erdiğini, buna karꢀın baꢀvuranın 18 ꢁubat 2004 tarihinde baꢀvuruda bulunduğunu tespit
etmektedir. Bu itibarla baꢀvuranın ilk tutukluluk dönemi altı ay süresi kuralına riayet
edilmediği gerekçesiyle AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Diğer iki tutukluluk dönemine iliꢀkin olarak ise AĐHM daha önce buna benzer bir itirazı
reddettiğini anımsatır. Bu çerçevede AĐHM, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen
sürenin sona erdiği tarihin ‘isnat edilen suçun ilk derece mahkemesi tarafından bile olsa sabit
bulunduğu tarih’ olduğunu vurgulayarak (Wemhoff – Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar,
prg. 9 ; Labita – Đtalya, no: 26772/95, prg. 147) mevcut davadaki gibi arada hiçbir serbest
bırakmanın olmadığı birden çok tutukluluk döneminin olması halinde sözkonusu tutukluluk
dönemlerinin tamamının dikkate alınması gerektiğini hatırlatır (Baltacı – Türkiye, no: 495/02,
prg. 46, 18 Temmuz 2006 ; Solmaz – Türkiye, no: 27561/02, prg. 34-37). Halihazırda
baꢀvuran 18 ꢁubat 2004 tarihinde AĐHM’ye baꢀvuruda bulunmuꢀtur. Halbuki baꢀvuran bu
tarihte halen tutuklu bulunmakta olup DGM baꢀvurana isnat edilen suçların sübut bulup
bulmadığı konusunda henüz bir hükme varmamıꢀtı. Bu itibarla AĐHM Hükümetin itirazını
reddeder.
AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35. maddesinin 3. fıkrası bakımından açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını ve baꢀka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit
etmektedir. Dolayısıyla baꢀvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.
B. Esasa iliꢀkin
Hükümet, baꢀvuranın 7 Temmuz 2003 tarihinde baꢀlayarak 28 Aralık 2005 tarihinde sona
eren tutululuk süresinin aꢀırı olmadığını savunmaktadır. Hükümete göre baꢀvuranın
tutukluluğunun devamı yönünde verilen karar suçun niteliği, dosyanın içeriği ve baꢀvurana
isnat edilen suçların ağırlığı gibi nedenlerle haklı bir karardı. Baꢀvuran ‘molotof kokteyli’
atma suçundan takibata uğramıꢀtı. Hükümet tutuksuz yargılanmak üzere serbest
bırakılmasından üç ay sonra baꢀvuranın bir bombalı saldırı olayına karıꢀtığını ve
tutuklandığını belirtmektedir.
Hükümetin argümanlarına itiraz eden baꢀvuran iddialarını yinelemektedir.
Dikkate alınması gereken dönemle ilgili olarak AĐHM içtihadından doğan ilkeleri anımsatır
(bkz., diğerleri arasında, adıgeçen, Wemhoff, Labita, Baltacı ve Solmaz kararları). Mevcut
davada olduğu gibi birden çok tutukluluk dönemi olması halinde sözkonusu tutukluluk
dönemlerinin tamamını dikkate almak gerekir (Baltacı, adıgeçen, prg. 45–46).
Halihazırda AĐHM, baꢀvuranın AĐHM’nin incelemesine konu olabilecek ilk tutukluluk
döneminin yakalandığı tarih olan 1 Haziran 1998’de baꢀlayarak DGM’nin hakkında
mahkumiyet kararı verdiği 10 Mayıs 2002 tarihinde sona erdiğini tespit etmektedir. Bu ilk
dönem üç yıl on bir ay sürmüꢀtür.
Baꢀvuranın bu bağlamda incelenecek ikinci tutukluluk dönemi Yargıtay’ın 10 Mayıs 2002
tarihli kararı bozduğu 7 Temmuz 2003 tarihinde baꢀlamıꢀtır. Böylelikle AĐHS’nin 5.
maddesinin 3. fıkrası anlamında ikinci bir tutukluluk dönemi baꢀlamıꢀtır. Bu dönem
DGM’nin baꢀvuranın tutuksuz yargılanmasına karar verdiği 28 Aralık 2005 tarihinde sona
ermiꢀtir. Bu ikinci dönem altı ay sürmüꢀtür.
Baꢀvuran toplam olarak altı yıl beꢀ ay tutuklu kalmıꢀtır.
4