C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
Sevgi YILMAZ-TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 62230/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
11 Nisan 2006  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (62230/00) bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaı Sevgi Yılmaz’ın (bavuran) 1 Temmuz 2000 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu  
bavurudur. Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Malatya Barosu  
avukatlarından Y. Đmrek-Koluaçık tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran, Sevgi Yılmaz 1971 doğumlu T.C. vatandaı olup Urfa’da ikamet etmektedir.  
19 Nisan 1998 tarihinde Emeğin Partisi Elazığ Đl Bakanlığı bu ehirde bir toplantı  
düzenlemi, katılımcılardan biri olan bavuran burada konuma yapmıtır.  
2 Mart 1999’da Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı bavuran  
hakkında dava açmıtır. Cumhuriyet Savcısı, bavuranın konumasına dayalı olarak adı  
geçeni TCK’nın 312. maddesi uyarınca ırka ve dine dayalı ayrımcılık yaparak halkı kine ve  
manlığa tahrik etme ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca  
bölücülük propagandası yapma suçları ile itham etmitir. Savcı bu konumanın bazı  
bölümlerinden alıntı yapmıtır.  
Mahkeme, 16 Eylül 1999 tarihinde bilirkii talebini reddetmitir. Cumhuriyet Savcısı  
iddianamesinde TCK’nın ilgili hükümlerinin uygulanmasına istinaden bavuranın  
mahkumiyetini talep etmitir. Bavuranın avukatının talebi üzerine adı geçene savunmasını  
hazırlaması için ek süre tanınmıtır.  
DGM heyeti, 28 Eylül 1999 tarihli durumada bavurana söz vermi, ardından hüküm kararını  
açıklatır. Mahkeme buna göre bavuranı hakkında yapılan ithamdan suçlu bulmuve  
TCK’nın 312. maddesi uyarınca bir yıl hapis ve 1.520.000 T.L. para cezasına çarptırmı, 647  
sayılı Kanun’un 6. maddesine istinaden sözkonusu cezanın teciline karar vermitir.  
1 Aralık 1999 tarihinde Yargıtay, 28 Eylül 1999 tarihli ilk derece mahkemesinin kararını  
onamıtır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 10. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran yasal bir toplantıda yaptığı konuma nedeniyle mahkum edilmesinin ifade  
özgürğünün ihlalini oluturduğundan ikayetçi olmakta ve bu yönde AĐHS’nin 10.  
maddesini ileri sürmektedir.  
AĐHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AĐHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan  
bavuranın ifade özgürlüğüne karı bir müdahaleyi oluturduğuna dair taraflar arasında bir  
ihtilafa yer verilmediğini not etmektedir. Sözü edilen müdahalenin AĐHS’nin 10 § 2. maddesi  
gereğince toprak bütünlüğünün korunması gibi meru bir amaç taıdığına itiraz  
edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).  
2
AĐHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için  
gereklilik oluturup oluturmağının bilinmesi gerekir.  
AĐHM, sözkonusu konumada yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir biçimde  
değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karılaılan güçlükleri göz önünde  
bulundurmaktadır  
AĐHM, siyasi bir partinin düzenlemiolduğu toplantıda dile getirilen görülerin içeriğinde  
olduğu kadar kullanılan ifadelerle de siyasi bir konuma niteliğinde olduğunu  
hatırlatmaktadır. Bavuran özellikle «köyünden toprağından sürülen, bilmediği kentlerde  
bilmediği bir dille derdini anlatmak zorunda bırakılan gecekondularda potansiyel suçlu ilan  
edilen yoksul Kürt emekçileri» sözlerini savunmu, ayrıca «kendi dilinde kendini ifade etmek  
isteyenlerin halayı» ve «halkların kardeliği (…)» ifadeleri ile bunu yüceltmitir.  
AĐHM, ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin TCK’nın 312. maddesi gereğince bavuran  
hakkında almıolduğu önlemleri yerine getirdiğini hatırlatmaktadır. Yalnızca ilgili tarafından  
sarf edilen sözlere değil, bahse konu partinin bölge tekilatından gelen mesaja da atıfta  
bulunularak bu konumaların ırk, din, dil ve bölge ayrımına dayalı kini ve dümanlığı tahrik  
ettiği sonucuna varılmıtır.  
AĐHM, iç hukuk mercileri tarafından ortaya konulan gerekçeleri dikkatlice incelemive  
bunların bavuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlali haklı çıkarmaya yetmediğine itibar  
etmitir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye kararı (4), no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz  
1999). Ayrıca, bu inceleme ile öne sürülen görülerin iddeti ve ayaklanmayı tevik etme ve  
demokratik ilkeleri baka bir sistem adına reddetme gibi bir sonuç çıkmamıtır. Bununla  
birlikte, bavuran insanların kültürel haklarını elde etmesi isteğini hayali bir biçimde dile  
getirmitir.  
AĐHM, daha önce de benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların AĐHS’nin  
10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye  
kararı, no: 23556/94, § 38, AĐHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no: 22479/93, § 74, AĐHM  
1999-VI, Đbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, § 39, 23 Eylül  
2003 ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).  
AĐHM, mevcut bavuruyu mahkemenin yerleik içtihadı ıığında incelemive Hükümetin  
davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar  
etmi, bunun yanı sıra terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almıtır. (Bkz. özellikle  
sözü edilen Đbrahim Aksoy kararı, § 60, ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s.  
1568, § 58).  
AĐHM ayrıca hükmedilen bir yıl hapis ve para cezasının ertelense dahi ağırlığını  
hatırlatmaktadır.  
Sonuç olarak, bavuranın mahkumiyeti öngörülen amaçlar doğrultusunda orantısız olup,  
«demokratik bir toplum için gereklilik» tekil etmemektedir.  
AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmitir.  
3
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat, masraf ve harcamalar  
Bavuran 10.000 Euro’ya yükselen maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmektedir.  
Bavuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM nezdinde yaptığı yargı giderlerinin geri ödenmesi  
hususunda bir talepte bulunmamıtır.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmıtır.  
Öne sürülen maddi tazminatla ilgili AĐHM, AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal tespiti ile ileri  
sürülen maddi zarar arasında doğrudan bir illiyet bağı kuramamaktadır. Bu nedenle bu talebi  
reddetmitir.  
Manevi tazminat talebine ilikin AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun  
bavurana 3.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. a) AĐHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak suretiyle Savunmacı Hükümetin bavurana, manevi tazminat olarak 3.000 (üç bin)  
Euro ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
3. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine  
uygun olarak 11 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
4