AĐHM baꢀvurunun sunulmasının ardından içhukuk yollarının son haddine eriꢀmesini
beklediğini ancak kabuledilebilirlik hakkında görüꢀ belirtmesinin istenmesi durumunda bunun
mümkün olmayacağını hatırlatır (bkz., mutatis mutandis, Ringeisen – Avusturya, 16 Temmuz
1971 tarihli karar, ve E.K. – Türkiye, no: 28496/95, 28 Kasım 2000). Sonuç olarak AĐHM
Hükümet’in itirazını reddeder.
2. Adli mercilerin tarafsızlığı hakkında yapılan ꢀikayet
Baꢀvuran «kooperatif» ile olan ihtilafından haberdar olan adli mercilerin tarafsızlık
yoksunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHM baꢀvuranın ulusal mahkemeler AĐHM önünde sözkonusu hakimlerle kooperatif üyeleri
arasında hakimlerin tarafsızlığını tartıꢀmalı hale getirecek nitelikte bir ꢀahsi menfaat iliꢀkisi ya
da doğrudan bir iliꢀki olduğu olduğu yönünde bir ꢀikayette bulunmadığını gözlemlemiꢀtir.
Buna karꢀın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi büyük olasılıkla ortaya çıkan medyatik baskının
ardından görünürdeki tarafsızlık yoksunluğu ꢀüphelerini dağıtmak amacıyla davadan
çekilmiꢀtir. Hakimler arasındaki sıkı mesleki iliꢀkilerin, bir hakimin menfaati üzerinde
belirleyici bir rol oynaması sözkonusu olması durumunda davaya bakan hakim açısından bir
taraflılık riski ortaya çıkardığı doğruysa da AĐHM mevcut davada hakimlerin görevlerini
yerine getirme noktasında gösterdikleri özen yahut sergiledikleri tutum noktasında ꢀüphe
yaratmaya elveriꢀli herhangi bir somut unsurla karꢀılaꢀmamaktadır. Öznel endiꢀeler her ne
kadar anlaꢀılabilir olsalar da belirleyici unsur teꢀkil etmezler. Bu nedenle sözkonusu
endiꢀelerin nesnel olarak addedilebilmeleri için her ꢀeyden önce kanıtlanmaları gereklidir
( mutatis mutandis, Nortier – Hollanda, 24 ğustos 1993 tarihli karar, § 33, ve Remli – Fransa,
23 Nisan 1996 tarihli karar, § 46).
Ayrca baꢀvuranın bu davayı gören 11. Hukuk Dairesi hakimlerini “kesinlikle kendi
meslektaꢀlarını koruyacakları” gerekçesiyle reddetmesi hususunda ise AĐHM sözkonusu
ꢀikayeti destekleyecek herhangi bir unsur bulunmadığı kanaatine varmıꢀtır.
Netice olarak AĐHM, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olduğu gerekçesiyle bu ꢀikayeti kabuledilemez ilan etmektedir.
3. Mal ve mülke saygı hakkına saygı yönünden yapılan ꢀikayet hakkında
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunan baꢀvuran «alacağına karꢀılık olarak kendi
adına kaydedilen dairelerin sayısının azlığından» ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHM bu davanın mahkeme tarafından son derece ayrıntılı bir incelemeye tabi tutularak bir
çok bilirkiꢀi incelemesi emrettiğini ve bu nedenle baꢀvuranın ꢀikayetinin yalnızca
yargılamanın sonucuna iliꢀkin olduğunu tespit etmektedir (Kemmache – Fransa (no:3), 24
Kasım 1994 tarihli karar, § 44). Sonuç olarak AĐHM, AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri
uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle bu ꢀikayeti kabuledilemez ilan
etmektedir
4. Yargılama süresine iliꢀkin olarak yapılan ꢀikayet hakkında
6