13 Nisan 1995 tarihinde, İdari Mahkeme davayı reddetmiştir. Başvuran şirket,
yargılama sırasında, kiralanan aracın şoförü tarafından uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığını, bu
nedenle sürücünün eylemlerinden şirketin sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. İdare
Mahkemesi vermiş olduğu kararda, diğer hususlar meyanında, itirazda bulunulan nakliyenin
başvuran şirket tarafından şirket ruhsatı ile yapıldığını, şirketin nakliyeden sorumlu olduğunu,
bu nedenle de ruhsatı iptal ederek Bakanlığın kanuna uygun davrandığını belirtmiştir.
13 Ekim 1995 tarihinde başvuran şirket tarafından açılan temyiz davası, 8 Ekim 1997
tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.
19 Ekim 2000 tarihinde, Yüksek İdare Mahkemesi, başvuran şirketin 6 Şubat 1998
tarihinde yapmış olduğu karar düzeltme talebini reddetmiştir. Bu karar 11 Aralık 2000
tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6., 7., 13., 17. ve 18. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran şirket, Bakanlık tarafından İdare Mahkemesi’ne sunulan belgelerin
kendisine iletilmediği konusunda şikayetçi olmuştur. Şirket, ayrıca, idari kovuşturmanın
makul bir süre içerisinde tamamlanmadığını iddia etmiştir.
Başvuran şirket, ayrıca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde
yargılanmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran şirket, bu bağlamda, yerel
mahkemelerin iç hukuku yanlış yorumladığını iddia etmiştir. Başvuran şirkete göre, yerel
mahkemeler kanıtları gözönünde bulundurmamış ve devletin tarafını tutmuştur. Ayrıca,
makamların sınırsız bir takdir yetkileri bulunmaktadır ve idare mahkemeleri etkin bir iç
hukuk yolu sağlamamıştır. Son olarak, başvuran şirket, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı
Yönetmeliğinin kanuna aykırı olarak uygulanması sonucu çalışma hakkının kısıtlandığını
iddia etmiştir. Başvuran şirket, bu şikayetlerini AİHS’nin 6., 7., 13., 17. ve 18. maddelerine
dayandırmıştır.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHS’nin 6. maddesi uyarınca, İdare Mahkemesi tarafından bazı belgelerin başvuran
şirkete iletilmediği yönündeki şikayetle ilgili olarak, Hükümet, ilgili usule göre yerel
mahkemenin böyle bir zorunluluğu olmadığı için belgelerin başvuran şirkete gönderilmediğini
ileri sürmüştür. Ayrıca, bu belgeler başvuran şirketin avukatlarının erişebileceği dava
dosyasına konmuştur.
AİHM, başvuran şirketin, iddiasının aksine, aslında sözkonusu belgelerin farkında
olduğunu kaydetmektedir. Başvuran şirketi temsil eden avukatlar, belgelerin içeriklerini
kavramış ve 31 Ağustos 1994 tarihli görüşlerinde bu belgelere atıfta bulunmuşlardır.
AİHS’nin 35/3 maddesi uyarınca, belgelerin başvuran şirkete iletilmediği yönündeki
şikayetin dayanaktan yolsun olduğunu kaydeden AİHM, AİHS’nin 35/4 maddesi uyarınca bu
şikayetin kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.
İdari yargılamanın uzun sürmesine ilişkin AİHS’nin 6/1 maddesi uyarınca yapılan
şikayetle ilgili olarak, AİHM, bu şikayetin AİHS bağlamında karmaşık hukuki ve olgusal
3