C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
V A R L I V E D ĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 57299/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Nisan 2006  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup,  
ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (57299/00) bavuru no’lu davanın nedeni bu ülkenin  
dokuz vatandaı Abdullah Mehmet Varlı, Kazım Yakmaz, Mehmet Reit Irgat, Mehmet  
Yağmur, Kerem Soylu, Ali ola, Reit Koçeroğlu, Đsmet Kılıçarslan ve Mehmet Gürkey’in  
(bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Ağustos 1999 tarihinde Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi’nin Temel Đnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu bavurudur. Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde  
Londra’da avukat A. Stock tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Bavuranlar Abdullah Mehmet Varlı, Kazım Yakmaz, Mehmet Reit Irgat, Mehmet Yağmur,  
Kerem Soylu, Ali ola, Reit Koçeroğlu, Đsmet Kılıçarslan ve Mehmet Gürkey T.C. vatandaı  
olup sırasıyla 1939, 1938, 1948, 1935, 1945, 1955, 1947, 1932 ve 1935 doğumludur.  
Olayların meydana geldiği dönemde Abdullah Mehmet Varlı ve Mehmet Yağmur Ankara’da,  
Mehmet Reit Irgat ve Đsmet Kılıçarslan Đzmir’de, Kazım Yakmaz, Kerem Soylu, Ali ola ve  
Reit Koçeroğlu Bursa, Đstanbul, Adana ve Mersin’de ikamet etmekteydi.  
Olayların meydana geldiği sırada, bavuranlar Halkın Demokrasi Partisi’nin (HADEP) yerel  
tekilatı üyesiydiler. Mehmet Yağmur bu partinin sempatizanlarındandı.  
Bavuranlar, Ağustos ve Eylül 1996 tarihlerinde Türkiye’deki Kürt sorununa dikkat çekmek  
amacıyla «Barıa ve kardeliğe açık mektup» balıklı bir bildiriye imza atmıtır. Hepsi Đmam  
Hatip Lisesi mezunu bavuranlar sözkonusu yazıdaki görülerini desteklemek amacıyla  
Kuran’dan ayetlere yer vermilerdir. Bu yazı Kasım 1996 tarihinde HADEP aracılığıyla  
Cumhurbakanlığı’na, Babakanlığa ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne iletilmi, aynı  
zamanda Cumhuriyet ve Zaman gazetelerinde yayımlanmıtır.  
Bu yazının dört sayfası HADEP’in aylık bülteni Ocak 1997 sayısında yayımlanmıtır.  
9 Mayıs 1997 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı özellikle bu  
yazının bazı bölümlerine atıfta bulunarak TCK’nın 312 § 2. ve Anayasa’nın 3. maddesi  
uyarınca bavuranların mahkumiyetlerini talep etmitir.  
Devlet Güvenlik Mahkemesi 17 Eylül 1998 tarihinde, Devletin bölünmez bütünlüğüne karı  
propaganda yaptıkları, ırk ve bölge ayrımı yaparak halkı kin ve dümanlığa kıkırttıkları ve  
Türk ulusu bünyesinde Kürt ulusunun varlığından söz ettikleri gerekçesiyle TCK’nın 312 § 2.  
maddesi gereğince bavuranların her birini iki yıl hapis ve 1.720.000 TL. para cezasına  
çarptırmıtır. Mahkeme ayrıca sözü edilen bültenin tüm baskılarının toplatılmasını  
kararlatırmıtır.  
Bavuranların 8 ubat 1999 tarihli temyiz bavurusu üzerine Yargıtay ilk derece  
mahkemesi’nin kararını onamıtır. Bu karar bavuranlara tebliğ edilmemitir.  
TBMM tarafından 28 Nisan 1999 tarihinde kabul edilen Af Yasası uyarınca bavuranlar yedi  
aylık hapis cezasının ardından artlı olarak serbest bırakılmılardır. Cezanın infazı ile ilintili  
yeni yasaya göre bavuranların üç yıl içinde benzer suçu ilememeleri gerekmektedir.  
2
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar kendilerini mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bünyesinde askeri bir  
hakimi bulundurması nedeniyle bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bulunduğundan  
ikayetçi olmakta, AĐHS’nin 6 § 1. maddesini hatırlatmaktadırlar.  
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ikayetlerin dile getirildiğini ve  
bunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (Bkz. Özel-  
Türkiye kararı, no: 42739/98 7 Kasım 2002 ve Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, 6 ubat  
2003).  
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer  
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karısında bavuranların TCK’da ve Terörle Mücadele  
Kanunu’nda yer alan suçlardan yargılanması konusunda endie duymalarının anlaılabilir  
olduğu tespitinde bulunmaktadır. Bavuranlar, haklarında açılan davada Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin kararını yabancı gerekçelere dayandırdığı yönünde bir üphe duyabilir. Bu  
nedenle bavuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki  
üphelerinin dikkate alınması gerekmektedir (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998).  
AĐHM, bavuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin AĐHS’nin 6 §  
1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmıtır.  
II. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar mahkumiyetlerinin ifade özgürlüğünün ihlaline yol açtığından ikayetçi olmakta,  
bu yönde AĐHS’nin 10. maddesine göndermede bulunmaktadırlar.  
AĐHM daha önce de mevcut bavurudakine benzer sorunların dile getirildiği ve bunun  
AĐHS’nin 10. maddesinin ihlaline yol açtığı tespitini yapmaktadır (Bkz. Yurtta-Türkiye no:  
25143/94 ve 27098/95 27 Mayıs 2004, Ceylan-Türkiye kararı no: 22479/93, Öztürk-Türkiye  
kararı no: 28635/95, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, 23 Eylül 2003, ve Kızılyaprak-  
Türkiye kararı, no: 27528/95, 2 Ekim 2003).  
AĐHM, mevcut bavuruyu mahkemenin yerleik içtihadı ıığında incelemive Hükümetin  
davanın farklı sonuçlandırılmasına yal açacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar  
etmitir. AĐHM, bahse konu yazıda yer alan ifadelere ve bunların kullanım bağlamına  
özellikle dikkat etmi, bu doğrultuda terörle mücadeleye bağlı özel zorlukları dikkate almıtır.  
Sözü edilen bildiriye siyasi bir partinin yerel tekilatı üyesi ve bölge insanı olan bavuranlar  
imza atmıve bu yazı Cumhurbakanlığı gibi değiik makamlara gönderilmesinin ve iki  
gazetede yayımlanmasının ardından bir soruturma konusu olmaksızın adı geçen partinin  
aylık bülteninde yayımlanmıtır. Bavuranlar makalede Kürt kökenli vatandaların ağır ve  
ciddi iddialarına dayalı olarak Hükümeti sert bir biçimde eletirmi, dinsel buyruklar adına bu  
duruma son verilmesi çağrısında bulunmulardır.  
3
AĐHM, ulusal mahkemelerin sözü edilen makalede yer alan terimlerin din ve etnik kökene  
dayalı bir ayrımcılıkla halkı tahrik ederek Devletin bölünmez bütünlüğünü bozmayı  
amaçlağına kanaat getirdiklerini hatırlatmaktadır.  
AĐHM, iç hukuk mercilerinin vermioldukları kararlardaki gerekçeleri incelemive bunların  
bavuranların ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi meru kılmaya yetmediğine itibar  
etmitir (Bkz. mutatis mutandis, Yurttave Sürek-Türkiye kararı). AĐHM, sözkonusu  
bildirideki bazı bölümlerin çok sert bir üslupla Türkiye Cumhuriyeti’nin Kürt sorununda  
izlediği politikanın en olumsuz yönlerini ortaya koyan bir tabloyu çizdiğini ve dolaylı yoldan  
manlığa tahrik ettiğini gözlemlemektedir. Bununla birlikte AĐHM, bavuranların ne iddet  
kullanımını, silahlı direnii, ne ayaklanmayı tevik eden bir söylemde bulunduklarını, bölge  
insanı ve siyasi bir partinin üyeleri sıfatıyla Türk sosyal hayatının aktörleri olarak kendilerine  
tanınan görev çerçevesinde görülerini ifade ettiklerini not etmektedir. AĐHM nezdinde  
dikkate alınacak temel unsur budur. Öte yandan, «sosyal bir ihtiyacı karılama» kıstasından  
doğan yerleik içtihadı doğrultusunda AĐHM, bavuranlar hakkında yürütülen cezai  
soruturmanın makalenin yayımlanmasından altı ay sonra balatıldığı tespitini yapmaktadır.  
AĐHM, yapılan müdahalenin orantılılığı sözkonusu olduğunda verilen cezanın niteliğinin ve  
ağırlığının kaydedilmesi gerekli hususlar arasında yer aldığını hatırlatmaktadır.  
Bu çerçevede, bavuranlar iki yıl hapis ve para cezasına çarptırılmılar, yedi aylık hapis  
cezasının ardından Af Yasasından yararlanarak serbest bırakılmılardır. Suçun tekerrür etmesi  
halinde, bavuranların kalan cezayı çekme riskleri bulunmaktaydı. AĐHM ayrıca, yürürlükte  
bulunan yasanın bavuranlar gibi TCK’nın 312 § 2. maddesi uyarınca mahkum olan kiilerin  
toplanma özgürlüğüne ilikin kayda değer kısıtlamaları öngördüğünü gözlemlemektedir.  
Bavuranların mahkum edilmesi, öngörülen meru amaçlarla orantılı bulunmamakta ve  
«demokratik bir toplum için gereklilik» arz etmemektedir. Bu nedenle, AĐHS’nin 10. maddesi  
ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri maddi tazminat talep etmektedir: Varlı, Yakmaz ve Köçeroğlu 30.000  
Euro, Irgat, Yağmur, Soylu, Sola, Kılıçarslan ve Görkey 25.000 Euro istemekte, bavuranların  
her biri ayrıca 25.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
AĐHM, ihlal kararının tespiti ile iddia edilen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı  
kuramamakta, bu talebi reddetmektedir. Buna karın, dava olaylarının manevi bir zarara yol  
açtığını hatırlatır. AĐHM davanın değiik koulları dikkate alındığında ve AĐHS’nin 41.  
maddesi gereğince hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat bağında bavuranların her  
birine 6.000 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
AĐHM’ye göre bu bavurudaki gibi, Sözleme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık  
koullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında,  
ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın balatılması ilke olarak  
tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluturur.  
4
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuranlar AĐHM nezdinde yapmıoldukları yargı giderleri için 9.400 Euro talep  
etmektedirler.  
Hükümet bu miktarı aırı olarak nitelendirmitir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuranın gerçekliğini ve gerekliliğini ispat ettiği  
makul orandaki yargı giderleri karılanmaktadır. Mevcut bavuruda yer alan unsurlar ve sözü  
edilen içtihat ıığında, AĐHM tüm yargı giderleri için bavuranlara birlikte 2.000 Euro’nun  
ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
olmak üzere Savunmacı Hükümetin bavuranların her birine manevi tazminat olarak 6.000  
(altı bin) Euro ve yargı giderleri için bavuranlara birlikte 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faizin uygulanmasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin Đç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 27 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5