3. Birinci dava
Hükümet, sözkonusu başvuru ile ilgili iki ayrı dava olduğunu belirtmiştir. İlk dava
süreci komşu binaya ilişkin inşaat izninin iptaline ilişkindir ve Danıştay’ın 13 Mart 1996
tarihli kararı ile sonuçlanmıştır. Ancak 18 Ağustos 2003’e kadar AİHM’ye başvuru
yapılmamıştır. Şikayetin bu bölümü, bu nedenle, AİHS’nin 35/1 maddesince öngörülen altı
aylık süre kuralına uyulmaması nedeniyle reddedilmelidir.
AİHM, bu incelemeyi kabul etmekte ve bu nedenle başvurunun sözkonusu kısmını,
AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları gereğince reddetmektedir.
4. İkinci dava
AİHM, yukarıda bahsedilen 1996 tarihli mahkeme kararının icra edilmemesi
nedeniyle ikinci davanın 18 Ekim 1998’de başladığını ve Danıştay’ın bir başka kararı ile 27
Haziran 2006’da sona erdiğini gözlemlemektedir. Bu süre içerisinde ilk derece mahkemesi ve
Danıştay ayrı ayrı dört karar vermiştir. Dava iki aşamalı yargılamada yedi yıl sekiz ay
sürmüştür.
AİHM, AİHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde şikayetin sözkonusu kısmının
dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taşımadığını belirtmektedir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
Bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığı, davanın koşullarına, bilhassa da
davanın karmaşıklığına, başvuranın ve yetkili makamların tutumuna ve davanın ilgililer
açısından arz ettiği öneme bakılarak değerlendirilir (bkz., diğer birçokları arasında,
Frydlender – Fransa, no: 30979/96, prg. 43).
AİHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda sıklıkla 6/1
maddenin ihlal edildiğini tespit etmiştir.
Mevcut davada yerel mahkemeler, yedi yıl sekiz ay içerisinde sekiz karar vermiştir.
Ancak AİHM, Danıştay önünde geçen sürelerin haddinden fazla olduğu gerçeğini göz ardı
edemez. Hükümetin, bu hususta hiçbir açıklamada bulunmaması ve başvuranın gecikmeye
katkıda bulunduğuna dair kanıt olmaması nedeniyle yerel mahkemelerin yeterli titizliği
göstermediği anlaşılmaktadır.
Konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulunduran AİHM mevcut davadaki yargılama
süresinin uzun olduğu ve “makul süre” koşulunu karşılamadığı hükmüne varmaktadır.
Dolayısıyla 6/1 madde ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
AİHS’nin 41. maddesine göre:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”
4