CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ŞEYHMUS YAŞAR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 44763/98)  
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
8 Kasım 2005  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek  
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (44763 / 98) başvuru no’lu davanın nedeni,  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
bu ülkenin on yedi vatandaşı, Şeyhmus Yaşar, Abdullah Gündüz, Ahmet Gündüz, Felemez  
Gündüz, Hamit Gündüz, Hüseyin Gündüz, İbrahim Gündüz, Mümtaz Gündüz, Ömer Gündüz,  
Şeyhmus Gündüz, Abdurrahman Tunç, Ahmet Tunç, Kadri Tunç, Musa Tunç, Nuri Tunç,  
Ömer Tunç ve Sabri Tunç’un (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 16  
Mayıs 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca  
yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından  
Sedat Çınar tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Devlet Su İşleri, 1988 yılında başvuranlara ait Çınar’da (Diyarbakır) bulunan arazinin  
hisselerini istimlak etmiştir.  
Başvuranlar kendilerine ödenen miktarın yetersiz olduğu gerekçesiyle Çınar Asliye Hukuk  
Mahkemesi’ne (Mahkeme) ek bedel artırımı talebiyle başvurmuşlardır.  
Mahkeme tarafından 30 Aralık 1994 tarihinde alınan karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve  
İlk derece mahkemesi’ne gönderilmiştir.  
Mahkeme kararı 22 Mart 1996’da incelemesinin ardından, ek bedel talebinde bulunulan 11  
Haziran 1991 tarihinden itibaren hesaplanmak ve yıllık % 30 yasal faiz eklenmek üzere  
başvuranlara 196.278.261 TL. ek bedel ödenmesini kararlaştırmıştır.  
Yargıtay 9 Aralık 1996 tarihli kararıyla bu hükmü onamıştır.  
Yıllık yasal faiziyle birlikte ek istimlak bedeli başvuranlara 19 Aralık 1997 tarihinde ödenmiş,  
bu esnada bu miktar 556.818.000 TL.’ye yükselmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi  
nedeniyle ek bedelin değer kaybettiğinden şikayetçi olmakta ve bu itibarla 1 No’lu Ek  
Protokol’ün 1. maddesine gönderme yapmaktadırlar.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Başvuranlar, yalnızca Çınar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin hükmettiği ek istimlak bedelini  
İdarenin geç ödediğinden değil, özellikle Mahkeme’nin vermiş olduğu karar ile sözkonusu  
miktarın alınması arasında geçen süre zarfında uğradıkları maddi zarardan şikayetçi  
olmaktadırlar. Başvuranlar, bu doğrultuda AİHM’den davayı Aka kararı ışığında incelemesini  
talep etmektedirler.  
Hükümet, bu talebin daha önce ek istimlak bedelinin geç ödenmesi ile sınırlı bulunan önceki  
şikayetin kapsamını genişleteceğini savunmaktadır. Her halükârda, bu türden bir şikayetin  
Yargıtay’ın 9 Aralık 1996 tarihli kararının ardından altı ay içinde dile getirilmesi  
gerekmekteydi. 17 Haziran 1998 tarihinde yapılan başvuru bu açıdan geç yapılmıştır.  
Mahkeme’ye sunulan unsurların değerlendirilmesinde, AİHM mahkemenin bu yöndeki  
yerleşik içtihadına göndermede bulunmakta ve geçmişte de pek çok kararda incelendiği üzere,  
mevcut başvurunun Bayan Akkuş’un ek kamulaştırma bedeli talebi ile altı ay kuralının  
dışında yaptığı ve nihai olarak sonuçlandığı sözü edilen Akkuş kararı ışığında ayrıca  
incelenmesini gerektirecek hiçbir özel durumu içermediğini hatırlatmaktadır.  
Daha önceki olaylara dayalı başvurunun bu bölümü ile ilgili sürecin 9 Aralık 1996 tarihli  
Yargıtay kararı ile sona erdiğini belirtmek gerekir. Başvuru 16 Mayıs 1998 tarihinde  
gecikmeli olarak yapılmıştır. Sonuç itibariyle başvurunun bu kısmı kabuledilemez  
bulunmaktadır. AİHM, bu durumda başvuruyu yalnızca ek kamulaştırma bedelinin geç  
ödenmesi açısından inceleyecektir.  
Hükümet başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediğini ortaya koymaktadır: başvuranlar  
gecikme faizinin ötesinde maruz kaldıklarını ileri sürdükleri zararın tazmini için Borçlar  
Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca tazminat davası açabilirlerdi.  
AİHM, Aka kararında buna benzer şikayetin reddedildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen  
karar, s. 2678-2679, §§ 34-37). AİHM bu sonucu farklı kılacak hiçbir gerekçe görmemekte ve  
Hükümetin itirazını reddetmektedir.  
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Aka, adı geçen karar) ve  
mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun bu bölümünün esastan incelenmesi  
gerektiği görüşündedir. Başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edilmemiştir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM, daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da  
incelemiş ve Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,  
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre  
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın  
ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara  
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,  
AİHM’yi, başvuranların genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması  
arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke  
katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak, Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Maddi ve manevi tazminat  
Başvuranlar toplam 44.041 Amerikan Doları’na (USD) yükselen maddi zarara uğradıklarını  
ileri sürmekte ayrıca, manevi zarar için 51.000 USD talep etmektedirler.  
Akkuş kararında (Bkz. sözü edilen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kabul edilen hesaplama  
yöntemi ve ilgili ekonomik veriler ışığında AİHM, 2.032 Euro maddi tazminat ödenmesini  
kararlaştırmıştır.  
Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal  
kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olacağına itibar etmektedir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuranlar, iç hukukta ve AİHM yetkili organları nezdinde yapmış oldukları giderler için  
6.459 USD talep etmektedirler.  
Hükümet bu talebin ispat edilmediğine itibar etmektedir.  
Mahkeme’ye sunulan unsurlar ve bu yöndeki yerleşik içtihat çerçevesinde AİHM,  
başvuranlara yapmış oldukları tüm harcamalar için toplam 1.000 Euro ödenmesine karar  
vermiştir.  
C. Gecikme faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK , AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Ek kamulaştırma bedelinin geç ödenmesine ilişkin başvurunun kabuledilebilir, kalan  
kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiğine;  
3. Mevcut kararın başlı başına manevi tazmini oluşturduğuna;  
4 a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve başvuranların belirteceği bir  
banka hesabına yatırılmak üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara birlikte:  
i.  
maddi zarar için 2.032 (iki bin otuz iki) Euro;  
ii.  
iii.  
masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 8 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.