CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
TUNÇ -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:20400/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
21 ubat 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (20400/03) no’lu davanın nedeni (T.C.  
vatandaı) Mehmet Hüsni Tunç’un (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Haziran  
2003 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Batman Barosu avukatlarından S. Toğluk ve C. Konakçı tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran, 1963 doğumludur ve Batman’da ikamet etmektedir.  
9 Haziran 1999 tarihinde, Batman’da Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açı olan bavuranın  
arızalı kıyma makinesi kullanırken orta parmağı kopmutur.  
24 Ocak 2002 tarihinde, bir avukat tarafından temsil edilen bavuran, ikazası nedeniyle,  
Batman Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Milli Eğitim Bakanlığı hakkında tazminat davası  
açmıtır. Bavuran ayrıca geliri olmadığından dolayı da adli yardım talebinde bulunmutur.  
Hükümet’e göre, hakim, bavuranın ekonomik ve sosyal durumu hakkında yürütülen  
soruturmayı beklerken, geçici olarak bavuranın adli yardım talebini kabul etmitir.  
8 ubat 2002 tarihinde, bavuranın sosyal ve ekonomik durumu hakkında yürütülen  
soruturma raporu, bavuranın ev sahibi olduğunu, evli ve altı çocuk babası olduğunu,  
ihtiyaçlarını kendi imkanları ile sağladığını, ancak, hiçbir gelirinin olmadığını göstermitir.  
Dosyada aynı zamanda muhtarlıktan tarafından verilen fakirlik belgesi de bulunmaktadır.  
27 Aralık 2002 tarihli durumada, mahkemenin oluumunda değiiklik olması nedeniyle  
önceki tutanaklar okunmutur; mahkeme, bavuranın sosyal ve ekonomik durumu hakkında  
yürütülen soruturma temelinde bavurana adli yardım yapılması kararını iptal etmitir.  
23 Ocak 2003 tarihli bir karar ile Batman Đl Đdare Kurulu, bu bağlamda yürütülen  
soruturmanın ardından ve bavuranın mali durumunu göz önüne alarak, bavuranın yoksul  
olduğuna karar vermitir.  
28 ubat 2003 tarihli durumada, bavuran, mahkemeye Đl Đdare Kurulu’nun kararını sunmuꢀ  
ve mahkemeden, kendisine adli yardım yapılmasını reddeden kararını yeniden incelemesini  
talep etmitir. Mahkeme, gerekçe göstermeksizin bavuranın talebini reddetmive  
bavuranın, yargılama masraflarına tekabül eden 405.000.000 TL’yi (yaklaık 239 Euro)  
ödemesine karar vermitir.  
18 Nisan 2003 tarihli bir karar ile Batman Asliye Hukuk Mahkemesi, bavuranın, açıklanan  
masrafları ödemediğini tespit etmive bavuranın dava dilekçesini reddetmitir. Bu karar, 8  
Nisan 2004 tarihinde kesin hüküm haline gelmitir.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, adli yardım talebinin Batman Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından reddedilmesinin  
AĐHS’nin 6/1. maddesince öngörülen mahkemeye eriim hakkını ihlal ettiğini ileri  
sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, bavuranın, 18 Nisan 2003 tarihli Batman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararına  
Yargıtay nezdinde itiraz etmemesi nedeniyle iç hukuk yolları tüketilmediğinden  
kabuledilemezliğe dair itirazını sunmutur.  
AĐHM, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 469. maddesi uyarınca, adli yardım  
yapılması ya da yapılmaması kararının nihai olduğunu tespit etmektedir. O halde AĐHM,  
bavuranın temyize bavuracak durumda olmadığını belirtmektedir. Bu durumda AĐHM,  
Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Hükümet, hakimin, adli yardım yapılmasına karar vermesi yönünde bir zorunluluğun  
bulunmadığını hatırlatmaktadır. Hakim, bavuranın sağlık durumu gibi kanıt unsurlarını ve  
dosyada bulunan diğer unsurları incelemesinin ardından, kararını vermektedir. Hükümet,  
bavuranın adli yardım talebinin reddedilmesinin, bavuranın mahkemeye eriim hakkını ihlal  
etmediğini belirtmektedir. Hükümet’e göre, bavuran, yaralanmasının sorumluları hakkında  
ceza davası açma imkanına da sahipti. Bu durumda, bavuran, yargılama masraflarından  
sorumlu tutulmazdı.  
Hükümet, ayrıca hiçbir ücret almadan bir kiiye yardımda bulunan her avukatın bu durumdan  
Baro’yu bilgilendirmesi gerektiğini ancak mevcut davada böyle bir durumun sözkonusu  
olmadığını belirtmektedir. Hükümet, bu durumdan, bavuranın avukatlık ücretini ödemek için  
yeterli geliri olduğu o halde bavuranın mahkeme masraflarını da ödeyebildiği sonucuna  
ulamaktadır. Son olarak Hükümet, AĐHM, yerleik içtihadı uyarınca davacının yoksulluğunu  
kanıtlaması gerektiğini belirtmektedir. Hükümet’e göre, muhtar tarafından verilen fakirlik  
belgesi yeterli değildir.  
Bavuran, Hükümet’in argümanlarına itiraz etmekte ve iddialarını yinelemektedir.  
AĐHM, mahkemeye eriim hakkının mutlak olmadığını ve zımnen kabul edilmibazı  
sınırlamalara tabi olabileceğini zira eriim hakkının doğası gereği, devlet tarafından bir  
düzenleme gerektirdiğini hatırlatmaktadır. AĐHS’nin 6/1. maddesi davacıların medeni hak ve  
yükümlülüklerine ilikin kararlar hakkında mahkemeye eriim hakkını etkin bir biçimde  
güvence altına almakta ise de bu hususta kullanılacak araçların seçimini devlete bırakır.  
Ancak, Sözlemeye taraf olan devletler, bu konuda belli bir takdir payına sahip olsalar da  
AĐHS’nin gereklerine riayet edilip edilmediğine dair son karar AĐHM’ye aittir (Airey-Đrlanda,  
3
9 Ekim 1979 tarihli karar ve Z ve diğerleri-Birleik Krallık, bavuru no: 29392/95).  
Mahkemeye eriim hakkı, davacının mahkemeye eriim hakkının özüne halel getirecek  
ekilde ve düzeyde sınırlandırılamaz. Mahkemeye eriim hakkına getirilen kısıtlama, meru  
bir amaç taıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantılılık ilikisi mevcut  
olduğu sürece, AĐHS’nin 6/1. maddesine uygun düer (Bellet-Fransa, 4 Aralık 1995 tarihli  
karar).  
Sözkonusu sınırlama maddi nitelikli olabilir (Kreuz-Polonya, bavuru no: 28249/95). AĐHM,  
sadece adaletin iyi ekilde tecelli etmesi menfaatinin, bir kiinin mahkemeye eriim hakkına  
maddi kısıtlamalar getirilmesini haklı kılabileceğini hiçbir zaman göz ardı etmemitir  
(Tolstoy-Miloslavsky- Birleik Krallık, 13 Temmuz 1995 tarihli karar). Hukuk mahkemelerine  
yapılan taleplere ilikin masrafların ödenmesinin istenmesi, AĐHS’nin 6/1. maddesi anlamında  
mahkemeye eriim hakkının sınırlaması olarak kabul edilemez (Kreuz ve sözü edilen Mehmet  
ve Suna Yiğit).  
Bununla birlikte, bavuranın ödeme gücü dahil, bir davanın özel koulları ıığında  
değerlendirilen masrafların tutarı ve sözkonusu sınırlamayı gerektiren yargılama safhası,  
ilgilinin, mahkemeye eriim hakkından yararlanıp yararlanmadığının ve “davasının bir  
mahkeme tarafından görülüp görülmediğinin” belirlenmesinde dikkate alınacak etkenlerdir  
(Kreuz, Weissman ve diğerleri- Romanya, bavuru no: 63945/00, Iorga-Romanya, bavuru no:  
4227/02, 25 Ocak 2007 ve Bakan).  
Mevcut davada AĐHM, ilk bata hakimin, bavuranın durumunun incelenmesi kaydıyla  
bavurana geçici olarak adli yardım yapılmasını kabul ettiğini gözlemlemektedir. Bu karar,  
yetkili mahkeme tarafından bavuranın davasının incelenmesi ile sonuçlanmıtır. Ancak ikinci  
aamada, yargılama masraflarının ödenmemesi, Asliye Hukuk Mahkemesi’ni bavuranın  
talebinin kabul edilmez olduğu yönünde düünmeye sevk etmitir. Böylece ilk derece  
mahkemesi önündeki yargılamanın ilk safhasına kısıtlama getirilmektedir. AĐHM, asgari  
ücret, 181 Euro civarında iken açıklanan yargılama masraflarının tutarının 239 Euro olduğunu  
not etmektedir. Dosyada bulunan unsurlara göre, bavuranın herhangi bir geçim kaynağı  
mevcut değildi.  
AĐHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım  
yapmak istemesinin meru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Bununla birlikte, Hükümet’in  
savunduğunun aksine, dava olaylarından, Batman Đl Đdare Kurulu’nun, bavuranın mali  
durumunu ve bu bağlamda yürütülen soruturmayı göz önüne alarak, bavuranın yoksul  
olduğuna karar verdiği sonucu çıkmaktadır. Batman Đl Đdare Kurulu kararından, bavuranın  
yoksul olduğu sonucu çıkmasına rağmen bavuranın adli yardım talebinin reddinin hiçbir  
ekilde gerekçelendirilmediğini tespit etmek gerekmektedir. Bu bağlamda AĐHM, Türk  
yasama erki tarafından yürürlüğe konan adli yardım sisteminin, yargılanabilir kiileri  
keyfilikten koruyacak nitelikte yargılamaya ilikin gerekli tüm güvenceleri sunmadığını  
belirtmektedir. Bu görevin adli makamlara, daha açık olarak asıl talep üzerinde karar vermek  
için toplanan mahkemeye tevdi edildiği doğruysa da Türk hukuku, talebin yerindeliği  
hususunda mahkemelerin takdirine itiraz imkanı sunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Usulü  
Kanunu’nun 469. maddesinin hükümlerine göre, adli yardım talebine ilikin karar nihaidir ve  
temyize konu olamaz. Bu nedenle, adli yardım talebi taraflarca yargılama esnasında sunulan  
yazılı belgeler temelinde yapılan tek bir incelemenin konusu olmaktadır. Taraflar, duruma  
sırasında muhtemelen dinlenmemektedir ve itirazlarını sunma imkanına sahip değillerdir  
(sözü edilen Balkan).  
4
Bu durumda AĐHM, adli yardım talebinin reddinin, bavuranı, davasının bir mahkeme  
tarafından görülmesi imkanından tamamen yoksun bıraktığını tespit etmektedir.  
Dava koullarının tamamını dikkate alarak AĐHM, bavuranın, Batman Asliye Hukuk  
Mahkemesi nezdinde, somut ve etkili bir ekilde mahkemeye eriim hakkından  
yararlanamadığı sonucuna varmıtır. Böylece Devlet, AĐHS’nin 6/1. maddesinin gereklerine  
uygun olarak mahkemeye eriim hakkını düzenleme yükümlülüklerini yerine getirmemitir ve  
bu alanda kendisine tanınan takdir payını atır.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran, AĐHS’nin 6/1. maddesi kapsamındaki ikayetini sunmak için iç hukukta bavuru  
yolunun bulunmadığını ileri sürmektedir. Bavuran, AĐHS’nin 13. maddesine atıfta  
bulunmaktadır.  
Hükümet, bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin, yukarıda geçen ikayetle ilgili olduğunu ve kabuledilebilir  
nitelikte olduğunu belirtmektedir.  
AĐHS’nin 6/1. maddesi ile ilgili tespiti göz önüne alarak AĐHM, mevcut davada ihlal edilmiꢀ  
olsa dahi sözkonusu hükmün ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir (Bakan ve  
Mehmet ve Suna Yiğit).  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASU HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zararlar için hiçbir talepte bulunmamıtır. Bu  
nedenle AĐHM, bavurana bu bağlamda ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.  
AĐHS’nin 6/1. maddesine aykırı olarak, adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle bir  
bavuranın, mahkemeye eriim hakkından yararlanmadığı sonucuna ulağında, AĐHM, tespit  
edilen ihlalin telafi edilmesi için prensip olarak en uygun yolun, ilgilinin isteği üzerine, yeni  
bir dava açılması ya da yargılamanın yeniden yapılması olacağı kanaatindedir (Mehmet ve  
Suna Yiğit).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri  
için 3.443,50 YTL talep etmektedir. Bavuran, avukatlık ücret sözlemesini, ücret makbuzunu  
ve çeviri masraflarının bir suretini belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini  
gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut  
5
davada, sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AĐHM, tüm  
masraflar için bavurana 1.500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AĐHS’nin 13. maddesi kapsamında yapılan ikayetin ayrı olarak incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından bavurana yargılama  
masraf ve giderleri için 1.500 Euro (bin beyüz Euro) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 21 ubat 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6