CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
VAĐDE YILDIZ vd -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:13721/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (13721/04) no’lu davanın nedeni, sırasıyla,  
1942, 1944, 1951, 1953, 1955, 1962, 1975, 1974, 1932, 1948, 1950, 1964, 1972 doğumlu olan  
ve Gaziantep’te ikamet eden 13 T.C. vatandaı, Vaide Yıldız, Aye Sever, Kadriye Yılmaz,  
Zeynep Çelik, Güzel Aslan, Dursun Aslan, Yıldız Aslan, ve Leman Yaar ile Đslim Fıstıkçı,  
Sabri Fıstıkçı, ıhmüslüm Fıstıkçı, Mehmet Fıstıkçı ve Abdullah Fıstıkçı’nın (bavuranlar)  
Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 ubat 2004 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Gaziantep Barosu avukatlarından M.. Yıldız tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
1998 yılında, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı (“Đdare”), bavuranlara ait taınmazı  
tazminat ödeyerek kamulatırmıtır.  
28 Temmuz 1998 tarihinde, idare tarafından ödenen tutardan memnun olmayan bavuranlar,  
Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nde bedel artırım davası açmılardır.  
14 Aralık 2000 tarihli bir kararla, Mahkeme, bavuranları kısmen haklı bulmuve Đdare’yi 17  
ve 28 Ağustos 1998 tarihlerinden itibaren ilemeye balayacak gecikme faizi ile birlikte  
27.716.296.960 TL (sözkonusu tarihte 46.297 Euro) ek kamulatırma bedeli ödemeye  
mahkum etmitir.  
17 Eylül 2001 tarihli bir kararla, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
Bilahare, bavuranların talepleri üzerine, Gaziantep Đcra Müdürlüğü, Đdare’ye, ödeme emri  
tebliğ etmitir.  
11 Kasım 2003 tarihinde, Đdare, Aye Sever’e 6.031.489.086 (sözkonusu tarihte, 3.593 Euro)  
ve diğer bavuranlara, 92.146.932.470 (sözkonusu tarihte, 54.897 Euro) ödemitir.  
Bavuranlar, bavuru forumlarında, mahkeme kararının gecikmeli olarak yerine getirildiğini  
ifade ederken, Hükümet, bavuranların dosyasının, halen, Gaziantep Đcra Müdürlüğü’nde  
devam ettiğini savunmaktadır.  
HUKUK  
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunarak, bavuranlar, olayların meydana geldiği  
dönemde, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karısında yetersiz gecikme faizleri uygulanan  
ek kamulatırma bedelinin Đdare tarafından gecikmeli olarak ödenmesi nedeniyle mallarına  
saygı hakkının ihlalinden ikayetçilerdir. Ayrıca bavuranlar, Yargıtay kararı ile ödemenin  
yapılması arasında geçen sürenin, AĐHS’nin 6. maddesi uyarınca davanın makul bir sürede  
görülmesi hakkını ihlal etmesinden de ikayetçi olmaktadırlar.  
2
AĐHS’nin 35/1 maddesine atıfta bulunarak, öncelikle Hükümet, iç hukuk yollarının  
tüketilmediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, bavuranların, Borçlar Kanunu’nun  
105. maddesi ile sunulan bavuru yolunu kullanmıolmaları gerektiğini belirtmektedir.  
Hükümet, bilahare, bavuranlar tarafından balatılan icra takibinin halen Gaziantep Đcra  
Müdürğü’nde devam ettiğini belirtmektedir. Son olarak Hükümet, bavuranların, Yargıtay  
karar tarihi olan 17 Eylül 2001 tarihinden itibaren ilemeye balayan altı ay süresi içersinde  
bavurularını sunmadıklarını savunmaktadır.  
AĐHM, daha önce, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen bavuru yolunun etkin  
olmadığı sonucuna ulatır (Aka-Türkiye, 23 Eylül 1998). Dolayısıyla bu hususta  
düzenlenen itirazın reddedilmesi gerekmektedir. Hükümet’in ikinci itirazına ilikin olarak,  
Hükümet, Đcra Müdürlüğü’nde bavuranların dosyasının halen devam ettiğini gösteren hiçbir  
belge sunmamıtır. Bununla birlikte ayet böyle bir durum olsa bile, Hükümet, sözkonusu  
durumun, bavuranların ikayetlerinin kabuledilebilirliğini nasıl etkileyeceği hususunda  
açıklamada bulunmamıtır. Bu itibarla AĐHM, sözkonusu itirazı reddetmektedir. Altı ay  
süresine riayet edilmemesine ilikin olarak, sözkonusu itiraz Tiryakioğlu-Türkiye, (bavuru  
no: 45436/99, 24 Mayıs 2005) kararında ortaya konan aynı gerekçeler reddedilmektedir.  
Ayrıca, AĐHM, sözkonusu ikayetlerin hiçbir kabuledilemezlik unsuru içermediğini  
belirtmektedir. Sözkonusu ikayetlerin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.  
Esasa ilikin olarak ise, AĐHM, müteaddit defalar mevcut davada ortaya konan sorunlara  
benzer sorunları incelemive AĐHS’nin 6/1 maddesi ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.  
maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmutur (bkz, örneğin, Kuzu-Türkiye, bavuru no:  
13062/03, 17 Ocak 2006; Çoban ve diğerleri-Türkiye, bavuru no: 2620/05, 24 Ocak 2008;  
Akıncı-Türkiye, bavuru no: 12146/02; 8 Nisan 2008; Kaçar ve diğerleri-Türkiye, bavuru  
numaraları: 38323/04, 38379/04, 38389/04, 38403/04, 38423/04, 38510/04, 38513/04 ve  
38522/04, 22 Temmuz 2008).  
AĐHM, mevcut dava koullarını incelemive Hükümet’in ibu davada, farklı bir sonuca  
ulamak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmitir. AĐHM,  
idarenin borcunu bavuranlara, nihai iç hukuk kararından itibaren iki yıldan fazla bir sürenin  
sonunda ödediğini belirtmektedir. AĐHM, ulusal mahkemeler tarafından ödenmesine  
hükmedilen miktarın ödenmesinde, kamulatırmayı yapan idareye isnat edilebilecek  
sözkonusu gecikmenin bavuranları, taınmazlarının kamulatırılmasına ilaveten ayrı bir  
zarara daha uğrattığını tespit etmektedir. AĐHM, bavuranların, toplum yararının  
gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil  
dengeyi bozan ve alıılmıın dıında, ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları tespitinde  
bulunmaktadır.  
Sonuç olarak, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal  
edilmitir.  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, bavuranlar, 35.000 Euro maddi  
tazminat, 40.000 Euro manevi tazminat ve 6.000 Euro avukatlık ücreti ve 400 Euro da AĐHM  
önünde yapmıoldukları masraf ve giderler için talep etmektedir.  
Akkukararında benimsenen hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler  
ıığında AĐHM, bavuranlara ortaklaa olarak, 10.300 Euro maddi tazminat ödenmesine  
3
hükmetmektedir. Ayrıca AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavuranlara ortaklaa olarak  
1.000 Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.  
AĐHM, mevcut davada avukatlık ücreti ile ilgili olarak, bavuranların, avukatları tarafından  
gerçekletirilen  
çalımalarının  
dökümünü  
sunmadıklarından  
dolayı  
iddialarını  
belgelendirmediklerini tespit etmektedir. Bavuranlar, ileri sürülen masraf ve harcamaları  
hiçbir ekilde belgelendirmemilerdir.  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6. maddesinin ve Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, her türlü vergiden  
muaf tutularak, Savunmacı Devlet tarafından bavuranlara ortaklaa olarak 10.300 Euro (on  
bin üç yüz Euro) maddi tazminat ve 1.000 Euro (bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4