Bu bağlamda Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesini ileri sürmektedir.
Baꢀvuran, ne ꢀikayetini ulusal mahkemeler önünde dile getirmiꢀ ne de Borçlar Kanunu’nun
105. maddesinin sunduğu hukuk yolunu kullanmıꢀtır.
Baꢀvuran bu savlara itiraz etmektedir.
AĐHM, baꢀvuranın ꢀikayetlerine benzer ꢀikayetler konusunda, teoride varolan tek
baꢀvuru yolunun Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi olduğunu kabul etmektedir. Ancak
AĐHM’yi sözkonusu baꢀvuru yolunun etkili olmadığı sonucuna varmaya iten gerekçelerden
dolayı (Aka-Türkiye kararı), bu bağlamda yapılan itiraz reddedilmelidir.
AĐHM, içtihadından çıkan kriterler ıꢀığında (Bkz. özellikle Akkuꢀ kararı) ve elinde
bulunan unsurları gözönünde bulundurarak, ꢀikayetin bu kısmının esastan incelenmesi
gerektiğine kanaat getirmektedir. Sonuç itibariyle AĐHM, baꢀvurunun hiçbir kabul
edilemezlik gerekçesiyle çeliꢀmediğini tespit etmektedir.
B. Esas Hakkında
AĐHM, daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren baꢀka davaları da
incelemiꢀ ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıꢀtır (Bkz. Akkuꢀ
kararı ve Aka kararı).
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀ ve Hükümet’in davayı farklı ꢀekilde sonuçlandıracak
hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmektedir. Ulusal mahkemelerin kararına göre
kamulaꢀtırmayı yapan Đdare tarafından baꢀvurana verilmesi gereken ek tazminatın
ödenmesindeki gecikme, baꢀvuranı, mülkünün kamulaꢀtırılmasına ilaveten ayrı bir zarara
daha sokmuꢀtur. Sözkonusu davanın toplam fiili süresine eklenen bu gecikme, AĐHM’yi,
baꢀvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında
hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alıꢀılmıꢀın dıꢀında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak
zorunda kaldığı yönünde düꢀünmeye sevk etmektedir.
Sonuç olarak, 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
Baꢀvuran, 1992 yılında kamulaꢀtırma kararının tapu sicil kaydına iꢀlenmesiyle
baꢀlayan ve 2000 yılının Ağustos ayında ek tazminatın ödenmesiyle son bulan kamulaꢀtırma
iꢀlemi süresinin, AĐHS’nin 6§1 maddesini ihlal etmesinden ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHM, bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olduğunun söylenemeyeceğine kanaat getirmektedir. Baꢀka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi
bulunmamaktadır. Ancak, AĐHM 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında vardığı sonucu
gözönüne alarak, ivedilik sorununu 6§1 maddesi açısından da yeniden incelemeye gerek
olmadığına kanaat getirmektedir.
3