AİHM bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı tespitini
yapmaktadır. Ayrıca başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.
B. Esas hakkında
AİHM, dikkate alınacak dönem için tarafların Kadıköy Ticaret mahkemesi’ne yapılan 17
Nisan 1998 tarihi üzerinde hemfikir olduklarını gözlemlemektedir.
Süreci tamamlanan tarihin belirlenmesi ile ilgili, AİHM bu konudaki yerleşik içtihadını
hatırlatarak buna göre medeni bir hak üzerine bir itirazı çözümlemeyi öngörmemesi ve cezai
alanda bir suçlamanın esasını belirlememesi doğrultusunda, maddi bir hatanın düzeltilmesine
değin sürecin ilke olarak AİHS’nin 6. maddesi’nin uygulama alanına girmediğini
hatırlatmaktadır (Bkz. Wiot-Fransa kararı, no: 43722/98, 7 Ocak 2003 ve Mehmet Özel vd.-
Türkiye kararı, no: 50913/99, 26 Nisan 2005). Bununla birlikte AİHM, bu başvuruda
başvuran tarafından yapılan tashih başvurusunun maddi bir hatanın düzeltilmesini değil,
ilgiliye göre yasaya aykırı bulunan Türk Telekom A.Ş.’nin yapmış olduğu uygulamanın
kaldırılmasını amaçladığını hatırlatmaktadır (Bkz. Kök-Türkiye kararı, no: 1855/02, 19 Ekim
2006). Sonuç olarak, AİHM tashihe ilişkin dönemin dikkate alınması gerektiği kanısındadır.
AİHM, sürecin 17 Nisan 1998 tarihinde başlayıp 16 Haziran 2003’te sona erdiğini
gözlemlemektedir. Netice itibariyle, davanın pek çok kez ele alındığı iki dereceli yargılamada
dava yaklaşık beş yıl sürmüştür.
AİHM yargı sürecinin makul yapısının mahkemenin yerleşik içtihadından doğan kriterleri
ışığında özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ile
değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı,
no: 25444/94).
AİHM, davayı inceleyen mahkeme sayısı dikkate alındığında sürecin uzunluğunun makul
olmadığı saptamasını yapmaktadır. Bunun yanı sıra AİHM, ulusal mahkemelerin üç yıldan
fazla bir süre boyunca yalnızca ratione materiae bakımından yetkili olup olmadıkları üzerinde
durduklarını ifade etmektedir.
Mahkemeye sunulan bütün delil unsurlarının incelenmesinden AİHM, Hükümetin makul
olmayan bu süreç hakkında ikna edici bir açıklamayı veya tespitini getiremediğini
kaydetmektedir.
Bu unsurlar AİHM’ye dava koşullarında başvuranın davasının makul bir süre zarfında
incelenmediği sonucuna varması için yeterli bulunmaktadır. Bu nedenle, AİHS’nin 6 § 1.
maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Tazminat
Başvuran 10.000 Euro maddi ve 40.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.
3