AĐHS’nin 35/1 maddesine atıfta bulunarak, öncelikle Hükümet, iç hukuk yollarının
tüketilmediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, baꢀvuranların, Borçlar Kanunu’nun
105. maddesi ile sunulan baꢀvuru yolunu kullanmıꢀ olmaları gerektiğini belirtmektedir.
Hükümet, bilahare, baꢀvuranlar tarafından baꢀlatılan icra takibinin halen Gaziantep Đcra
Müdürlüğü’nde devam ettiğini belirtmektedir. Son olarak Hükümet, baꢀvuranların, Yargıtay
karar tarihi olan 17 Eylül 2001 tarihinden itibaren iꢀlemeye baꢀlayan altı ay süresi içersinde
baꢀvurularını sunmadıklarını savunmaktadır.
AĐHM, daha önce, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen baꢀvuru yolunun etkin
olmadığı sonucuna ulaꢀmıꢀtır (Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998). Dolayısıyla bu hususta
düzenlenen itirazın reddedilmesi gerekmektedir. Hükümet’in ikinci itirazına iliꢀkin olarak,
Hükümet, Đcra Müdürlüğü’nde baꢀvuranların dosyasının halen devam ettiğini gösteren hiçbir
belge sunmamıꢀtır. Bununla birlikte ꢀayet böyle bir durum olsa bile, Hükümet, sözkonusu
durumun, baꢀvuranların ꢀikayetlerinin kabuledilebilirliğini nasıl etkileyeceği hususunda
açıklamada bulunmamıꢀtır. Bu itibarla AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir. Altı ay
süresine riayet edilmemesine iliꢀkin olarak, sözkonusu itiraz Tiryakioğlu-Türkiye, (baꢀvuru
no: 45436/99, 24 Mayıs 2005) kararında ortaya konan aynı gerekçeler reddedilmektedir.
Ayrıca, AĐHM, sözkonusu ꢀikayetlerin hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini
belirtmektedir. Sözkonusu ꢀikayetlerin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
Esasa iliꢀkin olarak ise, AĐHM, müteaddit defalar mevcut davada ortaya konan sorunlara
benzer sorunları incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesi ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmuꢀtur (bkz, örneğin, Kuzu-Türkiye, baꢀvuru no:
13062/03, 17 Ocak 2006; Çoban ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 2620/05, 24 Ocak 2008;
Akıncı-Türkiye, baꢀvuru no: 12146/02; 8 Nisan 2008; Kaçar ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru
numaraları: 38323/04, 38379/04, 38389/04, 38403/04, 38423/04, 38510/04, 38513/04 ve
38522/04, 22 Temmuz 2008).
AĐHM, mevcut dava koꢀullarını incelemiꢀ ve Hükümet’in iꢀbu davada, farklı bir sonuca
ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmiꢀtir. AĐHM,
idarenin borcunu baꢀvuranlara, nihai iç hukuk kararından itibaren iki yıldan fazla bir sürenin
sonunda ödediğini belirtmektedir. AĐHM, ulusal mahkemeler tarafından ödenmesine
hükmedilen miktarın ödenmesinde, kamulaꢀtırmayı yapan idareye isnat edilebilecek
sözkonusu gecikmenin baꢀvuranları, taꢀınmazlarının kamulaꢀtırılmasına ilaveten ayrı bir
zarara daha uğrattığını tespit etmektedir. AĐHM, baꢀvuranların, toplum yararının
gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil
dengeyi bozan ve alıꢀılmıꢀın dıꢀında, ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları tespitinde
bulunmaktadır.
Sonuç olarak, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal
edilmiꢀtir.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, baꢀvuranlar, 35.000 Euro maddi
tazminat, 40.000 Euro manevi tazminat ve 6.000 Euro avukatlık ücreti ve 400 Euro da AĐHM
önünde yapmıꢀ oldukları masraf ve giderler için talep etmektedir.
Akkuꢀ kararında benimsenen hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler
ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranlara ortaklaꢀa olarak, 10.300 Euro maddi tazminat ödenmesine
3