COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
TEHRANI ve DĐĞERLERĐ/TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 32940/08, 41626/08, 43616/08)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Nisan 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan davaların (no. 32940/08, 41626/08 ve  
43616/08) nedeni Đran vatandaları Mohammad Javad Tehrani, Parviz Norouzi, Nader  
Kazempour Marand ve Parviz Ranjbar Shorehdel’in (“bavuranlar”), Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözlemesi’nin (“AĐHS”) 34.  
maddesi uyarınca sırasıyla 14 Temmuz, 2 Eylül ve 15 Eylül 2008 tarihlerinde yapmıꢀ  
oldukları bavurulardır.  
Adli yardım alan bavuranlar, New York’taki sivil toplum kuruluu Đranlı Göçmen  
Đttifakı’nın yöneticisi D. Abadi tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOULLARI  
A. Olayların Geçmii  
1. 32940/08 No’lu Bavuru  
Bavuran 1969 doğumludur ve halen Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’nde  
tutulmaktadır.  
Bavuran, Đran’ı 30 Aralık 2002 tarihinde terk etmive 11 Ocak 2003’te Irak’taki Al-  
Ashaf kampında bulunan Halkın Mücahitleri Örgütü’ne (“HMÖ”) katılmıtır. HMÖ’nün 3  
Haziran 2004 tarihinde silahsızlanmasının ardından yine Irak’ta bulunan Geçici Uluslararası  
Mevcudiyet’te (“the TIPF”) yaamaya balamıtır. 5 Mayıs 2006’da Irak’ta bulunan BMMYK  
bavuranın mülteci olduğunu kabul etmitir.  
Bavuran, bir insan kaçakçısının yardımıyla Haziran sonunda Irak’ı terk etmitir.  
Bavuru formunda 4 Temmuz 2008’de yakalandığını belirtmiancak Türk makamlarına  
müteakiben verdiği iki ifadede 7 Temmuz 2008’de Türkiye’de yakalandığını kaydetmitir.  
Hükümet tarafından sunulan belgeler arasında 7 Temmuz 2008’de yakalanan kiilerin listesi  
bulunmaktadır ve bavuranın ismi de bunlar arasında yer almaktadır.  
Bavuran, yakalanmasını müteakiben öncelikle polis karakoluna götürülmütür.  
Hükümet’in sunduğu belgelerden, bu karakolda 5 Temmuz 2008 tarihinde bavuranın parmak  
izlerinin alındığı ve 7 Temmuz 2008’de yapılan sorgulaması sırasında ülkeye yasadıı giriꢀ  
yaptığı için yakalandığının kendisine bildirildiği anlaılmaktadır. 7 Temmuz 2008 tarihli ifade  
formunda bavuranın ve tercümanın imzaları bulunmaktadır.  
7 Temmuz 2008’de bavuran, Edirne’deki Tunca Yabancılar Misafirhanesi’ne  
gönderilmitir. Burada 22 Temmuz 2008 tarihinde Türkiye’ye girii, siyasi geçmii ve  
anavatanından kaçınedenlerine ilikin sorgulanmıtır.  
7 Aralık 2008’de yetkili makamlar bavuranı öncelikle Tunca Yabancılar  
Misafirhanesi’nde daha genibir binaya; daha sonra da 1 Haziran 2009’da Kırklareli  
Yabancılar Misafirhanesi’ne göndermilerdir.  
2. 41626/08 No’lu Bavuru  
Đran vatandaı olan bavuran 1951 doğumludur ve halen Kırklareli Yabancılar  
Misafirhanesi’nde tutulmaktadır.  
Bavuran, HMÖ’ye katıldığında ei ve beçocuğuyla Đran’da yaamaktaydı. 1990’da  
BMMYK tarafından mülteci olarak kabul edildiği Türkiye’ye kaçmıtır. O tarihte bavuranın  
ei altıncı çocuğuna hamileydi. Bavuran ve ailesi 1992’de yeniden Finlandiya’ya  
yerlemilerdir. Ertesi yıl bavuran, Irak’ta bulunan HMÖ’ye katılmak üzere Finlandiya’yı  
terk etmitir. 2004’te HMÖ’den kaçmı, önce TIPF’de daha sonra da 2008’e kadar Al-Ashaf  
kampında kalmıtır.  
2008’in balarında bavuran Finlandiya’daki ailesiyle yeniden iletiim kurmuve 4  
Mart 2008’de Al-Ashaf kampını terk etmitir. Bir insan kaçakçısının yardımıyla Mayıs ya da  
Haziran 2008’de yasadıı yollardan Türkiye’ye girmive Đstanbul’a gitmitir. Finlandiya’ya  
girii vizesi almak için Türkiye’deki Fin makamlarına bavurmutur. Bavuran, sonucu  
beklerken Yunanistan’a kaçmaya karar vermitir.  
Bavuran AĐHM önünde, 4 Ağustos 2008 gecesi Türk makamlarınca yakalandığını ve  
Aydın’a bağlı Didim’de bulunan bir jandarma karakoluna götürüldüğünü; burada sığınma ve  
Türkiye’de kalmak için geçici izin talebinde bulunduğunu belirtmitir. Aynı gece Didim  
Jandarma Karakolu’nca kullanılan terk edilmibir depoya götürülmüve 15 Ağustos 2008’de  
Didim’deki tutukevine götürülmeden önce 10 gün süreyle burada tutulmutur. Bavuran  
burada yirmi gün süreyle tutulmutur.  
Hükümet görülerinde bavuranın, yakalanmasını müteakiben Aydın Emniyet  
Müdürğü mütemilatı içerisinde yer alan yabancılar misafirhanesinde (“Didim Yabancılar  
Misafirhanesi”) tutulduğu belirtilmitir. Hükümet tarafından sunulan belgeler arasında 4  
Ağustos 2008’de yakalanan yirmi iki yabancının isimlerinin listelendiği bir yakalama tutanağı  
bulunmaktadır. Bu isimler arasında altmıaltı yaında bir Đran vatandaı olan Perviz  
Muhammed’in ismi de yer almaktadır. 14 Ağustos 2008 tarihli bir nakil belgesinde aralarında  
Perviz Muhammed’in de bulunduğu on yedi Đran vatandaının ismi yer almaktadır ancak,  
Perviz Muhammed’in 5 Ağustos 2008’de yakalandığı kaydedilmektedir. Bu belgeden ayrıca  
sözkonusu on yedi kiinin, jandarma karakolundan Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne  
nakledildiği anlaılmaktadır.  
28 Ağustos 2008’de Fin yetkili makamları bavurana Finlandiya’ya girmesi için vize  
vermilerdir. 4 Eylül 2008’de bavurana ayrıca Finlandiya’da çalıması ve ikamet etmesi için  
de izin verilmitir.  
5 Eylül 2008’de yetkili makamlar bavuranı o tarihten beri tutulduğu Kırklareli  
Yabancılar Misafirhanesi’ne nakletmilerdir.  
5 Eylül 2008’de, Didim veya Kırklareli’de, bir polis memuru bavuranın sığınma  
prosedürüne ilikin ifadesini almıtır. Bavuran, kendisi ve ailesinin on altı yıl önce BMMYK  
tarafından Finlandiya’ya yerletirildiklerini belirtmitir. Daha sonra bavuran görevli olarak  
Irak’a dönmütür. Görevini tamamladıktan sonra Finlandiya’ya dönmeye çalıırken Türk  
makamlarınca yakalanmıtır.  
12 Ocak 2010’da AĐHM bavurandan, bavurusunu geri çekmeyi talep ettiği bir yazı  
almıtır. 22 Ocak 2010’da bavuranın avukatı AĐHM’ye bavuranın bavurusunu devam  
ettirmek istediğini bildirmitir. 11 ubat 2010’da bavuranın avukatı AĐHM’ye, bavuran  
tarafından 7 ubat 2010’da Đngilizce ve Türkçe olarak yazılan iki mektup yollamıtır.  
Bavuran bu yazılarda on yedi ay boyunca tutuklu bulunduğunu ve hayatının tehlikeye  
gireceği Đran’a gönderilmek üzere sınır dıı edilmesini istediğini kaydetmitir. Bavuranın  
avukatı ayrıca serbest çalıan bir psikolog olduğu anlaılan C.S. tarafından hazırlanan  
psikolojik durum raporu sunmutur. Raporda bavuranın depresyon, stres ve kaygı bozukluğu  
belirtileri gösterdiği ve acil psikolojik ve psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyduğu belirtilmitir.  
Ayrıca bu bağlamda bavuranın, Đran’a gönderilmesini isteyerek intihara teebbüs ettiği ve  
bunun, mevcut durumunun belirsizliğinden daha iyi olduğu kanısında olduğu kaydedilmitir.  
AĐHM’nin bavuranın psikolojik durumuna tam teçhizatlı bir devlet hastanesinde tanı  
konulmasını talep eden geçici tedbirini müteakiben Hükümet 5 Mart 2010’da, 1 Mart 2010’da  
bir psikiyatrist tarafından hazırlanan sağlık raporunu sunmutur. Tek paragraflık bu raporda  
bavuranın psikoz semptomlar göstermediği, durumunun iç yüzünü kavrayabildiği ve ayrıca  
tam bir psikiyatrik muayeneden geçmeyi reddetmesi nedeniyle tanı konulamadığı  
kaydedilmektedir.  
3. 43616/08 No’lu Bavuru  
Bavuranlar sırasıyla 1960 ve 1966 doğumludur. Halen geçici ikamet belgeleri ile  
Kırklareli’nde yaamaktadırlar.  
Birinci bavuran (K.M.) 1980’lerin balarında, 1978 ve 1986 yılları arasında yaamıꢀ  
olduğu Đngiltere’de okurken HMÖ’ye katılmıtır. Daha sonra Irak’a gitmi, HMÖ tarafından  
kabul edilmive 19 Kasım 2006’a kadar Al-Ashraf kampında yaamıtır. Al-Ashraf  
kampından ayrıldıktan sonra, BMMYK’nın 16 Ekim 2007’de mültecilik statüsünü tanıdığı  
TIPF’ye gitmitir. Bavuran 23 Aralık 2007’de TIPF’yi terk etmive ikinci bavuranla  
karılağı Erbil’e gitmitir.  
Đkinci bavuran (P.R.S.) 1990’da Irak’taki HMÖ’ye katılmıtır. Nisan 2004’te örgütten  
kaçmıve BMMYK’nın kendisini 5 Mayıs 2006’da mülteci olarak tanıdığı TIPF’ye gitmitir.  
2008’de bavuranlar Irak’tan kaçmaya ve Đngiltere’ye gitmeye karar vermiler; insan  
kaçakçılarına 7,000 Amerikan Doları ödemilerdir. 11 Eylül 2008’de Türkiye’den sınırı  
geçerek yakalanıp geri gönderildikleri Yunanistan’a gitmilerdir. Aynı gün Türk topraklarına  
geri döndüklerinde, Türk sınır yetkilileri bavuranı diğer kiilerle birlikte yakalamıve altmıꢀ  
yedi yabancının isimlerini içeren bir liste hazırlamılardır. Bu belgede ayrıca, tercüman  
bulunmaması nedeniyle listede adı geçenlerin Pasaport Kanunu ihlaline ilikin olarak  
sorgulanamadıkları belirtilmektedir. Ertesi gün yetkili makamlar bavuranları Tunca  
Yabancılar Misafirhanesi’ne götürmülerdir.  
17 Eylül 2008’de Pasaport Yabancılar ube Müdürlüğü yetkilileri, bavuranları  
sorguya çekmitir. Soruturma sırasında hazırlanan ifade formlarından, Türkçe konutuklarını  
ifade eden bavuranların tercüman istemedikleri ve geçmileri ve Yunanistan’a yaptıkları  
yolculuk hakkında kısaca bilgi verdikleri anlaılmaktadır. Đfade formlarından ayrıca  
bavuranların, Türkiye’ye yasadıı yollardan girmeleri nedeniyle aleyhlerinde yapılan  
yargılamayı müteakiben sözkonusu müdürlüğe nakledildikleri anlaılmaktadır.  
14 Ekim 2008’de bavuranlar, Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’ne  
nakledilmilerdir.  
14 Mayıs 2009’da bavuranlar, Đçileri Bakanlığı’ndan kendilerini serbest bırakmasını  
talep etmilerdir.  
Ankara Đdare Mahkemesi sırasıyla 7 ve 27 Ekim 2009 tarihlerinde bavuranların  
serbest bırakılmasını öngörmütür. Yetkili makamlar 25 Kasım 2009’da bavuranları serbest  
bırakve kendilerine beay süreyle geçerli geçici ikamet izni vermitir. Emniyet Genel  
Müdürğü’nün itirazı üzerine Ankara Bölge Đdare Mahkemesi 11 Kasım 2009 tarihli  
kararıyla Ankara Đdare Mahkemesi’nin birinci bavuran hususunda verdiği kararı bozmutur.  
Mahkeme kararını, bavuranın önceki HMÖ üyeliği nedeniyle kamu düzeni ve genel güvenlik  
gerekçelerine dayandırmıtır. Kararın hazırlanması aamasında bavuran henüz Kırklareli  
Yabancılar Misafirhanesi’ne geri alınmamıtır.  
B. Tunca Yabancılar Misafirhanesi koulları (32940/08 ve 43616/08 no’lu bavurular  
hususunda)  
1. Bavuraların açıklamaları  
Bavuranlar 32940/08 ve 43616/08 no’lu bavurularında, esas olarak, aırı kalabalık  
odalardan, yetersiz hijyenden, kalitesiz yemeklerden, içme suyu ve tıbbi yardım  
yetersizliğinden, yıkanma için yeterli sıcak suyun mevcut olmayıından, kamuya açık yeterli  
telefon bulunmamasından, yeterince temiz hava alamamaktan ve egzersiz yapamamaktan  
ikayetçi olmulardır.  
Bu bağlamda bavuran, 32940/08 no’lu bavurusunda yabancılar misafirhanesinin  
büyükğüne ve kapasitesine ilikin değien değerler sunmutur. Dolayısıyla ilk bavuru  
formunda, her biri 20-25 metre karelik, yirmi yatak kapasiteli ve 160 tutukluyu barındıran üç  
odalı bir binada tutulduğunu (“birinci bina”) iddia etmitir. Bu nedenle, bir ranzaya yerleene  
kadar üç gece boyunca yerde uyumak durumunda kalmıtır. Daha büyük bir binaya (“ikinci  
bina”) nakledilmesi ardından bu yeni yerin, 30 ila 280 arasında insanı barındırma kapasitesi  
olan yaklaık 250 metre karelik bir yer olduğunu belirtmitir. Bavuran AĐHM’ye sunduğu  
son ifadesinde, birinci binadaki erkekler bölümünün, 169 metre karesi uyuma kısmı olmak  
üzere 233 metre kare olduğunu ve bu bölümde, 120 ila 150 kii barındırmak üzere 55 yatak  
bulunduğunu belirtmitir. Bavuran ayrıca ikinci binanın 288 metre karesi uyuma kısmı  
olmak üzere 408 metre kare ve havalandırma ve yeterli ıık koullarına sahip olmaksızın 250  
ila 300 kii barındırma kapasitesine sahip olduğunu kaydetmitir. Đkinci binaya nakledilmesini  
takip eden iki ay boyunca hiç yatak bulunmadığını ve orada kalanların, yerde yeterli sayıda  
olmayan kirli battaniyeler ve minderler üzerinde uyumak durumunda kaldıklarını belirtmitir.  
Sonradan misafirhaneye 90 ranza getirilmitir. Binada ayrıca ısıtma sistemi de mevcut değildi.  
Sifonu bulunmayan üç tuvalet, yetersiz sıcak su bulunmakta; çalıan duise  
bulunmamaktaydı. Tunca Yabancılar Misafirhanesi’ndeki on bir aylık kalma sürecinde  
bavurana sekiz kez açık havaya çıkma izni verilmitir.  
Bavuran 32940/08 no’lu bavurusunda, ilk olarak bulundurulduğu birinci binaya ait  
on dört fotoğraf sunmutur. Fotoğraflar cep telefonu ile çekilmitir. Fotoğrafların aynı odaya  
mı farklı odalara mı ait oldukları belli değildir. Odanın duvarlarına paralel olarak yan yana  
dizilmi, üzerlerinde çaraflar, örtüler ya da yastıklar bulunmayan; bazılarında battaniyeler  
bulunan ranzalar mevcuttur. Tüm fotoğraflarda odanın ortasında, birbirlerine dokunacak kadar  
yakın olarak yerde yatan ya da yere serilmibattaniyelerin üzerinde oturan ve sayıları  
anlaılmayan adamlar görülmektedir. Bazı adamlar, yatmakta olan adamları çevresinde  
yürümektedirler. Fotoğraflardan birinde, duvardaki kamuya açık telefona doğru uzanmak için  
yerde yatanların üzerine yaslanan adamlar görülmektedir. Bir baka fotoğrafta bir grup adam  
dirsek dirseğe oturarak yemeklerini yemekte; diğerleri de odanın öteki ucunda yemek sırası  
beklemektedir.  
Bavuran 32940/08 no’lu bavuruda, kendisi ayrıldıktan sonra bir baka kiinin  
telefonuna kaydedilen ikinci binaya ait video görüntülerini ve bu görüntülerden elde edilen  
fotoğrafları sunmutur. Bu görüntülerden, sözkonusu kiilerin duvarlara paralel olarak yan  
yana dizilen ranzaların bulunduğu hangar benzeri bir salonda tutuldukları ve çok sayıda kirli  
minderin üzerlerinde çaraf, yastık ya da battaniye bulunmaksızın odanın ortasına yayıldığı  
anlaılmaktadır. Fotoğraflarda ve video görüntülerinde yeterince ıık mevcut değildir.  
Günıığı odaya eğimli yüksek çatının ve demir parmaklıklar ardındaki salon giriinin  
yakınında bulunan pencerelerden girmektedir. Kapının önüne arkadaki görüntüyü kapayan bir  
bez asılmıolduğu için tuvaletlerin ve duların tam sayısı belli olmamaktadır. Ancak, tespit  
edilebildiği kadarıyla, iki lekeli tuvalet, kırık bir duve duvarın yakınında ayak yıkamak için  
konmuolması muhtemel iki sıra musluk mevcuttur. Bina genel olarak eski ve pis  
görünmektedir. Görsel kaynaklarda çekmece, masa, sandalye ya da herhangi bir kiisel eya  
görülmemektedir.  
Bavuranlar, 43616/08 no’lu bavuruda, 32940/08 no’lu bavuruya ilikin olarak  
yukarıda tasvir edilen on dört fotoğrafı sunmutur. Bavuru formlarında, bulundukları tesisin  
yaklaık 120 kii ve 44 yatak kapasiteli, toplamda 130 metre kare gelen üç oda ve bir  
banyodan olutuğunu kaydetmilerdir. Daha sonraki ifadelerinde, tesisin 120 ila 150 kii ve  
toplam 55 yatak kapasitesi ile yine toplamda 233 metre kare geldiğini belirtmilerdir.  
Bavuranlar, sonuç olarak, birçok kiinin yatak bulunmaması nedeniyle yerde uyumak  
durumunda kaldıklarını ileri sürmülerdir. Odaların yeteri kadar ıığa ve havalandırmaya  
sahip olmadığını iddia etmilerdir. Ayrıca, açık havada zaman geçirmelerine izin  
verilmemitir ve odalarda sigara içilmesi nedeniyle buna katlanmak zor olmutur.  
Bavuranlar, Hükümet’in aağıda özetlenen cevaplarına itiraz etmilerdir.  
2. Hükümet’in görüü  
Hükümet yasadıı göçmenlerin tutulması için toplam kapasitesi 300 kii olan iki bina  
bulunduğunu ileri sürmütür. Hükümet bu bağlamda, bavuranların sunduğu fotoğrafların  
yeni gelenlerin, ön görüme, görüme ve sağlık taraması aamaları için toplandıkları iki  
saatlik süre içinde çekildiğini belirtmitir. Bu süreyi müteakiben odalarına geri  
yerletirilmilerdir.  
Misafirhanede dağıtılan yemekler, üç kaptı ve bir yemek irketi tarafından  
yapılmaktaydı. Yıkanmak için sürekli sıcak su ve içme suyu için su arıtıcı bulunmaktaydı.  
Misafirhanede klinik mevcut olmamakla birlikte revir bulunmaktaydı. Hastalananlar, yerel  
hastanelere götürülmekteydiler. Hijyen sağlanması için koğular düzenli olarak dezenfekte  
edilmekteydi.  
Hükümet, iddialarını desteklemek için büyük bir cam ilaç dolabının, halen plastik  
kılıflarında bulunan yeni minderleri ve bir köeye yığılmıyastıklarıyla, yan yana dizilmiꢀ  
ranzaların, kapısı ya da perdesi olmayan bir duun, kamuya açık bir telefonun, tepsi üzerinde  
sunulan üç kap yemeğin, su artıcısının, tesis içi bir dükkanın, çocuklar için oyun alanının ve  
küçük bir futbol sahasının görüldüğü on fotoğraf sunmutur.  
C. Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi koulları (üç bavuran açısından)  
1. Bavuranların görüü  
32940/08 no’lu bavuruda bavuran, 43616/08 no’lu bavurudaki bavuranın  
ifadelerine atıfta bulunmuve daha az tutuklu bulunması ve açık havada zaman geçirilmesi  
nedeniyle Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi koullarının daha iyi olduğunu ileri sürmütür.  
Ancak, dağıtılan yemeğin besin ve kalori değeri açısından yetersiz olması, suyun içilebilir  
olmaması, düzenli olarak sıcak su verilmemesi, ive eğitim faaliyetleri sağlanmaması ve  
asgari tıbbi destek sağlanması nedeniyle tesiste kalmanın katlanılmaz olduğunu ileri  
sürmütür.  
Bavuranlar AĐHM’ye sundukları görülerinde, 43616/08 no’lu bavuruda Kırklareli  
Yabancılar Misafirhanesi’ndeki fiziksel koulların Avrupa Đꢀkenceyi Önleme Komitesi  
(“AĐÖK”) tarafından konulan minimum standartların altında olduğunu ileri sürmütür. Bu  
hususta, 14.2 metre kare olduğunu iddia ettikleri bir odanın çizimini sunmulardır. Çeitli  
fotoğraflar sunan bavuranlar, özellikle hijyenin ve tutuklulara servis edilen yemeğin kalitesiz  
ve içme suyunun aırı derecede kireçli olduğundan ikayetçi olmutur. Bu nedenle, fiyatları  
çok yüksek tesis içi dükkandan yiyecek almak zorunda kalmılardır. Bavuranlar ayrıca duꢀ  
almak için yeterli sıcak su bulunmadığından ikayetçi olmulardır. Buna ek olarak, Kırklareli  
Yabancılar Misafirhanesi’nin yeterli dinlenme ve egzersiz alanına sahip olmadığından ve  
yeterli sağlık hizmetleri sunmadığından ikayetçi olmulardır. Yalnızca öğlen ve 17.00 arası  
açık havada egzersiz yapabilmilerdir.  
Bavuranların sundukları fotoğraflarda çorba, karıık sebze, bulgur, fasulye, nohut,  
mercimek, ekmek ve reçel seçeneklerinden oluan üç kaplık yemek görülmektedir. Bir bardak  
suyun dibinde, beyaz kirecimsi bir madde görülmektedir. Büyük kazanlardaki yemekler,  
salondaki masaların üzerinde görülmektedir. Bakımsız ve kullanılmayan bir mutfağın  
fotoğrafları görülmektedir. Bazı fotoğraflarda, personel tarafından ve tutuklular tarafından  
dağıtılan yemekler görülmektedir. Fotoğraflardan birinde yemek dağıtan personel görevlisinin  
plastik eldiven taktığı görülmektedir. Yemek sırası bulunmamaktadır. Bavuranlar ayrıca  
kapalı kabinlerdeki iki duun fotoğraflarını sunmulardır. Dulardan birinin kırık olduğu  
görülmektedir. Birinde koyu lekeler bulunan, diğeri temiz görünen iki alaturka tuvaletin  
fotoğrafları da mevcuttur. Bavuranlar ayrıca misafirhaneyi çevreleyen dikenli telin,  
pencerelerin dıındaki metal çubukların, yukarı yerletirilmisu deposunun, yerlere yayılmıꢀ  
çok sayıda karton, kağıt ve plastik poet arasındaki çöp kutularının, kırık plastik bir  
sandalyenin ve üzeri çim kaplı voleybol sahasının fotoğraflarını sunmutur. Devlet  
yetkililerinin ve misafirhane sakinlerinin etrafında toplandığı yuvarlak masanın, dini törenin,  
müteakip et dağıtımının ve selamlamaların fotoğrafları da mevcuttur.  
Bavuranlar, Hükümet’in aağıda kaydedilen cevaplarına itiraz etmitir.  
2. Hükümet’in görüü  
Hükümet, odaların dört kii kapasiteli ve 35 metre karelik standart büyüklükte  
olduklarını kaydetmitir. Bavuranların sunduğu fotoğraflarda görülen mutfağın  
kullanılmadığını ve yemeğin, bir yemek irketi aracılığıyla dıarıdan getirildiğini ileri  
sürmütür. Hükümet, musluk suyuna ilikin olarak personelin aynı su ebekesini kullandığını  
ve bu ebekenin kullanılmasından kaynaklanan herhangi bir sağlık sorunu olmadığını  
kaydetmitir. Hükümet ayrıca misafirhanede düzenlenen çeitli sosyal olayların fotoğraflarını  
sunmutur. Diğer fotoğraflarda tesiste bulunan sağlık merkezi, voleybol oynayan, bahçede  
dolaan ve karda oynayan kiiler, açık havada bisiklet süren üç yalarında bir kız, yemek  
dağıtımı, tuvaletler ve musluklar, ibadethane, futbol sahası, televizyon odası ve masa tenisi  
görülmektedir. Odalardan birinde tuvalet ve dubulunmaktadır. Diğer fotoğraflarda ayrı bir  
duve tuvalet alanı ve ortak kullanıma açık bir çamaır makinesi görülmektedir. Diğer  
fotoğraflarda tuval üzerinde resim yapan bir kii ya da bir odada çay içen iki kii gibi günlük  
yaam görüntüleri mevcuttur. Odalar, büyük pencerelerden gelen doğal ıığı almaktadır. Đster  
ranza ister yatak olsun, tüm yatakların üzerinde yastık, battaniye ve örtü bulunmaktadır.  
Fotoğraflarda odalarda perdeler, tavan ııkları, büyük ahsi çekmeceler ve merkezi dilimli  
radyatörler olduğu görülmektedir. Yerlerde halılar ya da duvarlarda posterler gibi tutuklulara  
ait ahsi eyalarla dekore edilmilerdir. Bazı odalarda plastik masalar ve sandalyeler  
bulunmaktadır. Fotoğraflardan birinde bir bilgisayar, vantilatör ve küçük bir Noel ağacı  
görülmektedir. Hükümet ayrıca misafirhaneyi çevreleyen dikenli telin, boçöp kutularının,  
çöplerin belediye personelince temizlenmesinin ve misafirhane sakinlerine hediyeler dağıtan  
bir görevlinin fotoğraflarını sunmutur.  
D. Didim’deki koullar (41626/08 no’lu bavuru hususunda)  
1. Bavuranın görüü  
Bavuran 41626/08 no’lu bavurusunda ilk olarak Didim Jandarma Karakolu’nca  
kullanılan aırı kalabalık bir ambarda kötü koullar altında on gün süreyle tutuklu  
bulundurulduğundan ikayetçi olmutur. Hijyensiz koullarda; yeterli gün ıığı ve  
havalandırma olmaksızın, yeterli sağlık hizmeti almaksızın, yatak, güvenli içme suyu, yeterli  
yemek, sağlık yardımı, yeterli sıcak su, herhangi bir kapalı ya da açık alan aktivitesi ya da  
arıdaki dünyayla herhangi bir bağlantı olmaksızın tutuklu bulundurulduğunu iddia etmitir.  
Bavuran, Didim Yabancılar Misafirhanesi’ndeki koullara ilikin olarak, altı kiiyle  
bir koğuu paylağını ve kendine özel zaman ayıramadığını iddia etmitir. Yeterli temiz hava  
alama, yeterli yiyecek yiyememi, yeterli su içememi, yatakta yatamamı, temiz kıyafet  
bulamamı, yeterli hijyenik koullar ve sıcak su bulamamıve sağlık hizmeti alamamıtır.  
Kaldığı süre boyunca toplam 60 yatak ve 60 misafirhane sakini gözlemlemitir. Temiz hava  
almasına ve dıdünyayla iletiim kurmasına izin verilmemitir.  
Bavuran ayrıca Hükümet’in aağıda özetlenen cevaplarına itiraz etmitir.  
2. Hükümet’in görüü  
Hükümet bavuranın, yakalanmasını müteakiben Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne  
götürülğünü ileri sürmüve bavuranın Didim Jandarma Karakolu’nca kullanılan ambarda  
tutuklu bulundurulmasına ilikin iddialarına cevap vermemitir. Hükümet Didim Yabancılar  
Misafirhanesi hususunda ranzaların bulunduğu on koğuun mevcut olduğunu ileri sürmütür.  
Mümkün olan hallerde aileler, ayrı koğularda tutulmutur. Tüm odaların dıarı açılan  
pencereleri mevcuttur. Tesiste bir mutfak, bir ibadethane, bir yemek salonu, bir televizyon  
odası, tuvalet, banyo ve yirmi dört saat sıcak su mevcuttur. Hükümet; musluk suyunun  
içilebildiğini ve misafirhanedeki yemeklerin bir yemek irketi tarafından yapıldığını  
kaydetmitir. Misafirhane sakinleri aylık sağlık kontrollerinden geçmive kendilerine Devlet  
tarafından ilaç sağlanmıtır. Aynı ekilde, Aydın Emniyet Müdürlüğü tarafından deterjan,  
sabun ve çamaır suyu gibi temizlik maddeleri de sağlanmıtır. Hükümet bu bağlamda bir  
yemek irketine, fırına, markete ve süt ürünleri irketine yapılan ödemeleri gösteren  
makbuzlar sunmutur. Hükümet ayrıca Temmuz ve Aralık 2008 tarihleri arasında yabancılar  
misafirhanesinde servis edilen menüyü sunmutur. Menüde haftanın her günü iki ya da üç  
çeit yemek çıktığı görülmütür. Yemekler, çorba ve sebzeler; makarna veya köfte ve kuru  
fasulye ve yoğurt eklinde değimitir. Hükümet aynı zamanda toplam otuz sekiz reçete için  
bir eczaneye yapılan ödemeyi gösteren 7 ve 8 Ağustos 2008 tarihli iki makbuz sunmutur.  
Hükümet Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne ilikin on üç fotoğraf sunmutur. Đki  
ailenin kaldığı anlaılan iki ayrı odanın fotoğrafları mevcuttur. Odalarda perdeleri ve demir  
çubukları olan genipencereler, merkezi dilimli radyatörler ve beyaz yatakların ve  
battaniyelerin bulunduğu ranzalar görülmektedir. Elektrik ocaklı bir mutfağın, alaturka bir  
tuvaletin, elektrikli bir su ısıtıcısının, küçük bir lavabonun ve misafirhanenin ana giriinin  
fotoğrafları da mevcuttur.  
HUKUK  
I. AĐHM’NĐN DEĞERLENDĐRMESĐ  
AĐHM 41626/08 no’lu bavuruda bavuranın ilk olarak, AĐHM’ye bavurusunu geri  
çekmek isteğini bildirdiğini ve daha sonra yaamının tehlikeye gireceği Đran’a geri  
gönderilmesini talep ettiğini kaydetmektedir. Ayrıca avukatı tarafından sunulan ve bavuranın  
tedaviye ihtiyacı olduğunu belirten psikoloji raporu ile Hükümet tarafından sunulan ve  
bavuranın psikolojik bir hastalığı olmadığını ancak kendileriyle ibirliği yapmaması  
nedeniyle baka bir tehis konulamadığını belirten psikiyatri raporu arasındaki çeliki  
AĐHM’nin dikkatini çekmektedir.  
Ancak AĐHS’nin 37. maddesini hatırlatan AĐHM, aağıda kaydedilen nedenlerden  
ötürü davayı inceleme hususunda yetki sahibi olduğu kanaatindedir.  
AĐHS’nin 34. maddesi bağlamında, “ihlal mağduru” olunması, diğer bir deyile, AĐHS  
kapsamındaki bir hakkın ihlalinden etkilenilmesi, AĐHS’nin koruma mekanizmasının devreye  
sokulmasını kaçınılmaz kılar. Ancak, bu kriter tüm yargılama süresince katı, mekanik ve  
esnek olmayan bir ekilde uygulanamaz. Kural olarak ve öncelikle bavuranın yaamı ya da  
fiziksel sağğı için risk içeren durumlarda, bavuranın daha sonra bavurusunu devam  
ettirmek istemesi tek kriter olarak kabul edilemez. AĐHS’nin 2. ya da 3. maddelerinin  
ihlallerinin telafi edilmesinin daha fazla mümkün olmayabileceği, bavurunun incelenmesine  
devam edilip edilmemesine karar verilirken göz önüne alınmalıdır.  
AĐHM, bavuranın iddialarından birinin Đran’a iade edilmesi halinde ölme ya da kötü  
muamele görme riskine ilikin olduğunu kaydetmektedir. Bu ikayetin daha fazla  
incelenmesine halel getirmeksizin, bavuranın bavurusunu geri çekme isteğini kabul etmek  
ve davayı kayıttan düürmek, kiinin yaama hakkı ve fiziksel sağğı gibi önemli hususlarda  
AĐHM tarafından sağlanan korumayı artıracaktır. AĐHM, mevcut bavuruda bavuranın ruhsal  
durumuna ilikin mevcut üpheyi ve taraflarca sunulan raporlar arasındaki farklılığı dikkate  
değer görmektedir.  
Bu koullar altında AĐHM, AĐHM ve ek protokollerinde tanımlandığı ekliyle insan  
haklarına riayet edilmesinin, 41626/08 no’lu bavurunun incelenmesine devam edilmesini  
gerektirdiği kanaatindedir (AĐHS’nin 37/1 maddesi). Bu nedenle AĐHM, bavuranın geri  
çekme isteğini reddetmekte ve bavurunun incelenmesine devam edilmesine karar  
vermektedir.  
II. BAVURULARIN BĐRLETĐRĐLMESĐ  
Olaylar ve hukuk açısından benzerliklerini göz önüne alan AĐHM, bavuruları  
birletirmesini uygun görmektedir.  
III.  
SINIR DII ĐꢀLEMLERĐ HUSUSUNDA AĐHS’NĐN 2., 3. VE 13.  
MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar AĐHS’nin 2. ve 3. maddelerine dayanarak Đran ya da Irak’a sınır dıı  
edilmelerinin, kendilerini ölüm ya da kötü muamele riskiyle yüz yüze getireceğinden  
ikayetçi olmulardır. Ayrıca, AĐHS’nin 13. maddesine dayanarak AĐHS’nin 2. ve 3.  
maddeleri bağlamındaki iddialarını ortaya koyabilecekleri etkin bir iç hukuk yolunun mevcut  
olmadığını iddia etmilerdir.  
AĐHM, bavuranların 2. ve 3. madde kapsamındaki ikayetlerinin yalnızca 3. madde  
açısından incelenmesinin daha uygun olduğu kanısındadır (bkz. Abdolkhani ve Karimnia, 62.  
paragraf, ve N.A./Đngiltere, no. 25904/07, 95. paragraf, 17 Temmuz 2008).  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavuranların AĐHS’nin 35/1 maddesi bağlamında mevcut iç hukuk  
yollarını tüketmediklerini iddia etmitir. Sınır dıı edilecek yabancıların, idari mahkemelere  
bavurabildiklerini ve sınır dıı ilemlerinin iptalini isteyebildiklerini iddia etmitir.  
AĐHM, Türk hukuku uyarınca, bir sınır dıı emrinin bozulmasını talep etmenin,  
otomatik olarak erteleyici bir etkisi bulunmadığını ve bu nedenle, bavuranların AĐHS’nin  
35/1 maddesinde öngörüldüğü ekliyle iç hukuk yollarını tüketmek için idari mahkemelere  
bavurmalarının gerekli olmadığını yinelemektedir (bkz. Abdolkhani ve Karimnia, 59.  
paragraf). Dolayısıyla AĐHM, Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.  
AĐHM, bavurunun bu kısmının AĐHS’nin 35/3 maddesi bağlamında dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydetmitir. Ayrıca, kabuledilemez olduğu sonuca varmak için gerekçe  
bulunmamaktadır. Bu nedenle, kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.  
B. Esas  
Türkiye’nin Mültecilerin Hukuku Statüsüne Đlikin Sözleme’ye ve buna ek 1967  
Protokolü’ne getirdiği coğrafi sınırlamayı hatırlatan Hükümet, bavuranların Amerika Birleik  
Devletleri ve Avrupa Birliği tarafından terörist örgüt olarak adlandırılan HMÖ’ye üye  
olduklarını ileri sürmütür. Bu nedenle, bavuranlar da dahil olmak üzere bu örgüte üye olan  
kiilerin Türkiye’de kalmalarına izin verilmesi ulusal güvenlik, kamu güvenliği ve düzeni için  
risk tekil edecektir.  
AĐHM, hem AĐHS’nin 3. maddesine ilikin genel ilkeleri hem de Abdolkhani ve  
Karimnia davasında belirtilen Đran ve Irak’a ilikin ülke bilgilerini yinelemektedir. AĐHM,  
mevcut bavuruların, AĐHM’nin bavuranların Đran veya Irak’a gönderilmelerinin AĐHS’nin  
3. maddesini ihlal edeceğini tespit ettiği yukarıda belirtilen davadakine benzer meseleleri ele  
aldığına iaret etmektedir. AĐHM ayrıca yukarıda belirtilen davada, ulusal makamların  
bavuranların sığınma taleplerini incelememesi ve sınırdıı kararının iptal edilmesi talebinin  
anında askıya alma etkisi bulunmaması nedeniyle, AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine  
karar vermitir.  
AĐHM, kendisine sunulan tüm verileri göz önünde bulundurarak, Hükümet’in, bu  
davalarda farklı bir sonuca ulamasını sağlayabilecek hiçbir delil veya görüsunmadığı  
kanısına varmıtır. AĐHM, AĐHS’nin 3. maddesiyle ilikili olarak, özellikle, bavuranların  
BMMYK’nın mülteci olarak tanıdığı HMÖ’nün eski üyesi olduklarını ve Đran ve Irak’taki  
durumun AĐHM’nin Abdolkhani ve Karimnia kararından bu yana değimediğini  
kaydetmektedir. AĐHS’nin 13. maddesine ilikin olarak, AĐHM, tarafların savlarından, ulusal  
makamların bavuranların zulüm görme korkularını aratırıp aratırmadıklarının, aratırdılarsa  
ne derece aratırdıklarının anlaılmadığını kaydetmektedir. Her durumda, AĐHM,  
Türkiye’deki sınırdıı davalarının yargı denetimlerinin, sınırdıı kararının iptal edilmesi  
bavurularının anında askıya alma etkisi bulunmaması nedeniyle mevcut uygulamalara göre  
etkili iç hukuk yolu olarak değerlendirilemeyeceğini yinelemektedir (bkz. Abdolkhani ve  
Karimnia ve Jabari – Türkiye, 40035/98).  
AĐHM, eldeki bu bilgilerle içtihadını göz önünde bulundurarak, bavuranların Đran  
veya Irak’a gönderilmeleri durumunda AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edileceğine karar  
vermitir. AĐHM ayrıca, Türkiye’nin sığınmacı prosedüründe anında askıya alma etkisi  
bulunmaması nedeniyle AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine karar vermektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 5/1 MADDESĐ ĐLE 4. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, AĐHS’nin 5/1 ve 4. maddelerine dayanarak, tutukluluklarının kanuna  
uygun olmadığı yönünde itiraz etme olanakları bulunmadan kanuna aykırı biçimde tutulu  
bulundurulduklarından ikayetçi olmutur.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu ikayetin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. 5/1 madde  
AĐHM,  
Abdolkhani ve Karimnia davasında aynı mağduriyetleri incelediğini  
yinelemektedir. Bu davada bavuranların Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’ne  
yerletirilmeleri sonucu hürriyetlerinden mahrum edildikleri kanısındadır. AĐHM, sınırdıı  
etme maksadıyla tutukluluk kararına ve tutukluluğun uzatılmasına ve tutukluluk için süre  
sınırı koyulmasına ilikin usulü belirleyen açık yasal hükümler bulunmazken, bavuranların  
hürriyetlerinden mahrum bırakılmalarının AĐHS’nin 5/1 maddesinde belirtilen amaçlar  
doğrultusunda “yasal” olmadığı sonucuna varmıtır.  
AĐHM, mevcut üç davada, bavuranların Didim, Tunca ve Kırklareli Yabancılar  
Misafirhanesi’ne, Abdolkhani ve Karimnia davasındaki bavuranların yerletirilmeleriyle aynı  
sebeplerle yerletirildiklerini kaydetmektedir. 32940/08 ve 41626/08 no’lu bavurulardaki  
bavuranlar Kırklareli misafirhanesinde kalmaya devam etmektedirler. Bu nedenle AĐHM,  
bavuranları bu tür yerlerde tutmanın onları hürriyetlerinden mahrum etmek olduğuna karar  
vermektedir.  
AĐHM ayrıca mevcut üç bavuruda, ulusal makamların bavuranları ilk olarak nerede  
ve ne zaman gözaltına aldıklarına ilikin yakalama tutanağı bulunmadığını gözlemlemektedir.  
32940/08 no’lu bavuruda, bavuranın tam yakalanma tarihine ilikin bilgiler tutarlı değildir.  
41626/08 no’lu bavuruda, altmıaltı yaındaki “Perviz Muhammed” olarak kaydedilen  
ahsın gerçekten mevcut bavurudaki ahıs olup olmadığı açık değildir. Ek olarak, bu ahsın  
yakalanmasına ilikin iki ayrı tarih kaydedilmive bavuranın 14 Ağustos 2008 tarihinde  
Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne nakledilmeden önce on gün boyunca nerede tutulduğuna  
ilikin bilgiler de çelikilidir. 43616/08 no’lu bavuru sahibi bavuranlara ilikin olarak,  
memurların düzenlediği listeye göre, aralarında bavuranların da bulunduğu altmıyedi kii  
11 Eylül 2008 tarihinde yakalanmılar ancak çevirmen bulunmadığı için  
sorgulanamamılardır. Öte yandan, bavuranların ne zaman, nerede ve nasıl yakalandıklarına  
ve 17 Eylül 2008 tarihine dek nerede tutulduklarına ilikin bilgi bulunmamaktadır. 17 Eylül  
2008 tarihinde düzenlenen ifade tutanaklarına göre bavuranlar Türkiye’ye yasadıı yollardan  
girdikleri gerekçesiyle yargılanmılardır ancak yargılamanın sonucuna ilikin dava  
dosyasında bilgi bulunmamaktadır.  
AĐHM, kendisine iletilen tüm bilgi ve belgeler ıığında, mevcut davada, Hükümet’in,  
Abdolkhani ve Karimnia davasında vardığı karardan farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak  
delil veya görüsunmadığı kanısındadır. Özellikle, hem bavuranların yakalanması ve  
tutulmasına ilikin yukarıda belirtilen eksiklikler hem de hürriyetlerinden mahrum  
bırakılmalarına ilikin açık yasal hükümler bulunmayıı göz önünde bulundurulduğunda,  
AĐHM, AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiği kanısına varmaktadır.  
2. 5/4 madde  
Hükümet, Türkiye’ye yasadıı yollardan giriyapan ve Kırklareli Yabancılar  
Misafirhanesi’nde tutulan A.A. isimli Đranlı ahsın, tutulmasına ve sınırdıı edilmesi  
ihtimaline karı idare mahkemelerinde itirazda bulunduğunu belirtmitir. Bunun sonucunda  
kendisine geçici oturma izni verilmitir. Bu nedenle, Hükümet’e göre, idari yargı, AĐHS’nin  
5/4 maddesinin amaçları doğrultusunda etkili bir çözüm yolu tekil etmektedir.  
Bavuranlar, idare mahkemelerinin A.A.’nın açmıolduğu davayla ilgili karar  
vermelerinin yaklaık iki ay sürdüğünü kaydetmitir. Đki aylık bu gecikme 5/4 maddede  
öngörülen “kısa süre içinde karar verilmesi” koulunu karılamamaktadır. Bu ahsın serbest  
bırakılması da gecikmitir; ahıs, idare mahkemesinin serbest bırakılması kararının ardından  
bir ay tutulu kalmıtır.  
AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesinin amacının, yakalanan ve tutuklanan kiilerin, maruz  
kaldıkları tedbirin yasaya uygunluğu hakkında mahkemeye bavurma hakkını güvence altına  
almak olduğunu yinelemektedir (bkz. mutatis mutandis, De Wilde, Oom ve Versyp - Belçika).  
Bir kiinin tutukluluğu esnasında, tutukluluğunun yasaya uygunluğu konusunda ivedi olarak  
yargısal denetime bavurabilmesini sağlayacak bir hukuk yolu bulunmalıdır. Sözkonusu  
yargısal denetim, yeri geldiğinde serbest bırakma ile sonuçlanabilmelidir. AĐHS’nin 5/4  
maddesinin gerektirdiği hukuk yolunun varlığı sadece teoride değil uygulamada da yeterince  
kesin olmalıdır. Aksi halde, söz konusu hükmün amaçları açısından gerekli olan eriilebilirlik  
ve etkili olma özelliğinden yoksun olacaktır (bkz, mutatis mutandis, Stoichkov – Bulgaristan,  
9808/02; Vachev – Bulgaristan, 42987/98).  
AĐHM, A.A.’nın serbest bırakılmak için ilk olarak 14 Temmuz 2008 tarihinde Đçileri  
Bakanğı’na bavurduğunu gözlemler. Peinden 6 Ağustos 2008 tarihinde Ankara Đdare  
Mahkemesi’nde dava açmıtır. Đdare Mahkemesi A.A.’nın tutukluk kararının uygulanmasını  
askıya almı, 17 Eylül 2008 tarihinde serbest bırakılmasına karar vermitir. A.A. 17 Ekim  
2008 tarihinde yabancılar misafirhanesinden salıverilmitir. Böylece idare mahkemesinin  
incelemesi kırk iki gün sürmü, A.A., tutukluluğunun yasallığına idare mahkemesinde itiraz  
etmesinden yetmiiki gün sonra serbest bırakılmıtır.  
AĐHM, eldeki bu bilgilerle ve ivedilik kouluyla ilgili içtihadına atıfta bulunarak (bkz.  
Ramishvili ve Kokhreidze – Gürcistan, 1704/06 ve Kadem – Malta, 55263/00, AĐHM bu  
bavurularda tutukluluğun uzun olması ile ilgili yapılan itirazların incelenmesi için otuz sekiz  
ve on yedi günlük sürelerin çok uzun olduğu kanısına varmıtır), A.A. davasındaki yargısal  
denetimin, A.A.’nın talebinin ivedilikle yanıtlandığı biçiminde değerlendirilemeyeceği  
kanısına varmıtır. Ayrıca idari makamlar, mahkemenin serbest bırakılması yönündeki  
kararına karılık, A.A.’yı otuz gün daha tutmulardır.  
AĐHM ayrıca, Hükümet’in, idare mahkemelerinin, yasalara aykırı olduğu gerekçesiyle  
bir sığınmacıya ilikin davayı ivedilikle inceleyip, serbest bırakılmasına karar verdiği baka  
örnekler sunmadığını gözlemlemektedir. Bu bağlamda AĐHM, 43616/08 no’lu bavuru sahibi  
bavuranların, taleplerinden yaklaık beay sonra serbest bırakıldıklarını kaydetmektedir. Bu  
nedenle AĐHM, Türk hukuk sisteminin, bavuranların AĐHS’nin 5/4 maddesi çerçevesinde  
tutuklu bulunmalarının yasaya uygunluğu konusunda ivedi olarak yargısal denetimden sonuç  
alabilecekleri bir hukuk yolu sunmadığı kanısına varmaktadır.  
Yukarıda belirtilenler ıığında, AĐHM, mevcut davalarda AĐHS’nin 5/4 maddesinin  
ihlal edildiğine karar vermektedir.  
V. BAVURANLARIN TUTUKLULUK KOULLARI ÇERÇEVESĐNDE AĐHS’NĐN 3.  
MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar AĐHS’nin 3. maddesine dayanarak, Didim, Tunca ve Kırklareli’deki  
tutukluluk koullarından ikayetçi olmulardır. Hükümet bu iddialara itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu ikayetlerin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayetler kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Genel ilkeler  
AĐHM, daha önceki davalarda, tutuklu bir kimsenin, sırf tutuklandığı için, AĐHS’nin  
teminatını verdiği haklarını kaybetmeyeceğini vurgulamıtır. Aksine, gözaltındaki kiiler  
savunmasız olup, makamlar ise bu kiileri korumakla görevlidir. AĐHS’nin 3. maddesi  
kapsamında, Devlet, kiileri, insanlık onuruyla bağdaan koullarda tutuklu tutmalı, alınan  
tedbirlerin infaz edilme usul ve yöntemlerinin, kiiyi tutukluluğun doğasında var olan  
kaçınılmaz ıstırap düzeyini aacak iddette bir sıkıntı veya zorluğa maruz bırakmamasını  
temin etmeli, hapsetmenin uygulamaya ilikin gereklilikleri göz önünde bulundurulduğunda,  
tutuklunun sağğının yanı sıra esenliğini de yeterli bir ekilde sağlamalıdır (bkz. Valašinas –  
Litvanya, 44558/98 ve Kudla – Polonya, [BD], 30210/96).  
AĐHM, tutukluluk koullarıyla ilgili ve bavuranların 3 metrekarelik kiisel alanları  
bulunan önceki davalarda, insan sayısının, AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğinin tespit  
edilmesini haklı çıkaracak ölçüde aırı olduğu kanısına varmıtır (diğerlerinin yanı sıra bkz.  
Lind – Rusya, 25664/05, Kantyrev – Rusya, 37213/02; Labzov – Rusya, 62208/00). Buna  
göre, hapishane hücrelerinin alanlarının aırı küçük olması, tutukluluk koullarının, 3. madde  
bakımından “onur kırıcı” olup olmadığının belirlenmesinde göz önünde bulundurulacak  
önemli bir özelliktir (bkz. Orchowski – Polonya, 17885/04).  
AĐHM, bavuranların hürriyetlerinden mahrum edildiklerine ilikin yukarıdaki  
tespitlerini anımsamaktadır. Devlet gözetimi altında ve iradeleri dıında yabancılar  
misafirhanelerinde tutuldukları göz önünde bulundurulduğunda, bu misafirhanelerdeki  
fiziksel koullar, AĐHS’nin 3. maddesinde öngörülen koullarla uyumlu olmalıdır. Bu  
bağlamda, aırı dar alan, AĐHS’nin 3. maddesiyle bağdaıp bağdamadığı hususunda ana  
ölçütlerden biri olmaya devam etmektedir.  
1. Didim Yabancılar Misafirhanesi (41626/08 no’lu bavuruya ilikin olarak)  
AĐHM, Hükümet’in 41623/08 no’lu bavuru için sağladığı belgelerin, bavuranın 4 ya  
da 5 Ağustos 2008 tarihinde yakalandığını, peinden Jandarma Komutanlığı’ndan 14 Ağustos  
2008 tarihinde Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne nakledildiğini gösterdiğini  
kaydetmektedir.  
Hükümet, bavuranın, yakalandıktan sonra Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne  
nakledildiğini ileri sürmüancak 14 Ağustos 2008 tarihinden önce nerede tutulduğuna ilikin  
bilgi vermemitir. AĐHM, bavuranın da tutulduğu yerin koullarına ilikin olarak yeterli bilgi  
vermediğini gözlemler. Bavuranın ifadeleri genel nitelikte olup, iddiaların doğrulanması için  
hiçbir delille desteklenmemitir.  
Didim Yabancılar Misafirhanesi’nin fiziksel koullarıyla ilgili olarak AĐHM,  
yabancılar misafirhanesinin genel yaam koullarıyla ilgili genel mahiyetteki benzer iddialara  
ek olarak, bavuranın, altı kiiyle beraber yedi yataklı bir yatakhanede tutulduğunu, bunun da  
kendisini mahremiyetinden tamamen yoksun bıraktığını iddia ettiğini gözlemlemektedir.  
Ayrıntılı bilgiler ve Hükümet’in sunduğu fotoğraflar ıığında, AĐHM, bavuranın  
Didim Yabancılar Misafirhanesi’nin koullarıyla ilgili iddialarını belgeleyemediğini  
kaydeder. Ayrıca maruz kalmıolabileceği sıkıntıların, AĐHS’nin 3. maddesine ters düecek,  
insanlık dıı ve onur kırıcı muameleye edeğer olabilecek yeterlilikte olmadığı anlaılmıtır.  
Bu nedenlerle, AĐHM, bavuranın Didim Yabancılar Misafirhanesi’ne  
nakledilmesinden önce ve burada karılağı fiziksel koullara ilikin ikayetlerinin,  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkralarıyla uyumlu olarak açıkça dayanaktan yoksun  
oldukları gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanısına varmaktadır.  
2. Tunca Yabancılar Misafirhanesi (32940/08 ve 43616/08 no’lu bavurulara ilikin)  
Tarafların savlarına dayanarak, AĐHM, Tunca Yabancılar Misafirhanesi’nin iki  
binadan ve hücreler yerine bölmelerden olutuğunu gözlemlemektedir. Tarafların fiziksel  
koullara, özellikle de bölmelere yerletirilen kii sayısına ve bölmelerin büyüklüğüne ilikin  
savları çelimektedir.  
AĐHM, Hükümet’in, Tunca Yabancılar Misafirhanesi’ndeki bir odanın içine ait  
yalnızca bir fotoğraf sunduğunu, fotoğrafta birbirlerine yakın yerletirilmiranzalarla,  
üzerlerinde çaraf veya battaniye bulunmayan, plastik ambalajlarından bile çıkarılmamı,  
kullanılmamıekler göründüğünü gözlemlemektedir. Öte yandan bavuranların sunduğu  
fotoğraflar, sayılamayacak kadar çok kiinin, birbirlerine dokunacak mesafede yerde  
yattıklarını veya battaniyeler üzerinde oturduklarını göstermektedir. Benzer biçimde, yemek  
saatinde çekilmifotoğraflar, birbirleriyle dirsek dirseğe oturmuinsanların aynı bölmede  
yerde oturarak yemek yerken, diğerlerinin yemek için sırada beklediklerini göstermektedir.  
Yabancılar misafirhanesine ait fotoğraflardaki genel görüntü, aırı kalabalığı ve genel düzen  
ve hijyen bulunmadığını göstermektedir.  
AĐHM, Hükümet’in, bavuranların sunduğu fotoğrafların, yeni gelenler odalarına  
yerletirilmeden önce ön görüme, görüme ve sağlık taraması için toplandıkları sırada, iki  
saat içinde çekildiğini ifade ettiğini kaydetmektedir. Bunun doğru olduğunun varsayılması  
halinde bile, AĐHM, fotoğraflarda yansıtılan koulların, özellikle de aırı kalabalığın olduğu  
ve düzen ve hijyenin olmadığı ortamın, 2 saat kadar kısa bir süre için bile olsa insanların  
yaamasına elverili olmadığını ve AĐHS’nin 3. maddesinin vahamet sınırları içinde olduğunu  
ifade eden Đnsan Hakları Đzleme Örgütü Raporu’yla aynı fikirdedir.  
Yukarıda ifade edilen etkenler, bavuranların Tunca Yabancılar Misafirhanesi’nin  
büyükğü ve kapasitesiyle ilgili değiken ifadelerine bakılmaksızın, AĐHM’nin, ikayetin  
diğer yanlarını aratırmadan, Tunca Yabancılar Misafirhanesi’nin fiziksel koullarının  
AĐHS’nin 3. maddesini ihlal tekil ettiği sonucuna varması için yeterlidir.  
3. Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi (üç bavurunun tamamına ilikin olarak)  
AĐHM, Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’nin fiziksel koullarıyla ilgili benzer  
ikayetleri Z.N.S. – Türkiye kararında incelediğini ve buradaki tutukluluk koulları nedeniyle  
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğini kaydetmektedir.  
AĐHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeler ıığında, bavuranların, mevcut davada  
farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak yeni bir argüman sunmadıkları kanısına varmaktadır.  
AĐHM özellikle, Hükümet’in, Z.N.S. – Türkiye davasında sunulan fotoğraflara ek olarak, bu  
davada Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’ndeki günlük yaam ve hayat koullarına ilikin  
baka fotoğraflar sunduğunu kaydetmektedir. Bu yeni fotoğraflar Kırklareli Yabancılar  
Misafirhanesi’ndeki fiziksel koulların, AĐHS’nin öngördüğü asgari vahamet seviyesini  
amamıtır.  
Yukarıdakiler ıığında, AĐHM, mevcut  
davada Kırklareli Yabancılar  
Misafirhanesi’nde AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine karar vermitir.  
VI. TUTUKLULUK KOULLARINA ĐLĐꢀKĐN OLARAK AĐHS’NĐN 3.  
MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ꢀĐKAYETĐYLE BAĞLANTILI OLARAK 13.  
MADDENĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuranlar, doldurdukları ilk bavuru formlarında AĐHS’nin 3. maddesine dayanarak,  
üç yabancılar misafirhanesindeki koullardan ikayetçi olmutur. Bavurunun bildirilmesi  
aamasının ardından Hükümet’in görülerine verdikleri yanıtlarda, AĐHS’nin 3. maddesiyle  
bağlantılı olarak 1. maddesine atıfta bulunmular, tutuldukları yabancılar misafirhanesindeki  
olumsuz koullara ilikin ikayetleriyle ilgili etkili bavuru yolu bulunmadığını ileri  
sürmülerdir. Hükümet balangıç aamasında kendisine bildirilmeyen bu ikayetlere yanıt  
vermemitir.  
Yukarıda belirtilenler ve bavuranların Tunca Yabancılar Misafirhanesi’nin fiziksel  
koullarına ilikin ikayetleriyle ilgili AĐHS’nin 3. maddesi kapsamındaki ihlal tespiti  
ıığında, AĐHM, 13. madde kapsamında bu ikayetlerin kabuledilebilirliğine ve esasına ilikin  
ayrı bir inceleme yapılmasının gerekmediği kanısındadır.  
VII. AĐHS’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER MADDELERĐ  
Bavuranların tümü AĐHS’nin 5/2 maddesi kapsamında tutukluk sebepleriyle ilgili  
olarak ivedilikle bilgilendirilmediklerinden ikayetçi olmulardır. 41626/08 no’lu bavuru  
sahibi bavuran, AĐHS’nin 8. maddesi kapsamında, makamların Türkiye’den çıkıyapıp  
Finlandiya’daki ailesine katılmasına izin vermemesi ile Đran veya Irak’a gönderilmesi  
olasılığının özel hayatına ve aile hayatına haksız müdahale tekil ettiğinden ikayetçi  
olmutur.  
Davanın olayları, tarafların savları ve AĐHS’nin yukarıda tespit edilen 3, 13 ve 5/1  
maddelerinin ihlalleriyle ilgili olarak, AĐHM, mevcut bavurularda öne sürülen temel hukuki  
soruları incelemitir. Bu nedenle, bavuranların AĐHS kapsamında geri kalan ikayetleriyle  
ilgili ayrı bir karar vermenin gerekli olmadığı sonucuna varmıtır (bkz. örneğin, Kamil Uzun –  
Türkiye, 37410/97; Çelik – Türkiye (no. 1), 39324/02; Juhnke – Türkiye, 52515/99; Getiren –  
Türkiye, 10301/03; Mehmet Eren – Türkiye, 32347/02).  
VIII. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat ve mahkeme masrafları  
Bavuranlar maddi tazminata ilikin bir talepte bulunmamıtır. Manevi tazminat  
olarak, sınır dıı edilme olasılıklarıyla ilgili olarak haklarının ihlal edilmesinin sonucunda  
maruz kaldıkları zarar için 20.000’er Euro talep etmilerdir. Bu meblağa ek olarak, kanuna  
aykırı olarak tutuldukları her gün için 100 Euro, Tunca Yabancılar Misafirhanesi’nin ikinci  
binasında ve Didim’deki “depoda” kaldıkları her gün için 150 Euro, Tunca Yabancılar  
Misafirhanesi’nin birinci binasında geçirdikleri her gün için 100 Euro ve Kırklareli  
Yabancılar Misafirhanesi’ndeki her gün için 25 Euro talep etmilerdir.  
Bavuranlar Hükümet’ten, Türkiye’yi terk etmeleri için kanuna göre ön koul olarak  
öne sürülen ikamet ücreti ile gecikme zamlarından vazgeçmesini talep etmitir. Son olarak  
AĐHMönündeki yargılama masrafları için 32940/08 no’lu bavuru sahibi bavuran 6920  
Euro, 41626/08 no’lu bavuru sahibi bavuran 5775 Euro, 43616/08 no’lu bavuru sahibi  
bavuranlar ise 6925 Euro talep etmilerdir. Bu bağlamda avukatlarının harcadığı mesaiyi  
gösteren bir mesai çizelgesi ile yargılama masraflarını gösteren bir tablo sunmulardır.  
Hükümet bu taleplere, aırı oldukları ve yalnızca gerçekten meydana gelen masraflar  
ödenebileceği için itiraz etmitir.  
AĐHM, bavuranların yalnızca ihlalin tespit edilmesiyle telafi edilemeyecek bir  
manevi zarara uğradıkları kanısındadır. Đhlallerin vahameti, tutukluluk süresi ve yeri ile adil  
bedel unsurunu göz önünde bulundurarak, bu balık altında 32940/08 no’lu bavuru sahibi  
bavurana 26.000 Euro, 41626/08 no’lu bavuru sahibi bavurana 20.000 Euro, 43616/08  
no’lu bavuru sahibi bavuranların her birine ise 21.000 Euro ödenmesine karar vermitir.  
Bavuranların ikamet ücreti ile zammından vazgeçilmesine ilikin olarak ise AĐHM, bu  
meselenin AĐHS’nin 41. maddesi kapsamına girmediğini kaydeder ve bu nedenle bu talebi  
reddetmektedir.  
AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği  
kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenmektedir. Bu davada,  
AĐHM, sahip olduğu belgeler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıığında, mahkeme masrafları için  
bavuranların her birine 3500’er Euro ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıtır. Avrupa  
Konseyi’nin adli yardım çizelgesine göre adli yardım olarak verilen 850 Euro, bu meblağdan  
ülmelidir.  
AĐHM, davanın özel koulları ile AĐHS’nin 5/1 maddesinin ihlal edildiğinin tespit  
edilmesi ve bu ihlalin bir an önce sona ermesi kapsamında, Savunmacı Devlet’in, halen  
Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’nde tutulan (32940/08 ile 41626/08 no’lu bavuru sahibi)  
iki bavuranın olabildiğince erken serbest bırakılmasını sağlaması, daha önce serbest bırakılan  
(43616/08 no’lu bavuru sahibi) diğer iki bavuranın ise yeniden alıkonulmalarının önüne  
geçmesi gerektiği kanısındadır (bkz. Assanidze - Gürcistan [BD], 71503/01).  
B. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın eklenmesinin uygun olduğuna karar vermitir.  
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK,  
1. Oybirliğiyle, 41626/08 no’lu bavuru sahibi bavuranın geri çekme talebinin  
reddedilmesine ve bavurunun incelenmesine devam edilmesine;  
2. Oybirliğiyle, bavuruları birletirmeye;  
3. AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında, 41626/08 no’lu bavuru sahibi bavuranın Didim’de  
tutulduğu fiziksel koullara ilikin ikayetin kabuledilemez, üç bavurudaki ikayetlerin  
geri kalan tamamının oybirliğiyle kabuledilebilir olduğuna;  
4. Oybirliğiyle, bavuranların Irak veya Đran’a sınırı edilmelerinin AĐHS’nin 3. maddesini  
ihlal edeceğine;  
5. Oybirliğiyle, bavuranların AĐHS’nin 3. maddesi kapsamındaki sınırdıı edilme olasılığı  
ikayetleriyle bağlantılı olarak 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
6. Oybirliğiyle, Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’ndeki fiziksel koullar nedeniyle  
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edilmediğine;  
7. 1’e karı 6 oyla (32940/08 ve 43616/08 no’lu bavurularla ilgili) Tunca Yabancılar  
Misafirhanesi’ndeki fiziksel koullar nedeniyle AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
8. Oybirliğiyle, AĐHS’nin 5. maddesinin 1. ve 4. fıkralarının ihlal edildiğine;  
9. Oybirliğiyle, hem AĐHS’nin 5/2 ve 8. maddeleri kapsamında hem de tutukluluk  
koullarıyla ilgili olarak AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ikayetlerle bağlantılı  
olarak AĐHS’nin 13. maddesi kapsamında yapılan ikayetlerin ayrı incelenmesine gerek  
olmadığına;  
10. Oybirliğiyle,  
(a) Savunmacı Devlet’in, halen Kırklareli Yabancılar Misafirhanesi’nde tutulan (32940/08  
ile 41626/08 no’lu bavuru sahibi) iki bavuranın serbest bırakılmasını sağlamasına,  
daha önce serbest bırakılan (43616/08 no’lu bavuru sahibi) diğer iki bavuranın ise  
yeniden alıkonulmamalarına;  
(b) Savunmacı Devlet’in AĐHS’nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk  
Lirası’na çevirerek izleyen meblağları ödemesine:  
(i) uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, 32940/08 no’lu bavuru sahibi  
bavurana 26.000 Euro (yirmi altı bin Euro), 41626/08 no’lu bavuru sahibi  
bavurana 20.000 Euro (yirmi bin Euro), 43616/08 no’lu bavuru sahibi  
bavuranların her birine ise 21.000 Euro (yirmi bir bin Euro) manevi tazminat;  
(ii) uygulanabilecek her türlü vergiyle beraber, yargılama masrafı olarak  
32940/08 ve 41626/08 no’lu bavuru sahibi bavuranların her birine, adli  
yardım olarak verilen 850 Euro (sekiz yüz elli Euro) düülmek suretiyle 3500  
Euro (üç bin beyüz Euro) ve 43616/08 no’lu bavuru sahibi bavuranlara  
ortaklaa aynı miktar;  
(c) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
11. Bavuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
fıkraları uyarınca 13 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Françoise Elens-Passos  
Zabıt Katibi Yardımcısı  
Françoise Tulkens  
Bakan