HUKUK
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran yargılamanın uzunluğu ile AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen makul süre ilkesinin
ihlal edildiğini iddia etmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını
saptamaktadır. Ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da herhangi bir kabuledilemezlik unsuru
bulunmamaktadır.
Hükümet baꢀvuranın itirazına karꢀı çıkarak özellikle bilirkiꢀi raporlarının gecikmeli
hazırlanmasının ve tarafların davada bu raporların içeriğine itiraz etmelerinin yargılamanın
uzunluğuna etki ettiğini savunmaktadır.
AĐHM kaydedilmesi gereken dönemin 18 Eylül 2000 tarihinde baꢀvuranın Ticaret
Mahkemesine baꢀvurması ile baꢀlayıp Yargıtay’ın 21 Mayıs 2007 tarihli kararı ile sona erdiğini
saptamaktadır. Đki dereceli mahkemede iki kez ele alınan bu süreç yaklaꢀık altı yıl sekiz aydır.
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranların ve ilgili mercilerin tutumu ve davanın baꢀvuran açısından
arz ettiği önem gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini
gözlemlemektedir (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı no:
30979/96).
AĐHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan itirazların yapıldığını ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır.
Mahkemeye sunulan tün delil unsurlarının incelenmesinden AĐHM, ticaret mahkemesinin
davaya iliꢀkin ilk kararını vermesinin üç yıl üç ayda olduğunu, Yargıtay’ın iki kez incelediği
davanın üç yıl beꢀ ayda sonuçlandığının altını çizmektedir. Baꢀvuranın tutumuna iliꢀkin
AĐHM, baꢀvuranın sergilediği tutumun normal sayılabileceğini, yargılamanın uzamasına etki
edecek herhangi bir olumsuz davranıꢀta bulunmadığını gözlemlemektedir (Bkz. Piron-Fransa
no: 36436/97, 14 Kasım 2000). Bilirkiꢀi raporlarının hazırlanması sırasında mahkeme
duruꢀmalarını sürdürmüꢀtür. AĐHM Hükümetin gecikmeli olarak hazırlanan bilirkiꢀi
raporlarının yargılamanın uzamasına etki ettiği savını inandırıcı bulmamaktadır. Bu bağlamda
AĐHM, Devletlere kendi hukuk sistemlerinde her bireyin medeni hak ve yükümlülüklerinden
ileri gelen itirazına iliꢀkin ulusal mahkemelerinin vereceği nihai kararı makul bir sürede
almasını sağlayacak bir düzenleme yapma yükümlülüğü düꢀtüğünü hatırlatır (Bkz.
Comingersoll S.A.-Portekiz no: 35382/97 ve Mikulic-Hırvatistan no: 53176/99). Sözü edilen
bu saptamalar ıꢀığında, AĐHM yargılama sürecinin uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «makul
süre» koꢀulu ile bağdaꢀmadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran Türkiye’de yargılama sürecinin uzunluğunun aꢀırı olmasına itiraz edilebilecek
hiçbir baꢀvuru yolunun bulunmadığından yakınmakta, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta
bulunmaktadır.
3