CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
TINARLIOĞLU-TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:3820/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
31 Mart 2009  
İşbu karar AİHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (3820/03) no’lu davanın nedeni (T.C. vatandaşı)  
Mehmet Tınarlıoğlu’nun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 11 Aralık 2002  
tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa  
İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.  
Başvuran, Kocaeli Barosu avukatlarından C. Tınarlıoğlu tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOŞULLARI  
Başvuran, 1940 doğumludur ve Kocaeli’nde ikamet etmektedir.  
27 Ekim 1999 tarihinde, Dilovası Belediyesi (“idare”) başvurana ait bir arsayı  
kamulaştırmıştır.  
5 Ocak 2000 tarihinde, idare tarafından ödenen tutardan memnun olmayan başvuran, Gebze  
Asliye Hukuk Mahkemesi’nde (“mahkeme”) bedel artırım davası açmıştır.  
13 Temmuz 2000 tarihli bir kararla, mahkeme başvuranı kısmen haklı bulmuş ve taşınmazın  
idareye devir tarihinden itibaren işleyecek gecikme faizi ile birlikte başvurana 14.845.559.000  
TL ödenmesine hükmetmiştir.  
19 Aralık 2000 tarihinde, Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
Bilahare başvuranın talebi üzerine yetkili icra dairesi, iadeye ödeme emri göndermiştir.  
28 Nisan 2008 tarihinde, idare başvurana, 63.656.200.000 TL ödemiştir.  
HUKUK  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuran, hukuki bir kararla ödenmesine hükmedilen ek kamulaştırma bedelinin idare  
tarafından gecikmeli olarak ödenmesi nedeniyle mülkiyete saygı hakkının ihlalinden  
şikayetçidir. Bu bağlamda başvuran, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlalinden  
şikayetçidir.  
AİHS’nin 35/1 maddesine atıfta bulunarak, Hükümet, öncelikle iç hukuk yollarının  
tüketilmediğini savunmaktadır. Bu bağlamda Hükümet, başvuranın, Borçlar Kanunu’nun 105.  
maddesiyle sunulan başvuru yolunu kullanmış olması gerektiğini ifade etmektedir. Hükümet,  
ayrıca, başvuranın Yargıtay karar tarihi olan 19 Aralık 2000 tarihinden itibaren altı ay süresi  
içerisinde AİHM’ye başvuruda bulunmadığını belirtmektedir.  
Başvuran, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.  
2
AİHM, başvuranınki gibi bir şikayet durumunda teorik olarak varolan tek başvuru yolunun  
Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi ile öngörülen yol olduğunu kabul eder. Bununla birlikte,  
AİHM’yi sözkonusu başvuru yolunun etkisiz nitelikte olduğu sonucuna ulaştıran  
gerekçelerden dolayı, bu başlık altında yapılan itirazın reddedilmesi gerekmektedir (Aka-  
Türkiye, 23 Eylül 1998).  
Altı ay süresine riayet edilmemesine ilişkin olarak ise, Tiryakioğlu-Türkiye (başvuru no:  
45436/99, 24 Mayıs 2005) kararında ortaya konmuş olan aynı gerekçeler çerçevesinde  
sözkonusu itirazın reddedilmesi gerekmektedir.  
Sonuç olarak, AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan  
yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.  
Esasa ilişkin olarak ise, AİHM, mevcut davadakine benzer sorunların konu olduğu çok sayıda  
dava incelemiş ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz,  
Akkuş-Türkiye, 9 Temmuz 1997).  
Dava koşullarını incelemesinin ardından AİHM, mevcut davada Hükümet’in davayı farklı  
şeklide sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. AİHM, ulusal  
mahkemeler tarafından ödenmesine hükmedilen kamulaştırma bedelinin ödemesindeki  
gecikmenin idareye isnat edilebileceğini tespit etmektedir. Kamulaştırma bedelinin gecikmeli  
olarak ödenmesi başvuranı mülkiyetin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha  
uğratmıştır. Bu gecikme, AİHM’yi, başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet  
hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın  
dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları yönünde düşünmeye sevk  
etmektedir.  
Bu itibarla 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 6. ve 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, yargılama süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır ve AİHS’nin 6. maddesine  
atıfta bulunmaktadır. Başvuran, ayrıca, iç hukukta AİHS’nin 13. maddesi uyarınca idareyi  
borcunu ödemeye zorlayacak etkili bir başvuru yolunun bulunmaması nedeniyle de  
şikayetçidir. Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AİHM, AİHS’nin 35/3 maddesi uyarınca hiçbir gerekçe gösterilmemesi nedeniyle sözkonusu  
iddiaları kabuledilebilir ilan etmektedir.  
Buna karşın, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi uyarınca ulaştığı ihlal tespitini göz önüne  
alarak, AİHM, işbu başvuruda ortaya konan temel hukuki sorunu incelediği kanaatindedir.  
Dava unsurlarının ve tarafların iddialarının tamamını göz önüne alarak, AİHM, AİHS’nin 13.  
maddesi ile birlikte AİHS’nin 6. maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin esas bakımından  
ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (Andiçi-Türkiye, başvuru no: 27796/03, 4  
Mart 2008).  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS’nin 41. maddesi uyarınca, başvuran, 100.000 Euro maddi tazminat talep etmektedir.  
3
Hükümet, sözkonusu miktara karşı çıkmaktadır.  
Akkuş kararında benimsenen hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler  
ışığında AİHM, başvurana, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uygulanan  
üç puanlık artış eklenerek belirlenen gecikme faizi ile birlikte 10.300 Euro maddi tazminat  
ödenmesine hükmetmektedir.  
Başvuran, avukatlık ücreti ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için  
3.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu miktara itiraz etmektedir.  
AİHM içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada, AİHM, avukat tarafından yapılan çalışmanın dökümünü sunmadığından  
başvuranın iddialarını belgelendirmediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla, AİHM, avukatlık  
ücreti olarak başvurana ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6. ve 13. maddeleri kapsamında yapılan şikayetlerin ayrıca incelenmesine  
gerek olmadığına;  
4. a) AİHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere,  
Savunmacı Devlet tarafından başvurana her türlü vergiden muaf tutularak 10.300 Euro  
(on bin üç yüz Euro) maddi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 31 Mart 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
4