CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
EREFLĐ vd-TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:1533/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Ocak 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (1533/03) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaları) Mümtaz erefli, Necip erif erefli, Engin Onay, Gülümser erefli, Aslı  
erefli, Firuzan Topaloğlu, Habibe Rona, Nevcihan Ertuğlu, Gülümser Ertan, Firdevs  
Hepgül Selçik, Meltem Özkaya, Adviye Onay, Zümrüt Onay ve Ayten Ayfer erefli’nin  
(bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 16 Ekim 2002 tarihinde Đnsan Hakları  
ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar, Strazburg’ta avukatlık yapan O. Uğural tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuranlar sırasıyla 1926, 1969, 1964, 1934, 1974, 1919, 1930, 1928, 1933, 1968, 1964,  
1963, 1937 ve 1942 doğumlu olup Muğla’da, Đstanbul’da ve Đzmir’de ikamet  
etmektedirler.  
14 Haziran 1978 tarihinde bavuranlar, miras kaldığını ileri sürdükleri taınmazlar  
hakkında Kadastro Komisyonu’nun tespitlerinin iptali için Marmaris Kadastro  
Mahkemesi’nde davası açmılardır.  
11 Haziran 1990 ve 25 Ekim 1993 tarihleri arasında toplanan unsurlara dayanarak  
mahkeme bavuranların talebini reddetmitir. 26 ubat 1991 ve 28 ubat 1995  
tarihlerinde Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararlarını bozmutur. 8 Nisan 1992 ve  
10 Mayıs 1996 tarihinde Yargıtay, karar düzeltme talebini reddetmitir.  
5 Nisan 2001 tarihinde Yargıtay tarafından talep edilen unsurları derledikten sonra  
mahkeme, bavuranların talebini üçüncü sefer reddetmitir. 11 Aralık 2001 tarihinde  
Yargıtay, sözkonusu kararı onamıve 19 Nisan 2002 tarihinde Yargıtay, karar düzeltme  
talebini reddetmitir.  
16 Haziran 1978 ve 5 Nisan 2001 tarihleri arasında mahkeme yüz yedi duruma  
gerçekletirmitir. Bu süre zarfında mahkeme dosya oluturmu, farklı makamlardan bilgi  
ve belgeler talep etmi, tarafların özellikle yerinde inceleme yapılmasına ilikin  
taleplerini kabul etmive bu yönde talimat vermive ahitleri dinlemitir.  
HUKUK  
Bavuranlar, yargılama süresinin AĐHS’ 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesine  
riayet etmeğini iddia etmektedirler.  
Hükümet sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır ve yargılama süresinin davanın  
karmaıklığından, bavuranların tutumundan özellikle bazı durumalara gelmemelerinden  
kaynaklandığını savunmaktadır.  
2
AĐHM, AĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını  
kaydetmektedir. Bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM ihtilaflı yargılama süresinin 14 Haziran 1978 tarihinde balayıp 19 Nisan 2002  
tarihinde bavuranların karar düzeltme taleplerinin reddi ile sona erdiğini not etmektedir.  
Türkiye’nin kiisel bavuru hakkını tanıdığı 28 Ocak 1987’ye kadar sekiz yıl yedi aydan  
fazla, bu tarihten 19 Nisan 2002’a kadar iki dereceli mahkemede on dört yıl üç aydan  
fazla bir süre geçmitir. AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan çok  
sayıda dava incelemive konuya ilikin yerleik içtihadından doğan kriterleri göz önüne  
alarak “makul süre” gerekliliğine riayet edilmediğini tespit etmitir (Frydlender- Fransa,  
bavuru no: 30979/96 ve Cankoçak-Türkiye, bavuru no: 26956/95, 20 ubat 2001).  
Mevcut davada farklı bir sonuca ulamak için hiçbir unsur bulunmadığını tespit eden  
AĐHM, aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmanın  
gerekli olduğu kanaatindedir.  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanmasına ilikin olarak bavuranlar manevi tazminat için  
25.000 Euro, yargılama masraf ve giderleri için 50.000 Euro talep etmektedirler.  
Hükümet sözkonusu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, gerçeklikleri ortaya konmadığından avukatlık ücret ve masraflarının geri  
ödenmesini reddetmektedir. Buna karın, konuya ilikin içtihadında belirtilen ilkeleri göz  
önüne alarak ve hakkaniyete uygun olarak (Arvanitaki-Roboti vd. – Yunanistan) AĐHM,  
Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eit  
oranda uygulanacak faiz ile birlikte bavuranların her birine 12.000 Euro ödenmesine  
karar vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamında yapılan ikayetin kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, her  
türlü vergiden muaf tutularak Savunmacı Devlet tarafından bavuranların her  
birine 12.000 Euro (on iki bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz  
oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
3
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2.  
ve 3. paragraflarına uygun olarak 20 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4