TAVLI – TÜRKĐYE KARARI
3. 8. Maddeye uygunluk
Mahkeme, baꢀvuranın 1 Haziran 1982 tarihli kararın iptali ve muhakemenin iadesi
talebini ulusal mahkemenin reddetmesi kararının “hukuka uygun” olduğuna dair taraflar
arasında anlaꢀmazlık bulunmadığını gözlemlemektedir. Aslında baꢀvuranın talebi muhakeme
esnasında mücbir sebep nedeniyle elde edilemeyen bir belgenin hükmün itasından sonra ele
geçirilmiꢀ olması halinde mahkemenin iadei muhakemeye karar verebileceğini belirten
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesine dayanıyordu. Ancak Yargıtay
içtihadı bilimsel geliꢀmenin bahse konu madde kapsamında mücbir sebep olarak
değerlendirilemeyeceğini belirtmiꢀtir. Bu nedenle ulusal mahkemelerin 445. madde yorumu,
adli DNA testi yaygınlaꢀmadan önce babalığa iliꢀkin biyolojik tespit yaptıramamıꢀ olanlar
için bir imkân tanımamıꢀtır.
Mahkeme çocuğun nüfusa kaydedildiğini öğrenmesinden en geç bir yıl sonra babası
olmadığını keꢀfetmediği için baꢀvurana nesebin reddi hakkının verilmemesinin ulaꢀılmaya
çalıꢀılan yasal amaçlarla orantılı olmadığını daha önce belirtmiꢀtir (Shofman – Rusya,
74826/01). Mizzi – Malta (26111/02) kararında baꢀvuranın nesebin reddine hiçbir zaman izin
verilmemesinin ulaꢀılmaya çalıꢀılan yasal amaçlarla orantılı olmadığı tespit edilmiꢀtir. Ancak
bu tespitler baꢀvuranın baꢀlangıçta çocuğun kendisinden olmadığından ꢀüphelenmediği, ancak
dava açmak için tanınan süre bitiminden sonra ꢀüphelenmeye baꢀlamıꢀ olduğu davalarda
yapılmıꢀtır.
Ancak somut davadaki durum farklı idi. Baꢀvuranın baꢀından beri babalıkla ilgili
ꢀüpheleri olduğu ve bu yüzden S.’nin doğumundan sonra iki aydan kısa bir sürede;
HUMK’nın öngördüğü süre içinde nesebin reddi davası açtığı görülmektedir. Ancak S.’nin
babası olmadığını TCK’nın 287. maddesinde belirtildiği ꢀekilde kanıtlayamamıꢀtır. Bu
nedenle mahkeme çocuğun evlilik içinde doğmuꢀ olmasını dikkate alarak baꢀvuranın çocuğun
babası olduğuna hükmetmiꢀtir.
DNA testi yaygınlaꢀınca baꢀvuran ve S.’ye test uygulanmıꢀ ve S.’nin babasının
baꢀvuran olamayacağı tespit edilmiꢀtir. Ne var ki testin doğruluğuna dair ꢀüphe olmamasına
rağmen mahkeme baꢀvuranın yeniden yargılama talebini geri çevirmiꢀtir. Yeniden yargılama
yapılabilmesi için yeni elde edilen kanıtın yargılama devam ederken de mevcut olması ancak
mücbir sebepten ulaꢀılamıyor olması gerektiğine hükmetmiꢀtir. Ancak sözkonusu madde
hükümlerine göre bilimsel geliꢀmenin mücbir sebep kabul edilemeyeceğine karar vermiꢀtir.
Mahkeme, baꢀvuranın ilk olarak nesebin reddi davası açtığı 1982 yılında DNA testi
yapılmasının teknolojik zorluğuna rağmen yeniden yargılama yapılması talebinin reddinin
neden “demokratik bir toplumda gerekli” olduğuna dair Hükümetin sebep sunmadığını
gözlemlemektedir. Mahkeme ayrıca ulusal mahkemelerin baꢀvurandan ziyade çocuk ve
ailenin yararını gözetmiꢀ olduğuna dair Hükümetin savunmasından tatmin olmamıꢀtır.
Özellikle çocuğun yararının nasıl gözetildiği belirtilmemiꢀtir. Mahkeme bilimsel kanıtlara
göre kendisine ait olmayan bir çocuğun babalığını reddetmek için en az bir fırsat verilmesinin
baꢀvuranın yasal hakkı olduğu gibi gerçek babasını öğrenmenin S.’nin de yararına olduğunu
belirtir.
Mahkemenin içtihadına göre tespit edilen gerçekler ve ilgililerin istekleri göz önünde
bulundurulmaksızın hukuki varsayımların biyolojik ve sosyal gerçekliğin önüne geçtiği
durum, devlete bırakılan takdir miktarı dikkate alındığında dahi özel ve aile hayatına etkili
4