Hükümet, bu talebin daha önce ek istimlak bedelinin geç ödenmesi ile sınırlı bulunan önceki
şikayetin kapsamını genişleteceğini savunmaktadır. Her halükârda, bu türden bir şikayetin
Yargıtay’ın 9 Aralık 1996 tarihli kararının ardından altı ay içinde dile getirilmesi
gerekmekteydi. 17 Haziran 1998 tarihinde yapılan başvuru bu açıdan geç yapılmıştır.
Mahkeme’ye sunulan unsurların değerlendirilmesinde, AİHM mahkemenin bu yöndeki
yerleşik içtihadına göndermede bulunmakta ve geçmişte de pek çok kararda incelendiği üzere,
mevcut başvurunun Bayan Akkuş’un ek kamulaştırma bedeli talebi ile altı ay kuralının
dışında yaptığı ve nihai olarak sonuçlandığı sözü edilen Akkuş kararı ışığında ayrıca
incelenmesini gerektirecek hiçbir özel durumu içermediğini hatırlatmaktadır.
Daha önceki olaylara dayalı başvurunun bu bölümü ile ilgili sürecin 9 Aralık 1996 tarihli
Yargıtay kararı ile sona erdiğini belirtmek gerekir. Başvuru 16 Mayıs 1998 tarihinde
gecikmeli olarak yapılmıştır. Sonuç itibariyle başvurunun bu kısmı kabuledilemez
bulunmaktadır. AİHM, bu durumda başvuruyu yalnızca ek kamulaştırma bedelinin geç
ödenmesi açısından inceleyecektir.
Hükümet başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediğini ortaya koymaktadır: başvuranlar
gecikme faizinin ötesinde maruz kaldıklarını ileri sürdükleri zararın tazmini için Borçlar
Kanunu’nun 105. maddesi uyarınca tazminat davası açabilirlerdi.
AİHM, Aka kararında buna benzer şikayetin reddedildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen
karar, s. 2678-2679, §§ 34-37). AİHM bu sonucu farklı kılacak hiçbir gerekçe görmemekte ve
Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Aka, adı geçen karar) ve
mevcut unsurların tümünü gözönüne alarak, başvurunun bu bölümünün esastan incelenmesi
gerektiği görüşündedir. Başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edilmemiştir.
B. Esas Hakkında
AİHM, daha önce bu davadakine benzer sorunları gündeme getiren başka davaları da
incelemiş ve Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi’nin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz.,
Akkuş, adıgeçen karar, s. 1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre
kamulaştırmayı yapan idare tarafından başvuranlara verilmesi gereken ek tazminatın
ödenmesindeki gecikme, başvuranları, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara
daha sokmuştur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme,
AİHM’yi, başvuranların genel yararın gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması
arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke
katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.
Sonuç olarak, Ek I No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA