doktor raporlarının yetersizliğine ilişkin iddialarını desteklemek için hiçbir delil
sunmadıklarını ileri sürmüştür. Ayrıca başvuranların, Siirt Cumhuriyet Savcısı ve Sulh
Mahkemesi yargıcı huzurunda polis tarafından gözaltında tutuldukları süre içerisinde uğramış
olduklarını iddia ettikleri kötü muamele hususunda şikayette bulunmadıklarını belirtmiştir.
Tutuklanarak cezaevine gönderildikten sonra davada anılan ve başvuranların da dahil olduğu
tüm sanıklar, işkence iddialarını da kapsayan dilekçeler sunmuştur. Ancak, tüm dilekçeler
iddia edilen muameleye ilişkin detaylardan yoksundur, aynı kişi tarafından aynı el yazısı ve
aynı formatla yazılmıştır. Hükümet sonuç olarak başvuranların, kötü muamele iddialarını
kanıtlayamadıklarını ileri sürmüştür.
2. AİHM’nin değerlendirmesi
52. AİHM, AİHS’nin 3. maddesinin ihlali iddiasını değerlendirirken, “makul şüphenin
ötesinde” kanıt standardını uyguladığını hatırlatır (Avşar/Türkiye, no. 25657/94, § 282, ECHR
2001-VII (özetler)). Bu tür bir kanıt, yeterli derecede güçlü, açık ve uygun sonuçların ve
reddedilmemiş benzer maddi karinelerin birarada yer almasından kaynaklanabilir
(İrlanda/İngiltere, 18 Ocak 1978 tarihli karar, A Serisi no. 25, sayfa 65, § 161).
53. AİHM, vazifesinin yardımcı niteliği hususunda duyarlıdır ve belirli bir davanın
olayları dolayısıyla kaçınılmaz olduğu sonucuna varıldığı durumlarda olayları inceleyen bir
ilk derece Mahkemesi görevi üstlenme hususunda dikkatlidir (bkz, örneğin, McKerr/İngiltere
(karar), no. 28883/95, 4 Nisan 2000). Ancak, AİHS’nin 3. maddesine dayanarak iddialarda
bulunulduğu durumlarda, sözkonusu davada olduğu gibi, AİHM özellikle dikkatli ve tam bir
incelemede bulunmalıdır (bkz., mutatis mutandis, Ribitsch/Avusturya, 4 Aralık 1995 tarihli
karar, A Serisi no. 336, § 32, ve Avşar, § 283).
54. Sözkonusu davada, ikinci başvuran, hiçbir detaya değinmeden kötü muameleye
maruz bırakıldığı hususunda şikayette bulunurken, birinci başvuran gözlerinin bağlandığına,
çıplak haldeyken dövüldüğüne ilişkin kötü muameleye maruz bırakıldığı hususunda şikayette
bulunmuştur. AİHM, davada, başvuranların Siirt Emniyet Müdürlüğü’nde polis tarafından
gözaltında tutuldukları süre içerisinde 3. madde tarafından yasaklanan türde bir muameleye
maruz bırakılıp bırakılmadıkları hususunda şüphe duyulmasına neden olacak unsurlar
bulunduğunu belirtir.
55. Öncelikle, başvuru formlarında ve gözlemlerinde başvuranlar, polis tarafından
gözaltında tutuldukları sırada kötü muameleye maruz bırakıldıklarına ilişkin detaylı bilgi
vermemiştir.
56. Ayrıca, başvuranlar, 1 Aralık 1993 ve 30 Kasım 1993 tarihlerinde Siirt Ağır Ceza
Mahkemesi’ne sundukları dilekçeleri dışında (bkz. paragraf 10 ve 19), adli makamlar
huzurunda hiçbir zaman işkence iddialarına değinmemişlerdir. Polis tarafından gözaltına
alınmalarını müteakip Siirt Sulh Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ve hakiminin huzuruna ilk
kez getirildiklerinde iddia ettikleri kötü muamele hususunda şikayette bulunmamışlardır.
Ayrıca, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi huzurunda altı yıldan fazla sürmüş olan cezai
takibatın hiçbir aşamasında başvuranlar ya da avukatları, sözkonusu iddialarda bulunmamıştır.
Buna ilaveten, Yargıtay huzurundaki itirazlarında başvuranlar yalnızca,
mahkumiyetlerinin baskı altında ve içeriğini bilmeden kendilerine imzalatılan polis
ifadelerine dayandığını belirtmiştir (bkz. paragraf 38).