9 Ekim 1979 tarihli karar ve Z ve diğerleri-Birleꢀik Krallık, baꢀvuru no: 29392/95).
Mahkemeye eriꢀim hakkı, davacının mahkemeye eriꢀim hakkının özüne halel getirecek
ꢀekilde ve düzeyde sınırlandırılamaz. Mahkemeye eriꢀim hakkına getirilen kısıtlama, meꢀru
bir amaç taꢀıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantılılık iliꢀkisi mevcut
olduğu sürece, AĐHS’nin 6/1. maddesine uygun düꢀer (Bellet-Fransa, 4 Aralık 1995 tarihli
karar).
Sözkonusu sınırlama maddi nitelikli olabilir (Kreuz-Polonya, baꢀvuru no: 28249/95). AĐHM,
sadece adaletin iyi ꢀekilde tecelli etmesi menfaatinin, bir kiꢀinin mahkemeye eriꢀim hakkına
maddi kısıtlamalar getirilmesini haklı kılabileceğini hiçbir zaman göz ardı etmemiꢀtir
(Tolstoy-Miloslavsky- Birleꢀik Krallık, 13 Temmuz 1995 tarihli karar). Hukuk mahkemelerine
yapılan taleplere iliꢀkin masrafların ödenmesinin istenmesi, AĐHS’nin 6/1. maddesi anlamında
mahkemeye eriꢀim hakkının sınırlaması olarak kabul edilemez (Kreuz ve sözü edilen Mehmet
ve Suna Yiğit).
Bununla birlikte, baꢀvuranın ödeme gücü dahil, bir davanın özel koꢀulları ıꢀığında
değerlendirilen masrafların tutarı ve sözkonusu sınırlamayı gerektiren yargılama safhası,
ilgilinin, mahkemeye eriꢀim hakkından yararlanıp yararlanmadığının ve “davasının bir
mahkeme tarafından görülüp görülmediğinin” belirlenmesinde dikkate alınacak etkenlerdir
(Kreuz, Weissman ve diğerleri- Romanya, baꢀvuru no: 63945/00, Iorga-Romanya, baꢀvuru no:
4227/02, 25 Ocak 2007 ve Bakan).
Mevcut davada AĐHM, ilk baꢀta hakimin, baꢀvuranın durumunun incelenmesi kaydıyla
baꢀvurana geçici olarak adli yardım yapılmasını kabul ettiğini gözlemlemektedir. Bu karar,
yetkili mahkeme tarafından baꢀvuranın davasının incelenmesi ile sonuçlanmıꢀtır. Ancak ikinci
aꢀamada, yargılama masraflarının ödenmemesi, Asliye Hukuk Mahkemesi’ni baꢀvuranın
talebinin kabul edilmez olduğu yönünde düꢀünmeye sevk etmiꢀtir. Böylece ilk derece
mahkemesi önündeki yargılamanın ilk safhasına kısıtlama getirilmektedir. AĐHM, asgari
ücret, 181 Euro civarında iken açıklanan yargılama masraflarının tutarının 239 Euro olduğunu
not etmektedir. Dosyada bulunan unsurlara göre, baꢀvuranın herhangi bir geçim kaynağı
mevcut değildi.
AĐHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım
yapmak istemesinin meꢀru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Bununla birlikte, Hükümet’in
savunduğunun aksine, dava olaylarından, Batman Đl Đdare Kurulu’nun, baꢀvuranın mali
durumunu ve bu bağlamda yürütülen soruꢀturmayı göz önüne alarak, baꢀvuranın yoksul
olduğuna karar verdiği sonucu çıkmaktadır. Batman Đl Đdare Kurulu kararından, baꢀvuranın
yoksul olduğu sonucu çıkmasına rağmen baꢀvuranın adli yardım talebinin reddinin hiçbir
ꢀekilde gerekçelendirilmediğini tespit etmek gerekmektedir. Bu bağlamda AĐHM, Türk
yasama erki tarafından yürürlüğe konan adli yardım sisteminin, yargılanabilir kiꢀileri
keyfilikten koruyacak nitelikte yargılamaya iliꢀkin gerekli tüm güvenceleri sunmadığını
belirtmektedir. Bu görevin adli makamlara, daha açık olarak asıl talep üzerinde karar vermek
için toplanan mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği
hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Usulü
Kanunu’nun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine iliꢀkin karar nihaidir ve
temyize konu olamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca yargılama esnasında sunulan
yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır. Taraflar, duruꢀma
sırasında muhtemelen dinlenmemektedir ve itirazlarını sunma imkanına sahip değillerdir
(sözü edilen Balkan).
4