savunmaktadır. Hükümete göre, baꢀvuranın bu iç hukuk yolunun etkisizliğini fark ederek
baꢀvurusunu 17 Ekim 2003 tarihinden önce yapması gerekirdi.
AĐHM, bir ꢀikâyetin, herhangi bir baꢀvuru imkânının bulunmadığı süregelen bir duruma
iliꢀkin olması halinde, altı ay süresinin sözkonusu durumun sona ermesinden itibaren
iꢀlemeye baꢀlayacağını anımsatır. Bu durum devam ettiği müddetçe altı ay süresi kuralı
uygulanmaz (bkz., mutatis mutandis, Hornsby – Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli karar, prg.
35, ve Marikanos – Yunanistan, no: 49282/99, 29 Mart 2001). Halihazırda baꢀvuran
kamulaꢀtırma tazminatının ödenmemesinden ꢀikayetçi olmaktadır. AĐHM, dosya
unsurlarından, kamulaꢀtırma tazminatının geriye kalanının 1 Ekim 2007 tarihine kadar
ödenmediğini ve ödemenin yapılması için baꢀvuranın idareyi icbar edici hiç bir imkânının
bulunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla burada, anılan tarihe kadar devam eden bir
yargı kararının uygulanmaması durumu sözkonusudur.
2. Đç hukuk yollarının tüketilmesi hakkında
Hükümet ikinci olarak, baꢀvuranın, idarenin mülklerini halkın kullanımına sunma kararının
iptali için idare mahkemelerine baꢀvurmadığı cihetle AĐHS’nin 35/1 maddesinde öngörülen iç
hukuk yollarını tüketme ꢀartına riayet etmediğini ileri sürmektedir. Hükümet ayrıca,
baꢀvuranın 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği yönündeki ꢀikâyetini ulusal
mahkemeler önünde gündeme getirmediğini ve icra davası açmadığını savunmaktadır.
AĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ancak bu yolların ihtilaflı durumun telafisine imkan
tanır nitelikte olduğu müddetçe gerekli olduğunu anımsatır.
Kamulaꢀtırma iꢀlemi kesinlik kazanmıꢀ olduğundan, AĐHM, mevcut davada baꢀvuranın belli
ve muaccel bir alacağa sahip olduğunu ve bu alacağının ödenmemesinin mülkiyetine saygı
hakkını doğrudan tartıꢀmalı hale getirdiğini tespit etmektedir (bkz., diğer birçokları arasında,
Yunan rafinerileri Stran ve Stratis Andreadis – Yunanistan, 9 Aralık 1994 tarihli karar, prg.
59).
Tazminatın tamamı ödenmediğinden baꢀvuran icra takibi baꢀlatmıꢀtır. AĐHM bu hususta,
idare aleyhinde verilen bir kararın uygulanmasının yine idareye düꢀtüğü yönündeki içtihadını
anımsatır (bkz., mutatis mutandis, adıgeçen Hornsby ve Tunç kararları). Kendisinden
beklenen her ꢀeyi yapmıꢀ olan baꢀvuran bu nedenle alacağının ödenmesi için baꢀka yollara
baꢀvurmamakla suçlanamaz. Bu değerlendirmelere istinaden AĐHM, baꢀvuranın AĐHS’nin
35/1 maddesinde öngörülen koꢀulları yerine getirdiği kanaatine varmaktadır.
Dolayısıyla Hükümetin bu itirazı da kabul edilmeyecektir.
AĐHM ayrıca baꢀvurunun AĐHS’nin 35/1 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. Baꢀvurunun baꢀka herhangi kabuledilemezlik gerekçesi
bulunmamaktadır. Bu itibarla baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa iliꢁkin
Hükümet, bir yandan ihtilaf konusu mülklerin kamu yararı gerekçesiyle istimlâk edilmiꢀ
olduğu diğer yandan da tazminatın kamu kaynağının bulunmaması sebebiyle ödenmediği
cihetle baꢀvuranın mülkiyetine saygı hakkının ihlal edilmediğini savunmaktadır.