Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐNE DAĐR DĐĞER ĐDDĐALAR
HAKKINDA
Baꢀvuran görgü tanıklarını sorgulama imkânının olmaması ve savunmasını hazırlamak için
gerekli kolaylıklara sahip olamaması doğrultusunda masumiyet karinesi ve silahların eꢀitliği
ilkelerine riayet edilmediğinden ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesi önünde hakkaniyete uygun
bir duruꢀma gerçekleꢀmediğinden ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuran Ağır Ceza Mahkemesi
tarafından otopsi raporunun değerlendirilmiꢀ olmasına da itiraz etmektedir. Baꢀvuran bu
çerçevede AĐHS’nin 6. maddesinin 1., 2., ve 3. fıkralarının ihlal edildiğini öne sürmektedir.
Hükümet baꢀvuranın iddialarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM her türlü ceza davasının, muhakeme usulü de dahil olmak üzere, çekiꢀmeli olması ve
iddia makamı ile savunma tarafı arasında silahların eꢀitliği ilkesini gözetmesi gerektiğini
hatırlatır: bu adil yargılama hakkının temel unsurlarından biridir. Çekiꢀmeli bir ceza davası
hem iddia makamının hem savunmanın karꢀı tarafça ileri sürülen görüꢀlerden ve kanıt
unsurlarından haberdar olmasını gerektirir. Ayrıca, AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca, iddia
makamının, tasarrufunda bulunan bütün lehte ve aleyhte delilleri savunma tarafına sunması
gerekmektedir. (Bkz. Fitt-Birleꢀik Krallık kararı no: 29777/96, Georgios Papageorgiou-
Yunanistan kararı no: 59506/00).
AĐHM, mahkeme tarafından derlenen unsurları değerlendirmenin ve savunma tarafından
sunulmak istenen unsurların isabetliliğine karar vermenin, ilke olarak ulusal yargı
makamlarına düꢀtüğünü hatırlatır. Özellikle, AĐHS’nin 6. maddesinin 3d) bendi, yine ilke
olarak, yargı makamlarının, ꢀahitler tarafından sunulan delilin yararlı olup olmadığına, AĐHS
sisteminde anlaꢀıldığı ꢀekilde, “özerk” olarak karar vermelerine imkan tanır; davalı lehindeki
bütün tanıkların çağrılması ve dinlenmesini zorunlu kılmaz, buradaki “aynı ꢀartlarda”
ifadesinin amacı “silahların eꢀitliği”ni tam olarak sağlamaktır. Öte yandan, ne 6. maddenin
3d) bendi ne çok daha fazla unsuru içeren 1. paragrafı silahların eꢀitliği ilkesi ile sınırlıdır.
(Bkz. özellikle Vidal-Belçika kararı, Bricmont-Belçika kararı 7 Temmuz 1989, Solakov- Eski
Yugoslavya Makedonya Cumhuriyeti no: 47023/99).
AĐHS tarafından AĐHM’ye verilen görev ilgili görgü tanıkları ifadelerinin delil unsuru olarak
gerektiği gibi değerlendirilip değerlendirilmediği değil, kanıt unsurlarının sunulması yöntemi
de dahil olmak üzere, sürecin bütünü itibariyle adil olup olmadığının belirlenmesidir (Bkz.
diğer birçokları arasında A.M.-Đtalya kararı no: 37019/97; Van Mechelen vd.-Hollanda kararı,
no: 23 Nisan 1997, Doorson-Hollanda kararı, 26 Mart 1996 ve mutatis mutandis, Garcia Ruiz-
Đspanya kararı no: 30544/96).
AĐHM mevcut baꢀvuruda baꢀvuranın görüꢀlerini ifade edebildiği, delillerini sunabildiği ve
görgü tanıklarını dinletebildiği çekiꢀmeli bir yargı sonunda mahkum edildiğini tespit
etmektedir. AĐHM, Ağır Ceza Mahkemesi’nin görgü tanıklarını dinlemek için gerekli
ihtimamı gösterdiğini, ayrıca baꢀvuranın suçluluğunu tespit ederken maddi kanıtlara
dayandığını gözlemlemektedir. Özellikle, dava dosyasının incelenmesinden, aralarından
savunma tanıklarının da bulunduğu çok sayıda tanığın dinlendiği, baꢀvuranın itiraz etmediği
otopsi raporunun davanın gerekleri ıꢀığında incelendiği, olay sırasında çekilen fotoğraflardan
hareketle, baꢀvuranın da katılımı ile olayın tatbikatını yaptığı anlaꢀılmaktadır. Öte yandan,
4