Oral’ın aldığı yaraların da ortaya koyduğu gibi, baꢀvuranın ꢀiddet içeren davranıꢀları sonucu
kanuna uygun bir yakalama gerçekleꢀtirebilmek için kuvvete baꢀvurmak zorunda kaldıklarını
belirtmiꢀtir.
AĐHM, 31 Mayıs 2001 tarihli yakalama ve arama tutanağına göre, baꢀvuran, polis
memurlarına, amcasını yakalamalarına engel olmak için saldırdığını ve hakaret ettiğini
kaydetmiꢀtir. Dolayısıyla, polis memurları, baꢀvuranı etkisiz hale getirmek amacıyla kuvvete
baꢀvurmak zorunda kalmıꢀlar ve onu yakaladıktan sonra emniyete götürmüꢀlerdir. Bu rapor
bir tanık ve altı polis memuru ile beraber baꢀvuran ve amcası tarafından imzalanmıꢀ olmasına
rağmen, baꢀvuran raporun içeriğini yalanlamıꢀ ve imzalamak zorunda bırakıldığını ileri
sürmüꢀtür. Ayrıca, baꢀvuran, emniyet müdürlüğünde sorgulandığında, amcasının
tutuklanmasından dolayı öfkeli olduğu için polise saldırdığını itiraf etmiꢀtir. Ancak,
hakkındaki cezai yargılama zarfında, baꢀvuran, polis tarafında öne sürülen iddiaları yine
yalanlamıꢀ ve dövüldüğünü ve hakarete uğradığını ileri sürmüꢀtür. Ayrıca, baꢀvuranın eꢀi ve
erkek kardeꢀi baꢀvuranın iddialarını destekleyen yönde ifadeler vermiꢀlerdir. Buna karꢀın, söz
konusu yargılama, tutuklamaya karꢀı koyma ve polis memurlarına görevlerini yerine
getirmelerinde engel olma suçundan baꢀvuranın mahkumiyetiyle sonuçlanmıꢀtır.
AĐHM, tarafların söz konusu olaylara iliꢀkin çeliꢀkili ifadeleri ıꢀığında ve bilhassa
baꢀvuran ile Oral hakkında düzenlenen sağlık raporlarında kaydedilen yaraların niteliği ve
derecesini dikkate alarak, dava dosyasındaki delillerin, gerekli delil ölçütüne göre, baꢀvuran
tarafından görüldüğü iddia edilen muamele sonucu AĐHS’nin 3. maddesinin esas yönünden
ihlal edildiği kararına varmasını sağlamak için yeterli olmadığını değerlendirmiꢀtir.
2. Soruꢀturmanın etkisiz olduğu iddiası
AĐHM, elindeki delillere dayanarak, baꢀvuranın, tarif ettiği koꢀullar içinde polis
memurları tarafından kötü muamele gördüğünün her türlü makul ꢀüpheden uzak olarak
ispatlanmadığı kararını vermiꢀtir.
Ancak, AĐHM, aynı zamanda, baꢀvuranın bedeninde görülen ꢀiꢀlik için mantıklı bir
açıklamanın olup olmadığını veya gördüğünü iddia ettiği muamelenin niteliğinin yetkililerin
onun ꢀikayetlerini soruꢀturmamasından kaynakladığı ꢀeklindeki iddiasının esası olup
olmadığını belirlemekteki güçlüğü göz önünde bulundurmaktadır.
Bu bağlamda, AĐHM, bir kiꢀinin 3. maddeye aykırı olarak polis veya benzer Devlet
görevlileri tarafından ciddi bir kötü muameleye tâbi tutulduğu yönünde savunulabilir bir iddia
ortaya attığı durumlarda, söz konusu hükmün, AĐHS’nin 1. maddesinde yer alan devletin
“kendi yetki alanı içinde bulunan herkese AĐHS’de yer alan hak ve özgürlükleri tanıması”
genel yükümlülüğüyle birlikte okunduğunda, etkili bir resmi soruꢀturma yapılması
gerekliliğini içerdiğini hatırlatır. Soruꢀturma, sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılmasını
sağlar nitelikte olmalıdır. Aksi durumda, temel önemine rağmen, iꢀkence ve insanlık dıꢀı ve
onur kırıcı muamele ve cezaya iliꢀkin genel kanuni yasak, uygulamada etkisiz olur ve bazı
durumlarda Devlet görevlilerinin fiili masuniyet yoluyla kontrolü altındaki kiꢀilerin haklarını
istismar etmeleri mümkün olurdu (bkz., Assenov ve Diğerleri – Bulgaristan, 28 Ekim 1998
tarihli karar).
AĐHM, söz konusu olayların akabinde, baꢀvuranın, yargı makamları önünde sürekli
olarak polis memurları tarafından dövüldüğünü ve hakarete uğradığını iddia ettiğini ve
makamlardan kendisine kötü muamele uygulayan polis memurları hakkında cezai kovuꢀturma
6