AĐHM mevcut ꢀikayetin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını ve baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin de bulunmadığını
tespit etmektedir. Bu itibarla ꢀikayetin kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
1. Kötü muamele iddiaları hakkında
Hükümet baꢀvuranın iddialarına karꢀı çıkmaktadır. Hükümet baꢀvuranların yaptığı suç
duyurusunun ardından bir ceza soruꢀturmasının açıldığını, bu soruꢀturma çerçevesinde,
sözkonusu iddialara ıꢀık tutması muhtemel kanıt unsurları derlendiğini, soruꢀturmanın
yürütülmesiyle ve güvenlik güçleri aleyhinde açılan davanın seyriyle ilgili olarak yetkili
mercilerin ataletle suçlanamayacağını, baꢀvuranların temyiz dilekçelerinin kabul
edilebileceğini ancak belirlenen süre içerisinde hazırlanmadığını savunmaktadır.
AĐHM kötü muamele iddialarının uygun kanıt unsurlarıyla desteklenmesi gerektiğini
anımsatır (Klaas – Almanya, 22 Eylül 1993 tarihli karar, prg. 30). AĐHM, elde ettiği verileri
değerlendirmek maksadıyla ‘her türlü makul ꢀüpheden uzak’ delil kıstasına baꢀvurur, zira
böylesi bir delil itiraza mahal bırakmayacak derecede ciddi, açık ve tutarlı bir takım emare ya
da karinelere dayanmalıdır. Tarafların bu delillerin aranması sırasındaki tutumları da bu
bağlamda hesaba katılır (Đrlanda – Birleꢀik Krallık, 18 Ocak 1978 tarihli karar, prg. 161, ve
Selmouni – Fransa, no: 25803/94, prg. 88).
AĐHM, olaylara iliꢀkin kendi bakıꢀ açısını ulusal mahkemelerin bakıꢀ açısıyla değiꢀtirmek
gibi bir yetkisinin bulunmadığını, ulusal mahkemeler tarafından elde edilen verilerin
değerlendirilmesinin yine onlara düꢀtüğünü anımsatır (Klaas, adıgeçen, prg. 29). Bununla
birlikte AĐHM, AĐHS’nin 2. ve 3. maddelerinin ihlalinin iddia edildiği durumlarda son derece
dikkatli davranmalıdır (Ribitsch – Avusturya, 4 Aralık 1995 tarihli karar, prg. 32).
Ayrıca AĐHM, sözkonusu güvenlik güçlerinin serbest bırakılmasının, Savunmacı Devlet’in
AĐHS bakımından sorumluluğunu ortadan kaldırmadığına kanaat getirmektedir (Bkz, mutatis,
mutandis, Berktay-Türkiye, baꢀvuru no: 22493/93, 1 Mart 2001). AĐHM, sahip olduğu
unsurların tamamı ıꢀığında olayları bizzat değerlendirmede özgürdür (Batı ve diğerleri-
Türkiye, baꢀvuru no: 33097/96 ve 57834/00).
Ayrıca gözaltına alındığı sırada sağlıklı olan bir kiꢀinin serbest bırakıldığı anda yaralandığı
tespit edildiğinde yaraların kaynağı hakkında makul bir açıklamada bulunmak Hükümet’in
görevidir aksi takdirde, AĐHS’nin 3. maddesinin açıkça uygulanabileceği bir durum meydana
gelmektedir (Selmouni).
AĐHM, sağlık durumlarından Devlet’in sorumlu olduğu gözaltında tutulan kiꢀilerin durumları
ile Devlet makamlarının denetiminde olan bölgelerde yaralı veya ölü bulunan kiꢀilerin
durumları arasında bir paralellik kurmanın meꢀru olduğu kanaatindedir. Her iki durumda da
sözkonusu olayların tamamı veya büyük bir kısmı makamların inhisari bilgisi dahilindedir
(Akkum ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no: 21894/93). Dolayısıyla kanıt yükümlülüğü
makamlara düꢀmektedir (Salman-Türkiye, baꢀvuru no: 21986/93).
Mevcut davada, baꢀvuranlar, köylerinde gerçekleꢀtirilen operasyon sırasında askerler
tarafından kötü muameleye maruz kaldıklarını ileri sürmektedirler.
8