COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
ÜSTÜN – TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 37685/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
10 Mayıs 2007  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır.  
Ancak, ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Saim Üstün (“bavuran”) adlı Türk vatandaı  
tarafından, 4 Ağustos 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan bavurudan  
(no. 37685/02) kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1963 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır. Bavuruya neden olan  
olayların yaandığı tarihte “Dönüüm Yayıncılık” adlı küçük, serbest bir yayıncılık irketinin  
sahibiydi.  
1992 yılında sözkonusu irket H.Y.’nin yazdığı “Halkın Sanatçısı, Halkın Savaçısı:  
Yılmaz Güney” adlı bir kitap yayınlamıtır. Kitap, sol görülü devrimci sinema sanatçısı  
Yılmaz Güney’in yaamı ve siyasi görüleriyle ilgiliydi. Kitap 2000 yılında yeniden  
basılmıtır.  
19 Ekim 2000 tarihinde Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı bavuranı, 3713  
sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. (3) bölümü uyarınca bölücü propaganda yapmakla  
suçlayan bir iddianame sunmutur.  
Suçlama kitabın aağıdaki kısımlarına dayanmaktaydı:  
“…Sürü1, Kürdistan’ı tasvir etmektedir. Yol2 filminde, filmin Kürdistan’la ilgili olduğunu gösteren  
bir sokak tabelası bile vardı. Özellikle bu sahne Türk faistlerini deli etmek için yeterliydi…”  
“…bu arada ülkede devrimci hareket yayıldı ve Kuzey Kürdistan’da milli uur uyandı…”  
“…üphesiz Yılmaz Güney Türk-Kuzey Kürdistan sinemasının temel talarından biridir.”  
“…Onlara göre Kürt halklarının milli ve demokratik haklarını ve bağımsızlıklarını savunmak  
bölücülük ve soysuzluktur…soysuz ve kansız olmak istemeyenler faizmin botlarını yalamak, baskılara  
katlanmak, insan hakları ihlallerini görmezden gelmek ve Kürt Halkının ezilmesini alkılamak zorundadır.  
Bize göre onlar gerçek soysuz ve kansızlardır. Kürt milletinin bağımsız siyasi bir devlet kurma hakkı dahil  
tüm milli ve demokratik haklarımızı savunmalı ve mücadele etmeliyiz…”  
“…Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki bu yasakları koyanlardan hesap sorulacaktır.”  
DGM’ye ilettiği 29 Haziran 2001 tarihli yazılı savunmasında bavuran kitabın ünlü  
sinema yıldızının yaamı ve özellikle siyasi görüleriyle ilgili olduğunu ve H.Y. tarafından  
yazılolduğunu savunmutur. Yazarın görülerini paylamadığı gibi, kitabı yayınlamanın  
suç tekil ettiğini düünmediğini ifade etmitir. Kitabın daha önce de basıldığını ve kendisine  
bu konuda hiçbir suçlama yapılmadığını öne sürmütür. Son olarak Đstanbul Emniyet  
Müdürğü’nün 15 Kasım 2000 tarihli yazısına dayanarak yetkililer tarafından kitaba el  
koyma kararı verilmediğini belirtmitir.  
1 Senaryosu Yılmaz Güney’e ait 1978 yapımı sinema filmi.  
2 Senaryosu Yılmaz Güney’e ait 1981 yapımı sinema filmi.  
1
ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI  
29 Haziran 2001 tarihinde Đstanbul DGM, kitabın yayıncısı olarak bavuranı suçlu  
bulmutur. Altı ay hapis cezası verilmi, ceza 1,764,360,000 Türk Lirası3 para cezasına  
çevrilmitir. Mahkeme, kararında iddia makamınca belirtilen bölümlere dayanarak kitabın,  
Türkiye topraklarının bir bölümünü Kürdistan olarak gösterdiğini ve dolayısıyla Devletin  
bölünmez bütünlüğüne karı propaganda yaydığını kaydetmitir.  
4 ubat 2002 tarihinde Yargıtay kararı onamı, bavuran para cezasını 11 Temmuz 2003  
tarihinde ödemitir.  
Đstanbul DGM, 7 Ekim 2003 tarihli ek kararı ile 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesinin  
4928 sayılı Kanun ile kaldırılmıolduğunu dikkate alarak bavuranı beraat ettirmive  
hakkındaki hükmü tüm sonuçlarıyla birlikte iptal etmitir. Sözkonusu karar 15 Ekim 2003  
tarihinde kesinlemitir.  
Hükümet, beyanında bavuranın geri ödeme için henüz mahkemeye bavurmaꢀ  
olduğunu ifade etmitir.  
HUKUK  
I. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
Bavuran, AĐHS’nin 6. maddesine atıfla bir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından  
yargılanıp hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edilmiolmasından  
ikâyetçi olmutur. Ek olarak Yargıtay Basavcısı’nın yazılı görüünün kendisine tebliğ  
edilmediği, bu yüzden karı görülerini ortaya koyma fırsatının engellendiğini ifade etmitir.  
10. maddeye atıfla; bir kitap yayınlayarak hüküm giyip ceza almıolmasının ifade özgürlüğü  
hakkının ihlaline neden olduğunu belirtmitir. Son olarak 1 no’lu Protokolün 1. maddesine  
dayanarak dava konusu kitabın baskılarına el konulmasının mülkiyet haklarını ihlal ettiğini  
iddia etmitir.  
Hükümet, 2003 yılında beraat etmiolması itibariyle bavuranın artık mağdur  
olmadığını savunmutur. AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca bavurunun  
kabuledilmez olarak ilan edilmesini Mahkemeden talep etmilerdir.  
Bavuran Hükümetin görülerine itiraz etmitir.  
Bavuranın 10. maddeye dayanan ikâyetine ilikin olarak Mahkeme, benzer davalarda  
Hükümetin ön itirazlarını inceleyip reddetmiolduğunu hatırlatır (bkz. özellikle Güne–  
Türkiye, no. 53916/00). Mahkeme somut davada, daha önceki tespitlerinden sapmak için  
gerekçe görmemektedir.  
Yukarıdakiler ıığında Mahkeme Hükümetin bu balık altındaki ön itirazını reddeder.  
Mahkeme, ikâyetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını belirtir. ikâyet, baka gerekçelerle de kabuledilmez değildir. O halde  
kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.  
3 O zamanki yaklaık karılığı 1,705 Euro.  
2
ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI  
Bavuranın AĐHS’nin 6. maddesine dayanan ikâyetine ilikin olarak Mahkeme,  
hükmün iptali ile bir bavuranın AĐHS’nin 34. maddesine göre 6. maddenin ihlalinden  
mağdur statüsünün devam etmediğine daha önce karar vermiolduğunu hatırlatır (bkz.  
özellikle Güne, yukarıda anılan ve Koç ve Tamba– Türkiye, no. 46947/99). Mahkeme,  
bavuranın durumunun bunlarla mukayese edilebilir olduğu kanaatindedir. Bu artlar altında  
Mahkeme, Hükümetin bu balık altındaki itirazını kabul eder. Bavurunun bu kısmının  
AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle  
reddedilmesi gerektiğini belirtir.  
Son olarak Mahkeme, bavuranın ihtilaf konusu kitabın basılı nüshalarına el  
konulmasıyla ilgili olarak 1 no’lu Protokolün 1. maddesine dayalı ikâyetini destekleyen  
belgeler sunulmamıolduğunu dikkate alır. Bu nedenle bavurunun bu kısmı da AĐHS’nin 35  
§§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması itibariyle kabuledilmezdir.  
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, bir kitap yayınlaması nedeniyle hüküm giymesi ve ceza almasının ifade  
özgürğüne haksız bir müdahale tekil etmesinden ikâyetçi olmutur. AĐHS’nin ilgili kısmı  
aağıda verilen 10. maddesine atıfta bulunmutur:  
“1. Herkes görülerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu  
otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek  
özgürğünü de içerir…  
2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu  
tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması,  
kamu düzeninin sağlanması ve suç ilenmesinin önlenmesi … için yasayla öngörülen bazı biçim  
koullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.”  
Hükümet, bavuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin 10. maddenin ikinci  
paragrafına göre meru olduğunu savunmutur. Bu bağlamda bavuranın Devletin bölünmez  
bütünlüğü aleyhine propaganda yayan bir kitap yayınlamıolduğunu savunmutur. Olayın  
meydana geldiği tarih itibariyle bu eylemin 3713 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile  
yasaklandığını belirtmitir. Son olarak anılan Kanunun yürürlükten kaldırılması ile bavuranın  
tüm suçlamalardan beraat ettiğini ifade etmilerdir.  
Bavuran iddialarını sürdürmütür.  
Mahkeme, bavuran hakkındaki esas hükmün 10 § 1 maddesi ile korunan ifade  
özgürğü hakkına bir müdahale tekil ettiğinin taraflar arasında ihtilaflı olmadığını kaydeder.  
Aynı zamanda bu müdahalenin hukuki olduğu ve 10 § 2 maddesinde belirtilen toprak  
bütünlüğü ve kamu düzeninin korunması gibi meru bir amaca hizmet ettiği de tartıma  
konusu değildir. Mahkeme aynı görütedir. Somut davada tartıma konusu müdahalenin  
“demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığıdır.  
Mahkeme, 10. maddeye ilikin kararlarında ortaya konulan temel prensipleri hatırlatır  
(bkz. özellikle ener – Türkiye, no. 26680/95, Đbrahim Aksoy, yukarıda anılan, Lingens –  
Avusturya, A Serisi no. 103 ve Fressoz ve Roire – Fransa [BD], no. 29183/95). Somut dava,  
bu prensipler ıığında incelenecektir.  
3
ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI  
Mahkeme, dava konusu müdahaleyi, kitabın içeriği ve yayınlanmıolduğu dönemin  
koulları dahil olmak üzere davanın tamamı ıığında incelemelidir. Özellikle tartıma konusu  
müdahalenin “ulaılması hedeflenen amaç ile orantılı” ve ulusal makamların bunu haklı  
çıkarmak için gösterdiği gerekçelerin “ilgili ve yeterli” olup olmadığıdır. Mahkeme ayrıca ele  
aldığı davaların zeminini, özellikle de terörle mücadele ile bağlantılı sorunları dikkate alır  
(bkz. Karaka– Türkiye [BD], no. 23168/94).  
Mahkeme bavuranın H.Y. tarafından yazılan bir kitabı yeniden basmıolduğunu  
gözlemler. Dava konusu kitap, ünlü sol görülü devrimci sinema sanatçısı Yılmaz Güney’in  
biyografisi eklindedir. Dava dosyasında yer alan bilgileri dikkate alarak Mahkeme, kitabın  
Güney’in yaamını tarafsız değil, politize bir ekilde ele aldığını ve yazarın kitap aracılığıyla  
halka, Kürt halkının hakları ve yetkililerin bu hakların elde edilmesine karı tutumu gibi belli  
meseleler hakkındaki kendi görülerini aktarmaya çalığını tespit etmektedir. Mahkeme,  
AĐHS’nin 10 § 2 maddesinde siyasi ifade üzerindeki kısıtlamalar veya kamu yararına ilikin  
sorunların dar bir kapsamda yer bulduğunu hatırlatarak (bkz. Sürek – Türkiye (no. 1) [BD],  
no. 26682/95) iddia makamı tarafından vurgulanan bölümlerin kitaba dümanca bir ton  
vermiolmasına karın iddeti, silahlı direniveya ayaklanmayı tevik etmediği ve nefret  
ifadesi oluturmadığını tespit etmitir. Mahkeme, bu hususun uygulanan tedbirin gerekliliğini  
değerlendirmede dikkate alınması gereken temel unsur olduğu kanaatindedir (Sürek – Türkiye  
(no. 1), yukarıda anılan ve Gerger – Türkiye [BD], no. 24919/94 ile karılatırınız).  
Bunlarla birlikte Mahkeme kitabın ilk baskısının herhangi bir kovuturmaya tabi  
olmadan satılmıolduğunu gözlemler. Hükümet adli makamlarca kitabın ikinci baskısının,  
1992 yılında yayınlanan ilk baskısından nasıl daha fazla kaygı uyandırdığını  
açıklayamamıtır.  
Mahkeme ayrıca her ne kadar beraat etmive hakkındaki ceza iptal edilmiolsa da  
bavuranın bir yıldan fazla bir süre hükümlü kalmıve cezaevine girmemesi için verilen para  
cezasını ödemek zorunda kalmıolduğunu belirtir.  
Mahkeme, bavuran hakkında hüküm veren ve onu cezaya çarptıran Devlet Güvenlik  
Mahkemesi tarafından ortaya koyulan gerekçelerin, yerinde olmasına rağmen bavuranın  
ifade özgürlüğüne müdahaleyi yeterince haklı çıkardığı kanaatinde değildir.  
Yukarıdaki değerlendirmeleri dikkate alarak Mahkeme bavuran hakkında verilen ilk  
hüküm ve cezanın ulaılması hedeflenen amaçlar bağlamında orantılı ve dolayısıyla  
“demokratik bir toplumda gerekli” olmadığına karar verir. Buna göre AĐHS’nin 10. maddesi  
ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
4
ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI  
A. Tazminat ve mahkeme masrafları  
Bavuran, maddi ve manevi tazminat olarak toplamda 214,764,400,000 Türk Lirası  
(yaklaık 116,880 Euro) talep etmitir. Kitabın satılamamasından doğan kayıplar, ödediği para  
cezası, avukatlık ücreti ve AĐHM ve ulusal mahkemelerde yapılan harcamalar miktara  
dahildir.  
Hükümet, bavuranın Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesine uymadığını öne  
sürmütür.  
1. Maddi tazminat  
Mahkeme, spekülatif olduğu gerekçesiyle bavuranın kâr kaybına ilikin talebini  
reddeder. Ayrıca Hükümetin bavuranın ödemiolduğu para cezasını bavuranın ödediği  
tarihten itibaren geçerli olmak üzere iç hukukta mevcut yasal faizi ile birlikte geri ödemesinin  
bavuranın maddi tazminat talebini karılayacağını tespit eder.  
2. Manevi tazminat  
Mahkeme bavuranın dava koullarında belli bir miktar sıkıntı yaamıolabileceği  
kanaatindedir. Eitlikçi bir değerlendirme neticesinde 2,000 Euro manevi tazminat verilmesini  
uygun bulur.  
3. Mahkeme masrafları  
Mahkeme, bavuranın ulusal mahkemelerde yaptığı masrafların geri ödenmesi talebini,  
bunların gerekli ve makul olduğuna dair herhangi bir makbuz veya fatura iletmemiolması  
nedeniyle reddeder. Ancak mevcut bilgilere dayanarak AĐHM önündeki masraflara karılık  
olarak bavurana 1,000 Euro ödenmesini uygun bulur.  
B. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuranın ifade özgürlüğüne müdahaleye ilikin ikâyetinin kabuledilebilir, bavurunun  
kalan kısmının ise kabuledilmez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, bavuran tarafından ödenen para cezasını, ödemiolduğu  
tarihten itibaren geçerli olmak üzere iç hukukta mevcut yasal faizini ve aağıdaki  
miktarları ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilerek:  
5
ÜSTÜN – TÜRKĐYE KARARI  
(i) 2,000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat,  
(ii) mahkeme masrafları için 1,000 Euro (bin Euro);  
(iii) bu miktarlar üzerine uygulanabilecek her tür vergiyi ödemesine;  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranların adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 10 Mayıs  
2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
Kâtip  
A.B. BAKA  
Bakan  
6