A. Tazminat davasının süresi ile ilgili olarak
Hükümet, davasının makul bir sürede görülmediğini ileri süren baꢀvuranın iddiasına karꢀı
çıkmaktadır.
AĐHM, dikkate alınacak dönemin 6 Ağustos 1998 tarihinde baꢀvuranın Ağır Ceza
Mahkemesi’ne baꢀvuruda bulunmasıyla baꢀladığını ve Yargıtay’ın karar aldığı tarih olan 26
Nisan 2005 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Đki dereceli yargıda üç kere görülen
dava altı yıl sekiz ay sürmüꢀtür.
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koꢀullarını takiben ve mahkeme yerleꢀik
içtihatları, özellikle davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve
ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır
(Frydlender-Fransa, baꢀvuru no: 30979/96). AĐHM, müteaddit defalar mevcut davadakine
benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiꢀ ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine
karar vermiꢀtir (sözü edilen Frydlender; Göç-Türkiye, baꢀvuru no: 36590/97).
Đçtihadına sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in mevcut
davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat
getirmektedir. Konuya iliꢀkin içtihadını dikkate alan AĐHM, mevcut davada, yargılama
süresinin uzun olduğuna ve “makul süre” gerekliliğini karꢀılamadığına kanaat getirmektedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak
Hükümet baꢀvuranın iddialarına karꢀı çıkmaktadır. Bu bağlamda, Hükümet, 4778 sayılı
Yasanın 2. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Baꢀsavcısı’nın görüꢀünün mahkemede
taraflara tebliğ edildiğini ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesi uyarınca tarafların sözkonusu
görüꢀe cevap verme haklarının bulunduğunu savunmaktadır.
AĐHM, Hükümet’in verdiği, mevzuatın AĐHS’nin gereklerine cevap verecek ꢀekilde
değiꢀtirildiği bilgisini not etmektedir. Öte yandan, AĐHM kendi görevinin mevcut dava
olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu belirtmektedir; bu nedenle de AĐHM’den ilgili
dönemden bu yana bir takım geliꢀmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık
baꢀvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna varmasının
beklenmemesi gerekmektedir (Karakaya-Türkiye, baꢀvuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).
AĐHM, benzer ꢀikayetleri incelediğini ve görüꢀlerin niteliğini ve yargılanabilirin yazılı olarak
bunlara cevap verme imkanının bulunmadığını dikkate alarak Yargıtay Cumhuriyet
Baꢀsavcısı’nın görüꢀlerinin tebliğ edilmemiꢀ olması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal
edildiği sonucuna ulaꢀtığını hatırlatmaktadır (sözü edilen Göç, Tosun-Türkiye, baꢀvuru no:
4124/02, 28 ꢁubat 2006). AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için
ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir.
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuran, 1.900 Avro maddi tazminat ve 30.000 Avro manevi tazminat talep etmektedir.
3