defa 26 Temmuz  
2004 tarihli bavuru formunda dile getirilmitir. Bu nedenle, AĐHM, bavuru tarihini 26  
Temmuz 2004 olarak kabul etmektedir.  
II. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, muayene sonuçlarının bir kopyasının makamlar tarafından kendisine  
verilmemesi sonucu özel hayata saygı gösterilmesi hakkının ihlal edildiği konusunda ikayetçi  
olmuve bu ikayetini AĐHS’nin 8. maddesine dayandırmıtır.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHM, her ne kadar Savunmacı Hükümet AĐHM’nin ratione personae yetkisine itiraz  
etmediyse de, bu konuyu değerlendirmesi gerektiğini, çünkü, önüne gelen her davayla ilgili  
yetkisinin olduğu konusunda kendisini tatmin etmesi gerektiğini belirtir. Dolayısıyla,  
yargılamanın her aamasında yetki sorununu incelemelidir (Odièvre / Fransa, no. 42326/98;  
Blečić / Hırvatistan, no. 59532/00). AĐHM, sözkonusu davada, bavuranın talep ettiği  
dokümanların kopyalarını 21 Ocak 2004 tarihinde edindiğini gözlemlemektedir. Ancak, 27  
Ocak 2004 tarihli mahkeme kararının ardından, bu dokümanlar 30 Ocak 2004 tarihinde  
makamlar tarafından geri istenmitir. Bu nedenle, bavuranın kısıtlı bir sürede sözkonusu  
dokümanları inceleme fırsatı olmutur. Ancak, AĐHM’ye göre, bu durum bavuranın bu  
belgelerin kopyasını edinme talebinin mahkeme kararıyla geri çevrildiği gerçeğini  
değitirmemektedir. Dolayısıyla, AĐHS’nin 34. maddesine göre bavuranın mağdur statüsüyle  
ilgili herhangi bir üphe sözkonusu değildir.  
Ayrıca, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. Tarafların ifadeleri  
Hükümet, Kastamonu Devlet Hastanesi tarafından hazırlanan 25 Mart 2004 tarihli  
tıbbi rapor ile aynı gün verilen reçetenin kopyalarının bavurana verilmesi nedeniyle, bilgi  
edinme hakkına müdahalede bulunulmadığını ileri sürmütür.  
Bavuran iddialarını sürdürmütür. Bavuran, özellikle, ikayetinin Kastamonu Devlet  
Hastanesi tarafından verilen tıbbi raporlarla değil, 14 Ocak 2004 tarihinde cezaevi doktoru  
3
tarafından yapılan muayeneyle ilgili olduğunu ifade etmitir. Bavuran, bu bağlamda,  
Kastamonu Devlet Hastanesi’nde muayene oluncaya kadar sağlık durumu hakkında bilgisi  
olmadığını, bu nedenle de daha ayrıntılı bir tıbbi yardım arayıına girmesinin önüne geçildiği  
konusunda ikayetçi olmutur. Bu durum, bavuranın sağlık durumunu olumsuz yönde  
etkilemitir.  
2. AĐHM’nin değerlendirmesi  
AĐHM, bir hastayla ilgili kiisel bilgilerin hiç kukusuz bu kiinin özel yaamıyla ilgili  
olduğu ve kiinin bu bilgiye eriimine ilikin sorunun AĐHS’nin 8. maddesi kapsamına girdiği  
kanaatindedir (mutatis mutandis, I. / Finlandiya, no. 20511/03). Tarafların bu konuyla ilgili  
itirazı yoktur.  
AĐHM, 8. maddenin esas maksadının bireyi kamu otoritelerinin keyfi müdahalesine  
karı korumak olduğunu hatırlatır. Buna ek olarak, aile hayatına ve özel hayata “saygı”nın  
yerine getirilmesinin özünde pozitif yükümlülükler bulunabilir. Bu madde kapsamında,  
devletin pozitif ve negatif yükümlülüklerinin kesin tanımları olmasa da, uygulanabilir  
prensipler benzerdir. Her iki bağlamda da, bireyin ve toplumun çatıan çıkarları arasında  
olması gereken adil denge dikkate alınmalıdır ve her iki bağlamda da Devlet’in belirli bir  
takdir yetkisinin olduğu kabul edilmektedir ( Odièvre / Fransa, yukarıda kaydedilen).  
AĐHM, sözkonusu davayı pozitif mi negatif mi yükümlülük açısından incelemenin  
daha uygun olacağı konusunda karar vermeye gerek olmadığı görüündedir. Çünkü, AĐHM’ye  
göre sözkonusu davadaki asıl sorun, bireyin ve toplumun çatıan çıkarları arasında adil bir  
denge olup olmadığıdır.  
AĐHM, cezaevi doktoru tarafından verilen rapor ile cezaevi revirine geldiğine dair  
yapılan kaydın birer kopyasını edinmenin bavuranı ilgilendirdiğini, böylece sağlanacak  
tedavinin seçiminde uygun bir söz hakkı olacağını kabul etmektedir.  
AĐHM, bavuranın –bir hükümlünün- 14 Ocak 2004 tarihinde cezaevi revirinde  
yapılan muayenesinin ardından verilen doktor raporu ile revire kabul edildiğine dair yapılan  
kaydın birer kopyasını edinme talebinin reddedildiğini gözlemlemektedir. Görünüe göre, bu  
karar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan genelgenin, asayive güvenlik nedeniyle resmi  
cezaevi dokümanlarının kopyalarının tutuklulara verilemeyeceği hükmü uyarınca alınmıtır.  
AĐHM’nin bireyin ve toplumun çatıan çıkarlarını incelemesi veya tutukluların/mahkumların  
dokümanlara eriimine getirilen kısıtlamanın orantılılığını değerlendirebilmesi için,  
uygulamanın ekli ve hukuki dayanağı konusunda Hükümet tarafından herhangi bir görüꢀ  
sunulmamıtır. Hükümet, ayrıca, böylesi bir tedbir için herhangi bir haklı gerekçe  
göstermemitir.  
Bavuranın talep ettiği dokümanların niteliğini gözönünde bulunduran AĐHM, bu  
koullar altında, bireyin ve toplumun çatıan çıkarları arasında adil bir denge bulunmadığı  
kanaatindedir. Buna göre, AĐHS’nin 8. maddesi ihlal edilmitir.  
III. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ  
Bavuran, sağğıyla ilgili bilgi ve belgeleri edinme talebinin reddedilmesi nedeniyle  
AĐHS’nin 2. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmitir. Bavuran, ayrıca, bu dokümanların  
cezaevi makamları tarafından geri alınması ve Cumhuriyet Savcısı’nın itirazı ile Ağır Ceza  
4
Mahkemesi kararının kendisine tebliğ edilmemesi sonucu sözkonusu belgelere dayanarak  
baka bavurularda bulunmasının engellendiği konusunda ikayetçi olmuve bu ikayetini  
AĐHS’nin 13. maddesine dayandırmıtır.  
Bavuran, bavuru formunun öncesinde 7 Haziran 2002, 13 Mayıs 2004 ve 11 Haziran  
2004 tarihli mektuplarında, cezai kovuturmaya ilikin bazı hususlar konusunda ikayetçi  
olmutur. Bavuran, sonraki bavurusunda bu ikayetleri dile getirmemitir.  
AĐHM, elindeki belgelere dayanarak, bavuranın yukarıda yer alan iddialarının AĐHS  
veya Protollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı  
kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan  
yoksun olduğu gerekçesiyle bavurunun bu kısmının kabuledilemez nitelikte olduğuna karar  
verir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi ve manevi tazminat olarak 3,000 Euro talep etmitir. Bavuran,  
geciken tedavisi nedeniyle yapmıolduğu muayene masraflarının geri ödenmesini talep  
etmitir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmitir.  
AĐHM, tespit edilen 8. madde ihlalinin bavuranın görmüolduğu manevi zarar için  
tek baına yeterli adil tatmin oluturduğu kanaatindedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, AĐHM önündeki yargılama masraf ve giderleri için 2,800 Euro talep  
etmitir. Bavuran, bu talebi desteklemek üzere, avukatıyla imzalamıolduğu ücret  
sözlemesi ile çeviri masraflarına ait faturaları sunmutur.  
Hükümet, talep edilen miktara itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM, sözkonusu davada, elindeki bilgiye ve  
yukarıdaki ölçütlere dayanarak, AĐHM önünde yapılan yargılama masraf ve giderleri için  
1,300 Euro ödenmesine karar verir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
5
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Bavuranın özel yaam hakkına müdahale edildiği yönündeki ikayetin  
kabuledilebilir, bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Tespit edilen 8. madde ihlalinin bavuranın görmüolduğu manevi zarar için tek  
baına yeterli adil tatmin oluturduğuna;  
4. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından bavurana yargılama masraf ve giderleri için 1,300 Euro (bin üç yüz Euro)  
ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermitir.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 20 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6
7