CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
VELĐ YALÇIN -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:29459/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
2 Mart 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (29459/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Veli Yalçın’ın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 02 Ağustos 2005 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Ankara Barosu avukatlarından Ö.Öneren tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1964 doğumludur ve Kocaeli’nde ikamet etmektedir.  
6 Ağustos 1998 tarihinde, 466 sayılı Yasayı temel alan bavuran, Kocaeli Ağır Ceza  
Mahkemesi’nde yasaya aykırı olarak tutuklanması nedeniyle tazminat davası açmıtır.  
8 Ocak 2001 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın talebini reddetmitir. Aynı yıl,  
Yargıtay, sözkonusu kararı bozmutur.  
23 Ekim 2002 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın talebini haklı bulmutur.  
23 Eylül 2003 tarihinde, Yargıtay sözkonusu kararı bozmutur.  
19 Kasım 2003 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bavurana ödenmesine hükmedilen meblağı  
ürmütür.  
Belirtilmeyen bir tarihte, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı, davanın esasına ilikin görüünü  
sunmutur.  
Sözkonusu görübavurana tebliğ edilmemitir.  
26 Nisan 2005 tarihli bir kararla, Yargıtay, Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını onamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca tazminat davasının geç sonuçlanmasından  
ikayetçidir. Ayrıca bavuran, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın görüünün tebliğ  
edilmemesinden ikayetçidir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
2
A. Tazminat davasının süresi ile ilgili olarak  
Hükümet, davasının makul bir sürede görülmediğini ileri süren bavuranın iddiasına karı  
çıkmaktadır.  
AĐHM, dikkate alınacak dönemin 6 Ağustos 1998 tarihinde bavuranın Ağır Ceza  
Mahkemesi’ne bavuruda bulunmasıyla baladığını ve Yargıtay’ın karar aldığı tarih olan 26  
Nisan 2005 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Đki dereceli yargıda üç kere görülen  
dava altı yıl sekiz ay sürmütür.  
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koullarını takiben ve mahkeme yerleik  
içtihatları, özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve  
ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır  
(Frydlender-Fransa, bavuru no: 30979/96). AĐHM, müteaddit defalar mevcut davadakine  
benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemive AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine  
karar vermitir (sözü edilen Frydlender; Göç-Türkiye, bavuru no: 36590/97).  
Đçtihadına sunulan unsurların tamamını incelemesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in mevcut  
davada farklı bir sonuca ulamak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat  
getirmektedir. Konuya ilikin içtihadını dikkate alan AĐHM, mevcut davada, yargılama  
süresinin uzun olduğuna ve “makul süre” gerekliliğini karılamadığına kanaat getirmektedir.  
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
B. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın görüünün tebliğ edilmemesi ile ilgili olarak  
Hükümet bavuranın iddialarına karı çıkmaktadır. Bu bağlamda, Hükümet, 4778 sayılı  
Yasanın 2. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın görüünün mahkemede  
taraflara tebliğ edildiğini ve 4829 sayılı Yasanın 20. maddesi uyarınca tarafların sözkonusu  
görüe cevap verme haklarının bulunduğunu savunmaktadır.  
AĐHM, Hükümet’in verdiği, mevzuatın AĐHS’nin gereklerine cevap verecek ekilde  
değitirildiği bilgisini not etmektedir. Öte yandan, AĐHM kendi görevinin mevcut dava  
olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu belirtmektedir; bu nedenle de AĐHM’den ilgili  
dönemden bu yana bir takım gelimeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık  
bavuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna varmasının  
beklenmemesi gerekmektedir (Karakaya-Türkiye, bavuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).  
AĐHM, benzer ikayetleri incelediğini ve görülerin niteliğini ve yargılanabilirin yazılı olarak  
bunlara cevap verme imkanının bulunmadığını dikkate alarak Yargıtay Cumhuriyet  
Basavcısı’nın görülerinin tebliğ edilmemiolması nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal  
edildiği sonucuna ulağını hatırlatmaktadır (sözü edilen Göç, Tosun-Türkiye, bavuru no:  
4124/02, 28 ubat 2006). AĐHM, Hükümet’in mevcut davada farklı bir sonuca ulamak için  
ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir.  
Bu itibarla AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
Bavuran, 1.900 Avro maddi tazminat ve 30.000 Avro manevi tazminat talep etmektedir.  
3
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karın AĐHM, yargılama süresi nedeniyle  
bavuranın maruz kaldığı manevi zarar için bavurana 3.600 Avro ödenmesine  
hükmetmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın görüünün tebliğ edilmemesi ile ilgili  
olarak AĐHM, ihlal tespitinin kendisinin, bavuranın ileri sürdüğü zarar için yeterli adil tatmin  
oluturduğu kanaatindedir (sözü edilen Göç; Kömürcü-Türkiye, bavuru no: 77432/01, 22  
Haziran 2002).  
Bavuran, avukatlık ücreti olarak 3.570 Avro talep etmektedir. Bu bağlamda, bavuran,  
Ankara Barosu ücret tarifesini belge olarak sunmaktadır. Bavuran, AĐHM önünde yapmıꢀ  
olduğu kırtasiye masrafları için 50 Avro talep etmekte ancak hiçbir belge sunmamaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
Đlgili belgeler göz önüne alındığında, AĐHM, bavuranın iddialarını reddetmektedir.  
AĐHM, sözkonusu miktarlara, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulanan orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasına  
hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. Yargılama süresinin uzunluğu nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın görüünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından bavurana 3.600  
Avro (üç bin altı yüz Avro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 02 Mart 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4