alınarak değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir (bkz., Pélissier ve Sassi/Fransa [BD],
no. 25444/94, paragraf 67, AĐHM 1999-II).
AĐHM, davanın konusunun karmaꢀık olmadığı kanaatindedir. Ancak baꢀvuranın 1
Mayıs 1995 ve 21 Kasım 1997 tarihleri arasında – iki buçuk yıldan fazla bir süre –
düzenlenen duruꢀmalara katılmaması, hiç ꢀüphesiz sürecin uzamasına katkıda bulunmuꢀtur.
Hükümet, baꢀvuranın duruꢀmalara katılmama nedeninin suçu için belirlenen
zamanaꢀımı süresi dolana kadar serbest kalma niyeti olduğu kanısındadır. Baꢀvuran bu
nedenle kanuni kovuꢀturmaya tabi tutulmaktan kurtulmayı ummuꢀtur. Baꢀvuran, sebebin
yetkili makamların kendisine duruꢀmayı bildirmemesi olduğunu ileri sürmüꢀtür.
AĐHM, yukarıda değinilen süreden haberdar olmadığını iddia eden baꢀvuranın, bu süre
içerisinde aleyhinde yürütülen takibattan etkilendiğini iddia edemeyecek olması nedeniyle
tarafların bu husustaki ifadelerinin doğruluğunu incelemeyi gerekli bulmamaktadır. Bu
nedenle, kovuꢀturmanın toplam uzunluğunu değerlendirirken bu süreyi göz ardı etmektedir.
AĐHM, yetkili makamların tutumları hususunda, Hükümet’in baꢀvuranı 17 Mayıs
1993’te sorgulayan Cumhuriyet Savcısı’nın, iddianamesini hazırlaması ve sunmasının neden
yaklaꢀık iki yıl sürdüğüne iliꢀkin açıklamada bulunmadığını gözlemlemektedir.
Benzer olarak, Hükümet Yargıtay’ın itirazları incelemek için kullandığı süreye iliꢀkin
de açıklama yapmamıꢀtır. AĐHM bu bağlamda Yargıtay’ın, Cumhuriyet Savcısı’nın
baꢀvuranın beraatini temyiz etmesi hususunda karar vermesinin yaklaꢀık bir yıl iki ay
sürdüğünü belirtmektedir. Ayrıca Yargıtay, baꢀvuranın mahkumiyeti hususundaki itirazını
yaklaꢀık iki yıl süresince karara bağlamamıꢀtır.
Yukarıda kaydedilenler ıꢀığında ve esasa iliꢀkin içtihadını göz önüne alan AĐHM,
mevcut davada kovuꢀturma uzunluğunun haddinden fazla olduğu ve “makul süre” gereğini
karꢀılamadığı kanısındadır.
Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiꢀtir.
2. Yargıtay Baꢁsavcısı’nın görüꢁlerinin tebliğ edilmemesine iliꢁkin ꢁikayet
Baꢀvuran, Yargıtay Baꢀsavcısı’nın yazılı görüꢀünün kendisine bildirilmediği ve bu
nedenle, karꢀı görüꢀlerini bildirme fırsatından mahrum bırakıldığı hususunda ꢀikayette
bulunmuꢀtur. ꢁikayetini,6/3 (b) maddesine dayandırmıꢀtır.
AĐHM, bu ꢀikayetin 6/1 maddenin “herkes ….. cezai alanda kendisine yöneltilen
suçlamalar konusunda …. davasının … hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini”
ifadeleri açısından incelenmesi gerektiği kanısındadır.
A. Kabuledilebilirlik
AĐHS’nin 35/3. maddesi çerçevesinde ꢀikayetin, dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit
eder. Bu nedenle ꢀikayet, kabuledilebilir niteliktedir.
4