AĐHM bunu dikkate almaktadır. Bununla birlikte, bu müdahalenin demokratik bir toplum için
gereklilik oluꢀturup oluꢀturmadığının bilinmesi gerekir.
AĐHM, sözkonusu konuꢀmada yer alan ifadeleri ve kullanılan terimleri dikkatli bir biçimde
değerlendirecektir, bu noktada özellikle terörle mücadelede karꢀılaꢀılan güçlükleri göz önünde
bulundurmaktadır
AĐHM, siyasi bir partinin düzenlemiꢀ olduğu toplantıda dile getirilen görüꢀlerin içeriğinde
olduğu kadar kullanılan ifadelerle de siyasi bir konuꢀma niteliğinde olduğunu
hatırlatmaktadır. Baꢀvuran özellikle «köyünden toprağından sürülen, bilmediği kentlerde
bilmediği bir dille derdini anlatmak zorunda bırakılan gecekondularda potansiyel suçlu ilan
edilen yoksul Kürt emekçileri» sözlerini savunmuꢀ, ayrıca «kendi dilinde kendini ifade etmek
isteyenlerin halayı» ve «halkların kardeꢀliği (…)» ifadeleri ile bunu yüceltmiꢀtir.
AĐHM, ayrıca Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin TCK’nın 312. maddesi gereğince baꢀvuran
hakkında almıꢀ olduğu önlemleri yerine getirdiğini hatırlatmaktadır. Yalnızca ilgili tarafından
sarf edilen sözlere değil, bahse konu partinin bölge teꢀkilatından gelen mesaja da atıfta
bulunularak bu konuꢀmaların ırk, din, dil ve bölge ayrımına dayalı kini ve düꢀmanlığı tahrik
ettiği sonucuna varılmıꢀtır.
AĐHM, iç hukuk mercileri tarafından ortaya konulan gerekçeleri dikkatlice incelemiꢀ ve
bunların baꢀvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlali haklı çıkarmaya yetmediğine itibar
etmiꢀtir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye kararı (4), no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz
1999). Ayrıca, bu inceleme ile öne sürülen görüꢀlerin ꢀiddeti ve ayaklanmayı teꢀvik etme ve
demokratik ilkeleri baꢀka bir sistem adına reddetme gibi bir sonuç çıkmamıꢀtır. Bununla
birlikte, baꢀvuran insanların kültürel haklarını elde etmesi isteğini hayali bir biçimde dile
getirmiꢀtir.
AĐHM, daha önce de benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların AĐHS’nin
10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye
kararı, no: 23556/94, § 38, AĐHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no: 22479/93, § 74, AĐHM
1999-VI, Đbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, § 39, 23 Eylül
2003 ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).
AĐHM, mevcut baꢀvuruyu mahkemenin yerleꢀik içtihadı ıꢀığında incelemiꢀ ve Hükümetin
davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar
etmiꢀ, bunun yanı sıra terörle mücadeleye bağlı güçlükleri dikkate almıꢀtır. (Bkz. özellikle
sözü edilen Đbrahim Aksoy kararı, § 60, ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s.
1568, § 58).
AĐHM ayrıca hükmedilen bir yıl hapis ve para cezasının ertelense dahi ağırlığını
hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, baꢀvuranın mahkumiyeti öngörülen amaçlar doğrultusunda orantısız olup,
«demokratik bir toplum için gereklilik» teꢀkil etmemektedir.
AĐHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
3