24.Hükümet, baꢀvuranlara yöneltilen suçların niteliği ve sanıkların sayısına iliꢀkin geniꢀ çaplı
yargılama yapma gereğini göz önünde bulundurarak, davanın, karmaꢀık olduğunu ileri
sürmüꢀtür.
25.AĐHM, ele alınacak sürenin, baꢀvuranların yakalanmasıyla ꢁubat 1994 ve Ocak 1995’te
baꢀlayıp ve Yargıtay’ın kararıyla 29 Kasım 2001 tarihinde sona erdiğini gözlemler.
Dolayısıyla, iꢀlemler, yedi yıldan, yedi yıl dokuz aya kadar değiꢀen süreler boyunca
sürmüꢀtür.
26.AĐHM, iꢀlemlerin uzunluğunun makuliyetinin, dava ꢀartları ve ꢀu ölçütler ıꢀığında
değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar: davanın karmaꢀıklığı, baꢀvuranın ve ilgili makamların
tutumu (bk.z diğerlerinin yanı sıra, Pélissier ve Sassi – Fransa [BD], no. 25444/94, § 67,
AĐHM 1999-II).
27.AĐHM, yirmi iki sanığın yargılanmasını kapsadığı için, davanın belirli bir karmaꢀıklık
derecesine sahip olmasına rağmen, bunun baꢀlı baꢀına iꢀlemlerin toplam uzunluğunu haklı
çıkardığının söylenemeyeceği kanısındadır.
28.Baꢀvuranların tutumuna gelince, AĐHM, dava dosyasından, baꢀvuranların iꢀlemlerin
uzamasına katkıda bulunduklarının görünmediğini gözlemler.
29.Makamların tutumuna gelince, AĐHM, bu davanın, yedi yıldan, yedi yıl dokuz aya kadar
değiꢀen süreler boyunca dört yargı kademesinde incelendiğini not eder. Cumhuriyet
Savcısı’nın Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne iddianamelerini sunmasından sonra, Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nin ilk kararını almasının dört yıl dört ay sürdüğünü gözlemler.
Yargıtay, ilk derece mahkemesinin, kararını, dördüncü baꢀvuran da dahil olmak üzere,
baꢀvuranlarla birlikte yargılanan sanıklardan bazılarının savunma haklarına saygı
duymaksızın verdiğinden ve bu sanıklardan bazılarının aile kayıt belgelerinin kopyalarında
gerekli damga ve imzalar bulunmadığından, bu kararı hukuk açısından bozmuꢀtur. Dava
dosyasının Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne geri gönderilmesinden sonra, mahkemenin
sonraki kararını vermesi, bir yıl beꢀ ay sürmüꢀtür. AĐHM, baꢀvuranlara yönelik cezai iꢀlemler
ele alındığı sürece, davanın geri gönderilmesinden sonra, yargılama mahkemesinin uyması
gereken tek usuli ꢀartın, baꢀvuranın ailesinin kayıt belgelerinin damgalı ve imzalı bir
kopyasını elde etmek olduğunu gözlemler. Bir yıl beꢀ aylık bir sürenin bu ꢀartın yerine
getirilmesinde aꢀırı olduğu düꢀünülmektedir.
30.AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin, Sözleꢀmeci Devletlere, davaları makul bir sürede karara
bağlama yükümlülüğü dahil olmak üzere, hukuk sistemlerini, mahkemelere bu maddenin tüm
gerektirdiklerini karꢀılayabilecek ꢀekilde düzenlemeleri görevini verdiğini hatırlatarak (bkz.
Arvelakis – Yunanistan, no. 41354/98, § 26, 12 Nisan 2001), yerel mahkemenin iꢀlemleri
hızlandırmak için daha sıkı tedbirler almıꢀ olabileceği kanısındadır.
31.Yukarıda anlatılanlar ıꢀığında, AĐHM, iꢀlemlerin toplam uzunluğunun (özellikle ilk derece
mahkemesindeki altı yıl dört aylık sürenin) 6 § 1. maddede yer alan “makul süre” ꢀartına
uygun olmadığı kanısındadır.
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiꢀtir.
III.AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI
5