(iii) Mahkeme, denetim yetkisini kullanırken müdahaleyi makalenin içeriği ve
hangi kapsam içinde kullanıldığını da dikkate almak suretiyle, bir bütün olarak ele
alarak incelemelidir. Özellikle de müdahalenin "takip edilen meşru amaç ile orantılı
olup olmadığı" ve ulusal otoriteler tarafından müdahaleyi savunmak için gösterilen
nedenlerin "ilgili ve yeterli" olup olmadığı konusunda karar vermelidir.
Mahkeme, bu bağlamda müdahalenin orantılı olup olmadığı konusu
değerlendirilirken, verilen cezaların şiddetini de dikkate almalıdır. (bkz. Ceylan
Türkiye Kararı, (GC), No 23556/94, para. 49, AİHK 1999-IV). Mahkeme, bu
şekilde davranarak, ulusal yetkililerin 10. Maddede belirtilen kurallara uygun
standartlar uyguladığı ve ayrıca ilgili olayların kabuledilebilir bir değerlendirmesine
dayandıkları konusunda kendini ikna etmelidir.
40. Mahkeme, ayrıca yukarıda bahsedilen Sürek (No 1) kararında (para.61)
siyasi konuşmalara veya kamu çıkarını ilgilendiren tartışmalara getirilen
sınırlamaların, Sözleşmenin 10. Maddesinin 2. Paragrafı bağlamındaki alanının dar
olduğunu tekrarladığını gözlemlemiştir. Ayrıca, Hükümet'e yönelik olarak
yapılmasına müsaade edilen eleştirinin sınırı, bir kimse veya bir politikacı hakkında
yapılan eleştirinin sınırından daha geniştir. Demokratik bir sistemde Hükümet'in
fiilleri veya ihmalleri sadece yasanın ve adli yetkililerin değil aynı zamanda
kamuoyunun da incelemesine açık olmalıdır.
Ayrıca Hükümet'in sahip olduğu dominant pozisyon, kendisine karşı yönelen
haksız eleştirilere ve saldırılara cevap vermek için başka yolların mevcut olduğu
durumlarda, cezai işlemlere başvurma konusunda çekimser davranmasını
gerektirmektedir. Ancak yetkili devlet otoritelerine kamu düzeninin garantörleri
olarak, ceza hukuku niteliğinde bile olsa, bu tür olaylara uygun bir şekilde ve aşırıya
gitmeden tepki verilmesini sağlayacak nitelikte tedbir almalarının yolu açıktır. (bkz.
9 Haziran 1998 tarihli Incal Türkiye Kararı, Raporlar 1998-IV, s. 1567, para. 54).
Son olarak, bu tür olaylar, insanları şiddet kullanmaya tahrik ettiğinde, devlet
yetkilileri ifade özgürlüğüne müdahale etme ihtiyacının ortaya çıktığı durumları
incelerken sahip oldukları geniş takdir yetkisinden faydalanırlar.
41. Başvuran editörü olduğu dergi aracılığıyla bölücü propaganda yapmakla
suçlandığı için, sözkonusu müdahale, siyasi politikanın düzgün bir şekilde
işlemesinde basının sahip olduğu önemli rol gözönüne alınarak incelenmelidir. (bkz.
diğer kararlar arasında 8 Temmuz 1986 tarihli Lingens Avusturya Kararı, Dizi A, no
103, s. 26, para.41 ve yukarıda bahsedilen Sürek (No 1) Kararı, para. 59). Basının,
şiddet tehditine karşı veya kamu düzeninin sağlanması veya suçun önlenmesi
amacıyla milli güvenlik ve toprak bütünlüğü gibi devletin çıkarlarının korunmasını