CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
Đnsan Hakları Mahkemesi Kararı  
YAKI/Türkiye Davası  
(Bavuru no: 33368/96  
Strazburg  
25 Eylül 2001  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
1. Davanın nedeni, bir Türk vatandaı olan Alper Tunga Levent Yakı("bavuran")’ın,  
17 Haziran 1996 tarihinde, Đnsan Haklarını ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleꢀ  
me'nin ("Sözleme") eski 25.maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Ko-  
misyonu'na ("Komisyon") yaptığı bavurudur (bavuru no. 33368/96).  
2. Bavuranı Ankara Baroso avukatlarından Oya Ersoy Ataman temsil etmitir. Bu  
davaya yönelik olarak Türk Hükümeti bir Ajan tayin etmemitir.  
3. Bavuran, kendisine karı yürütülen ceza yargılamasının “makul sürede” sonuçlan-  
madığını ve tarafsız ve bağımsız olmayan Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yar-  
gılanğı için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Ayrıca, polise baskı  
altında verdiği ifadelere dayanılarak mahkum edildiğini öne sürmektedir.  
4. Bavuru, 1 Kasım 1998 tarihinde, Sözleme'nin 11 No'lu Protokolü yürürlüğe  
girdiğinde, anılan Protokol'ün 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Mahkeme’ye gönderilmitir.  
5. Bavuru, Mahkeme'nin Birinci Bölümüne verilmi(Đçtüzük, 52. madde, 1.fıkra) ve  
bu bölüm içinde davayı inceleyecek olan Daire (Sözleme'nin 27§1 Maddesi), Đçtüzüğün 26§1  
maddesine uygun olarak teekkül etmitir. Mahkeme'de Türkiye'yi temsil eden Sn. Yargıç  
Rıza Türmen davadan çekilmitir (Đçtüzük 28.madde). Bunun üzerine Hükümet Sn. Feyyaz  
Gölcüklü'yü Sn. Rıza Türmen'in yerine ad hoc yargıç olarak atamıtır (Sözleme'nin 27§2 ve  
Đçtüzüğün 29§1 maddeleri).  
6. 11 Ocak 2000 tarihli bir kararla, Daire, bavuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme  
tarafından makul bir süre içinde adil yargılanma hakkıyla ilgili ikayetlerini kabuledilebilir  
bulmu, ikayetlerin geri kalanını ise kabuledilemez ilan etmitir.  
7. Gerek bavuran, gerekse Hükümet, esaslara ilikin olarak görülerini bildirmiꢀ  
lerdir  
(Đçtüzük 59/1).  
8. 26 Kasım 1980 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polis memurları,  
bavuranı, yasadıı Dev-Yol örgütüne üye olduğu üphesiyle tutuklamılardır.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2001. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
OLAYLAR  
I.DAVAYA ESAS TEKĐL EDEN OLAYLAR  
A. Bavuranın yakalanması ve tutuklanması  
9. 27 Ocak 1981 tarihinde Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranın tutukluluk  
halinin devamına karar vermitir.  
B. Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'ndeki Yargılama  
10. 26 ubat 1982 tarihinde, Askeri Savcı, bavuran ve diğer 722 davalı hakkındaki  
iddianamesini Sıkıyönetim Mahkemesi'ne sunmutur. Savcı, bavuranı, amacı Türk anayasal  
düzenini yıkarak yerine Marksist-Leninist bir rejim kurmak olan yasadıı silahlı örgüt Dev-  
Yol'a üye olmakla suçlamıtır. Bavuran, cinayet, bombalı saldırı ve soygun gibi suçlarla da  
itham edilmitir. Savcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü uyarınca ölüm cezası talep  
etmitir.  
11. 28 Kasım 1989 tarihinde bavuran tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmitir.  
12. 19 Temmuz 1989 tarihinde, iki sivil bir askeri yargıçla bir subaydan oluan  
Sıkıyönetim Mahkemesi, bavuranı yapılan suçlamalardan dolayı mahkum etmitir. Mahkeme  
bavuranı TCK'nun 146/1 maddesi uyarınca ömür boyu hapis cezasına çarptırmı, ayrıca amme  
hizmetlerinden müebbeden yasaklanmasına ve adli vesayet altına alınmasına hükmetmitir.  
C. Temyiz Đꢁlemleri  
13. Bavuran kararı Askeri Yargıtay'da temyiz etmitir.  
14. 22 Temmuz 1991 tarihinde bavuran tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmitir.  
15. Sıkıyönetim mahkemelerini ilga eden 27 Aralık 1993 tarihli Kanunun yürürlüğe  
girmesinin ardından, davaya bakma yetkisi Yargıtay'a geçmive dosya da Yargıtay'a gönder-  
ilmitir.  
16. 27 Aralık 1995 tarihinde, Yargıtay bavuranın mahkumiyetini onamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK VE UYGULAMA  
A. Ceza Hukuku  
17. Türk Ceza Kanunu'nun 146/1 hükmü aağıdaki gibidir:  
"Türkiye Cumhuriyeti Tekilatı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmını  
tağyir ve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teekkül etmiolan Büyük Millet Meclisini iskata  
veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teebbüs edenler, idam cezasına mahküm olur."  
B. Sıkıyönetim Mahkemeleri  
18. Yargı organlarının tabi oldukları hükümler aağıdaki gibidir:  
1.Anayasa  
2
Madde 138 / 1 ve 2  
"Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun  
olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.  
Hiçbir organ, makam, merci veya kii, yargı yetkisinin kullanılmasında  
mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve  
telkinde bulunamaz. "  
Madde 139 / 1  
"Hakimler... azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yatan önce  
emekliye ayrılamaz"  
Madde 145  
"Askeri mahkemeler.... asker kiilerin aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik  
hizmet ve görevleri ile ilgili olarak iledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevlidirler.  
Askeri mahkemelerin savaveya sıkıyönetim hallerinde hangi suçlar ve hangi  
kiiler bakımından yetkili oldukları; Kuruluları ve gerektiğinde bu mahkemelerde adli  
yargı hakim ve savcılarının görevlendirilmeleri kanunla düzenlenir.  
Askeri hakimlerin özlük ileri, görevli bulundukları komutanlık ile ilikileri,  
mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre  
kanunla düzenlenir."  
2. Sıkıyönetim Kanunu (13 Mayıs 1971 tarih ve 1402 sayılı Kanun)  
Madde 11 / 1  
"Milli Savunma Bakanlığınca lüzum görülen yerlerde yeteri kadar askeri  
mahkeme kurulur..."  
Madde 11 / 4  
"Bu mahkemelere atanacak adli müavir, askeri hakim ve askeri savcılar  
Genelkurmay Bakanlığı Personel Bakanı, Adli Müaviri ile atanacakların mensup  
olduğu kuvvet komutanlığının Personel Bakanı ile Adli Müaviri ve Milli Savunma  
Bakanğı Askeri Adalet Đꢀleri Bakanından oluan kurul tarafından tesbit edilecek  
adaylar arasından Genelkurmay Bakanının görüü alınarak usulüne göre atanır."  
Madde 11 / 6  
"Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerine yeteri kadar subay üye Genelkurmay  
Bakanının teklifi üzerine askeri hakim subayların tayini usulüne göre atanır."  
3. Askeri Mahkemeler Kuruluu ve Yargılama Usulü Kanunu (26 Ekim 1963  
Tarih ve 353 Sayılı Kanun)  
3
Madde 4  
"Askeri mahkemelerin, subay üyeleri ile yedekleri, nezdinde askeri mahkeme  
kurulan komutan veya askeri kurum amiri tarafından her yılın Aralık ayında o  
mahkemenin yetkisine giren birlik ve kurum mensupları arasından bir yıl süre ile  
değitirilmemek üzere seçilir."  
4. Askeri Hakimler Kanunu (26 Ekim 1963 tarih ve 357 sayılı Kanun)  
Madde 12  
"Askeri hakim subayların rütbe terfii, rütbe kıdımliliği, kademe ilerlemesi  
yapmalarını temin edecek yeterlilikleri sicil ile saptanır."  
A) Sicil belgeleri; general-amiral sicil belgesi, Subay (asteğmen-albay) sicil  
belgesi ve mesleki sicil belgesi olmak üzere üç çeittir.  
...  
B) Subay sicil belgesini düzenlemeye ve sicil vermeye yetkili idari sicil üstleri:  
Birinci sicil üstü: Sicili düzenlenecek askeri hakim subayın kurulubağlantısına  
göre nezdinde askeri mahkeme kurulan komutan veya askeri kurum amiri.  
Đkinci sicil üstü: Kurulubağlantısına göre birinci sicil üstünün bir üst görev  
yerinde bulunan komutan veya amir durumundaki.  
Üçüncü sicil üstü: Kurulubağlantısına göre ikinci sicil üstünün bir üst görev  
yerinde bulunan komutan veya amir durumundaki subay.  
Madde 29  
"Askeri Hakim subaylar hakkında Milli Savunma Bakanı tarafından,  
savunmaları aldırılarak, aağıda açıklanan disiplin cezaları verilebilir:  
-Yazılı uyarı...;  
-Kınama..."  
HUKUK  
I. SÖZLEMENĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
19. Bavuran, kendisine, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından makul bir süre  
içinde adil yargılanma hakkı tanınmadığı için Sözleme'nin 6/1 hükmünün ihlal edildiğini  
öne sürmektedir.Anılan hüküm aağıdaki gibidir:  
"Herkes, ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek  
olan, ...bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde...görülmesini istemek  
hakkına sahiptir."  
A. Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi  
4
20. Mahkeme, Sözleme'ye ek 11 No'lu Protokolün yürürlüğe girmesi karısında bu  
bavuru bakımından ratione temporis yetkisiyle ilgili bir sorun ortaya çıktığını  
gözlemlemektedir.  
21. Mahkeme, bu bağlamda, 1 Kasım 1998 tarihinde, 11 No'lu Protokol'ün yürürlüğe  
girmesiyle, bu dava gibi Komisyon önünde görülmekte olan ama henüz kabuledilebilir  
bulunmamıolan davaların anılan Protokol'deki hükümler uyarınca Mahkeme'nin  
incelemesine tabi olduğu hususuna dikkat çeker. Protokol'ün 5/2 maddesinin geçici bir  
düzenlemenin parçası olarak, davaların eski Komisyon tarafından incelenmesini sağlama  
amacı gözönünde bulundurulduğunda, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisi davalı Devlet'in  
bireysel bavuru hakkını tanıdığı tarihe göre belirlenecektir.  
22. Dolayısıyla, eski Mahkeme'yi, 25 Mart 1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye  
kararında (RD, 1996-II, s.410-411, §§ 26-28) ratione temporis yetkisinin, davalı Devlet'in  
Mahkeme'nin yetkisini kabul ettiği 22 Ocak 1990'dan itibaren baladığı sonucuna götüren  
mülahazalar, mahkemenin yetkisini, bu tarihten itibaren meydana gelen olay ve olgularla  
sınırlandırmak amacıyla öne sürülemez (bkz. Cankoçak-Türkiye, bavuru no. 25182/94 ve  
26956/95, § 26 AĐHM 2001-...).  
Mahkeme bu saptamanın tartımalı olmadığına dikkat çeker.  
B. ikayetlerin Esasları  
1. Yargılamanın Uzunluğu  
(a) Dikkate alınacak dönem  
23. Mahkeme, yargılamanın, bavuranın yakalandığı 26 Ekim 1980 tarihinde balayıp,  
Yargıtay'ın, bavuranın mahkumiyetini onayladığı 27 Aralık 1995 tarihinde de bittiğine dikkat  
çeker. Dolayısıyla, bavuranın yargılaması onbeyıl bir ay sürmütür.  
Bununla birlikte Mahkeme, Türkiye'nin bireysel bavuru hakkını tanıdığına ilikin  
bildirimde bulunduğu 28 Haziran 1987 tarihinden beri geçen sekiz yıl onbir aylık dönemi  
inceleyebilmektedir (bkz. Üstte 21. paragraf). Yine de Mahkeme, üstte anılan bildirimin  
yapıldığı sırada yargılamanın ne durumda olduğunu dikkate almak zorundadır. Söz konusu  
tarihte, yargılama altı yıl iki aydır sürmekteydi.  
(b) Yargılama süresinin makullüğü  
24. Đddia konusu sürenin makullüğü, dava koullarının ıığında ve Mahkeme  
içtihatlarıyla oluturulan özellikle de davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin  
davraları gibi kriterler göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir (bkz. üstte anılan  
Mitap ve Okçuoğlu kararı, s.411, § 32).  
25. Hükümet, davanın karmaıklığını ve bavurana yöneltilen suçlamaların niteliğini  
vurgulamıtır. Yine Hükümet, bavurana yirmiden fazla suçla ilgili suçlama yöneltildiğine ve  
cinayet ve bombalama suçlarından mahkum olduğuna dikkat çekmitir. Mahkeme, bavuranın  
da aralarında bulunduğu 723 davalının yargılandığı davayı incelemek zorundadır. Yetkililer,  
bavuranında mensubu olduğu terörist ebekenin kapsamını ve eylemlerini belirleyebilmek  
5
için zamana ihtiyaç duymulardır. Sıkıyönetim Mahkemesi, hızlandırıcı bir usul izlemive  
yargılamayı hızlandırmak için gerekli her türlü çabayı göstermitir. Haftada üç kere olmak  
üzere beyüzden fazla duruma yapmıtır. Savcı, iddianamesini hazırlayabilmek için ikibin  
sayfadan fazla tutan savunmaları incelemek zorunda kalmıtır. Dava dosyası yaklaık bin  
klasörden fazla olup, sadece kararın özeti 248 sayfa kadar tutmutur.  
Kısaca, Hükümet, bu etkenlerin yargılamanın uzunluğunu açıkladığını ve yargısal  
makamlara ihmal ya da gecikmenin isnat edilemeyeceğini iddia etmitir.  
26. Bavuran cevaben beyıl tutuklu kaldığını ve mahkemelerin davasıyla ilgili kesin  
bir karara varamadıklarını belirtmitir. Bu bağlamda bavuran, gecikmenin sorumluluğunun  
hükümete isnat edilebileceğine iaret etmitir. Bavuran Sıkıyönetim Mahkemesinin nihai  
kararından beyıl sonra yargılama yetkisinin Yargıtay'a geçtiğine ve Yargıtay'ın da kesin  
karar vermesinin bir yıl aldığına dikkat çekmektedir. Dolayısıyla bavuran, yargılamada altı  
yıl gibi önemli bir gecikmenin meydana geldiğini belirtmitir. Ayrıca, bavuranın görüüne  
göre, davanın karmaıklığı ve davalıların sayısının fazlalığı 15 yıl kadar süren bir yargılamayı  
mazur gösteremez. Bu bağlamda bavuran, Devlet'in davaya bakmak üzere yeteri kadar hakim  
atamak zorunda olduğunu idda etmitir.  
27. Mahkeme, davalıların sayılarının çokluğu, suçlamaların ciddiliği ve mahkemenin  
büyük çaplı bir davaya bakarken karılağı zorluklar nedeniyle sözkonusu davanın karmaık  
bir dava olduğuna ilikin hükümet görüüne katılmaktadır. Fakat, dava mevcut sorunların  
karmaıklığı bakımından açıklanamayacağı için Mahkeme, davayı bavuranın ve ulusal  
mercilerin davranıları çerçevesinde inceleyecektir (bkz. yukarıda 24. paragraf).  
28. Bu bağlamda, davalı Hükümet'in yargılamanın herhangi bir aamasında bavuranın  
davralarıyla ilgili bir eletiride bulunmadığına dikkat çekilmelidir. Mahkeme, yargılamanın  
uzunluğunun sadece, yerel mahkemelerin davayı yeterince özenli incelememesiyle  
açıklanabileceğini tekrarlar (bkz. Cankoçak kararı, §32).  
29. Bu bağlamda Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemesi'nin yaklaık 8 yıl 4 aylık bir  
sürede karar verebildiğini gözlemlemektedir. Askeri Yargıtay'ın temyiz incelemesi de 4  
yıldan fazla sürmütür. Ayrıca, Yargıtay davanın kendisine geçmesinden yaklaık 2 yıl sonra,  
27 Aralık 1995 tarihinde karar vermitir. Mahkeme, nihai kararın verilmesinin, davanın  
karmaıklığı nedeniyde geciktiğine ilikin Hükümet iddiasını tartımamaktadır. Ayrıca  
Mahkeme, dava yetkisinin askeri mahkemelerden sivil mahkemelere geçmesiyle sonuçlanan  
yasal değiikliklerin de geciktirici etkenler olarak davanın uzamasına katkıda bulunduğunu  
gözlemlemektedir.  
30. Bununla birlikte Mahkeme, müteaddit defalar vurguladığı gibi, Sözleme'nin 6/1  
maddesinin, Sözlemeci Devletler'e yargısal düzenlerini, davaları makul bir sürede görme  
yükümü de dahil olmak üzere, kendi mahkemelerinin yükümlülüklerini yerine  
getirebilecekleri bir ekilde düzenleme görevi verdiğini tekrarlar (Pelissier and Sassi-Fransa  
[GC], s.301, §74, no. 25444/94, ECHR 1999-II). Dolayısıyla, bavurana karı yürütülen cezai  
kovuturmanın uzamasının sorumluluğu ulusal makamlara atfedilmelidir. Bu nedenle  
Mahkeme, ceza yargılamasının uzun sürmesinin "makul süre" yükümlülüğünün yerine  
getirilmemesine yol açtığı sonucuna varmıtır.  
31. Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
6
2. Sıkıyönetim Mahkemelesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
(a) Tarafların Đddiaları  
(i) Bavuran  
32. Bavurana göre, kendisini yargılayan Sıkıyönetim Mahkemesi, Sözleme'nin 6/1  
maddesi anlamında "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olarak görülemez çünkü anılan  
mahkemede bulunan beüyeden ikisi askeri yargıç birisi de subaydır. Askeri yargıçlar  
ordunun hizmetindeki subaylar olup, idareden emir almaktadırlar. Bu üyeler ordu disiplinine  
tabidir ve kendileri hakkında sicil raporları düzenlenmektedir. Hukuk eğitimi almamıolan  
subay üye ise sıkıyönetim komutanına karı sorumludur.  
(ii) Hükümet  
33. Hükümet, sözkonusu dönemde sıkıyönetim mahkemelerinde iki askeri yargıcın  
yanısıra, yargısal bağımsızlıkları ve dokunulmazlıkları Anayasal güvence altında bulunan iki  
de sivil yargıcın bulunduğunu öne sürmütür. Subay üyenin tek görevi ise durumanın  
düzenini sağlamak olup hiçbir yargısal yetkisi bulunmamaktadır. Hükümet'e göre,  
Sıkıyönetim Mahkemeleri'ndeki askeri yargıçların atama ve sicil usulü ve yargısal görevlerini  
ifa ederken sahip oldukları güvenceler Mahkeme'nin konuyla ilgili içtihatlarıyla tespit edilmiꢀ  
kriterlere tamamıyle uymaktadır. Dolayısıyla Hükümet, Mahkemeden, bavuranın "bağımsız  
ve tarafsız bir mahkeme" tarafından adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği sonucuna  
varmasını talep etmitir.  
(b) Mahkemenin değerlendirmesi  
34. Mahkeme, 8 Aralık 1994 tarihli Mitap ve Müftüoğlu-Türkiye kararında,  
Komisyon'un, ibu davada Hükümet tarafından dile getirilen iddialara benzer iddiaları ele  
almak zorunda kaldığına dikkat çeker. Sözleme'nin 31. maddesi uyarınca hazırladığı raporda,  
Komisyon, Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin yapısını ve ileyiini düzenleyen yasal kuralların bu  
mahkemelerin bağımsızlıklarıyla özellikle de askeri yargıç üyelerinin atanma ve sicil usulleri  
konusunda çok sayıda sorun ortaya çıkardığına dikkat çekmitir. Komisyon, sözkonusu  
mahkemelerde bulunan subay üyenin hiyerarik olarak sıkıyönetim ve/veya kolordu  
komutanına bağlı olması nedeniyle askeri makamlardan bağımsız olmadığını gözlemlemitir.  
Bu nedenle Komisyon, bavuranın Sıkıyönetim Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla  
ilgili olarak dile getirdiği endielerin nesnel bir biçimde haklı olduğunu ve Sözleme'nin 6/1  
hükmünün ihlal edildiğini ifade etmitir.  
35. Bu bağlamda, ratione temporis yetkisi dıında kaldığı için eski Mahkeme'nin  
bavuranın Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin bağımsızlık ve tarafsızlığıyla ilgili ikayetlerini  
inceleyemediğini belirtmek gerekir (bkz. Üstte anılan Mitap ve Müftüoğlu kararı, s. 410, §  
27). Fakat, Mahkeme'nin ratione temporis yetkisiyle ilgili olarak üstte varılan sonuç göz  
önünde tutularak (bkz. Üstteki 23. paragraf), bu sorun artık Mahkeme tarafından  
incelenmelidir.  
36. Mahkeme, Sözleme'nin 6/1 maddesi bakımından bir mahkemenin "bağımsız"  
olup olmadığı incelenirken, üyelerinin atanma biçimi ve görev süreleri, dıtan gelecek  
baskılara karı mevcut güvencelerin olup olmadığı ve bir bağımsızlık görüntüsü verip  
7
vermediğine bakılması gerektiğini tekrarlar (bkz. 25 ubat 1997 tarihli Findlay-Đngiltere  
Kararı, Raporlar 1997-I, s.281, § 73).  
37. Mahkeme, Sözleme'nin 6/1 hükmü bakımından "tarafsızlığın" mevcudiyetinin,  
öznel bir sınamaya yani belli bir olayda belli bir yargıcın kiisel kanı ve davranılarına ve  
nesnel bir sınamaya yani hiçbir üpheye mahal vermeksizin yargıca yeterli güvence verilip  
verilmediğine bakılarak belirlenmesi gerektiğini hatırlatır.  
38. Bu davada bağımsızlık ve tarafsızlık sorunlarını birbirinden ayırmak zor  
gözükmektedir çünkü bavuran tarafından mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilikin  
olarak öne sürülen iddialar aynı olgusal mülahazalara dayanmaktadır. Dolayısıyla Mahkeme  
her iki sorunu da birlikte inceleyecektir.  
39. Türk Anayasası'nın 145. Maddesi ve 1402 Sayılı Kanun Sıkıyönetim  
Mahkemelerinin yasal çerçevesini ve ileyiini düzenlemektedir (bkz. Üstte 19. paragraf). Bu  
mahkemeler iki sivil, iki askeri yargıç ve bir de subay üyeden olumaktadır.  
Mahkeme, bu bağlamda, iki sivil yargıcın tarafsızlığının ve bağımsızlığının, her iki  
tarafça da tartıılmadığını gözlemlemektedir. Bundan dolayı Mahkeme sadece Sıkıyönetim  
Mahkemesi heyetindeki askeri yargıç ve subay üyelerin durumunu inceleyecektir.  
40. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemelerindeki askeri yargıçların Genelkurmay  
Bakanlığı Personel Bakanı, Adli Müaviri ile atanacakların mensup olduğu kuvvet  
komutanğının Personel Bakanı ile Adli Müaviri ve Milli Savunma Bakanlığı Askeri  
Adalet Đꢀleri Bakanından oluan kurul tarafından seçildiğine dikkat çeker. Bu ekilde seçilen  
yargıçlar, Genelkurmay Bakanı'nın görüü alınarak Savunma Bakanı, Babakan ve  
Cumhurbakanı'nca imzalanan üçlü kararnameyle atanır.  
Subay üye ise, bu davada bir kıdemli Albay, Genelkurmay Bakanının teklifi üzerine  
askeri hakim subayların tayini usulüne göre atanır. Subay üye, bir yılın dolması üzerine  
görevden alınabilir (bkz. Üstte para. 19).  
41. Sıkıyönetim Mahkemesi üyelerini dıtan gelecek baskılara karı koruyan  
güvencelerin mevcudiyetiyle ilgili olarak, Mahkeme, askeri yargıçların sivil meslektalarıyla  
aynı mesleki eğitimi aldıklarına dikkat çeker. Ayrıca, askeri yagıçlar sivil yargıçlarla aynı  
anayasal güvencelerden de yararlanmaktadır. Sıkıyönetim Mahkemesi üyesi oldukları süre  
boyunca görevden alınamayacakları gibi, rızaları olmaksızın emekliliğe de sevk edilemezler.  
Anayasa'ya göre, yargıçlar bağımsız olmalıdır ve görevlerini yerine getirirlerken hiçbir  
makam kendilerine talimat veremez.  
42. Bununla birlikte, askeri yargıçların statülerinin diğer yönleri, bağımsızlıkları ve  
tarafsızlıkları hakkında soru iaretleri uyandırmaktadır. Birincisi, askeri yargıçlar, yürütmenin  
emrindeki orduya tabidirler. Đkincisi, bavuranın da haklı olarak iaret ettiği gibi, askeri  
hakimler, askeri disiplin ve sicil değerlendirmesine tabidirler. Dolayısıyla, terfi etmek için  
hem idari hem de yargısal üstlerinin olumlu sicil notuna ihtiyaç duymaktadırlar. Son olarak,  
atanmalarıyla ilgili kararlar, idari makamlar ve ordu tarafından alınmaktadır.  
Sıkıyönetim Mahkemesi heyetinde bulunan subay üye konusunda ise, Mahkeme, bu  
üyenin, ilgili sıkıyönetim ve/veya kolordu komutanının emir komutası altında olduğunu  
gözlemlemektedir. Subay üye hiçbir ekilde bu makamlardan bağımsız değildir.  
8
43. Mahkeme, Sıkıyönetim Mahkemeleri'nin Anayasal düzeni ve demokratik rejimi  
yıkmayı amaçlayan suçlarla ilgili davalara bakmak üzere kurulduğuna dikkat çeker.  
Olağanüstü yetkileri bulunan bu mahkemeler, silahlı kuvvetlerin, ülkenin "iç güvenliği"yle  
ilgilendiği ve bölge komutanlarının o bölgedeki iddet eylemlerini bastırmak için polis  
yetkileri kullandığı sıkıyönetim süresince faaliyet göstermektedirler.  
44. Bununla birlikte, Mahkeme'nin görevi, bu tür mahkemelerin bir Sözlemeci  
Devlet'te kurulmasının gerekli olup olmadığını in abstracto olarak belirlemek ya da ilgili  
uygulamayı gözden geçirmek değil fakat, bu mahkemelerden herhangi birinin ileyiinin  
bavuranın adil yargılanma hakkının ihlalini tekil edip etmediğini belirlemektir.  
45. Mahkeme'nin görüüne göre, izlenimler bile önemli olabilir. Tehlikede olan,  
demokratik bir toplumda bulunan mahkemelerin, ceza yargılaması söz konusu olduğunda,  
halkta, daha da önemlisi sanıkta uyandırdığı güvendir. Belli bir davada, bir mahkemenin  
bağımsızlığının ya da tarafsızlığıyla ilgili endie duyulmasına ilikin meru bir sebebin olup  
olmadığının belirlenmesinde sanığın bakıaçısı önemlidir ama belirleyici değildir. Belirleyici  
olan, sanığın üphelerinin nesnel olarak makul bulunabilmesidir.  
46. Bu bağlamda Mahkeme, bu davada olduğu gibi, bir mahkemenin üyeleri arasında,  
görevleri ve hizmet organizasyonları bakımından, taraflardan birininin hiyerarisine tabi  
üyelerin bulunması durumunda, sanık ahısların bu üyelerin bağımsızlığına ilikin makul  
üpheler besleyebileceğini düünmektedir. Bu tür bir durum demokratik bir toplumda  
uyanması gereken güveni etkileyecektir. Ayrıca, Mahkeme, bir sivilin, kısmen de olsa, silahlı  
kuvvetler mensuplarından oluan bir mahkemenin önüne çıkarılmak zorunda bırakılmasına  
büyük önem atfetmektedir.  
47. Öne sürülenler ıığında, Mahkeme, Devlet'in anayasal düzenini yıkmaya çalımak  
suçlamasıyla Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanan bavuranın, iki askeri yargıç ve  
sıkıyönetim komutanına bağlı bir subay üyenin içinde bulunduğu bir heyet tarafından  
yargılanmasından dolayı haklı  
bir endieye sahip olabileceğini düünmektedir.  
Bağımsızlıkları ve tarafsızlıklarıyla ilgili herhangi bir üphenin sözkonusu olmadığı iki sivil  
yargıcın da anılan mahkeme heyetinde bulunması bu bağlamda herhangi bir değiiklik  
oluturmamaktadır.  
48. Sonuç olarak, bavuranın Sıkıyönetim Mahkemelerinin bağımsızlık ve  
tarafsızlıklarıyla ilgili endieleri nesnel olarak mazur görülebilir.  
Dolayısıyla, Sözleme'nin 6/1 hükmü ihlal edilmitir.  
II. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
49. Sözleme'nin 41. Maddesi aağıdaki gibidir:  
"Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili  
Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,  
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."  
A. Zarar  
9
50. Bavuran, bu balık altında herhangi bir talepte bulunmamı, bu hakkından açıkça  
feragat etmitir. Bavuran Mahkeme'den, sadece iç hukuk mahkemelerinin hakkını ihlal ettiği  
sonucuna varmasını talep etmitir.  
51. Hükümet, bavuranın iddialarıyla ilgili herhangi bir yorum yapmamıtır.  
52. Bavuranın görülerinin ıığında Mahkeme, ihlal sonucuna varılmasının adil  
tatmin için yeterli olacağını düünmektedir.  
B. Masraflar  
53. Bavuran, davası iç hukuk mahkemeleri ve Sözleme kurumları önüne  
getirebilmek için yaptığı masrafları (çeviri, posta, haberleme ve seyahat masrafları) talep  
etmitir. Bavuran miktarın tayinini, Mahkeme'nin takdirine bırakmıtır.  
54. Hükümet, bu balık altında da herhangi bir görübelirtmemitir.  
55. Hakkaniyet ilkesi temelinde ve içtihatlarıyla belirlenen ilkeleri göz önünde  
bulundurarak karar veren Mahkeme, yaptığı masraflar için bavurana 20,000 Frank  
ödenmesinin makul olduğunu düünmektedir.  
C. Temürrüt Faizi  
56. Mahkeme önündeki mevcut bilgilere göre, ibu kararın benimsendiği tarihte  
Fransa'daki yasal faiz oranı yıllık % 4,26'dır.  
BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME,  
1. Oybirliğiyle, ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle Sözleme'nin 6/1 maddesinin  
ihlal edildiğine;  
2. Altıya karı bir oyla bavuranın bağımsız ve tarafsız olmayan Sıkıyönetim  
Mahkemesi'nce yargılanmasından dolayı Sözleme'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Oybirliğiyle,  
(a) bu kararın tek baına manevi tazminat bakımından yeterli adil tatmini  
oluturduğuna,  
(b) Sözleme’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren 3 ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere masraflar için, bu  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi düüldükten sonra, 20,000 (yirmibin) Fransız  
Frangının davalı Devlet tarafından bavurana ödenmesine,  
(c) üç aylık süre sonunda yapılan ödemeler için, ödeme tarihine kadar yıllık % 4,26 faiz  
uygulanmasına  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
10  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak verilmive 25 Eylül 2001 tarihinde, Đçtüzüğün  
77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Michael O'BOYLE  
Sekreter  
Elisabeth PALM  
Bakan  
Sözleme'nin 45/2 ve Mahkeme içtüzüğünün 74/2 hükümleri uyarınca, Sn.  
Gölcüklü'nün muhalefet erhi bu karara eklenmitir.  
11