CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
TİRYAKİOĞLU/TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru No: 45436/99)  
Strazburg  
24 Mayıs 2005  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (45436/99) başvuru no’lu davanın nedeni, Türk  
v a t a n d a ş l a r ı E m i n B ü l e n t T . v e N u r i y e T .’ n i n ( b a ş v u r a n l a r ) A v r u p a İ n s a n H a k l a r ı K o m i s y o n u ’ n a ( K o m i s y o n )  
26 Ekim 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmış  
oldukları başvurudur.  
Ankara Barosu avukatlarından K. B. tarafından temsil edilen başvuranlar, Devletin ek kamulaştırma  
bedelini ödemede gecikmesinden ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı karşısında gecikme faizinin  
yetersiz kalmasından şikâyetçi olarak, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine gönderme yapmaktadır.  
OLAYLAR  
Davanın Koşulları  
Başvuranlar Nuriye ve Emin T. sırasıyla 1934 ve 1957 doğumlu olup İstanbul’da  
ikamet  
etmektedirler.  
20 Ağustos 1996 tarihinde İstanbul İline bağlı Bakırköy Belediyesi (Belediye), başvuranlara ait bir  
araziyi kamulaştırmıştır.  
Belirlenen kamulaştırma bedeli mülkün devir tarihinde başvuranlara ödenmiştir. Ödenen tutar  
üzerinde anlaşmazlık doğunca başvuranlar, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’ne kamulaştırma bed-  
elinin artırılması talebiyle başvuruda bulunmuşlardır.  
12 Eylül 1997 tarihinde başvuranlar Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki davayı kazanmış  
ve başvuranlara, 24 Kasım 1996 tarihinden itibaren hesaplanmak üzere yıllık 30% oranında gecikme fa-  
izi ile birlikte 39.050.000.000 Türk Lirası ek tazminat ödenmesine karar verilmiştir.  
23 Aralık 1997 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin verdiği k ararı onamıştır. Belediye  
tarafından yapılan karar düzeltme talebi ise 25 Mart 1998 tarihinde reddedilmiştir.  
1 Haziran 1998 tarihinde başvuranlara, gecikme faizleri ile birlikte ek tazminat ödenmiş ve bu  
tarihte sözkonusu tutar 53.378.336.000 TL’ye yükselmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLALİ HAKKINDA  
Başvuranlar, kendilerini ilgilendiren kamulaştırma prosedürüne ilişkin bir dizi argüman ortaya  
koymakta ve esasen Belediyenin ek tazminatı ödemede gecikmesi nedeniyle sözkonusu tazminatın  
değer kaybettiğinden ve gecikme faizinin, Türkiye’deki yüksek enflasyon oranı ile karşılaştırıldığında  
yetersiz kaldığından şikâyetçi olmaktadırlar. Bu itibarla başvuranlar1 No’lu Ek Protokol’ün 1. mad-  
desine atıfta bulunmaktadırlar.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
Hükümet öncelikle, AİHS’nin 35. maddesinde öngörülen altı ay kuralına uyulmadığı için  
AİHM’den başvuruyu reddetmesi talebinde bulunmaktadır. Hükümete göre sözkonusu sürenin bitimi  
21 Nisan 1998 tarihi, yani kamulaştırmayı yapan idarenin karar düzeltme başvurusunun Yargıtay  
tarafından reddedilmesinin ardından ilk derece mahkemesinin kararının kesinleştiği tarih olmalıydı.  
Oysa başvuranlar 26 Ekim 1998 tarihinde Komisyon’a başvuruda bulunmuşlardır.  
Başvuranlar bu sava karşı çıkmaktadırlar.  
_________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi  
ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
AİHM kendisine yapılan başvurudaki şikâyetin, esas itibarıyla idarenin ek kamulaştırma bedelini  
ödemede gecikmesi ve başvuranların bu gecikmeden kaynaklanan kayıpları olduğunu ortaya koyar.  
Oysa bu türden bir şikâyet ancak, bu güne kadar AİHM’nin Yargıtay kararından itibaren üç ay olarak  
kabul etmiş olduğu belli bir makul süre geçtikten sonra yapılabilirdi (Bkz., özellikle Akkuş, s. 1311, §  
35, adıgeçen karar). Bu durumda şikâyetin her halükarda, iç mahkemeler tarafından tayin edilen  
tazminat tutarının ödenmesinden, yani ihlali oluşturan durumun sona ermesinden itibaren altı ay  
içinde Sözleşme organlarına sunulması gerekmekteydi.  
Mevcut davada AİHM, altı aylık sürenin bitimini, İdare tarafından tazminat tutarının ödendiği 1  
Haziran 1998 tarihi olduğunu kabul eder. Dolayısıyla başvuranların 26 Ekim 1998 Komisyon’a  
başvurularını yapmaları, AİHS’nin 35. maddesine uygundur.  
Hükümet’in itirazının reddi uygun görülmüştür.  
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle, Akkuş, adıgeçen karar) ve  
elindeki mevcut unsurların tümü gözönüne alındığında başvurunun esastan incelenmesi gerektiği  
kanaatine varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığını tespit  
etmiştir.  
B. Esas hakkında  
AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da incelemiş ve  
1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz., özellikle, Akkuş, s. 1310,  
§ 30-31, adıgeçen karar ve Aka, s. 2682, §§ 50-51, adıgeçen karar).  
AİHM Hükümetin görüşlerinde, mevcut davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve  
delil sunmadığını kaydeder. Ulusal mahkemelerin kararına göre başvuranlara verilmesi gereken ek  
tazminatın ödenmesindeki gecikme, kamulaştırmayı yapan idareden kaynaklanmış olup,  
başvuranları, mülklerinin kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha sokmuştur. Sözkonusu  
davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme, AİHM’yi, başvuranların, genel yararın  
gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil  
dengeyi bozan, alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldıkları yönünde  
düşünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.  
A. Maddi ve Manevi Tazminat  
Başvuranlar toplam 275.549 Amerikan Doları (USD) değerinde maddi, 50.000 USD değerinde ise  
manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM, yukarıda sözüedilen Akkuş kararında (s. 1311, §§ 35-36 ve 39) benimsenen hesaplama  
yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvuranlara maddi tazminat  
olarak 16.300 (onaltı bin üçyüz) Euro ödenmesine karar vermiştir.  
Manevi tazminat hususunda ise AİHM, mevcut dava koşullarında, bir ihlalin varlığının tespitinin  
adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna kanaat getirmiştir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuranlar, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptıkları masraf ve harcamalar için 23.000  
Euro tazminat talebinde bulunmaktadır.  
Hükümet bu talebin haklı bir gerekçeye dayanmadığı kanaatindedir.  
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AİHM, başvuranlara tüm  
masraflarla birlikte 1.000 (bin) Euro ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmiştir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Manevi tazminatla ilgili olarak, mevcut kararının kendisinin adil tazmin için başlı başına  
yeterli olduğuna;  
4. a) AİHS’nin 44§2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme  
tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek  
KDV, pul, harç ve masraflarla birlikte, Savunmacı Devlet tarafından başvurana:  
i. maddi tazminat için 16.300 (onaltıbin üçyüz) Euro ödemesine,  
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi  
uygulamasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3 maddesine uygun  
olarak 24 Mayıs 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.