C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
VURANKAYA - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 9613/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Mayıs 2007  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup,  
ekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (9613/03) bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaı Oktay Vurankaya’nın (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 20 ubat  
2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) Temel Đnsan Haklarını güvence  
altına alan 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur. Bavuran Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi (AĐHM) önünde Adana barosu avukatlarından E. Türkmen ve B. Maraklı  
tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1969 doğumlu bavuran Adana’da ikamet etmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde  
eczacıydı.  
Adana Cumhuriyet Savcılığı 12 Ağustos 1998 tarihinde kamu evrakında sahtecilik yapmaktan  
bavuran hakkında soruturma balatmıtır.  
24 Eylül 1998 tarihinde beraberinde avukatı ile ifadesi alınan bavuran, hakkında yapılan  
iddiayı reddetmitir.  
Adana Ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 19 Kasım 1998 tarihli bir iddianame ile  
bavuran ve iki suç ortağı hakkında evrakta sahtecilik yaparak haksız kazanç sağlamak  
suçuyla kamu davası açmıtır.  
Bu arada, yapılan ithamları dikkate alan Emekli Sandığı Adana Bölge Müdürlüğü ve Bağ-Kur  
Adana Đl Müdürlüğü adı geçenin yapılan sözlemeyi askıya alarak kendilerine ilaç satıını  
durdurduğunu ve bunun Ağır ceza mahkemesinin 18 Ağustos 1998 tarihli ilk kararından nihai  
kararına dek yedi yıllık bir süre olduğunu ifade etmitir. Mahkeme önünde bavuran özellikle  
% 80 oranında gelir kaybına uğradığını ileri sürmütür.  
Adana Ağır ceza mahkemesi 28 Ocak 1999 tarihinde bavuranın davasını ve diğer iki sanıktan  
biri olan S.Đ.’yi dinlemitir.  
18 ubat 2002 tarihinde bavuran AĐHS’nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunarak Ağır ceza  
mahkemesindeki sürecin 1998 yılından beri devam ettiğini öne sürerek esastan incelenmesi  
talebinde bulunmu, ayrıca hakkında açılan ceza davası nedeniyle devlet hastanelerine ve  
diğer kurumlara ilaç satıının yasaklandığını, bu nedenle hatırı sayılır bir gelir kaybına  
uğradığını iddia etmitir.  
Ağır ceza mahkemesi 22 ubat 2006 tarihinde bavuranı hakkında yapılan ithamlardan suçsuz  
bulmutur.  
Bavurana göre dava halen Yargıtay’da devam etmektedir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yargı sürecinin uzunluğu ile AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde yer alan «makul süre»  
ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
2
Hükümet bu iddiaya karı çıkmıtır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı  
tespitinde bulunmaktadır. Ayrıca kabuledilemezliğe ilikin hiçbir gerekçe yer almamaktadır.  
B. Esas hakkında  
1. Dikkate alınacak dönem  
Bavuran dikkate alınacak dönemin 12 Ağustos 1998 tarihinde Adana Cumhuriyet Savcısı’nın  
hakkında açtığı soruturma ile baladığını ve hiçbir ekilde tamamlanmadığını iddia  
etmektedir.  
Hükümet bu dönemin Adana Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’nın bavuran  
hakkında 19 Kasım 1998 tarihinde açtığı ceza davası ile balayıp, yine bu mahkeme  
tarafından 22 ubat 2006 tarihinde alınan kararla sona erdiğini savunmaktadır.  
AĐHM, incelenmesi gereken sürenin bir kiinin kelimenin özerk ve maddi anlamıyla «sanık»  
addedildiği anda baladığını (Bkz. diğerleri arasında, Corigliano-Đtalya kararı 10 Aralık 1982  
ve Imbrioscia-Đsviçre kararı 24 Kasım 1993) ve suçluluğunun ispatlandığı veya serbest  
bırakılğı gün sona erdiğini hatırlatmaktadır.  
Sonuç olarak mevcut bavuruda dikkate alınacak dönem bavuranın Cumhuriyet Savcısı  
tarafından «sanık» olarak sorgulandığı 24 Eylül 1998 tarihinde balamaktadır. Dosyada yer  
alan delil unsurlarına göre dava halen Yargıtay’da sürmektedir. Günümüze kadar devam eden  
bu süre, yedi yıl altı aydan fazlası ilk derece mahkemesinde olmak üzere sekiz yıl altı aydır.  
2. Sürecin uzunluğunun makul yapısı  
AĐHM yargı sürecinin makul yapısının mahkemenin yerleik içtihadından doğan kriterleri  
ıığında özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin tutumu ile  
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı,  
no: 25444/94).  
AĐHM daha önce de bu bavurudakine benzer sorunların dile getirildiğini ve bunların  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını kaydetmektedir.  
Mahkemeye sunulan bütün delillerin incelenmesinden AĐHM, Hükümetin mevcut davayı  
farklı sonlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını gözlemlemektedir. Özellikle ulusal  
mahkemeler bavuranın yedi yıl dört ayın sonunda serbest bırakıldığı ve halen Yargıtay’da  
devam etmesi ölçüsünde davanın seyrinde yeterli «ihtimamı» gösterecek bir tutum  
sergilememilerdir. AĐHM, olayların meydana geldiği dönemde eczacı olarak sözkonusu dava  
süreci boyunca müteri kitlesinin büyük bölümünü oluturan kimi kamu kurumlarına ilaç  
satıının olanaksız hale geldiği dikkate alındığında, bu durumun bavuranın ekonomik  
koullarını ciddi biçimde sarstığını not etmektedir.  
AĐHM mahkemenin bu yöndeki yerleik içtihadını dikkate aldığında sözü edilen sürecin aırı  
olduğuna ve «makul süre» zorunluluğunu karılamadığına itibar etmektedir.  
3
Bu nedenle 6 § 1. madde ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran Türkiye’de yargı sürecinin aırılığı konusunda ikayette bulunacak hiçbir hukuki  
yolun mevcut olmadığından yakınmakta, bu yönde AĐHS’nin 13. maddesine göndermede  
bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM bu ikayetin yukarıda bahsedilen ikayetle ilintili olduğunu ve dolayısıyla  
kabuledilebilir bulunması gerektiğini hatırlatmaktadır.  
AĐHM 13. maddenin yerine getirilmeyen bir yükümlülük karısında ulusal bir mahkeme  
önünde etkili bir bavuru yapma hakkını güvence altına aldığını hatırlatmaktadır (Bkz. Kulda-  
Polonya kararı, no: 30210/96). Hükümet tarafından dile getirilen argümanların ve itirazların  
daha önce de reddedildiğini,(Bkz. diğerleri arasında, 22 Aralık 2005 tarihli Tendik vd.-  
Türkiye kararı no: 23188/02, 30 Mayıs 2006 tarihli Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye  
kararı) bu bavuruda farklı bir sonuca varmak için neden bulunmadığını ifade etmektedir.  
Bu noktada AĐHM, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca bavuranın makul bir süre zarfında  
davasının görülmesi hakkına iç hukukta olanak tanıyacak bir bavuru yolunun mevcut  
olmaması nedeniyle AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine itibar etmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuran 120.000 Euro maddi, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
Öne sürülen gelir kaybıyla ilgili olarak AĐHM sunulan delillerin Sözlemenin ihlaliyle  
bavuranın uğradığı gelir kaybının tam olarak belirlenmesi için yeterli olmadığını ifade ederek  
bu talebi reddetmektedir. Buna karın bavuranın uğradığı manevi zararın giderilmesi  
yönünde adı geçene 6.000 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran iç hukukta ve AĐHM önünde yapmıolduğu harcamalar için 3.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet bu miktara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, mahkemeye sunulan deliller ve bu yöndeki yerleik içtihat ıığında masraf ve  
harcamalar için bavurana 850 Euro ödenmesini kararlatırmıtır.  
4
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artıeklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin bavurana manevi tazminat olarak 6.000 (altı bin)  
Euro, yargı giderleri için 850 (sekiz yüz elli) Euro ödemesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 10 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5