IV. AĐHS’NĐN 46. MADDESĐ HAKKINDA
AĐHM, soruꢀturma görevine konu olan elli üç davada genel olarak belirtilen koꢀulları
yakından inceledikten sonra, AĐHS’nin 46. maddesinde öngörülen yükümlülükleri yerine
getirmesinde Savunmacı Devletçe yardımcı olabilmek amacı ile ꢀimdi istisnai olarak,
Türkiye’de uygulana geldiği haliyle resmi Adli Tıp Uzmanlığı mekanizması konusunda
ortaya çıkan bir takım sorunların giderilmesinde elveriꢀli görünen tedbirlerden bahsetmek
gerektiği kanaatindedir (bkz., mutatdis mutandis, Broniowski-Polonya [GC], no: 31443/96, §
194, CEDH 2004-V).
AĐHM’ ye göre en önemli sorun, özellikle, hakimlerin, hüküm giymiꢀ fakat sağlık
gerekçesiyle geçici olarak serbest bırakılmıꢀ bir kimse hakkında yakalama müzekkeresi
çıkarmalarına bağlıdır (burada sözkonusu olan baꢀta mahkumlara mahsus yakalama
müzekkeresidir). Đncelenen dosyalardan, ꢀu üç durumun birinde bu tür tedbirlerin alındığı
anlaꢀılmaktadır: ilgili kiꢀinin Adli Tıp Enstitüsü tarafından yeniden muayene edilmesi
gerektiğinde (bkz., örneğin, Uyan- Türkiye, no 7454/04, §§ 26, 27 ve 52, 10 Kasım 2005),
ilgili kiꢀiye tanınan erteleme süresinin bitiminde ilgili kiꢀinin geleceği hakkında kararın
verilmesi gerektiğinde (bkz., Özgür ve 30 diğer baꢀvuru - Türkiye, no: 28480/04 vet
25514/04, 10 Kasım 2005, Ateꢀ –Türkiye, no 14390/04, 10 Kasım 2005, ve Yılmaz -Türkiye,
no 24030/04) ya da Adli Tıp Enstitüsü tarafından ilgili kiꢀi aleyhinde son olarak verilmiꢀ bir
rapora dayanılarak ilgilinin yeniden hapsedilmesi gerektiğinde (Gürbüz- Türkiye, no
26050/04, §§ 33 ve 34, 10 Kasım 2005).
Yukarıda belirtilen durumlardan ilk ikisinde, davetiye veya ihzar müzekkereleri
yoluyla istenen amaca ulaꢀılabilir. TCK ile de öngörülen bu olasılıklar, cezaevi yaꢀamına
önsel olarak uygun olmayan bir hastalığa yakalanan bir kimsenin, sağlık kontrolünden
geçirilmeden usulsüz bir ꢀekilde yeniden hapsedilmesinin önüne geçilmesi için daha uygun
görünmektedir.
Üçüncü durumda iliꢀkin olarak ise AĐHM usulde bir boꢀluk gözlemlemektedir. Esasen
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 15. maddesine göre, yalnızca Cumhuriyet Savcısı
veya Hakim, bir ekspertiz raporunun sonuçlarını Adli Tıp Enstitüsü Genel Kurul’unda
tartıꢀmaya açmakla yetkilidir. Oysa her an “ciddi hasta” olduğu reddedilebilecek olan
baꢀvuranın, bu türden bir hukuki yola doğrudan ulaꢀabilmesi ve aleyhindeki Adli Tıp
raporuna karꢀı itiraz edebilmesi gerekmektedir (bkz., Gürbüz kararı, § 35 ; karꢀılatırınız,
mutatis mutandis, Çıraklar - Türkiye, 28 Ekim 1998, Derleme 1998-VII, ss. 3070-3071,
§§ 29-32, ve Erdoğdu - Türkiye, no 25723/94, § 34, CEDH 2000-VI).
Öte yandan, Adli Tıp Enstitüsü Genel Kurulu karar verene kadar ilgili kiꢀi tarafından
bu hukuki yolun kullanılmasının, yeniden hapsetme tedbiri üzerinde erteleyici etkisi olması
gerekir (bkz., Gürbüz kararı, § 51 ; karꢀılaꢀtırınız, mutatis mutandis, Čonka –Belçika, no
51564/99, §§ 65-84, CEDH 2002-I). Baꢀka bir deyiꢀle yetkili merciler, o ana kadar sağlık
gerekçesiyle ertelemeden yararlanan bir hükümlünün yeniden hapsedilmesine karar verirken,
Türk hukuk sisteminde öngörülen hukuki yolların ilgi kiꢀi tarafından tüketilmesinden sonra
“kesin”leꢀen adli tıp raporuna temel almalıdırlar.
AĐHM bu amaçlar için gerekli tedbirleri alma sorumluluğunu Savunmacı Devlet’e
bırakmaktadır.
13