COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
UYSAL VE OSAL – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 1206/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Aralık 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 1206/03 bavuru numaralı davanın nedeni T.C.  
vatandaları Sait Uysal ve Đskan Osal’ın (“bavuranlar”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne  
20 Kasım 2002 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesinin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından F. Gümütarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1974 ve 1972 doğumludurlar ve ırnak’ta ikamet etmektedirler.  
Bavuranlar, sırasıyla 27 Haziran 1992 ve 24 Mayıs 1992 tarihlerinde, PKK  
(Kürdistan Đꢀçi Partisi) isimli yasadıı bir örgüte üye oldukları üphesi üzerine gözaltına  
alınmılardır. Sırasıyla 9 Temmuz 1992 ve 8 Haziran 1992 tarihlerinde, bavuranlar tetkik  
hakimi önüne çıkarılmılardır ve tetkik hakimi tutuklanmalarına karar vermitir.  
1 Eylül 1992 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,  
bavuranlar da dahil olmak üzere 49 sanık hakkında bir iddianame sunmutur. Bavuranları,  
devletin birliğini bozma ve ülke topraklarının bir bölümünü devletin kontrolünden çıkartma  
amaçlı faaliyetler yürütmekle suçlamıtır. Savcı, mahkemeden, bavuranları, Ceza  
Kanunu’nun 125. maddesine uygun olarak cezalandırması talebinde bulunmutur.  
12 Haziran 1998 tarihinde, bavuranların tutuksuz yargılanmak üzere serbest  
bırakılmaları kararı verilmitir. 1998 yılında belirli olmayan bir tarihte, ikinci bavuran  
yurtına çıkmıtır.  
3 Temmuz 1998 tarihinde, biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluan  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını vermitir. Mahkeme, bavuranları, yasadıı  
bir örgüte yardım ve yataklık yapmaktan suçlu bulmuve Ceza Kanunu’nun 169. maddesi  
uyarınca üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıtır. Bavuranlar temyiz bavurusunda  
bulunmulardır.  
Bu süre içerisinde, 18 Haziran 1999 tarihinde, Anayasa değiikliği yapılmıve Devlet  
Güvenlik Mahkemeleri heyetlerinde bulunan askeri hakimler sivil hakimler ile  
değitirilmitir.  
14 Ekim 1999 tarihinde, Yargıtay, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
kararını bozmutur.  
30 Aralık 1999 tarihinde, üç sivil hakimden oluan Diyarbakır Devlet Güvenlik  
Mahkemesi, bavuranların yargılamalarını yeniden balatmıtır. Mahkeme, ayrıca,  
bavuranlar da dahil olmak üzere tüm sanıkları, Yargıtay’ın kararına ilikin görülerini  
sunmaları amacıyla bir sonraki durumaya çağırma kararı vermitir.  
1
Mahkeme, dava zarfında, bavuranları tekrar tekrar durumaya çağırmıtır; ancak,  
ikinci bavuran yanıt vermemitir. Sonuç olarak, 24 Aralık 2002 tarihinde, Diyarbakır Devlet  
Güvenlik Mahkemesi, ikinci bavuran hakkındaki dosyanın ayrılmasına ve bu dosyaya baka  
bir dosya numarası verilmesine karar vermitir. Ayrıca, birinci bavuranı bir terör örgütüne  
üyelikten suçlu bulmuve Ceza Kanunu’nun 168. maddesi uyarınca on iki yıl altı ay hapis  
cezasına çarptırmıtır.  
10 Nisan 2003 tarihinde, Yargıtay, birinci bavuranın hapis cezasının yeniden  
hesaplanması gerektiği kararını vermive Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
kararını bozmutur.  
30 Eylül 2003 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, birinci bavuranın  
hapis cezasını yeniden hesaplamıve sekiz yıl dört ay hapis cezasına çarptırılması gerektiği  
kararını vermitir. Bu karar 26 ubat 2004 tarihinde kesinlemitir.  
Anayasa değiikliği ardından, 7 Mayıs 2004 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemeleri  
kaldırıltır ve ikinci bavuranın davası Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne geçmitir.  
14 Temmuz 2006 tarihinde, mahkeme, ikinci bavuran hakkında tutuklama emri  
çıkartır. Dava dosyasındaki bilgilere göre, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde  
yargılama halen devam etmektedir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5/3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, gözaltı sürelerinin, AĐHS’nin 5/3. maddesine aykırı olarak, makul süreyi  
ağı konusunda ikayetçi olmulardır.  
AĐHM, bavuranların gözaltı sürelerinin sırasıyla 9 Temmuz 1992 ve 8 Haziran 1992  
tarihlerinde sona erdiğini kaydetmitir. Ancak, AĐHM bavurusu 20 Kasım 2002 tarihinde  
yapıltır ve bu süre, iddia konusu ihlale yol açan olayların gerçekletiği tarihten itibaren  
altı aydan uzun bir süredir.  
AĐHM, bu ikayetin gerekli süre içinde yapılmadığı ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve  
4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermitir.  
II. AĐHS’NĐN 6/1. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
A. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızğı ve tarafsızlığı  
Bavuranlar, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi  
heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından  
yargılanmadıkları iddiasında bulunmulardır.  
Hükümet, askeri hakimlerin bu mahkemelerin heyetlerinde yer almamasını öngören  
1999 tarihli anayasal değiikliğe atıfta bulunmutur.  
AĐHM, ikinci bavuran hakkındaki ceza davasının halen Diyarbakır Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde devam etmekte olduğunu gözlemlemitir. Dolayısıyla bu bavuranın ikayeti  
2
prematüredir ve AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları kapsamında, iç hukuk  
yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmelidir.  
Birinci bavuran hususunda ise, AĐHM, geçmite benzer davaları incelediğini ve  
AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edilmiolduğu kararını verdiğini hatırlatmıtır (bkz., Özel –  
Türkiye, no. 42739/98, 7 Kasım 2002; Özdemir – Türkiye, no. 59659/00, 6 ubat 2003).  
Ancak, bu bavuru aağıda belirtilen sebeplerden ötürü farklı tutulabilir.  
AĐHM, birinci bavuranın, heyetinde askeri hakim bulunan Diyarbakır Devlet  
Güvenlik Mahkemesi tarafından mahkum edilmiolmasına rağmen, sonradan söz konusu  
kararın 14 Ekim 1999 tarihinde Yargıtay tarafından bozulduğunu kaydetmitir. Bu süre  
zarfında, temyiz davası devam ederken, Haziran 1999’da Anayasa’da değiiklik yapılmıve  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde bulunan askeri hakim sivil hakim ile  
değitirilmitir. Sonuç olarak, Yargıtay’ın kararını müteakip, birinci bavuran, olağan ceza  
hukukunca sağlanan usule ilikin bütün güvencelerle birlikte, üç sivil hakimden oluan  
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yeniden yargılanmıtır (bkz., Yaar – Türkiye,  
no. 46412/99, 31 Mart 2005; Tarlan – Türkiye, no. 31096/02, 30 Mart 2006; Pakkan –  
Türkiye, no. 13017/02, 31 Ekim 2006).  
Yukarıda belirtilenler ıığında, AĐHM, birinci bavuranın, Diyarbakır Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilikin ikayetinin, AĐHS’nin 35. maddesinin 3.  
ve 4. paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği  
kararını vermitir.  
B. Davanın süresi  
Bavuranlar, dava süresinin, AĐHS’nin 6/1. maddesinde ortaya konan “makul süre”  
artıyla uyumlu olmadığı konusunda ikayetçi olmulardır. Söz konusu madde öyledir:  
“Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, ... bir mahkeme  
tarafından davasının makul bir süre içinde, ... görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
Hükümet, kovuturmanın 49 sanığı kapsaması ve bu sanıklar hakkındaki  
suçlamalarının çok ciddi olması nedeniyle davanın karmaık olduğunu belirtmitir.  
Dolayısıyla, delil toplamak ve olayları tespit etmek güç olmutur. Hükümet, ayrıca,  
bavuranların ve bavuranların avukatının çok fazla durumaya katılmadıklarını ileri  
sürmütür. Son olarak, ikinci bavuran, kaçarak davanın süresinde etkili olmutur.  
1. Kabuledilebilirliğe Đlikin  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, bavurunun baka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taımadığını tespit etmitir. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir  
niteliktedir.  
2. Dikkate alınması gereken süre  
i. Birinci bavurana ilikin  
Dikkate alınması gereken süre birinci bavuranın yakalanmasıyla 27 Haziran 1992  
tarihinde balamıve Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararıyla 30 Eylül 2003  
3
tarihinde sona ermitir. Dolayısıyla, birinci bavurana ilikin olarak, beaamalı bir yargı için  
on bir yıl üç ay sürmütür.  
ii. Đkinci bavurana ilikin  
AĐHM, ikinci bavurana ilikin yargılamanın, bavuranın yakalanmasıyla birlikte 24  
Mayıs 1992 tarihinde baladığını ve halen devam etmekte olduğunu kaydetmitir. Dolayısıyla,  
bavuranın yargılaması, üç aamalı bir yargı için on beyıldan fazla sürmütür. Ancak,  
AĐHM, ikinci bavuranın, 1998 yılı içinde, yargılaması devam ederken ülkeyi terk ettiğini ve  
dava yeniden baladığında geri dönmediğini gözlemlemitir. AĐHM, sanığın kaçıının,  
davanın süresine ilikin olan AĐHS’nin 6 § 1. maddesi tarafından sağlanan güvencenin  
kapsamı üzerinde belirli etkileri olduğunu hatırlatmaktadır. Sanığın kaçması halinde, bu  
kiinin kaçıından sonraki makul olmayan dava süresinden ikayetçi olmaya hakkı olmadığı  
kabuledilebilir. Bu varsayımı çürütmek için yeterli gerekçe gösterilmediği takdirde aksi  
gerçeklemez (bkz. Ventura – Đtalya, no. 7438/76). Ancak, bavuranın, yokluğunun ilk  
aamalarında kendi ülkesinde kanun önüne çıkmaktan kaçındığına dair somut bir gösterge  
olmadığına göre, ilgili süre Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin ikinci bavuranı  
Yargıtay’ın kararına ilikin görülerini sunması amacıyla bir sonraki durumaya çağırdığı ve  
sonrasında bavuranın gelmediği tarih olan 30 Aralık 1999 tarihinde sona ermiolarak kabul  
edilmelidir (bkz., Vayiç – Türkiye, no. 18078/02). Dolayısıyla, dikkate alınması gereken ilgili  
süreç, iki aamalı bir yargı için yedi yıl altı aydan daha uzun bir süredir.  
3. Esas  
AĐHM, dava süresinin makuliyetinin, davanın koulları ıığında ve davanın  
karmaıklığı, bavuranların ve ilgili makamların tutumu kriterleri göz önünde tutularak  
değerlendirilmesi gerektiğini yinelemitir (bkz., diğer pek çok kararın yanı sıra, Pélissier ve  
Sassi – Fransa [BD], no. 25444/94).  
AĐHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla  
AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlalini tespit etmitir (bkz., yukarıda anılan Pélissier ve Sassi).  
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AĐHM, bu davada farklı bir sonuca  
varmasını sağlayacak bir delil veya savunmanın Hükümet tarafından ortaya konmadığını  
değerlendirmitir. AĐHM, konuya ilikin içtihadını göz önünde tutarak, bu davada kovuturma  
süresinin aırı olduğu ve “makul süre” artına uymadığı kararını vermitir.  
Dolayısıyla, 6/1. madde ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Sözleme’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal  
edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen  
telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören  
tarafın adil tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranlar, 100.000 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmulardır.  
4
Hükümet, söz konusu talebe itiraz etmitir.  
AĐHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı  
görmemive bu nedenle bu talebi reddetmitir. Manevi tazminat hususunda, AĐHM,  
hakkaniyet temelinde karar vererek, birinci bavurana 2.400 Euro ve ikinci bavurana 1.800  
Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranların temsilcisi, Diyarbakır Barosu’nun ücret tarifesini temel almıve AĐHM  
önünde bu davanın hazırlanması ve sunumunda harcanan 26 saatlik adli çalıma karılığı  
10.100 Yeni Türk Lirası (YTL) (yaklaık 5.800 Euro) talep etmitir.  
Hükümet, bu talebe itiraz etmitir.  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, bavuran, ancak mahkeme  
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı  
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu  
bilgileri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önünde tutan Mahkeme, bavuranlara bu balık  
altında 1.500 Euro tazminat ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Dava süresinin aırı olmasına ilikin ikayetin kabuledilebilir ve bavurunun kalanının  
kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve  
her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından aağıda  
belirtilen miktarların ödenmesine;  
(i) Birinci bavurana 2.400 Euro (iki bin dört yüz Euro) manevi tazminat;  
(ii) Đkinci bavurana 1.800 Euro (bin sekiz yüz Euro) manevi tazminat;  
(iii) Yargılama masraf ve giderlerine karılık bavuranlara ortaklaa olarak 1.500 Euro  
(bin beyüz Euro);  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
5
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 13 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
Stanley NAISMITH  
Katip Yardımcısı  
Boštjan M. ZUPANČIČ  
Bakan  
6