C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
UYSAL - TÜRKĐYE DAVASI  
(Başvuru no: 51964/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
31 Ocak 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecek olup bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (51964/99) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Dursun Uysal’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 19  
Haziran 1999 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran 17 Mart 2003 tarihinde vefat etmitir. Çocukları Mümtaz Uysal, Eren Uysal, Selma  
Uysal Dikta, Mücella Uysal Aslan, Mukadder Uysal ve ei Adile Uysal 22 Mart 2005 tarihli  
mektuplarında, mirasçı sıfatıyla bavurunun devam etmesi yönündeki niyetlerini  
bildirmilerdir.  
Her ne kadar çocukları ve ei halihazırda bavuran sıfatını haiz olsa da pratik gerekçelerden  
dolayı mevcut kararda Dursun Uysal ‘bavuran’ olarak anılmaya devam edilecektir (bkz.,  
sözgelimi, Dalban – Romanya, no: 28114/95).  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Đstanbul Büyükehir Belediyesi bavurana ait bir araziyi istimlak etmitir. Bavuran, 21  
Kasım 1996 tarihinde kamulatırma bedelinin artırımı talebiyle Bakırköy Asliye Hukuk  
Mahkemesine bavurmutur.  
Mahkeme 13 Kasım 1997 tarihinde aldığı bir kararla, bavurana, yasal gecikme faizi 25  
Kasım 1996 tarihinden itibaren iletilmek suretiyle 131.974.000.000 TL ek kamulatırma  
tazminatı ödenmesine hükmetmitir.  
Belediyenin temyiz bavurusu üzerine Yargıtay, dosyadaki muhtelif unsurların yeniden  
incelenmesi amacıyla 13 Kasım 1996 tarihli kararı bozmutur.  
Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi 3 Aralık 1998 tarihli kararında Yargıtay kararına uymak  
suretiyle ek kamulatırma tazminatı tutarını aağı çekerek bavurana gecikme faizi 25 Kasım  
1996 tarihinden itibaren iletilmek üzere 79.971.000.000 TL1 ödenmesine hükmetmitir.  
Yargıtay 6 Nisan 1999 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır. Yargıtay 6  
Nisan 1999 tarihli kararın düzeltilmesi talebini ise 27 Eylül 1999 tarihinde reddetmitir.  
Bavuranlar, belediye tarafından ödenmemesi halinde alacaklarını talep etme hakları saklı  
kalmak kaydıyla belediye malları üzerindeki haciz kararının kaldırılmasını kabul etmilerdir.  
Buna karılık belediye ödemesi gereken tazminat tutarlarını 6 Mayıs 1999 ve 3 Haziran 1999  
tarihlerinde ödemeyi taahhüt etmitir.  
Đstanbul Büyükehir Belediyesi 10 Haziran 1999 tarihinde 166.825.000.000 TL2 tutarında bir  
ödeme yapmıtır.  
1
Yaklaık 828.973 ABD Doları karılığı (mahkemeye bavurunun yapıldığı tarih olan 1996 yılı Kasım ayı için  
geçerli döviz kuru üzerinden hesaplanmıtır)  
2
Yaklaık 406.890 ABD Doları karılığı (1999 yılı Haziran ayı için geçerli döviz kuru üzerinden  
hesaplanmıtır)  
HUKUK  
I. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ  
ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, kamulatırma bedelinin artırımı davasının açıldığı dönemden hükmedilen  
meblağların efektif olarak ödendiği döneme kadar geçen süre zarfında parada meydana gelen  
yüksek değer kaybının telafisi için uygulanan yasal gecikme faizi oranının yetersiz kalması ve  
ek kamulatırma tazminatının geç ödenmesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden  
ikayetçi olmaktadır. Bavuran bu hususta 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta  
bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet mevcut bavurunun iç hukuktaki yargılamanın sonuçlanmasından önce yapılması  
nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmediğine dikkat çekmektedir.  
Bir bavuranın AĐHM’ye bavurmadan önce iç hukuktaki muhtelif bavuru yollarını gereği  
gibi kullanma yükümlüğü olduğu ilke olarak doğruysa da, mevcut davada olduğu gibi,  
bavuru sunulduktan kısa bir süre sonra, ancak kabuledilebilirliğe ilikin bir hüküm  
verilmesinden evvel bu bavuru yollarının son aamasına varılmıolmasına müsamaha  
edilmesi mümkündür (E.K. – Türkiye, no: 28496/95, 28 Kasım 2000). Bu itibarla AĐHM,  
Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği yönündeki itirazını reddeder.  
Hükümet ayrıca bavuranın AĐHS’nin ihlali nedeniyle mağdur olduğunu iddia edemeyeceğini  
belirtmektedir. Hükümet, bavuranın belediye malları üzerindeki haczin kaldırılmasına rıza  
gösterdiğini kanıtlayan bir belge sunmaktadır. Hükümete göre bavuranın bu talebi kendisine  
ödenen meblağdan tatmin olduğunun ve mevcut ihtilafın sona erdiğinin bir beyanıdır.  
AĐHM sözkonusu belgenin, bavuran tarafından kendi önünde sunulan ikayetlerin esasına  
ilikin olmadığını tespit etmektedir. Bavuranın AĐHM önünde dile getirdiği ikâyetler, yasal  
gecikme faizi oranının enflasyon oranının oldukça altında kalmasına ve belediyenin borçlarını  
geç ödemesinden kaynaklanan zarara ilikindir. Ayrıca bavuran, ulusal mahkemeler önünde  
daha yüksek bir tazminat elde etme imkanından vazgeçtiğini belirtmediği gibi halihazırda 1  
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi yönünden AĐHM’ye yaptığı taleplere ilikin olarak bir  
tatmin elde ettiğine de iaret etmemitir. Bu noktada mevcut dava, bavuranların ihtilafa  
ilikin tüm iddialarından vazgeçtikleri diğer kabuledilemez davalardan ayrılmaktadır (bkz.,  
diğerleri arasında, Hüseyin Sarı – Türkiye, no: 14798/03, 29 Eylül 2005).  
Bu itibarla AĐHM, bavuranın 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlalinin mağduru  
olduğunu iddia edebileceği kanaatindedir.  
Đçtihadından (bkz., bilhassa, Aka, adıgeçen) doğan kıstasların ıığında elindeki unsurların  
tamamını dikkate alan AĐHM ikayetin esastan incelenmesi gerektiği neticesine varmaktadır.  
AĐHM, bu ikayetin baka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit  
etmektedir.  
B. Esasa ilikin  
Mevcut davadakine benzer meseleleri gündeme getiren davaları müteaddit defalar incelemiꢀ  
olan AĐHM bu davalarda 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiti  
(bkz. adıgeçen Akku, prg. 30-31, ve Aka kararı, prg. 50-51).  
AĐHM, mevcut davada farklı bir sonuca varabilmesi için Hükümetin, ikna edici herhangi bir  
olay ya da argüman sunmadığını kaydetmektedir. Ulusal mahkemeler tarafından hükmedilen  
ek kamulatırma bedelinin geç ödenmesinden yalnızca kamulatırmayı yapan idare  
sorumludur. Ek kamulatırma bedelinin geç ödenmesi bavuranı, mülkünün  
kamulatırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha sokmutur. Bu zarar, yasal gecikme faizi  
oranının enflasyon oranı karısında yetersiz kalması neticesinde ikiye katlanmıtır.  
Bavuranın alacağının, arazisinin kamulatırılğı dönemdeki değeriyle, efektif olarak  
ödemenin yapıldığı dönemdeki değeri arasındaki fark AĐHM’yi, bavuranın, genel yararın  
gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında olması gereken adil dengeyi  
bozan alıılmıın dıında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düünmeye  
sevk etmektedir.  
Bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran maddi tazminat olarak 656.562 Euro talep etmektedir. Manevi tazminata ilikin  
olarak bavuran herhangi bir talepte bulunmamaktadır.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.  
Aka davasında benimsenen hesap yöntemini göz önünde bulunduran AĐHM, ilgili ekonomik  
veriler ıığında, maddi tazminat olarak bavurana 475.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran yargılama masraf ve giderlerine ilikin herhangi bir talepte bulunmadığından bu  
yönde bir meblağın ödenmesine hükmetmeye gerek yoktur (Wilkeens – Belçika, no: 50859/99,  
prg. 27, 24 Nisan 2003, ve Roobaert – Belçika, no: 52231/99, prg. 24, 29 Temmuz 2004).  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak bavuranın  
varislerine 475.000 Euro (dört yüz yetmibebin Euro) ödenmesine ;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına ;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine ;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 31 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.