için zamana ihtiyaç duymuꢀlardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemiꢀ ve
yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermiꢀtir. Haftada üç kere olmak
üzere beꢀ yüzden fazla duruꢀma yapmıꢀtır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin
sayfadan fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıꢀtır. Dava dosyası yaklaꢀık bin
klasörden fazla olup, sadece kararın özeti 248 sayfa kadar tutmuꢀtur.
Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığını ve yargısal
makamlara ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmiꢀtir.
26. Baꢀvuran cevaben beꢀ yıl tutuklu kaldığını ve mahkemelerin davasıyla ilgili kesin
bir karara varamadıklarını belirtmiꢀtir. Bu bağlamda baꢀvuran, gecikmenin sorumluluğunun
hükümete isnat edilebileceğine iꢀaret etmiꢀtir. Baꢀvuran Sıkıyönetim Mahkemesinin nihai
kararından beꢀ yıl sonra yargılama yetkisinin Yargıtay'a geçtiğine ve Yargıtay'ın da kesin
karar vermesinin bir yıl aldığına dikkat çekmektedir. Dolayısıyla baꢀvuran, yargılamada altı
yıl gibi önemli bir gecikmenin meydana geldiğini belirtmiꢀtir. Ayrıca, baꢀvuranın görüꢀüne
göre, davanın karmaꢀıklığı ve davalıların sayısının fazlalığı 15 yıl kadar süren bir yargılamayı
mazur gösteremez. Bu bağlamda baꢀvuran, Devlet'in davaya bakmak üzere yeteri kadar hakim
atamak zorunda olduğunu idda etmiꢀtir.
27. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin
büyük çaplı bir davaya bakarken karꢀılaꢀtığı zorluklar nedeniyle sözkonusu davanın karmaꢀık
bir dava olduğuna iliꢀkin hükümet görüꢀüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların
karmaꢀıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı baꢀvuranın ve ulusal
mercilerin davranıꢀları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. yukarıda 24. paragraf).
28. Bu bağlamda, davalı Hükümet'in yargılamanın herhangi bir aꢀamasında baꢀvuranın
davranıꢀlarıyla ilgili bir eleꢀtiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme, yargılamanın
uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı yeterince özenli incelememesiyle
açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak kararı, §32).
29. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin yaklaꢀık 8 yıl 4 aylık bir
sürede karar verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4
yıldan fazla sürmüꢀtür. Ayrıca, Yargıtay davanın kendisine geçmesinden yaklaꢀık 2 yıl sonra,
27 Aralık 1995 tarihinde karar vermiꢀtir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın
karmaꢀıklığı nedeniyde geciktiğine iliꢀkin Hükümet iddiasını tartıꢀmamaktadır. Ayrıca
Mahkeme, dava yetkisinin askeri mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan
yasal değiꢀikliklerin de geciktirici etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu
gözlemlemektedir.
30. Bununla birlikte Mahkeme, müteaddit defalar vurguladığı gibi, Sözleꢀme'nin 6/1
maddesinin, Sözleꢀmeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme
yükümü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine
getirebilecekleri bir ꢀekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa
[GC], s.301, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-II). Dolayısıyla, baꢀvurana karꢀı yürütülen cezai
kovuꢀturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle
Mahkeme, ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine
getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıꢀtır.
31. Dolayısıyla, Sözleꢀme'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
6