yasallığına karꢀı çıkma imkânı sağlayan etkili bir itiraz yolu sunmadığını tespit etmiꢀtir
(bakınız, diğerleri arasından, Türkiye aleyhine Koꢀti ve diğerleri davası, no 74321/01, prg. 20-
24, 3 Mayıs 2007, ve Türkiye aleyhine Bağrıyanık davası, no 43256/04, prg. 43-51, 5 Haziran
2007).
Hükümetin itirazını yeni ceza muhakemesi kanunu çerçevesinde dile getirmesini göz önüne
alan AĐHM, bu ꢀikâyetin baꢀvuranların AĐHS’nin 5. maddesinin 4. paragrafına dayandırdığı
ꢀikâyetin özüyle yakından bağlantılı olduğu kanaatine varmakta ve esasla birleꢀtirilerek
incelenmesine karar vermektedir.
Sözkonusu ꢀikâyetlerin baꢀka bir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit eden
AĐHM, baꢀvuruyu kabuledilebilir ilan etmektedir.
B. Esasa iliꢀkin
1. AĐHS’nin 5. maddesinin 3. paragrafı
Hükümet, baꢀvuranların maruz kaldığı tutukluluk hali süresinin, özellikle isnat edilen suçların
niteliğine, adaletin engellenme tehlikesine, öngörülen cezaların ağırlığına, baꢀvuranların
tekrar suç iꢀleme ihtimaline, firar etme riskine ve kamu düzenini koruma gerekliliğine oranla,
aꢀırı bulunamayacağını savunmaktadır. Baꢀvuranlar, bu argümanlara karꢀı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak tutukluluk süresinin belirlenmesiyle ilgili yerleꢀik içtihadı bakımından
AĐHM (bakınız, özellikle, Türkiye aleyhine Solmaz davası, no 27561/02, prg. 23-37,
CEDH 2007-II (alıntılar), ve Türkiye aleyhine Baltacı davası, no 495/02, prg. 44-46,
18 Temmuz 2006), mevcut kararın alındığı tarihte, Selami Sevim’in beꢀ yıl üç aydan fazla ;
Đsmet Ökmen’in yaklaꢀık altı yıl on ay ; ve Mithat Yılmaz’ın yaklaꢀık sekiz yıl dokuz ay
tutuklu kaldığını tespit etmektedir.
AĐHM, benzer durumlarda bu kadar uzun süren tutukluluk halinin AĐHS’nin 5. maddesinin 3.
paragrafını ihlal ettiği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır (bakınız, diğer birçoğu arasından,
Türkiye aleyhine Dereci davası, no 77845/01, prg. 34-41, 24 Mayıs 2005, ve Türkiye aleyhine
Taciroğlu davası, no 25324/02, prg. 18-24, 2 ꢁubat 2006 ve Bağrıyanık, ilgili bölüm, prg. 34-
42). Bu davaların yetkili makamlar için çıkardığı zorlukları kabul etmekle birlikte AĐHM,
yerleꢀik içtihadı ıꢀığında, mevcut davada da aynı sonuca varmaktadır.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. paragrafı ihlal edilmiꢀtir.
2. AĐHS’nin 5. maddesinin 4. paragrafı
AĐHM, gözaltına alınan ya da tutuklanan kimselerin özgürlükten mahrum bırakılmalarının
AĐHS anlamında « yasallığı » için gerekli usul ve esas gereksinimlerine uyulup uyulmadığını
sorgulama hakkı olduğunu hatırlatmaktadır. Tutukluluk haline karꢀı yapılan bir itirazı
inceleyen yargı organının hukuki nitelikli olması ve usule iliꢀkin teminatları sunması gerekir.
Özellikle yargılama, hem çeliꢀik olmalı ve hem de her durumda iddia makamı ile tutuklu
arasında « silahların eꢀitliği»’ni garanti etmelidir (Đsviçre aleyhine Sanchez-Reisse davası, 21
Ekim 1986, prg. 51, seri A no 107, Avusturya aleyhine Toth davası, 12 Aralık 1991, prg. 84,
seri A no 224, ve Yunanistan aleyhine Kampanis davası, 13 Temmuz 1995, prg. 47, seri A no
318-B, ve Almanya aleyhine Schöps davası, no 25116/94, prg. 44, CEDH 2001-I).
4