COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ÜÇÜNCÜ DAİRE  
ŞENOL ULUSLARARASI NAKLİYAT, İHRACAT VE TİCARET LİMİTED  
ŞİRKETİ – TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:75834/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2008  
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 75834/01 no’lu davanın nedeni, Şenol  
Uluslararası Nakliyat, İhracat ve Ticaret Limited Şirketi’nin (başvuran şirket), Avrupa İnsan  
Hakları Mahkemesi’ne, 11 Haziran 2001 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini  
güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (“AİHS”) 34. Maddesi uyarınca  
yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran şirket, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu  
avukatlarından Berrin Ergen tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuran şirket, uluslararası karayolu taşımacılığı alanında faaliyet gösteren bir Türk  
şirketidir.  
1 Haziran 1992 tarihinde, İtalyan polisi Trieste limanında başvuran şirket tarafından  
Türkiye’den İtalya’ya ceviz kütüğü taşımak amacıyla kiralanan bir kamyona saklanan otuz  
kg. ağırlığında eroin bulmuştur. Aracın sürücüsü kaçmıştır. Başvuran şirket, olayı duyar  
duymaz İstanbul Emniyet Amirliği’ni haberdar etmiş ve nakliyatla ilgili olarak elinde bulunan  
bütün belgeleri teslim etmiştir.  
31 Aralık 1992 tarihinde, başvuran şirketin uluslararası karayolu taşımacılığı ruhsatı  
31 Aralık 1994 tarihine kadar uzatılmıştır.  
23 Haziran 1994 tarihinde, Ulaştırma Bakanlığı (“Bakanlık”), İtalya’da yaşanan olay  
nedeniyle Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Yönetmeliği’nin 53 (g) maddesi uyarınca  
başvuran şirketin ruhsatını iptal etmiştir.  
Başvuran şirket, 12 Temmuz 1994 tarihinde Ankara İdare Mahkemesi’ne dava açmış  
ve Bakanlığın 23 Haziran 1994 tarihli kararının iptalini talep etmiştir. Başvuran şirket, idare  
mahkemesinden, ayrıca, Bakanlık kararına ilişkin yürütmeyi durdurma kararı çıkarmasını  
talep etmiştir.  
Bakanlık, 12 Ağustos 1994 tarihinde, destekleyici belgelerle birlikte yazılı  
savunmasını İdare Mahkemesi’ne sunmuştur. İdare Mahkemesi, Bakanlığın yazılı  
savunmasını başvuran şirkete göndermiştir. Ancak, Bakanlığın yazılı savunmasına eklenen  
belgeler başvuran şirkete gönderilmemiş, İdare Mahkemesi’nin dava dosyasına konmuştur.  
31 Ağustos 1994 tarihinde, başvuran şirket Bakanlığın savunmasına cevaben görüş  
bildirmiştir. Başvuran şirketin avukatları, görüşlerinde 12 Ağustos 1994 tarihinde Bakanlığın  
yazılı savunmasına eklenen ancak kendilerine iletilmeyen çok sayıda belgeye atıfta  
bulunmuştur.  
14 Eylül 1994 tarihinde, başvuran şirketin yürütmeyi durdurma başvurusu İdare  
Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.  
2
13 Nisan 1995 tarihinde, İdari Mahkeme davayı reddetmiştir. Başvuran şirket,  
yargılama sırasında, kiralanan aracın şoförü tarafından uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığını, bu  
nedenle sürücünün eylemlerinden şirketin sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür. İdare  
Mahkemesi vermiş olduğu kararda, diğer hususlar meyanında, itirazda bulunulan nakliyenin  
başvuran şirket tarafından şirket ruhsatı ile yapıldığını, şirketin nakliyeden sorumlu olduğunu,  
bu nedenle de ruhsatı iptal ederek Bakanlığın kanuna uygun davrandığını belirtmiştir.  
13 Ekim 1995 tarihinde başvuran şirket tarafından açılan temyiz davası, 8 Ekim 1997  
tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.  
19 Ekim 2000 tarihinde, Yüksek İdare Mahkemesi, başvuran şirketin 6 Şubat 1998  
tarihinde yapmış olduğu karar düzeltme talebini reddetmiştir. Bu karar 11 Aralık 2000  
tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6., 7., 13., 17. ve 18. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran şirket, Bakanlık tarafından İdare Mahkemesi’ne sunulan belgelerin  
kendisine iletilmediği konusunda şikayetçi olmuştur. Şirket, ayrıca, idari kovuşturmanın  
makul bir süre içerisinde tamamlanmadığını iddia etmiştir.  
Başvuran şirket, ayrıca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir şekilde  
yargılanmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. Başvuran şirket, bu bağlamda, yerel  
mahkemelerin iç hukuku yanlış yorumladığını iddia etmiştir. Başvuran şirkete göre, yerel  
mahkemeler kanıtları gözönünde bulundurmamış ve devletin tarafını tutmuştur. Ayrıca,  
makamların sınırsız bir takdir yetkileri bulunmaktadır ve idare mahkemeleri etkin bir iç  
hukuk yolu sağlamamıştır. Son olarak, başvuran şirket, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı  
Yönetmeliğinin kanuna aykırı olarak uygulanması sonucu çalışma hakkının kısıtlandığını  
iddia etmiştir. Başvuran şirket, bu şikayetlerini AİHS’nin 6., 7., 13., 17. ve 18. maddelerine  
dayandırmıştır.  
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin  
AİHS’nin 6. maddesi uyarınca, İdare Mahkemesi tarafından bazı belgelerin başvuran  
şirkete iletilmediği yönündeki şikayetle ilgili olarak, Hükümet, ilgili usule göre yerel  
mahkemenin böyle bir zorunluluğu olmadığı için belgelerin başvuran şirkete gönderilmediğini  
ileri sürmüştür. Ayrıca, bu belgeler başvuran şirketin avukatlarının erişebileceği dava  
dosyasına konmuştur.  
AİHM, başvuran şirketin, iddiasının aksine, aslında sözkonusu belgelerin farkında  
olduğunu kaydetmektedir. Başvuran şirketi temsil eden avukatlar, belgelerin içeriklerini  
kavramış ve 31 Ağustos 1994 tarihli görüşlerinde bu belgelere atıfta bulunmuşlardır.  
AİHS’nin 35/3 maddesi uyarınca, belgelerin başvuran şirkete iletilmediği yönündeki  
şikayetin dayanaktan yolsun olduğunu kaydeden AİHM, AİHS’nin 35/4 maddesi uyarınca bu  
şikayetin kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.  
İdari yargılamanın uzun sürmesine ilişkin AİHS’nin 6/1 maddesi uyarınca yapılan  
şikayetle ilgili olarak, AİHM, bu şikayetin AİHS bağlamında karmaşık hukuki ve olgusal  
3
konular ortaya koyduğu ve esastan incelenmesi gerektiği kanısındadır. Dolayısıyla, AİHM, bu  
şikayetin, AİHS’nin 35/3 maddesi anlamı dahilinde, dayanaktan yoksun olmadığı sonucuna  
varmıştır. Şikayetin kabuledilemez olması için başka hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.  
Dolayısıyla, şikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
Başvuran şirketin AİHS’nin 6., 7., 13., 17. ve 18. maddeleri uyarınca yapmış olduğu  
diğer şikayetlerle ilgili olarak, AİHM, elindeki verilere dayanarak, bu şikayetlerin AİHS veya  
Protokolleri tarafından teminat altına alınan hak ve özgürlükleri ihlal etmediğine karar  
vermiştir. AİHM, AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca başvurunun bu  
kısmının reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.  
B. Esas  
Başvuran şirket, AİHS’nin 6/1 maddesine aykırı olarak idari yargılama sürecinin  
makul bir süre içerisinde tamamlanmadığı konusunda şikayetçi olmuştur.  
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmiştir.  
AİHM, yargılama sürecinin başvuran şirketin Ankara İdare Mahkemesi’ne dava açtığı  
12 Temmuz 1994 tarihinde başlayıp Yüksek İdare Mahkemesi’nin başvuran şirketin karar  
düzeltme talebini reddettiği 19 Ekim 2000 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir.  
Dolayısıyla, yargılama altı yıl üç aydan biraz fazla sürmüş ve bu süre içerisinde üç karar  
verilmiştir. AİHM, bu bağlamda, Yüksek İdare Mahkemesi’nin 8 Ekim 1997 tarihli kararını  
vermesinin iki yıl sürdüğünü belirtmek ister. Ayrıca, Yüksek İdare Mahkemesi, iki yıl sekiz  
ayı aşkın bir süre boyunca karar düzeltme talebine ilişkin kararını vermemiştir. Bu  
gecikmeler, yargılama süresinin uzamasına neden olmuştur.  
AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığı konusunun dava koşulları ışığında ve  
şu kriterler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır: davanın karmaşıklığı,  
başvuran ile ilgili makamların tutumu ve başvuran için davada neyin tehlikede olduğu (bkz,  
Frydlender / Fransa, no. 30979/96).  
AİHM, bu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda sıklıkla AİHS’nin 6/1  
maddesinin ihlalini saptamıştır.  
AİHM, kendisine sunulan bütün belgeleri inceledikten sonra, Hükümet’in, AİHM’nin  
bu davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak hiçbir kanıt veya iddia ortaya koymadığı  
sonucuna varmıştır. AİHM, konuya ilişkin içtihadını dikkate alarak, bu davada, yargılamanın  
gereğinden fazla sürdüğü ve “makul süre” şartını yerine getirmediği kanaatine varmıştır.  
Dolayısıyla, AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal  
edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen  
telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın  
adil tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
4
Başvuran şirket, maddi tazminat olarak 7,054,290 Euro, manevi tazminat olarak ise  
25,567 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, bu miktarlara itiraz etmiştir.  
AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı  
bulunmadığını kaydederek maddi tazminat talebini reddeder. Öte yandan, manevi tazminat  
olarak 1,000 Euro ödenmesine hükmeder.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuran, ayrıca, yerel mahkemeler ile AİHM önünde yapmış olduğu yargılama  
masraf ve giderleri için 28,120 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, bu miktarın aşırı olduğunu ileri sürmüştür.  
AİHM’nin içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Sözkonusu davada, AİHM, elindeki bilgiye ve  
yukarıdaki kriterlere dayanarak, bütün başlıklar altındaki masraflar için 1,000 Euro  
ödenmesine hükmeder.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE  
1. AİHS’nin 6/1 maddesi uyarınca yargılamanın uzun sürmesine ilişkin yapılan şikayetin  
kabuledilebilir, başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AİHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a)AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından başvurana:  
(i) manevi tazminat olarak 1,000 Euro (bin Euro),  
(ii) yargılama masraf ve giderleri için 1,000 Euro (bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.  
5
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 20 Mayıs 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
6