COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
EVK - TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 4528/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
11 Nisan 2006  
Bu karar AĐHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde ekle ilikin değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Dava, Murat evk ve Mehmet ahin evk (“bavuranlar”) isimli iki Türk  
vatandaının, 4 Ocak 2002 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması  
Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine  
AĐHM’ye yaptığı bavurudan (no. 4528/02) kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
I.DAVA OLAYLARI  
Bavuranlar sırasıyla 1951 ve 1979 doğumludur ve Bodrum’da ikamet etmektedir.  
Đkinci bavuran, birinci bavuranın oğludur. 28 Haziran 2001 tarihinde, Muğla Emniyet  
Müdürğü, Bodrum Cumhuriyet Basavcısı’ndan bir organize suç çetesine mensup  
olduklarından üphelenilen on altı kii için tutuklama emri çıkarılmasını talep etmitir. Çete,  
iddia edildiği üzere, memurlara rüvet vermekte ve halkı mallarını satmak için tehdit etmekte  
ve kara para aklamakta idi. Birinci bavuranın da adı geçmekteydi. Aynı tarihte, her iki  
bavuran da Bodrum’da tutuklanmıtır. Birinci bavuran, evinde yakalanmıtır. Evi aranmıꢁ  
ve polis bir arama ve tutuklama tutanağı hazırlamıve bavuran bunları imzalamıtır. Đkinci  
bavuran, Ö.A’ya ait bir döviz bürosunda güvenlik görevlisi olarak çalımaktaydı. Polis  
Ö.A.’yı tutuklamak için döviz bürosuna arama yaparken, Ö.A. olay yerine gelmive  
tutuklantır. 30 Haziran 2001 tarihinde, Muğla Emniyet Müdürlüğü, birkaç üpheli  
bulunduğundan, Bodrum Cumhuriyet Savcısı’ndan, bavuranların tutukluluk hallerinin  
uzatılması talebinde bulunmutur. 4 Temmuz 2001 tarihinde, her iki bavuran da polise ifade  
vermive çeteyle bağlantılarının olduğunu inkâr etmitir. Birinci bavuran, ifadesinde,  
Ö.A.’yı tanıdığını ve zaman zaman ona borç verdiğini anlatmıtır. 5 Temmuz 2001 tarihinde,  
her iki bavuran da Bodrum Cumhuriyet Savcısı tarafından sorgulanmıtır ve polise verdikleri  
ifadeleri yinelemilerdir. Đkinci bavuran, serbest bırakılmıtır. Aynı gün, birinci bavuran,  
Bodrum Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarılmıve mahkeme tutuklu yargılanmasına karar  
vermitir. 11 Temmuz 2001 tarihinde, birinci bavuran, bu karara itiraz etmitir. 23 Ağustos  
2001 tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, bavuranlar ve diğer  
on altı kii aleyhinde bir iddianame hazırlayarak Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne  
sunmutur. 17 Eylül 2001 tarihinde, birinci bavuran mahkemeye bir dilekçe yazarak serbest  
bırakılmayı talep etmitir. 17 Ekim 2001 tarihinde, bavuranların yargılanmasına Đzmir Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nde balanmıtır. Mahkeme, suçun ciddiyeti ve dava dosyasındaki  
kanıtları dikkate alarak, birinci bavuranın tutuklu yargılanmasına karar vermitir. 23 Ekim  
2001 tarihinde, birinci bavuranın temsilcisi, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi aracılığıyla,  
bu karara Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde itirazda bulunmutur. 22 Kasım 2001  
tarihinde, mahkeme, birinci bavuranın serbest bırakılma talebini reddetmitir. Bu karar, Đzmir  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne 3 Aralık 2001 tarihinde gönderilmitir. 13 Aralık 2001  
tarihinde, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, ikinci durumasını yapmıve birinci bavuranı  
tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakmıtır. 2 Mayıs 2002 tarihinde, mahkeme, birinci  
bavuranı beay hapse mahkûm etmi, ikinci bavuranın ise beraatına karar vermitir.  
II.ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK  
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi’nin 4. fıkrasına (18 Kasım 1992  
tarihinde 3842/9 sayılı Kanun’la değiik) göre, tutuklanan, ve/veya bir savcının tutukluluk  
halinin devamına karar verdiği bir kii, bu tedbire ilgili bölge hakimliğinde itiraz edebilir ve  
serbest bırakılabilir.  
2
Kanun Dıı Yakalanan veya Tutuklanan Kiilere Tazminat Verilmesi Hakkında 466  
sayılı Kanun’un 1. Bölümüne göre:  
“1. Anayasa ve diğer kanunlarda gösterilen hal ve artlar dıında yakalanan veya tutuklanan  
veyahut tutukluluklarının devamına karar verilen;  
2. Yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar kendilerine yazılı olarak  
hemen bildirilmeyen;  
3. Yakalanıp veya tutuklanıp da kanuni süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan;  
4. Hâkim önüne çıkarılmaları için kanunda belirtilen süre geçtikten sonra hâkim kararı  
olmaksızın hürriyetlerinden yoksun kılınan;  
5. Yakalanıp veya tutuklanıp da bu durumlar yakınlarına hemen bildirilmeyen;  
6. Kanun dairesinde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuturma  
yapılmasına veya son soruturmanın açılmasına yer olmadığına veya beraatlarına veya ceza  
verilmesine mahal olmadığına karar verilen;  
7. Mahkûm olup da tutuklu kaldığı süre hükümlülük süresinden fazla olan veya tutuklandıktan  
sonra sadece para cezasına mahkûm edilen kimselerin uğrayacakları her türlü zararlar, bu  
kanun hükümleri dairesinde Devletçe ödenir.”  
HUKUK  
Bavuranlar, tutuklanmalarını haklı çıkaracak hiçbir makul üphe olmadığını ve  
tutukluluk hallerinin çok uzun sürdüğünü ileri sürerek ikâyetçi olmutur. Ayrıca, birinci  
bavuran, yaklaık beay süren tutukluluk halinden ve tutukluluk halinin Đstanbul Devlet  
Güvenlik Mahkemesi tarafından hızlı bir biçimde ele alınmadığından ikâyetçi olmutur.  
AĐHS’nin 5 §§ 1 (c), 3. ve 4. maddelerine atıfta bulunmulardır.  
I.KABULEDĐLEBĐLĐRLĐK  
A.Hükümet’in ön itirazı  
Hükümet, AĐHS’nin 35 § 1. maddesinin gerektirdiği üzere, iç hukuk yolları  
tüketilmediğinden bavurunun reddedilmesi gerektiğini belirtmitir. Hükümet, Ceza  
Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca, tutukluluk hallerinin uzunluğuna  
itiraz edebileceklerini ifade etmitir. Ayrıca, Kanun Dıı Yakalanan veya Tutuklanan Kiilere  
Tazminat Verilmesi Hakkında 466 sayılı Kanun çerçevesinde tazminat talep edebileceklerini  
ileri sürmütür.  
AĐHM, benzer davalarda Hükümet’in ön itirazlarını halihazırda inceleyip reddettiğini  
tekrarlar (bkz özellikle, Öcalan – Türkiye [BD], no. 46221/99, §§ 66-71, AĐHM 2005-…).  
AĐHM, bu davada, içtihadından sapmayı gerektirebilecek hiçbir özel durum tespit etmemitir.  
Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in ön itirazını reddeder.  
3
B. Kabuledilebilirliğe ilikin diğer nedenler  
AĐHS’nin 5 § 1 (c) maddesi uyarınca olan ikayet hakkında, AĐHM, bavuranların,  
örgütlü çete faaliyetlerinde yer aldıklarından üphelenilen kiileri yakalamak için Muğla  
Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyonla ilikili olarak yakalandıklarını  
kaydeder. Birinci bavuranın evinin aranması sırasında, polis memurları çeitli silahlar  
bulmutur. Ayrıca, ikinci bavuran, çetenin lideri olduğundan üphelenilen kii olan Ö.A.’nın  
sahibi olduğu bir döviz bürosunda koruma görevlisi olarak çalıırken yakalanmıtır. Bu  
artlarda, haklarındaki üphenin 5 § 1 (c) maddesinin gereklerini karılamıolduğu  
değerlendirilebilir, zira, özgürlükten mahrum bırakmanın maksadı, bavuranların bu çeteyle  
ilikileri hakkındaki üpheleri doğrulamak veya gidermektir.  
Birinci bavuranın, tutuklu yargılanma süresine ilikin olarak AĐHS’nin 5 § 3. maddesi  
uyarınca olan ikayeti hakkında, AĐHM, bavuranın tutuklu yargılanmasının yaklaık beay  
sürdüğünü ve Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından düzenlenen ikinci durumada  
serbest bırakıldığını kaydeder. Sanıkların sayısı, suçlamaların ağırlığı ve bavuran aleyhindeki  
deliller karısında, AĐHM, birinci bavuranın tutuklu yargılanmasının toplam süresinin,  
AĐHS’nin 5 § 3. maddesi anlamı dahilinde haddinden fazla olmadığını değerlendirmektedir.  
Dolayısıyla, AĐHM, bavuranların, yakalanmalarını haklı çıkaracak yerinde bir  
üphenin mevcut olmamasına ilikin ikayetlerinin ve aynı zamanda birinci bavuranın  
tutuklu yargılanma süresine ilikin ikayetinin açıkça dayanaktan yosun olduğu ve  
kabuledilmez bulunması gerektiği kararına varır.  
II. AĐHS’NĐN 5 § 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin öngördüğü gibi hemen bir yargıç veya adli  
görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne çıkarılmadan yedi gün polis  
nezaretinde tutulduklarını iddia etmilerdir. Sözkonusu madde öyledir:  
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda  
bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli  
önüne çıkarılır.”  
Hükümet, bavuranların polis nezaretinde tutulma sürelerinin, sözkonusu zamanda  
yürürlükte olan mevzuat ile uyumlu olduğunu ileri sürmütür. Đlgili yasanın AĐHM içtihadına  
uygun olarak o zamandan sonra değitirildiği göz önüne alındığında, bavuranların iddiaları  
temelsizdir.  
AĐHM, bavuranların polis nezaretinde tutulmalarının altı gün sürdüğünü kaydeder.  
Brogan ve Diğerleri – Đngiltere davasında (29 Kasım 1988 tarihli karar, Seri A no. 145 B, ss.  
33-34, § 62), maksadı toplumu bütün olarak terörden korumak olmasına rağmen, yargı  
kontrolü olmaksızın dört gün altı saat polis nezaretinde tutuklu bulundurmanın AĐHS’nin 5 §  
3. maddesinin kesin zaman limitlerinin dıına çıktığını yineler (bkz. Brogan ve Diğerleri –  
Đngiltere, 29 Kasım 1988 tarihli karar, Seri A no. 145 B, ss. 33-34, § 62).  
Bavuranların itham edildikleri suçların ağır olduğu farz edilse bile, AĐHM, onların,  
bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmıdiğer bir görevli önüne  
çıkarılmadan yedi gün polis nezaretinde tutulmalarının gerekli olduğunu kabul edemez.  
4
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 5 § 4. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Birinci bavuran, yerel yetkililerin, serbest kalma bavurusunu yeterli çabuklukta  
incelemediklerinden ikayetçi olmutur. 5 § 4. madde öyledir:  
“Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes,  
özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı  
görülmesi halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye bavurma hakkına sahiptir.”  
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmi, AĐHM’nin içtihadı ıığında (yukarıda anılan,  
Brogan ve Diğerleri § 59), yerel yetkililerin, 5 § 4. maddede yer alan çabukluk artına uymuꢁ  
olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmütür.  
AĐHM, 5 § 4. maddenin, yakalanan veya tutuklu bulunan kiilere özgürlük  
kısıtlamasının yasaya uygunluğuna itiraz etmek için mahkemeye bavurma hakkı sağlamakla  
birlikte aynı zamanda, bu ilemlerin balamasının ardından özgürlük kısıtlamasının yasaya  
uyguluğuna ilikin kısa bir süre içinde karar verilmesi haklarını ortaya koyduğunu anımsar  
(bkz. Musial – Polonya [BD], no.24557/94, § 43, AĐHM 1999-II). Bir kiinin AĐHS’nin 5 § 4.  
maddesi uyarınca olan hakkına saygı gösterilip gösterilmediği konusu her davanın kendi  
artları ıığında belirlenmelidir (bkz. Rehbock – Slovenya, no. 29462/95, § 84, AĐHM 2000-  
XII). AĐHM, ilemlerin genel idaresini ve ertelemelerin ne dereceye kadar bavuranın veya  
onun yasal temsilcilerinin davranıına atfedilebileceğini gözönünde bulundurmalıdır. Ancak,  
esas itibariyle, kiinin özgürlüğü sözkonusu olduğu için Devlet ilemleri öyle bir  
düzenlemelidir ki yargılama asgari gecikme ile yürütülmelidir (bkz. Zamir – Đngiltere, no.  
9174/80, 11 Ekim 1983 tarihli Komisyon raporu, DR 40, s. 42, §§ 107-108; Mayzit – Rusya,  
no. 63378/00, § 49, 20 Ocak 2005).  
AĐHM, ayrıca, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi anlamı dahilinde, gecikmenin, yerel  
makamlara bavurunun yapılması ile baladığını ve bavurana veya onun temsilcisine kararın  
bildirildiği tarihte sona erdiğini yineler (bkz., mutatis mutandis, Koendjbiharie – Hollanda, 25  
Ekim 1990 tarihli karar, Seri A no. 185-B, § 28; Singh – Çek Cumhuriyeti, no. 60538/00, §  
74, 25 Ocak 2005).  
Bu davada, bavuran, 23 Ekim 2001 tarihinde, tutukluluğunun yasaya uygunluğuna  
itiraz etmek için bavuruda bulunmutur. Talebi, 22 Kasım 2001 tarihinde Đstanbul Devlet  
Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedilmive bu karar, 3 Aralık 2001 tarihinde Đzmir  
Devlet Güvenlik Mahkemesi kayıtlarına geçirilmitir.  
AĐHM, geçen 41 günlük sürenin, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi anlamı dahilinde kısa bir  
süre içinde yargı kararının verilmesi gereğini karılamağını değerlendirmektedir (Kadem –  
Malta, no. 55263/00, § 44, 9 Ocak 2003 ve Rehbock – Slovenya, no. 29462/95, § 87, AĐHM  
2000-XII). AĐHM, ayrıca, bu sürecin tamamının yetkililere atfedilebilir olduğunu tespit eder,  
zira, bavuranın, bavurusunu yaptıktan sonra bavurusunun incelenmesini engellediğine dair  
hiçbir gösterge yoktur.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5 § 4. maddesi ihlal edilmitir.  
5
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“ Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri, önce Cumhuriyet Savcısı huzuruna çıkarılmadan yedi gün polis  
nezaretinde tutulmalarına ilikin olarak 10.000 Euro (Euro) manevi tazminat talep etmitir.  
Ayrıca, birinci bavuran, 10.000 Euro manevi tazminatı, tutuksuz yargılanma bavurusunun  
incelenmesindeki gecikme sonucu talep etmitir.  
Hükümet, bavuranlar tarafından talep edilen miktarlara itiraz etmive ihlal tespitinin  
balı baına yeterli tazmin oluturacağı önerisinde bulunmutur.  
AĐHM, bavuranların, AĐHS ihlali tespitiyle yeterli ekilde tazmin edilemeyen manevi  
zarara uğradıklarını değerlendirmektedir. Hakkaniyet temelinde değerlendirme yapan AĐHM,  
bu balık altında, birinci bavurana 2.500 Euro ve ikinci bavurana 1.400 Euro ödenmesine  
karar verir.  
B. Mahkeme Masrafları  
Bavuranlar, ayrıca, mahkeme masrafları için 5.000 Euro talep etmilerdir.  
Hükümet, ancak gerçekten yapılan harcamaların ödenebileceğini ileri sürmütür. Bu  
bağlamda, bütün mahkeme masraflarının bavuranlar veya temsilcileri tarafından  
belgelenmesi gerektiğini ve yaklaık rakamların veya listelerin harcamaları kanıtlamak için  
ilgili ve gerekli belgeler olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmütür.  
AĐHM, bir avukat tarafından temsil edilen bavuranların adli yardım haklarının  
olmadığını kaydeder. AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek ve içtihadında ortaya konan  
kriterleri gözönünde tutarak, mahkeme masraflarına karılık bavuranlara, ortaklaa, 1.500  
Euro ödenmesine karar vermeyi makul değerlendirir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar verir.  
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
6
1. Bavuranların polis nezaretinde tutuldukları süreye ve aynı zamanda birinci bavuranın  
tutuksuz yargılanma bavurusunun incelenmesinde yetkililerin gösterdiği gecikmeye  
ilikin AĐHS’nin 5 §§ 3 ve 4. maddesi uyarınca olan ikayetlerin kabuledilebilir ve  
bavurunun kalanının kabuledilmez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) Sorumlu Devlet’in, bavuranlara, aağıdaki miktarları, AĐHS’nin 44 § 2. maddesine  
göre kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme günündeki kur üzerinden  
Yeni Türk Lirası’na dönütürmek ve bavuranların Türkiye’deki banka hesabına yatırmak  
üzere ödemesine:  
(i) Birinci bavurana 2.500 Euro (iki bin beyüz Euro) manevi tazminat;  
(ii) Đkinci bavurana 1.400 Euro (bin dört yüz Euro) manevi tazminat;  
(iii) Bavuranlara ortaklaa 1.500 (bin beyüz Euro) Euro mahkeme masrafları;  
(iv) yukarıdaki miktarlara tabi olabilecek her türlü vergi;  
b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Bavuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine  
KARAR VERĐR.  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 11 Nisan 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
J.-P. COSTA  
Yazı Đꢁleri Müdürü  
Bakan  
7
8