C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
UYAR - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 17756/06)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
23 ubat 2010  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (17756/06) bavuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaı Dersu Erol Uyar’ın (bavuran) 13 Mart 2006 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul Barosu avukatlarından  
G. Altay tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1963 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Felç geçiren bavuran hastane masraflarının sigortacısı tarafından karılanmasını talep etmi,  
belirtilmeyen bir tarihte sigorta ise bu ödemeyi yapmayı reddetmitir.  
18 Eylül 2000 tarihinde bavuran Đstanbul Ticaret Mahkemesi’nde sigortacı aleyhine tazminat  
davası açmıtır.  
3 Nisan 2001 tarihli durumada Mahkeme bavuranın sigorta sözlemesinden doğan haklarını  
belirlemek amacıyla bir bilirkii incelemesi istemitir.  
3 Eylül 2001 tarihinde bilirkii raporu hazırlanmıtır.  
16 Ekim 2001 tarihli durumada bilirkii raporunun incelenmesi için Mahkeme taraflara  
davaya katılmaları için yirmi günlük mühlet tanımıtır. Bavuran 5 Kasım 2001 tarihinde bu  
rapora itiraz etmitir.  
Mahkeme 21 Aralık 2001 tarihli durumada yeni bir inceleme istemitir.  
20 Mayıs 2002 tarihinde düzenlenen ikinci rapor dava dosyasına eklenmitir.  
Belirtilmeyen bir tarihte mahkeme tamamlayıcı bilirkii raporunun düzenlenmesini istemitir.  
2 Aralık 2002 tarihinde üçüncü bir bilirkii raporu hazırlanmıve dosyaya eklenmitir. Bu son  
rapora savunma tarafı karı çıkmıtır. Mahkeme 18 Nisan 2003 tarihinde adli tıp kurumundan  
yeni bir bilirkii incelemesini talep etmitir.  
Adli tıp kurumu 21 Mayıs 2003 tarihinde yeni bir bilirkii raporu düzenlemitir.  
Mahkeme 24 Aralık 2003 tarihinde savunma tarafını sözü edilen tedavi masraflarını ödemeye  
mahkum etmitir.  
5 Nisan 2005 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin bu kararını bozmutur.  
Mahkeme 14 Aralık 2005 tarihinde bavuranın talebini reddetmitir.  
Yargıtay 21 Mayıs 2007 tarihinde almıolduğu ve 21 Haziran 2007 tarihinde bavurana tebliğ  
edilen kararı ile 14 Aralık 2005 tarihli kararı onamıtır.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yargılamanın uzunluğu ile AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre ilkesinin  
ihlal edildiğini iddia etmektedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca ikayetin dayanaktan yoksun olmadığını  
saptamaktadır. Ayrıca baka açılardan bakıldığında da herhangi bir kabuledilemezlik unsuru  
bulunmamaktadır.  
Hükümet bavuranın itirazına karı çıkarak özellikle bilirkii raporlarının gecikmeli  
hazırlanmasının ve tarafların davada bu raporların içeriğine itiraz etmelerinin yargılamanın  
uzunluğuna etki ettiğini savunmaktadır.  
AĐHM kaydedilmesi gereken dönemin 18 Eylül 2000 tarihinde bavuranın Ticaret  
Mahkemesine bavurması ile balayıp Yargıtay’ın 21 Mayıs 2007 tarihli kararı ile sona erdiğini  
saptamaktadır. Đki dereceli mahkemede iki kez ele alınan bu süreç yaklaık altı yıl sekiz aydır.  
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın artları ıığında ve özellikle de  
davanın karmaıklığı, bavuranların ve ilgili mercilerin tutumu ve davanın bavuran açısından  
arz ettiği önem gibi, içtihadında yerlemiölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini  
gözlemlemektedir (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı no:  
30979/96).  
AĐHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan itirazların yapıldığını ve AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır.  
Mahkemeye sunulan tün delil unsurlarının incelenmesinden AĐHM, ticaret mahkemesinin  
davaya ilikin ilk kararını vermesinin üç yıl üç ayda olduğunu, Yargıtay’ın iki kez incelediği  
davanın üç yıl beayda sonuçlandığının altını çizmektedir. Bavuranın tutumuna ilikin  
AĐHM, bavuranın sergilediği tutumun normal sayılabileceğini, yargılamanın uzamasına etki  
edecek herhangi bir olumsuz davranıta bulunmadığını gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa  
no: 36436/97, 14 Kasım 2000). Bilirkii raporlarının hazırlanması sırasında mahkeme  
durumalarını sürdürmütür. AĐHM Hükümetin gecikmeli olarak hazırlanan bilirkii  
raporlarının yargılamanın uzamasına etki ettiği savını inandırıcı bulmamaktadır. Bu bağlamda  
AĐHM, Devletlere kendi hukuk sistemlerinde her bireyin medeni hak ve yükümlülüklerinden  
ileri gelen itirazına ilikin ulusal mahkemelerinin vereceği nihai kararı makul bir sürede  
almasını sağlayacak bir düzenleme yapma yükümlülüğü düğünü hatırlatır (Bkz.  
Comingersoll S.A.-Portekiz no: 35382/97 ve Mikulic-Hırvatistan no: 53176/99). Sözü edilen  
bu saptamalar ıığında, AĐHM yargılama sürecinin uzunluğunun aırı olduğuna ve «makul  
süre» koulu ile bağdamadığına itibar etmektedir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran Türkiye’de yargılama sürecinin uzunluğunun aırı olmasına itiraz edilebilecek  
hiçbir bavuru yolunun bulunmadığından yakınmakta, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta  
bulunmaktadır.  
3
Hükümet bu ikayet ile ilgili görübildirmemitir.  
AĐHM, bu ikayetin yukarıda bahse konu ikayet ile ilintili olduğunu hatırlatarak  
kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini kaydetmektedir.  
AĐHM daha önce de dile getirdiği üzere Türk Hukuku’nun 13. madde uyarınca ceza  
yargılama sürecinin uzunluğuna karı etkili bir bavuru yolunu sunamadığını belirtmektedir  
(Bkz. Daneshpayeh-Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).  
Mevcut bavuruda AĐHM, bavuranın davasının AĐHS’nin 6/1 maddesi doğrultusunda makul  
bir süre dahilinde görülmesi hakkına karı iç hukukta etkili bir bavuru yolunun yokluğunda  
AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
III. ÖNE SÜRÜLEN DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA  
Bavuran esasen yargılamanın ivedilikten uzak olduğunu öne sürerek AĐHS’nin 14. ve Ek 1  
no’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM yapılan bu ikayetlerin yukarıda dile getirilenlerle ilintili olduğunu kaydederek  
kabuledilebilir olduğunu anımsatır.  
AĐHS’nin 6/1 ve 13. maddelerinin ihlal edildiğinin tespiti ıığında, AĐHM sözkonusu bu  
hükümlerin ihlal edilip edilmediği hususunu incelemeyi gerekli görmemektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran manevi tazminat olarak 25.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, bavuranın yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle belirli bir oranda manevi zarara  
uğradığını kabul etmekte, bu doğrultuda hakkaniyete uygun olarak bavurana 3.600 Euro  
ödenmesini uygun görmektedir.  
Bavuran AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama giderleri için 5.000 Euro talep etmekte, bu  
çerçevede avukatı ile yapmıolduğu sözlemeyi sunmaktadır. Bavuran tercüme ve sekretarya  
masrafları için 350 Euro talep etmekte, bu yönde kanıtlayıcı herhangi bir belge  
sunmamaktadır.  
Hükümet bu meblağlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Yargılama masraf ve giderlerinin makul  
oranlarda olması gerekir. AĐHM kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda tercüme ve sekretarya  
masraflarına ilikin talepleri reddetmektedir. Bununla birlikte, AĐHM önünde yapıldığı öne  
sürülen giderlerin aırı olduğunu belirterek bavurana makul oranda 1.000 Euro ödenmesini  
kararlatırmaktadır.  
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı orana üç puanlık bir artıın ekleneceğini kaydetmektedir.  
4
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AĐHS’nin 14. ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi hakkındaki ikayetin ayrıca  
incelenmesine yer olmadığına;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından:  
i.bavurana 3.600 (üç bin altı yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;  
ii. yargılama masraf ve giderleri için bavurana 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 23 ubat 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5