hususu göz önüne alındığında itirazın anlaꢀılamaz olduğuna itibar etmektedir (Bkz. mutatis
mutandis, Erhun-Türkiye no: 4818/03 ve 53842/07, 16 Haziran 2009). AĐHM bu nedenle
Hükümetin itirazını reddetmekte ve ꢀikayetin herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesiyle karꢀı
karꢀıya bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet esasa iliꢀkin baꢀvuranların iddiasına karꢀı çıkmakta ve sözü edilen yargılamanın
uzunluğunun bilhassa davanın karmaꢀık yapısından, davaya karıꢀan kiꢀi sayısının fazla
oluꢀundan ve kimi duruꢀmalara katılmayan baꢀvuranların tutumundan ileri geldiğini
savunmaktadır.
Baꢀvuranlar Hükümetin bu savına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM baꢀvuranların ꢀikayetçi oldukları yargı sürecinin Marmaris Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne 26 Nisan 1965 tarihinde yapılan baꢀvuru ile baꢀladığını ve bu kararın alındığı
tarihte henüz sona ermediğini not etmektedir. Bunun yanı sıra AĐHM, dikkate alınması gereken
dönemin Türkiye’nin Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne bireysel baꢀvuru hakkını tanıdığı 28
Ocak 1987 tarihinde baꢀladığını da hatırlatır. 28 Ocak 1987 yılından mevcut kararın alındığı
tarihe dek iki dereceli mahkemede görülen, beꢀ kez incelenen ve yargı süreci yirmi bir yıla
ulaꢀan bu dava yirmi üç yıldan fazla sürmüꢀtür.
AĐHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın ꢀartları ıꢀığında ve özellikle de
davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın baꢀvuran için arz ettiği
önem gibi, içtihadında yerleꢀmiꢀ ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır
(Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no:30979/96).
AĐHM daha önce de benzer sorunları ortaya koyan baꢀvuruları incelediğini ve AĐHS’nin 6/1
maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (sözü edilen Frylender).
AĐHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiꢀ ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca
ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir.
Mahkemenin bu konudaki yerleꢀik içtihadı ıꢀığında AĐHM, sözkonusu yargı sürecinin
uzunluğunun aꢀırı olduğuna ve «davanın makul bir süre zarfında görülmesi» ilkesini
karꢀılamadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ
ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar sözkonusu yargı sürecinin uzunluğunun Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile
güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlalini oluꢀturduğundan yakınmaktadır.
Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM bu baꢀvuruda ihtilaf konusunun devletleꢀtirme tazminatının artırılmasına dayandığını ve
buna iliꢀkin sürecin ulusal mahkemeler önünde halen derdest olduğunu gözlemlemektedir.
AĐHM ulusal mahkemelerin baꢀvuranların talepleri konusunu bir karara bağlamadıklarını ve Ek
1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi gereğince taꢀınmazın mevcudiyetinin iç hukuk düzeyinde
henüz tamamlanmadığını hatırlatır. AĐHM, kendisine sunulan unsurların tamamı ıꢀığında Ek 1
3