COUNCIL  
AVRUPA  
OF E U R O P E  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
SEYFETTĐN ACAR VE DĐĞERLERĐ – TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 30742/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
6 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 30742/03 no’lu davanın nedeni, Seyfettin Acar,  
Talat Acar, Yusuf Acar, Süleyman Acar, Narinci Acar ve Hasbiye Acar (“bavuranlar”)  
adında altı T.C. vatandaının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 17 Temmuz 2003  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (“Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Đzmir Barosu avukatlarından Türkan Aslan tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN OLAYLARI  
Sırasıyla 1945, 1967, 1945, 1953, 1957 ve 1959 doğumlu bavuranlardan Talat Acar  
Đzmir’de, diğer bavuranlar Midyat’ta ikamet etmektedirler.  
Olayların meydana geldiği tarihte, bavuranlar, Türkiye’nin güneydoğusunda Midyat  
ilçesine bağlı Çalpınar köyünde ikamet etmekteydiler.  
Çalpınar köyünden bir grup köylü, 20 Nisan 1992 tarihinde iki araçla seyahat  
etmekteydiler. Köylerinden ayrıldıktan bir süre sonra bir grup köy korucusu1 tarafından  
durdurulmulardır. Korucular köylülerin üzerine ateaçmılar, Seyfettin Acar’ın kardei,  
Hasbiye Acar’ın da ei olan Süleyman Acar2 da dahil olmak üzere altı kiiyi öldürmülerdir.  
Olayda bir grup köylü yaralanmıtır. Yaralananlardan, Talat Acar’ın kardei ve Narinci  
Acar’ın ei Sabri Acar da dahil olmak üzere iki kii, kaldırıldıkları hastanede ertesi gün  
hayatlarını kaybetmitir. Yusuf Acar ile Süleyman Acar olayda yaralananlar arasındaydı.  
Yusuf Acar bacağından vurulmu, yaralarının iyilemesi bir ayı bulmutur. Bavuran  
Süleyman Acar’ın vücudunda kırık kemikler ve mermi parçaları tespit edilmitir. Doktorlar,  
hayati tehlike yaratmadığı için mermi parçalarının vücuttan çıkarılmasını gerekli görmemitir.  
Aynı gün Midyat Cumhuriyet Savcısı, adli tıp doktoruyla olay mahallini ziyaret etmi,  
cesetleri incelemitir. Ölenlerin yakın mesafeden vuruldukları tespit edilmitir.  
Cumhuriyet Savcısı olay yerinde görevli askerlerden bokovanları toplamasını istemitir.  
Askerler bunu yapmayı reddedince, savcı kovanları kendisi toplamıtır. Savcı, köy  
korucularının tüfeklerinden atılmı66 bokovan bulmutur. Görevli askerler yaralıları  
hastaneye götürmeyi de reddettiklerinden, savcının katibi bu ii bizzat yapmıtır.  
Cumhuriyet Savcısı köy korucularının köylüleri öldürmek için pusu kurdukları  
kanaatinde olduğunu ifade etmitir.  
1
Köy korucuları, devletin, Türkiye’nin güneydoğusunda, terörle mücadelede güvenlik güçlerini takviye etmeleri için tayin  
ettiği köylülerdir.  
2
Süleyman Acar adında iki ahıs bulunmaktaydı. 1957 doğumlu olup, Hasbiye Acar’ın ei ve Seyfettin Acar’ın kardei olan  
Süleyman Acar olay sırasında ölmü; 1953 doğumlu olan bavuran Süleyman Acar ise olayda yaralanmıtır.  
1
Öte yandan Jandarmanın hazırladığı rapora göre köylülere ateaçanlar köy korucuları  
değil, askeri üniforma giymibir grup PKK1 mensubudur.  
Midyat Cumhuriyet Savcısı 8 Temmuz 1992 tarihinde Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’nde  
dava açmı, 27 köy korucusunu birden fazla kiiyi öldürmekle ve adam öldürmeye teebbüsle  
suçlatır.  
Dava güvenlik gerekçeleriyle Midyat Ağır Ceza Mahkemesi’nden Denizli Ağır Ceza  
Mahkemesi’ne alınmıtır.  
Yaklaık sekiz buçuk yıl sonra Denizli Ağır Ceza Mahkemesi 20 Kasım 2000 tarihinde,  
tüm sanıkların beraatına karar vermitir.  
Yargıtay 7 ubat 2002 tarihinde Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin 27 köy korucusundan  
17’siyle ilgili kararını onamı, geri kalan 10’uyla ilgili kararını bozmutur.  
Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden balayan yargılamada, mahkeme, 20 Mayıs  
2003 tarihinde, 10 köy korucusunu, hem 8 köylüyü öldürmekten hem de içlerinde Yusuf Acar  
ve Süleyman Acar da bulunmak üzere diğer bir grup köylüyü öldürmeye teebbüs etmekten  
suçlu bulmutur. Köy korucuları ömür boyu hapis cezasına çarptırılmılardır.  
Yargıtay 9 Aralık 2004 tarihinde Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin köy korucularından  
ikisiyle ilgili kararını bozmu, geri kalan 8 köy korucusuyla ilgili kararını onamıtır.  
Đki köy korucusu hakkında Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden balatılan  
kovuturma, tarafların verdikleri ve dava dosyasına eklenen bilgilere göre halen devam  
etmektedir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 2, 6 ve 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlardan dördü, yakınlarının, AĐHS’nin 2. maddesi ihlal edilerek, yaama  
haklarından mahrum bırakıldıklarından ikayetçi olmutur. Aynı madde uyarınca, olayda  
yaralanan bavuranlar Yusuf Acar ve Süleyman Acar da, yaama haklarının ihlal edildiğinden  
ikayetçi olmulardır.  
Bavuranlar ayrıca Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin gördüğü davanın AĐHS’nin 13.  
maddesi çerçevesinde etkili bir iç hukuk yolu olarak değerlendirilemeyeceğinden ikayetçi  
olmutur. AĐHS’nin 6/1 maddesine dayanarak Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nin bağımsız ve  
tarafsız bir mahkeme olmadığını, köy korucuları hakkında açılan davanın makul süre içinde  
tamamlanmadığınıiddia etmilerdir.  
AĐHM, bu ikayetlerin yalnızca AĐHS’nin 2. maddesi bakımından incelenmesinin uygun  
olacağı kanısındadır.  
1 PKK – yasadıı Kürdistan Đꢀçi Partisi örgütü.  
2
Hükümet bavuranların savlarına itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davaya atıfta bulunmuve  
ikayetin bavuranların iç hukuk yollarını tüketmemeleri nedeniyle kabuledilemez olduğunu  
savunmutur.  
AĐHM, azımsanmayacak sıklıktaki ertelemeler ve iddia edilen suçların ciddiyeti ıığında,  
halihazırda on yedi yıldır derdest olan cezai kovuturmanın, etkili bir iç hukuk yolu olarak  
değerlendirilebileceği kanaatinde değildir. (bkz. Acar ve Diğerleri – Türkiye, 36088/97 ve  
38417/97). Buna göre Hükümet’in ikayetin kabuledilebilirliğine ilikin itirazının  
reddedilmesi gerektiği anlaılmıtır.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu ikayetin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Bavuranlar, yakınlarının, köy korucuları tarafından, köy korucusu olmayı reddettikleri  
için kasten öldürüldükleriniileri sürmülerdir.  
Bavuranlar, ayrıca açılan atee ilikin yürütülen soruturmanın etkili ve bağımsız  
olmadığını iddia etmilerdir. Jandarmalar, Cumhuriyet Savcısının yürüttüğü soruturmayı  
engelleyerek, öldürme olaylarının üzerini örtmeye çalılardır. Olaydan sonra, güvenlik  
gücü mensuplarıyla köy korucuları, bavuranlarla yakınlarını, ikayetleriyle ilgili olarak tehdit  
etmilerdir.  
Bavuranlar, ayrıca, Đçileri Bakanlığı’ndan alınan ve son on sekiz yılda toplam 4938 köy  
korucusunun suç ilediği ve bu suçların 1215’inin kiilere karı ilenmisuçlar olduğu  
yolundaki bilgilereAĐHM’nin dikkatini çekmilerdir. Bavuranlara göre, Savunmacı Hükümet  
mevcut davada köy korucularının benzer suçlar ilemelerini önleyememitirbu nedenle hem  
ölenlerin yaama hakkını koruma yükümlülüğünü ihlal etmi, hem de hayatta kalan  
bavuranlar Yusuf Acar ve Süleyman Acar’ın hayati risk tekil edecek  
yaralanmalarına yol açmıtır.  
biçimde  
Hükümet, köy korucularının suç ilemelerine karı gerekli tüm tedbirlerin alınmasına  
karın, bir devletten onun adına hareket eden herkesin eylemlerini denetlemesini beklemenin  
olanaksız olduğu kanısındadır. Mevcut davada, terörle mücadele için görevlendirilen ve  
kapsamlı profesyonel eğitimleri olmayan üphelilerin suç ilemeyeceğine dair bir teminat  
bulunmamaktadır. Bir devletten haklı olarak beklenebilecek ey, böyle kiileri denetleyip,  
suça karımaları halinde cezalandırmasıdır.  
Hükümet bavuranların yakınlarıyla köy korucuları arasında husumet olduğu, köy  
korucularının devlet adına hareket etmedikleri kanısındadır. Bunu müteakip yapılan  
soruturma ve yargılama etkili olmutur.  
AĐHM, iki yaralı ile aynı olayda öldürülen sekiz kiiden altısının yakınları tarafından  
açılan Acar ve Diğerleri (36088/97 ve 38417/97, 24 Mayıs 2005) davasına ilikin olarak  
3
verdiği kararda, aynı ateaçma olayını ve aynı soruturmanın etkinliğini zaten ???incelemiꢀ  
olduğunu gözlemler.  
Yukarıda bahsedilen 24 Mayıs 2005 tarihli kararda AĐHM, altı kiinin öldürülmesi ile iki  
bavuranın yaralanmasına sebebiyet verilmesinin, AĐHS’nin 2. maddesini ihlal ettiği  
sonucuna varmıtır. Ayrıca, esası bakımından soruturma ile yargılamanın etkisiz olduğu ve  
(usul bakımından) 2. madde ile 13. maddenin ihlal edilerek, bavuranların etkili bavuru  
yollarından mahrum edildikleri sonucuna da varmıtır.  
AĐHM mevcut bavuruyla tarafların görülerini incelemitir. Hükümet’in, AĐHM’nin  
yukarıda belirtilen kararla ilgili içtihadının dıına çıkmasını sağlayacak bir argüman  
gelitirmediği kanısındadır.  
Bu bağlamda, AĐHM, özellikle, sivil gönüllülerin köy korucusu olarak polis gibi  
kullanılmasıyla ilgili endielerini yineler. Avar – Türkiye (25657/94) davasındaki kararında  
iaret edildiği üzere, köy korucuları, jandarma ve polis memurlarına verilen olağan disiplin ve  
eğitim düzeninin dıında hareket etmitir. Dolayısıyla, köy korucularının kendi  
inisiyatifleriyle veyahut güvenlik güçlerinin talimatları kapsamında gerçekletirdikleri kasten  
veya kasıtsız biçimde hakim durumlarını kötüye kullanmaları karısında ne çeit önlemler  
alındığı belli değildir (bkz. Acar ve Diğerleri). Bu bağlamda AĐHM, , köy korucularına  
kapsamlı profesyonel eğitim verilmemesinim dikkat çekici olduğu kanısındadır. Ayrıca  
AĐHM’nin bu çerçevedeki endieleri, Đçileri Bakanlığı’na ait olup, bavuranların AĐHM’ye  
sunduğu ve doğruluğu tartıma götürmez bilgiler doğrultusunda da artmıtır.  
Ayrıca AĐHM, Hükümet’in ateaçma olayında köy korucularının devlet adına hareket  
etmedikleri yönündeki iddiasını kabul etmeye hazır değildir. Bu bağlamda, köy korucularının  
devlet tarafından görevlendirildikleri ve silahlandırıldıklarını kaydeder. Denizli Ağır Ceza  
Mahkemesi’nin tespit ettiği üzere, köy korucuları izlerini örtmek ve savcının soruturma  
yapmasını engellemek için askerlerden yardım almılardır. Esasında AĐHM, Acar ve  
Diğerleri kararında hükmettiği üzere, jandarmanın köy korucularının kanunsuz hareketlerine  
tepki vermemesinin, bu tür hareketlere zımni muvafakat edilmesi anlamına geldiği  
kanısındadır.  
AĐHM, yukarıda belirtilenler ıığında, devletin, bavuranların yakınları Süleyman Acar  
ve Sabri Acar’ın öldürülmeleri ile bavuranlar Yusuf Acar ve Süleyman Acar’ı öldürmeye  
teebbüs olayında, sorumluluk yüklenmesi gerektiği sonucuna varmıtır. Öldürme ve  
öldürmeye teebbüs olayları için herhangi bir gerekçe öne sürülmemiolduğu göz önünde  
bulundurularak, AĐHM, 2. maddenin ihlal edildiği kanısına varır.  
AĐHM ayrıca soruturmayı da incelemitir. Bir kez daha, Hükümet’in, AĐHM’nin Acar ve  
Diğerleri kararındaki içtihadının dıına çıkmasını sağlayacak bir argüman gelitiremediği  
sonucuna varır.  
Buna göre, soruturmanın etkisizliğiyle ilgili olarak AĐHS’nin 2. maddesi usul  
bakımından ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 8. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
4
Bavuranlar AĐHS’nin 8. maddesi uyarınca güvenlik güçlerince köy korucusu olmaya  
zorlandıklarından ve bunu reddettiklerinde köylerini terk etmeye zorlandıklarından ikayetçi  
olmulardır.  
Hükümet bu iddiaya itiraz etmitir.  
AĐHM, bavuranların iddiasını kendisine sunulan kanıtlar ıığında incelemitir. Bu  
iddiayı destekleyici yeterli bir dayanak görememitir. Bu nedenle, sözkonusu ikayetin  
dayanaktan yoksun olduğu ve AĐHS’nin 35. paragrafının 3. ve 4. maddeleri bağlamında  
reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıtır.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran Narinci Acar, kendisi ve ei Sabri Acar öldürüldüğü tarihte yaları dört aylık ile  
on yedi arasında değien dokuz çocuğu adına tazminat talep etmitir. Einin ailesini çiftçi  
olarak çalıarak geçindirdiğini iddia etmitir. Narinci Acar asgari ücret ile uygulanabilir yasal  
faiz oranını göz önünde tutarak, 50.000 Euro maddi, 150.000 Euro manevi tazminat talep  
etmitir.  
Bavuran Hasbiye Acar, kendisi ve ei Süleyman Acar öldürüldüğü tarihte yaları beaylık  
ve on iki arasında değien yedi çocuğu adına tazminat talep etmitir. Eve baba olarak  
Süleyman Acar’a bağımlı olduklarını ileri sürmütür. Süleyman Acar ailesini çiftçi olarak  
çalıarak geçindirmekteydi. Hasbiye Acar asgari ücret ile uygulanabilir yasal faiz oranını göz  
önünde tutarak, 50.000 Euro maddi, 150.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Bavuran Seyfettin Acar, kendisi ile ölen kardei Süleyman Acar’ın ei ve yedi çocuğu  
adına 50.000 Euro maddi, 130.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Bavuran Talat Acar, kendisi ile ölen kardei Sabri Acar’ın ei ve dokuz çocuğu adına  
50.000 Euro maddi, 150.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Bavuran Yusuf Acar 50.000 Euro maddi tazminat talep etmitir. Yaralanması sonucunda  
malul olduğunu, bu nedenle olaydan bu yana çalıamadığını ve eiyle dört çocuğuna destek  
olamağını belirtmitir. Ayrıca 75.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Bavuran Süleyman Acar 50.000 Euro maddi tazminat talep etmitir. Yaralanması  
sonucunda malul olduğunu, bu nedenle olaydan bu yana çalıamadığını ve eiyle on dört  
çocuğuna destek olamadığını belirtmitir. Ayrıca 75.000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet meblağların haddinden yüksek ve dayanaksız olduğu ve AĐHM’nin bu  
meblağların tazminat olarak ödenmesine hükmetmesi halinde haksız zenginlemeye yol  
açacağı kanısındadır.  
5
Hükümet ayrıca bavuranlar Seyfettin Acar ve Talat Acar’ın ölen ağabeylerinin eleri  
adına talep edilen tazminatlara itiraz etmitir. Bu kiiler davada bavuran durumundadırlar ve  
maddi ve manevi tazminat taleplerini kendi adlarına yapmılardır.  
AĐHM, bavuranların olutuğunu iddia ettikleri zararla tespit edilen AĐHS ihlalleri arasında  
illiyet bağı bulunması gerektiğini yineler. Bu durum, geçerli olduğu durumlarda, kazanç  
kaybına ilikin tazminatı da kapsar (diğerlerinin yanı sıra bkz. Barberà, Messegué ve Jabardo  
- Đspanya).  
AĐHM, makamların, AĐHS’nin 2. maddesi uyarınca, bavuranların yakınlarının ölümüyle  
iki bavuranın yaralanmasından sorumlu olduğuna karar vermitir. 2. maddenin ihlaliyle  
mağdurların bakmakla yükümlü oldukları kiilere sağlama ihtimalleri bulunan mali desteğin  
kaybı arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğu kanısındadır. AĐHM, hala yaasalardı veyahut  
sağlıklı olsalardı ailelerinin geçimlerini katkıda bulunacaklarını kabul eder (bkz. Acar ve  
Diğerleri).  
AĐHM, bavuranların iddialarını desteklemek için sundukları belgeler ıığında,  
hakkaniyete uygun surette, bavuranlara maddi tazminat olarak izleyen meblağların  
ödenmesine karar verir:  
a) Bavuran Narinci Acar ve dokuz çocuğuna 25.000 Euro;  
b) Bavuran Hasbiye Acar ve yedi çocuğuna 24.000 Euro;  
c) Bavuran Yusuf Acar’a 10.000 Euro;  
d) Bavuran Süleyman Acar’a 10.000 Euro.  
Yukarıda belirtilenler ıığında AĐHM, Seyfettin Acar’la Talat Acar’a kardelerinin  
öldürülmesine ilikin olarak maddi tazminat ödenmesini gerekli bulmamıtır.  
AĐHM, makamların, bavuranlardan bazılarının yaralanması, yakınlarının da ölümüyle  
sonuçlanan olaydan sorumlu olduğunu yineler. Bu bakımdan 2. maddenin ihlaline ek olarak,  
ayrıca, makamların, AĐHS’nin 2. maddesi kapsamındaki usuli yükümlülüklerini ihlal ederek,  
bu konuların etkili bir biçimde soruturulmasını sağlayamadıkları sonucuna varmıtır. AĐHM  
bu koullarda, benzer davalarda hükmettiği tazminatları göz önünde bulundurarak,  
hakkaniyete uygun surette, bavuranlar Hasbiye Acar ve Narinci Acar’a 30.000’er Euro;  
bavuranlar Yusuf Acar ve Süleyman Acar’a 20.000’er Euro; geri kalan bavuranlar Seyfettin  
Acar ve Talat Acar’a ise 5.000’er Euro manevi tazminat ödenmesine karar verir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar ayrıca AĐHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 4150 Euro talep  
etmitir. Bu meblağ, bavuranların, ilikili olarak, yasal temsilcilerinin davayla ilgili toplam  
102 saat mesai harcadığını gösteren belge sunduğu, 3500 Euro yasal temsilci ücretini de  
kapsamaktadır. Geri kalan 650 Euro posta ve telefon masraflarıyla ilgili olarak talep  
edilmitir.  
Hükümet talep edilen meblağın haddinden yüksek ve dayanaksız olduğu görüündedir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı  
ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM, sahip olduğu  
bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıığında, bavuranların masraflara ilikin talep ettikleri  
6
meblağların, gerekli oldukları için yapıldıkları ve makul meblağlar oldukları biçiminde  
değerlendirilebilecekleri kanısındadır. Bu nedenle AĐHM önünde gerçekleen yargılama  
giderleri için bavuranlara ortaklaa 4150 Euro ödenmesine hükmeder.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermitir.  
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. AĐHS’nin 2. maddesi kapsamındaki ikayetlerin kabuledilebilir, bavurunun kalan kısmının  
kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 2. maddesinin hem esas hem de usul yönünden ihlal edildiğine;  
3. (a) Savunmacı Devlet’in, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber, ödeme gününde geçerli  
olan kur üzerinden Savunmacı Devlet’in ulusal para birimine çevrilerek:  
(i) Bavuran Seyfettin Acar’a 5000 Euro (bebin Euro) manevi tazminat,  
(ii) Bavuran Talat Acar’a 5000 Euro (bebin Euro) manevi tazminat,  
(iii) Bavuran Yusuf Acar’a 10.000 Euro (on bin Euro) maddi, 20.000 Euro (yirmi bin  
Euro) manevi tazminat,  
(iv) Bavuran Süleyman Acar’a 10.000 Euro (on bin Euro) maddi, 20.000 Euro (yirmi  
bin Euro) manevi tazminat,  
(v) Bavuran Narinci Acar’a 25.000 Euro (yirmi bebin Euro) maddi, 30.000 Euro  
(otuz bin Euro) manevi tazminat,  
(vi) Bavuran Hasbiye Acar’a 24.000 Euro (yirmi dört bin Euro) maddi, 30.000 Euro  
(otuz bin Euro) manevi tazminat ödemesine,  
(b) Savunmacı Devlet’in, aynı üç aylık süre içinde yargılama giderleri için uygulanabilecek  
her tür vergiyle beraber altı bavurana mütereken 4150 Euro (dört bin yüz elli Euro)  
ödemesine,  
(c) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranların adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
7
Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 6 Ekim  
2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Sally Dollé  
Zabıt Katibi  
Françoise Tulkens  
Bakan  
8